| |
|
|
Sırtımızdan
geçinenler var. Tepemize basıp, gezinenler... Kendi kurdukları düzende,
kendi seslerini duyurdukları çığırtkanları var. Radyoları, televizyonları,
gazeteleri var...
Bir avuç insanız...
Sesini çıkartmak isteyen... Kokuşmuşluktan bıkan ve başkaldıran...
Tepkisi olan ve tepkisini dile getiren...
Yazarın dediği gibi;
Kollarımızı iki yana
açmak istiyoruz, kuşlar gibi özgür... Nara atıp havaya sıçramak,
yere düşerken heybetli olmak, ama karıncayı bile incitmemek istiyoruz...
Tıpkı, HARMANDALI gibi...
Hiçbir şey yapamayacaksak
bile, söyleyecek sözümüz var.
Sesimiz, gökyüzünde yankılansın...
Son Eklenen Yazılar:
Ayna dediğin şey bir cam parçası, tek farkı arkasındaki sır. Gabar koynunda uyutmayı sever oraya giden çocukları… Uyutup bir daha uyanmasınlar diye kendi yanık türkülerini fısıldar kulaklarına… Kel başı, yüksek boyuyla masalların korkulu devlerine benzer...
Bir senfoni dinledim. Kocaman bir orkestranın; birçok farklı enstrümanın ve onlarca virtüözün, farklılıklarına rağmen nasıl olup da mükemmel bir ses çıkarabildiğini gördüm...
Üşüyor musun? Dışarıdaki ağacın duvara vuran gölgesinden mi korktun? Sivrisineğin biri, bütün dalış denemelerini kulağına doğru mu yapıyor? E ört üstünü rahat uyu... Dışarıda olan bitenler, başkalarına ait acılar seni rahatsız mı ediyor?...
Farklı düşünen herkes gibi ben de üzerime alındım. Gel gör ki gitmem, gidemem. Bu toprağın altında ve üstünde bağlarım var benim. Her gün mesai saatimi fiilen, günümün tamamını beynen bu ülke için harcıyorum...
“Kemalizmin ulusalcılık ilkesi, batının önde gelen ülkelerinde görülen vatanseverlik yani patriotism kavramı ile açıklanabilir. Çünkü patriotism sınırları belirlenmiş bir ülkede, emperyalizme karşı ülkeyi ve halkı savunmak anlamında...
Oturup uzun uzun düşmüş Sakarya ile Galatasaray'ın seyircisiz oynadıkları maçı analiz edecek değilim. Maçı bahane edip, fırsat bulmuşken Galatasaray ile ilgili başka konulara temas edelim...
Yunanistan deplasmanından alınabilecek en mutlu skoru alan takıma da, teknik kadroya da, emeği geçen herkese de sonsuz teşekkürler. Moral çöküntü yaşayan ülkemiz futbolunu kendine getirecek bir sonuç oldu...
Bir laftır gidiyor, "Pozitif ayrımcılık". Yapılması gereken alanları çok iyi analiz etmek gerekli, özellikle bu ülkede. Kime yapılmalıdır pozitif ayrımcılık? "Acz içinde bulunanlara"...
Sadece Kanaltürk'te yayınlanmayı başarabilen “Tehlikenin farkında mısınız?” ilanını görebildiniz mi? Bir gruba ait olmayan tek gazetenin memleketin gidişatı hakkındaki kaygılarını uyuyan çoğunlukla paylaşma arzusunun nesnel yansımasının, bir gruba ait olmayan...
Galatasaray'da ilk yarıdaki birçok puan kaybının nedeni olan motivasyonsuzluk ve enerji eksikliği, ikinci yarının ilk maçında da aynen kendini göstermeye devam etti. Bunun, biz dışarıdakiler olarak sebebini asla anlayamayacağımız faktörleri var muhakkak ancak...
Şükür Allah'a, futbola hasretimiz sona erdi. Turkcell Süper Lig'imizin ikinci devresi, vatana, millete hayırlı, uğurlu olsun. Ve ikinci yarının açılış maçı, benim açımdan performansını en çok merak ettiğim takımlardan biri olan Erciyesspor ile lider...
O yerde yüzü koyun yatan adamın üzerine örtülen içindeki beyaz güvercinin sadece beyazı kalmış kağıt, tüm vücudunu kaplamaya yetmemiş, altı delik kahverengi ayakkabıları dışarıda kalmıştı... İnsanlar ölünce ruhları bedenlerinden ayrılır hemen... Ama onun ruhu henüz...
