"MESSİ"SİZLİĞE İSYAN KAPIDA

Bazen teknik direktörler tartışılacağını bilerek bazı tercihler yaparlar. Turnuvanın en saygıdeğer teknik adamlarından biri olan Jose Pekerman da öyle yaptı. Tüm dünya kamuoyunun izlemek için sabırsızlandığı Lionel Messi yerine Saviola’yı sahaya gönderdi. Herkesin kendi fikri vardır mutlaka ama ben de Pekerman’ın bu tercihini yadırgayanlar tarafındayım.

Arjantin: Abbondanzieri- Scaloni, Ayala, Heinze, Sorin- Rodriguez, Mascherano, Cambiasso- Riquelme- Saviolan, Crespo

Meksika: Sanchez- Marquez, Osario, Salcido- Castro, Pardo, Mendez, Morales, Guardado- Fonseca, Borgetti

Güzel bir eşleşmeydi. Bir tarafta turnuvaya renk katan favorilerden biri, öte tarafta ise kupanın en sempatik takımlarından biri. Teknik mevzuları kısa süre için bir kenara bırakalım, Meksika turnuvanın –bence- en şık takımıydı. Nike, gündelik hayat için kullanım imkanı olan formalar konusunda, Adidas ise forma gibi forma konusunda rakipsizler. Dün de her iki takım futbolları yanı sıra şıklıkları ile de akşamımıza renk kattılar.

Yeniden futbol… Pekerman için saygıdeğer dedik ya; futbolculuk-teknik adamlık arasındaki boşluğu taksici olarak değerlendirmiş olması bile bu sıfat için yeter de artar bile. Ama Saviola seçimi ile yanıldığını kendi adıma belirtmeliyim. Aslında Saviola biz CM’ciler için evlat gibidir bir miktar ve birçok CM’ci onu kabullenmediği için Rijkaard’a hala kızgındır. Ama yine de Messi çok başka bir yetenek.

Tuhaf bulabilirsiniz belki ama benim için iyi futbolculuğun ölçütü Hagi’dir. Oyuncuları Hagi’yle karşılaştırmış, birçok yıldız denen adamın yıldızlıkla yakından uzaktan alakası olmadığını düşünmüş biri olarak diyorum ki bu 19 yaşındaki zayıf adam bir süper star. Henüz 19 yaşında olan bu adamın 4, 8 ve 12 yıl (hatta belki 16 yıl) sonraki hallerini öyle merak ediyorum ki. Böylesi özel yeteneklere nazar değmesinden korkmuşumdur hep. Messi de çok zayıf, sakatlık sınırlarında gezip duruyor. Allah nazardan saklasın diyelim ve bu kadar uzattıktan sonra tekrar edelim; sağlamsa Messi ilk 11 oynamalı. Aksi takdirde Messisizliğe global bir isyan kapıda. Duyurulur…

Arjantin’in maça favori başlayacağı cümle alem tarafından biliniyordu. Bu cümle alem içinde Pekerman ve oyuncuları da var, kaçınılmaz olarak. Ve yine kaçınılmaz olarak bu oyuncular üzerinde bir rahatlık hissi yaratıyor, aksi için ne kadar çaba sarf edilirse edilsin. Öte yanda Meksikalı’larda ise bu durum bir motivasyon kaynağı olmuş. Golü buldukları dakikaya kadar nasıl iştahlı oynadıklarını hatırlayın. Sonrasında Arjantin adına gelen tesadüfi beraberlik golü ve uzatmalarda tamamlanabilen bir maç. Rodriguez bir sanat eseri doyumsuzluğundaki golü ile çeyrek final yolunu açarken, Pekerman’ı da ipten alıyordu, tabiri caiz ise.

Meksika’nın golü deyince Rafael Marquez, Marquez deyince bir özel paragraf daha. Turnuvada ilgi, merak, gıpta ve özellikle saygı ile takip ettiğim adamlardan biri de bu Meksikalı. Bundesliga, La Liga, Serie A ve Premier League gibi futbolun kalbinin attığı önemli organizasyonlarda top koşturan birçok oyuncumuz var, oldu. Hatta geçenlerde Yiğiter Uluğ’un Dwight Yorke ile karşılaştırdığı gibi, basketbolun kalbinde de iki çok özel temsilcimiz var. Allah aşkına söyleyin, isimleri büyük bu arkadaşların bir tanesinde şu Rafael Marquez’deki yüreği, içtenliği, kaptanlığı göreniniz var mı? Havalarından yanlarına yaklaşamaz, haklarında iki satır kelam edemezsiniz ama icraata gelince elde var sıfır. Sıkıştığınızda sizi krizden çıkaranı oldu mu? Ama işte Rafael Marquez; stoperse en alası, orta alanda ihtiyaç mı en güzelinden, gol mü kafa ile doksana… Turnuvanın alkışı en fazla hak eden adamlarından biri olan Rafael Marquez’e de saygılarımızla.

Sürekli maçtan kopuyoruz ama, Meksika deyince aklıma bir konu daha geldi. Malum Şampiyonlar Ligi’nin ilk Meksikalısını oynatmak bizlere nasip olmuş, 34 yaşındaki büyük kurtarıcı Sergio Almaguer Galatasaray forması ile arz-ı endam etmişlerdi. Konum Almaguer değil, konum onu Galatasaray’a transfer diye getiren ve halen milli takımda göreve devam eden zihniyet.

Tam da yeri gelmişken; hadi hayırlı olsun, cezamızı da indirmişler. Bayram ediyoruz bu gelişme için, bu cezaları neden aldığımızı sorgulamayı unuttuk bile. Ulusoy federasyonu oybirliği ile hocaya sahip çıktı, hoca 2-2-2-2-2 ile milli takımı şaha kaldırdı, 6 numaraya baskı yapın(!) diye verdiği talimatı değil ben tribünden, Hakan Şükür ve Selçuk (verdikleri röportajlarda) bizzat saha içinden “kırın” diye yanlış(!) anladılar vs. vs. Velhasıl inanmıyorum Terim’in samimiyetine, inanana da şaşıyorum. Hayırlısı olsun…

Nereden nereye geldik yahu… Güzelliklere dönelim biz. Arjantin-Almanya çeyrek finalini izlemek güzel olacak ama bu kupanın finaline yakışırdı bu ikili. Tıpkı 1986 ve 1990’da olduğu gibi. Ve son söz, sol açık arayan kulüplerimize. Meksika milli takımı sol açığı, Atlas takımından Andres Guardado, 1986 doğumlu, 20 yaşında. Duyurulur…

Bu yazı, 25.06.2006 tarihinde www.ntvspor.net'te de yayımlanmıştır.

26.06.2006
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1