IMF’YLE EL ELE

IMF'nin yatak odamıza bile karıştığı, ülkemizdeki IMF karşıtlarınca yıllardır tekrarlanan bir tekerlemedir.

Kendi adıma, bu zamana kadar IMF'nin yaptığı herhangi bir açıklamayı, herhangi bir uygulamayı pek yadırgadığımı söyleyemem. Nihayetinde IMF, “Biz bu ülkeyi berbat ettik, borç almaktan iflahımız kesildi, sen gel biraz daha borç ver, sonra ne istersen yaparız.” dediğimiz için geldi. Geldikten sonra, her borç veren gibi alacağının tahsil kabiliyetini artırmak amacıyla hükümetlerimizi yönlendirdi.

Zaten IMF'nin, kendi çıkarlarını öncelikli tutacağı dikkate alındığında, pek de mantıksız politikalar uyguladığı söylenemez. Ülkenin, borç ödemeyi sürdürebilmesi için gereken ne varsa yapılıyor. Bu sırada, ülke vatandaşlarının bir kısmının açlık ve sefalet içinde yaşamlarını sürdürüyor olması IMF için pek de dikkate değer bir konu değil elbet. Savaş zayiatı diyip geçiyorlardır muhtemelen. Önemli olan borcun geri ödenebilmesi.

Bu yüzden, IMF'den ziyade, ülkeyi IMF'lik edecek hükümetleri, istisnasız her seferinde seçip seçip iktidara getiren halkımı suçlarım genellikle.

Öte yandan, IMF'nin asgari ücret ve kıdem tazminatı konularıyla ilgili açıkladığı son görüşler, yatak odasına müdahalede son nokta sanırım.

IMF diyor ki, “aylık net 400 YTL civarında olan asgari ücret yüksektir, düşürülsün.”

IMF, ölçüyor biçiyor ve bakıyor ki, bu asgari ücret böyle yüksek olduğu için işçi çalıştıran işyerlerinin maliyetleri de yüksek. Çünkü işçiye verilen 400 YTL'yle bitmiyor ki, vergi, SSK, işveren payı derken bir asgari ücretlinin maliyeti 1.000 YTL'ye yaklaşıyor. Böyle olunca da firmalar yeterince düşük fiyatlarla üretim yapamıyor, yurt dışındaki firmalarla rekabet edemiyor ve ihracat gelişmediği için ülke kalkınmıyor. (Bunun sonunun nereye vardığını biliyorsunuz, IMF'nin alacağını tahsil etmesi tehlikeye giriyor.)

IMF bu hesapları yaptıktan sonra haliyle çıkıp açıklamayı patlatıyor: “Asgari ücret yüksek, düşürülsün.” Bu arada, asgari ücret denilen paranın ancak bir ev kirası seviyesinde olduğu, asgari geçim haddine yaklaşamadığı gibi, açlık sınırının bile altında kaldığı gibi konular IMF'yi pek ilgilendirmiyor.

Bunlar bir yana, IMF'de çalışan onca insan, firmaların dünya piyasalarında rekabet gücünü artırmak için, asgari ücreti düşürmekten başka bir öneri de geliştiremiyor anlaşılan. Mesela asgari ücrete uygulanan vergiyi düşürmek, vergiyi sadece ücret gelirinden almamak için doğru dürüst vergi düzenlemesi yapmak, ya da mesela eli yüzü düzgün bir sosyal güvenlik sistemi ile hiçbir işe yaramayan SSK'ya yapılan kesintileri azaltmak akıl edilemiyor demek ki.

Böyle olunca insanın aklına, neredeyse ABD'nin bir kamu kuruluşu gibi çalışan IMF'nin, geçen seçim öncesi ABD'ye gidip icazet aldığı çarşaf çarşaf haber olan AKP hükümetini desteklemek için bu açıklamaları yaptığı gibi kışkırtıcı fikirler gelmiyor değil hani.

Şurada seçimlere bir yıl kalmışken, IMF'ye esaslı (!) bir karşı duruş sergilermiş gibi yapıp, seçmen gözünde itibar tazelense (nitekim aynı gün hükümetin “Aa, olur mu öyle şey?” türünden açıklaması geldi.), öte yandan bir punduna getirip kıdem tazminatını kaldırabilmek amacıyla, konu yeniden gündeme taşınsa ve gelecekteki olası uygulamalara zemin hazırlansa fena mı olur?

Bu yazı, 14.07.2006 tarihli Haber MANŞET Gazetesi'nde de yayımlanmıştır.

14.07.2006
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1