Katili görmüş olmalısınız. Tabii onu azmettiren ağır abiyi de. Ve bir de ağır abinin feyiz aldığı üniversiteli fikir insanını. Dikkat ettiniz mi, onlar da sizin benim gibi insanlar... Halbuki aklımız almıyor değil mi...
Yanlış yerde olduğunu düşünenler sağ ellerini havaya kaldırsın. Şimdi de orada olmak mecburiyetinde olanlar sol ellerini... Teslim oldunuz... Kaç kişiyiz? Olmak istediğiyle olduğu, yapmak istediği ile yapmak zorunda olduğu arasındaki uçurumu dolduran kaç kişi...
Çok zamandır türkücülerin senfoni orkestrası ile konser projelerini duyar olmuştuk. Geleneksel enstrümanlarla klasik müzik parçalarının icrası da benzer bir muhabbetti sanırım. Birileri bunu başarmış. Erkan Oğur, Okay Temiz albüme emeği geçen tanıdık isimlerden...
Çok üzülüyorum. Susuzluktan imalat durmuş Gebze'de. Siz musluğu açınca rahatça yıkayabiliyor musunuz ellerinizi? Ben fotoselli musluk muamelesi yapmaya başladım. Ama kaç kişi farkında durumun?...
Maçın başlamasına yakın Ali Sami Yen tribünlerine bakınca alışık olduğumuzdan çok daha az seyirci olduğunu görmüş, şaşırmış, kızmış, üzülmüştüm. Federasyonun kargaları güldürecek kıvamdaki sezon planlaması neticesinde tıpkı sahadaki futbolcular gibi...
Malum, Galatasaray maçlarını yazıyoruz. Haliyle de yazılarımızda ağırlıklı kısmı Galatasaray analizleri alıyor. Ama bu kanun değil, kural değil. Hele hele bugün izlediğim Bursaspor gibi bir rakip varsa karşıda, bizim de sevdamız hepsinden öte futbol oyununa ise...
Kusura bakmazsanız bugün sizlere gazı kaçmış Liverpool maçında alınan galibiyetle ilgili bir yazı yazmayacağım. Bu alınan galibiyeti küçümsediğim ya da önemsemediğimden dolayı yaptığım bir tercih değil. Maçın önüne çıkan öyle bir konu var ki, üzerinde durmamak mümkün değil...
Tıpkı 3 İstanbullu arasında bu sezon oynanan diğer derbiler gibi, bu maçta da istatistikler ve psikoloji galibiyete yakın olan taraf olarak maçtan önce kimi gösteriyorsa, kazanan o oldu. Yani sürpriz olmadı. Geçmişte oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının bir kopyasını daha...
Bir topluluğa ait olmadan da güçlü olunabilir mi? Misal taraftarı olmadığınız iki takımın çok iyi oynadığı bir maçı seyrederken zevk almaz mısınız? Hele ki kendiniz nitelikli ve köklü bir geçmişi olan kalabalık bir topluluksanız...
Şampiyonlar Ligi'nde oynamanın güzel tarafları olduğu gibi, eziyetli tarafları da var. En eziyetli kısmı da iddianızı kaybettikten sonra başlıyor. Siz boş verin UEFA şansını falan, Galatasaray için Şampiyonlar Ligi, PSV'ye İstanbul'da kaybedilen maçla birlikte “eziyet” hüviyetine büründü...
Şehirlerarası seyahatler sebebiyle biri (Rize'de olan) izlenmiş ancak yorumu yazılamamış, diğeri izlenememiş (Karşıyaka) ve doğal olarak yorumlanamamış son iki maçta alınan sonuçlar Galatasaraylıları memnun etmemişti. Buna karşın haftanın son maçını oynamanın avantajı...
Birdenbire başımıza gelen şeylere hazırlıksızlığımızın çaresizliğinde yakalanıverir, ne hissedeceğimizi bilemeyiz. Ama uzun uzadıya hazırlanıyorsak başımıza geleceklere eskir ya pekişir hissedilecekler. Ecevit 172 gündür komadaydı...
* Markalaşma ve Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Hülya Avşar bir televizyon kanalına Türkiye'nin ekonomi gündemiyle ilgili yaptığı açıklamada "Rakamlarla işlerin yolunda gittiğini ancak yakında ekonominin gerçek yüzünün ortaya çıkacağını belirterek...
Kana kan, dişe dişi duymuştum da "tecavüze tecavüzü" bilmiyordum ne yalan söyleyeyim. İşe bakar mısınız: Adamın kızı kaçırılıyor, tecavüze uğruyor. O da gidip karşı tarafın kızını kaçırıp tecavüz ediyor! Hem de çocuk yaşta bu kaçırdıkları. Hem de "mağdur" tarafın...
