DİNLE
Bir senfoni dinledim.
Kocaman bir orkestranın; birçok farklı enstrümanın ve onlarca virtüözün, farklılıklarına rağmen nasıl olup da mükemmel bir ses çıkarabildiğini gördüm.
Tek başlarına bambaşka sesler çıkaran her bir çalgının, iyi yazılmış bir eserin içinde işinin ehli bir şef tarafından yönetildiğinde, bütüne nasıl dâhil olduğunu ve o bütünü nasıl tamamladığını gördüm.
Sonra bize baktım.
Her birimizin bambaşka sesler çıkardığına, daha fazla ses çıkarabilmek için nasıl bağırdığımıza.
Birbirimiz için değerimizi kaybedip “diğer”i oluşumuzdaki hızımıza şaşırdım.
“Düşüncelerinden hoşlanmasam bile, onları söyleyebilmen için canımı veririm” diyebildiğimizde başlayacak bizim senfonimiz.
İşte o vakit her birimiz kendi sesini, diğerininkini bastırmadan duyurabileceğini öğrenecek.
Kendi ritmimizi ne zaman duyarsak, o zaman dışarıdakiler de bizi dinleyecek, gücümüze inanacak, yönetilmesi gereken birkaç dağınık ses, yeniden yazılması gereken bir kakofoni olarak görülmeyeceğiz.
|