| |
|
|
KÜÇÜKTÜM, UFACIKTIM
"Genç, Senin çalışmaktan ya da çalışamamaktan, korkudan feleğin şaşmışken
"Bunlar senin en güzel yılların" diyen insanlar sakın asabını bozmasın. Bunlar senin en
berbat yıllarındır, bir an önce atlatıp hiç değilse yirmilerinin ortalarına gelmeye bak.
Otuzlarına kadar dişini sık. O vakit anlayacaksın zira "gençlik" ne demek. Tam giderken
kuyruğuna yapışacaksın genç olmanın. Ne yana yatsan orana batan iğneli fıçı yıllar içinde
yuvarlanıp gitmek son bulacak. Kendini kabul edeceksin, hayatla boğuşmayı ve barışmayı
öğreneceksin. Ama şimdi..."
Ece Temelkuran / 21.06.2006, Milliyet
Hayatta neler yapmak gerek, tam bilemediğim yaşlardı. 13-14 gibi..
Evde, etrafta bir mevzu vardı hep. Para, iş, aile, ilişkiler.. İnişler çıkışlar.. Öte yandan,
içinde bulunduğum bir başka grup vardı. Yeni çıkan albümleri takip eden, odasını posterlerle
süsleyen.. İşte ben biraz oraya aşinaydım, biraz da uzak.. Çünkü sorumluluk duygum da
gelişiyordu, artık büyüyordum, bir şeyler yapmanın vakti geliyordu.. Tam da ait olamıyordum
bir yere..
Velhasıl, bu arada hayat devam ediyordu. Okul bitecekti, iyi
bitecekti, üniversiteye girilecekti, o da uzamadan bitecekti, iyi bitecekti ama.. Sonra
iş bulunacaktı hemen. Neden? Çünkü sıra bana da gelecekti. Ayaklarımın üstünde durmam
gerekecekti. Bir an önce kimseye muhtaç olmadan her şeyi yapabilmeliydim.
Haydi hop.. yapabilirsin, para kazanmalısın.. istediğin gibi ve
başkasına muhtaç olmadan yaşarsın.. Neymiş bunun yolu? Hadi şu formu doldur, bir sınav var,
ona gir... Çok kolay değil, ama sen yaparsın, biliyoruz.. Tamam, hadi girelim o zaman.
Şimdi düşündüğüm zaman, bir sahne hatırlıyorum. Masanın başına
oturmuşuz, benim üniversite tercihlerimi inceliyoruz. YÖK’te çalışan bir komşumuz da orada..
Ben istiyorum ki, işim iletişim olsun, o olmazsa basında yazayım çizeyim, insanlarla
ilgileneyim, sosyal yönü kuvvetli bir iş olsun.. "Yok" diyorlar. "Mezun olduğun alana uymaz...
Bir takım kuralları var bu işin. Bunu bunu bunu yapabilirsin.. diğerleri olmaz." Olmadı..
Velhasıl olması gerekenleri yaptık.
Hayata sıfırdan başlamak gerekiyor. Bu doğru.. Sıfırdan başlamanın da
yolları var ama. İnsanın yetenekleri, ilgi alanları yönünde yönlendirilmesini, daha hiç
sıra gelmediği için, bırakalım bir kenara.. 18 yaşında, bunaldığınız bir dönemde,
sıkıldığınız şeyleri yaparken, sistemin sizi mecbur ettiği 3 saatlik bir sınava
hazırlanırken, hayatta yapılacak şeylerin, seçilecek mesleğin, işin, gücün, aslında o sınava
hazırlanırken geçirdiğiniz 1 seneden daha önemli olduğunu birilerinin hatırlaması ve size de
hatırlatması gerekiyor.
Şimdi bir şeylere başlamak için hala vakit olsa dahi, ne istediğimize
karar vermek için çok geç. Biz bir neslin büyük bir kısmı olarak kendimizi anlamayı bilmeden
büyüdük sanırım. Aslında anlasak başlayacağız da... Paranın kokusu da ele değdi, kariyerler
istemeden de olsa ilerledi. Bize elimizi sürdüğümüz şeyi ne olursa olsun iyi yapmak da
öğretilmişti. "İstemiyorum, yapmam" diyemedik. Şimdi tam yoğurdun kaymağını yiyecekken,
bırak bunu, yeni bir şeylere sıfırdan başla..
Ruhu özgürleştirmek gerekiyor. Bu cesareti bulabilmek.. Belki bir gün...
|
|
|