Ligde arzuladığı yerin çok gerisinde kalan Galatasaray için hem özgüven, hem moral kazanılabilecek bir maçtı PSV maçı. İlk 3'te 2 geride kaldığında da bu özgüvenin belirtileri iyiden iyiye hissediliyordu. Ta ki yenen ilk komik gole kadar...
Dün yeni bir ceza kanunu yürürlüğe girdi. Artık Çevre suçları da "bir aydan beş yıla kadar hapis cezası" ile değerlendirilecek. Bu arada bağrımıza gömülen variller gömüldükleri yerden içimize sızmaya ve sorumluları ağır!!!! para cezalarıyla tedavi masraflarımızı...
Hani derin devlet var ya... İşte benim de bir derin medyam var. Yani ben bazen böyle olduğunu hissederim. Gazetede okuduğum bir haber, tvde söyleşi programlarında duyduğum birkaç yorum. Birden irkilirim. Kulaklarım dikilir. Çünkü derin medyayla karşılaştığımı anlarım...
Macaristan maçı öncesi aday kadro, aralarında bizim de bulunduğumuz isimler tarafından bir "Fatih Terim takımı" için Türkiye şartlarında ağır denilebilecek ölçüde eleştirilmişti. Fatih Terim son derece deneyimli bir teknik adam ve onun oluşan bu eleştiri iklimini...
Yaralı parmağa işemez hale gelmiş, bencillik gelişmişliktir zanneden halkımızın, ramazan ayında bir miktar yardımlaşır, etrafına bakar olmasından ben hiç rahatsız değilim. Ben bu ay böyle bir farklılık hissediyorum, bu yüzden de şirket sahiplerinin niyetinin...
Türkiye'de yaşayıp da kayıt dışı ekonomiden söz edildiğini duymayan yoktur büyük ihtimalle. Anlaşılan o ki, devleti yönetenler henüz yeni tanışmışlar kayıt dışı ekonomiyle. Dört yıldır iş başında olan hükümetin kabinesindeki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı...
Nedense ayağımın altında siyah beyaz karolar görmeye başladım. Bastığım her yer siyah beyaz. Bir taraftan atın huzursuz kişnemeleri, bir taraftan filin tepinmeleri diğer tarafta kalenin serin tavrı ile karşı karşıyayım. Hep bir adım sonrasını düşünmeyi düstur edinmişken kendime...
Maçta 70'li dakikalar oynanıyor ve takım 1-0 geriden maçı 3-1'e getirmiş. Tribünler maçı ve takımı bırakıyor, Hakan Şükür tezahüratlarına başlıyor. Dakika 75, hoca, sahada gerçekten tel tel dökülen ve yorgunluğu her halinden belli Hakan Şükür yerine...
Merakla beklediğim, A milli takımımızın Macaristan ve Moldova ile oynayacağı karşılaşmalarda forma giyecek oyuncuların yer aldığı aday kadro, dün itibariyle Fatih Terim tarafından açıklandı. Söyleyeceğimizi baştan söyleyelim, hoş biliyoruz ki söz konusu Fatih Terim olunca...
Din konusu, netameli konu. Pek tartışmaya gelmez. Esasen tartışılacak bir tarafı da yoktur zaten. Herkesin dini kendisine, kimi ilgilendirir? Bununla birlikte, ticaret erbabı politikacılarımızın, politikalarını din bezirganlığı üzerine kurmaları yüzünden...
Olup bitenler tedirginlik verici değil mi? Linçler, linci onaylar nitelikte yetkili demeçleri, başka bir yerde açık linç çağrısı. Ve korkan insanlar. Kendi mahkemesine gitmekten tedirginlik duyduğunu söyleyen yazarlar. Bunun üzerine barbarlık üstüne yazılar yazan "köşe kadıları"...
Maç kaybedersiniz, futbolun doğasında vardır. Ama öyle bir hata yaparsınız ki, maçtan çok daha önemli bir şey kaybedersiniz, oyuncunuzu. Gazetelerde bu maç üzerine yayınlanan hiçbir yorumu okumadan söylüyorum; her kim Gerets'i Ferhat'ı ilk 11 oynattı diye eleştiriyorsa...
Dünkü maçı izleyen yabancı bir göze sahadaki iki takımın 103 ve 101 yıllık Türkiye'nin efsane kulüplerinin her daim şampiyonluğa oynayan futbol takımları olduğunu söyleseniz, iki farklı tepki verebilirdi. Muhtemel ilk tepki; “Hadi canım, dalga mı geçiyorsunuz?”...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi dediğiniz, devasa bir yapı. Hem emrindeki bütçeler hem kadrolar ve hem de ülkenin en büyük şehrinin yönetiminden sorumlu olması sebebiyle. Şimdiki tüccar başbakanın zamanında yaygınlaştırılan bir yöntemle...
