KAYIT DIŞI

Türkiye'de yaşayıp da kayıt dışı ekonomiden söz edildiğini duymayan yoktur büyük ihtimalle. Anlaşılan o ki, devleti yönetenler henüz yeni tanışmışlar kayıt dışı ekonomiyle.

Dört yıldır iş başında olan hükümetin kabinesindeki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, "Kayıt dışı istihdamla mücadele (KADİM)" adı altında bir proje başlatmış ve bu projeyle ilgili de bir genelge yayımlamış.

Bu kısmı gayet olumlu aslında. Biraz geç de olsa, hükümetin bir birimi, dayanamayıp, ülkenin sorunlarından birisiyle ilgili harekete geçmiş.

Yalnız söz konusu genelge biraz eğlenceli. Türkiye'nin adını sadece “Gece yarısı Ekspresi (Midnight Express)” filminde duymuş herhangi bir ülkenin öğrencisine, Türkiye Ekonomisi hakkında, karışık olmayan bir dönem ödevi hazırla deseler, bunları söylerdi muhtemelen: “Bu ülkede kayıt dışı var, o yüzden belini doğrultamıyor.”

Önce devlet tarafından resmi olarak açıklanmış bir bilgiyi aktarayım. Genelgeye göre, Türkiye'deki kayıt dışı ekonomi, Gayrisafi milli hasılanın (GSMH) yüzde 50'sinden fazla. Yani devlet diyor ki, bu ülkede vergisi verilerek elde edilen her kazancın, yarısından fazlası kadar, vergisi kaçırılan kazanç var ve ben devlet olarak bu kaçırılan vergiyle ilgili henüz hiçbir şey yapmadım.

Devletin bu resmi itirafından sonra gelelim yine devlet tarafından, "Yahu niye böyle oldu?" sorusuna verilen cevaba. Genelgede, kayıt dışının en önemli sebepleri arasında; enflasyon, gelir dağılımının dengesizliği ve yoksulluk, vergi yapısı ve vergi oranlarının yüksekliği, defter tutma hadleri, yasaların basit ve açık olmaması, sık değişikliğe uğraması, cezaların caydırıcı olmaması, takip edilemeyen kamu alacakları, hukuki boşluklar, istisnalar, muafiyetler ve vatandaşların yasalara güveninin azalması, vergi idaresinin organik yapısı, teknik yapı, personel yapısı ve denetim mekanizması, vergi ahlakı, mükellef psikolojisi ve tarihsel nedenler sıralanıyor.

Şu tarihsel nedenler nedir, eskiden beri vergi vermekten hazzetmeyen bir toplum muyuz bilmiyorum açıkçası. Bir de mükellef psikolojisi denildiğine göre, demek ki bu mükellef kısmı vergi vermeye pek yanaşmıyor ama bu konu bütün mükellefleri kapsadığından alınganlık göstermemize gerek yok. Doğrudan bizim payımıza düşen, bir çeşit ahlaksızlık olduğu anlaşılan vergi ahlakı sorunu. Niye ahlaksız olduğumuzun sebepleri belki ayrıca sıralanabilir ama biz suçumuzu kabul edip bir kenarda oturalım.

Ve fakat sanki, gelir dağılımındaki adaleti sağlaması gereken, yoksulluğu ortadan kaldırması gereken, vergi yapısını, yüksek vergi oranlarını düzeltmesi gereken, defter tutma hadlerini değiştirmesi gereken, yasaları basit, açık ve caydırıcı yapması gereken, denetim mekanizmasını doğru dürüst işletmesi gereken bizatihi devletin ve dolayısıyla devleti yöneten hükümetin kendisi değilmiş gibi, bir bakanlığın çıkıp “Bunlar bunlar yüzünden kayıt dışı ekonomi var, biz de devlet olarak çok mağdur oluyoruz, mesela sadece kayıt dışı çalışanlar yüzünden yıllık brüt 17 milyar YTL kaybımız var.” diye sızlanması ve bu sebepleri ortadan kaldırmak için hiç çaba göstermemesi nasıl bir devlet yönetme anlayışıdır bilinmez.

Son bir nokta daha: Çalışma Bakanlığı'nın bu projesiyle ilgili olarak Başbakan da bir genelge yayımlamış ve kayıt dışıyla mücadeleye destek istemiş. Hükümet, topyekûn kayıt dışı ekonomiyi fark etmiş yani. Gözümüz aydın!

Bu yazı, 06.10.2006 tarihli Haber MANŞET Gazetesi'nde de yayımlanmıştır.

06.10.2006
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1