SATRANÇ vs GO
Nedense ayağımın altında siyah beyaz karolar görmeye başladım. Bastığım her yer siyah beyaz. Bir taraftan atın huzursuz kişnemeleri, bir taraftan filin tepinmeleri diğer tarafta kalenin serin tavrı ile karşı karşıyayım. Hep bir adım sonrasını düşünmeyi düstur edinmişken kendime şimdi bu kareli platformda birkaç hamle sonrasında ne olacağımı merak etmeye başladım.
Dün Şah'ın hamlesini ayakta alkışlamıştım. Ama vezir-i azam bugün o hamleye ket vuracak bir şeyler söylemiş yine aklı sıra. "Aman At'ın da bugünkü hamlesine kanmayın kale sapasağlam ayakta." diye. Diğer tarafta tepişen fillerin altında ezilen çimlerden olduğumuzla kalacağımızdan hiç şüphem olmasa da piyon olmak ağrıma gidiyor a dostlar.
Hani en azından çıkıp şöyle bir iki hamle edeyim, birkaç taşı da ben yerinden oynatayım istiyorum ya, olmuyor olamıyor. Adım üzerimde piyonum.
İlk çıkışta iki hakkım varsa da çıkışı iyi yapamadığımdan bir bir atlayacağım kareleri ve muhtemelen ilk kurbanlardan olacağım.
Biri şunlara go öğretse… Tüccarın oyunu satrancın piyonu değil, felsefenin oyunu go'nun stratejik taşlarından biri olduğum fark edilse?
Olmaz mı?
|