Memur maaşlarıyla ilgili pazarlıkları izlemişsinizdir. Konunun yorumluk pek bir tarafı yok aslında. Al takke ver külah, yüzde 3'ten 4'ten yukarı çıkılamadı bir türlü. Sanki, yeryüzünün en zengin, işçisi memuru refah içinde yaşayan...
Hazır tatile gidip gelmişken, adettendir, bir tatil yazısı yazmadan olmaz. Malum, artık kalemi kağıdı olan herkes, ne yaptı ne ettiyse ondan bahsediyor. Son yıllarda moda olduğu üzere, ki bu sezon daha popüler olduğunu sanıyorum, "mavi yolculuk" hevesine kapıldık...
Koş vatandaş koooşşşş. Kredi kartına on ay taksitle üçüncü sayfa haberlerinde yerini al. Aileler için özel indirim vaaarrrr. Bir Baretta alana bir Kırıkkale bedavaaaaa. Glock'larda özel indirim Bonus olarak susturucusu yanında bedavaaaaa...
Sonuna kadar okuyup bitiremediğim az sayıda metnin birinden söz etmek istiyorum. Marksist İktisat web sitesinde yer alan Alan Woods imzalı “Marksizm ve Din” başlıklı makale. Zahmet edip sonuna gelinememiş bir yazıya eleştiri yazıyor olmaktan dolayı özür diliyor...
Önyargı gerçekten tehlikeli bir şey. Zaman zaman bunu kafama dank eder biçimde anlasam/yaşasam da, kısa sürede unutup tekrar aynı yanılgıya düşmüyor değilim. Son örneği bir konserde yaşadım. Kız arkadaşlarla kakara kikiri yaparız...
Ne güzel hayal gerçekten... Sebebi farklı amacı aynı insanlar aynı amaca kilitlenip güzel bir dünya için mücadele etsinler... Peki bu sebebi farklı grupların mücadele yöntemleri nasıl olur? Aynı görünen “güzel bir dünya” amacı farklıların kafasında nasıl birbirinden farklı...
Duyduk duymadık demeyiiinnnnn. Karadenizde artan kanser vak’alarının Çernobil’deki patlamayla ilgisi yokmuş. Bakan'ım öyle diyor. Yani bütün dünyanın bildiği, kanıtladığı, belgelediği ve bilimsel olan bir gerçeği inkar ediyoruz...
Bir fikrim var... Hem tekstil sektörünü canlandıracak, hem de magazin denen ne idüğü belirsiz laylaylomun bir işe yaramasını sağlayacak. Şöyle ki: Vatanı milleti derinden etkilemesi gereken gerçekten önemli haberleri...
Düne kadar Hizbullah dendiğinde aklımıza gelen sarıklı cübbeli intihar bombacıları yerini kendi Kurtuluş Savaşlarının kahramanları görüntüsüne bıraktılar. "Din afyondur" diyen sosyalistlerle neredeyse aynı çizgi üzerinde durarak aynı düşmana karşı savaşıyorlar....
Geçen hafta, başka hiç işimiz gücümüz kalmamış gibi, Merkez Bankamızın değerli çalışanları görevlerini nerede ifa etsinler diye kafa patlattık. Gerçi bu sefer, gündemi bu mühim (!) konuyla işgal etme fikri ne toplumdan, ne medyadan geldi...
11.08.2006 tarihli Milliyet Gazetesi beyanınca; ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mc Cormack demiş ki "Kendimizi PKK ile mücadeleye adadık. Üzerinde çok çalıştığımız konu Irak, ABD ve Türkiye'nin katılımıyla oluşan üçlü mekanizmanın bütün problemleri çözmesi...
Dönüp gelmek zorunda olmak şehre nasıl da buruk bir duygu. Sanki kalbinin yarısı orda kaldı... O ay ışıklı sahilde, o kırmızı japon fenerinde, uçsuz bucaksız turkuaz denizde, sahildeki kızların uçuşan tiril tiril eteklerinde... En acısı da...
Yılmaz Erdoğan'ın, yanılmıyorsam "Bana Bir Şeyhler Oluyor" isimli oyunundaydı. Bir banka soyguncusuyla, bankasına el koyulan eski bir banka patronu hapiste volta atıyorlar. Hırsız, eski banka patronuna soruyor: “Ağabey ben şimdi şurayı anlamadım...
|
|
|