EKONOMİK SAĞLIK

Son haftalardaki döviz çıktı, borsa düştü, faiz fırladı hengamesi arasında, bütün millet, aman ekonomimizin sağlığı bozulmasın derdine düşmüşken, devlet baba da sağlığımızın ekonomisiyle ilgilenmeye başlamış meğer.

Malum, bizim bütçemizin açıkları bir türlü kapanmaz, sürekli bir yerlerine yama yapmak gerekir. Bu yüzden IMF'den (Uluslararası Para Fonu) yemediğimiz zılgıt da kalmadı zaten.

Fırlayan dövizin dizginlenebilmesi için Merkez Bankası bol keseden faiz artırırken, artan bu faizlerin devletin borçlanma maliyetlerini dolayısıyla da bütçe açığını artırdığını devlet büyüklerimiz de biliyordu elbet.

Ancak bildikleri başka bir şey daha vardı. Bütçe açığı oluşursa, açığı kapamanın bir yolu mutlaka bulunur. Mesela halka başvurulur. Onlar ne güne duruyor ki?

IMF "tasarruf yap" diye diretince, devletimizi yönetenler hemen nereden tasarruf yapılacağını düşünmüş ve çözümü, bütçede yekun tutan sağlık harcamalarının kısılmasında bulmuş. Sağlık harcamalarına, insan hayatıyla ilgili bir konu olarak değil de bütçede bir kalem olarak bakınca "tamam, buradan kısalım" demek de o kadar zor olmamıştır muhtemelen.

Devletin parası yoksa, tüm harcamalarda olduğu gibi sağlık harcamalarında da kısıntı yapılmasını anlarım aslında. Mesela devletin yeni bir hastane yapma planı vardır. Ancak sıkıntılı bir dönemden geçiliyor ve tasarruf yapılması gerekiyorsa (ki Türkiye'nin bu sıkıntılı dönemleri hiç bitmiyor nedense) bu hastane yatırımı ertelenebilir veya iptal edilebilir. Ekonomi düzlüğe çıkana kadar, hastalar mevcut hastanelerle idare etmeye çalışır. (Mevcut hastanelerin görevini doğru dürüst yaptığı, normal bir ülkeden bahsediyoruz tabii.)

Ama, hastanın ihtiyacı olan ilacın verilmemesi, gerekli tetkiklerin sigorta tarafından karşılanan kısımlarının azaltılması gibi tasarruf yöntemleri kabul edilebilir mi? Örneğin, kronik bir yüksek kolesterol hastası, kolesterolünü kontrol altında tutmak için düzenli olarak ilaç almak zorundadır. İlacı aldığı sürece kolesterolü yükselmez ve kalp krizi geçirme riskinden kurtulur. Devletimizin sosyal güvenlik kuruluşları, tasarruf amacıyla artık şöyle demektedir bu hastaya: "Senin kolesterolün yüksek değil, bu ilacı almana gerek yok." Evet ama, o ilacı aldığı için düşük, almazsa yükselecek!

Üstelik bu tasarruf sadece vatandaşın sağlık harcamalarına uygulanmaktadır. Mesleği, görevi, maaş alma sebebi bizatihi vatandaşın sorunlarını çözmek olan millet vekillerinin ve onların eşlerinin ve onların çocuklarının sağlıklarıyla ilgili herhangi bir tasarruf söz konusu değildir. İsterlerse yurt dışına bile gidip, tedavi olabilirler.

Niye peki? Onların hayatı, bizlerinkinden daha mı değerli? Onların sağlıkları bizimkilerden daha mı önemli?

Hükümet etmeyi, halk için çalışmak, sorunlara çözüm üretmek değil, bütçedeki rakamları idare etmekten ibaret sananların iktidarda olması doğru olmamalı.

Bir yerlerde bir yanlışlık var!

Bu yazı, 07.07.2006 tarihli Haber MANŞET Gazetesi'nde de yayımlanmıştır.

07.07.2006
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1