TUHAFLIK

Yılmaz Erdoğan'ın, yanılmıyorsam “Bana Bir Şeyhler Oluyor” isimli oyunundaydı. Bir banka soyguncusuyla, bankasına el koyulan eski bir banka patronu hapiste volta atıyorlar. Hırsız, eski banka patronuna soruyor: “Ağabey ben şimdi şurayı anlamadım. Hadi ben başkasının bankasını soyduğum için düştüm buraya, sen kendi bankanı niye soydun?”

Bütün salon, uzunca süre güldük bu espriye. Ama ne o zaman ne de ondan sonra geçen süre boyunca, anlamadık patronların kendi bankalarını niye soyduğunu.

Etibank, Egebank, Sümerbank, Pamukbank, Kentbank, Yurtbank, Toprakbank, İmar Bankası, İnterbank, İktisat Bankası, Bank Kapital, Bayındırbank... Anlı şanlı işadamlarının (!) irili ufaklı bankalarıydı bunlar ve devlet el koydu.

Devletin el koyma gerekçesi, bankaların, topladığı mevduatları kredi olarak dağıtmak yerine, geri dönmeyecek şekilde banka sahiplerinin şirketlerine kullandırmasıydı. Ve ülkemizin bankacılık tarihinde oluşan literatüre göre, bu yapılana “hortumlama”, bankasını hortumlayan patrona da “hortumcu” denildi.

Haliyle, devletin bu hortumcuları cezalandırması ve hortumlanan paraları da kurtarması gerekiyordu değil mi? Yoksa durduk yerde onca bankaya neden el konulsun ki?

Peki ne oldu? Kim cezalandırıldı? Mesela İnterbank'ı hortumlayan Cavit Çağlar ne kadar ceza aldı? Ben söyleyeyim. Dolandırıcılıktan 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırılmış, yeni TCK, “etkin pişmanlık halinde dolandırıcılık suçu işleyenlerin hapis cezalarını ortadan kaldırınca cezadan kurtuluvermiş. Peki mesela Etibank'ı soyan Dinç Bilgin'in akıbeti ne olmuş? 14 yıl hapis ve yaklaşık 500 milyon YTL para cezası almış ancak karar Yargıtay tarafından bozulmuş. Ya diğerleri? Karamehmet, Erol Aksoy, Kamuran Çörtük'ün davaları hala sürüyor, bu arada işadamlığı (!) faaliyetlerine de devam ediyorlar. Hayyam Garipoğlu, Kemal Uzan, Yavuz Uzan ve Hakan Uzan aranıyor fakat bulunamıyorlar.

En son geçen hafta Toprakbank'ın hortumcusu Halis Toprak'la ilgili haberler yansıdı gazetelere. Zamanaşımı nedeniyle hakkındaki zimmet davası düşürülmüş. Hayırlı olsun.

Ben bu olanlara çok şaşırmadım açıkçası. Esas tuhaflık Toprak'la ilgili haber çıktıktan sonra yaşandı.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, bir koşu gazetelere demeç verip, duruma isyan ettiğini bildirdi. Adalet Bakanı'nın isyan etme sebebi, dosyaların kendilerine güneş battıktan sonra getiriliyor oluşuymuş. Dikkat buyurunuz lütfen, adaletle ilgili bir konuda, Adalet Bakanı isyan ediyor.

Güneş batana kadar ne yaptınız peki sayın bakan? Dosyaları size getirecek olan mekanizmalar da yine sizin hükümetinize bağlı değil mi? Emniyet, iç işleri başka bir devlete mi ait? Neden getirtmediniz dosyaları? Adalet Bakanlığı isyan etme makamı mıdır? Peki adalet işleriyle kim ilgilenecek?

Bu işte bir tuhaflık var.

Patronlar kendi bankalarını soydu. Devlet soyulmuş bankalara el koydu, ama soyanlara bir şey yapamıyor.

Bu işte bir tuhaflık var.

Bu yazı, 04.08.2006 tarihli Haber MANŞET Gazetesi'nde de yayımlanmıştır.

04.08.2006
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1