YERE DÖKÜLEN UN SESSİZLİĞİ*
Birdenbire başımıza gelen şeylere hazırlıksızlığımızın çaresizliğinde yakalanıverir, ne hissedeceğimizi bilemeyiz. Ama uzun uzadıya hazırlanıyorsak başımıza geleceklere eskir ya pekişir hissedilecekler. Ecevit 172 gündür komadaydı. Bütün medya ön hazırlığını yaptı, fotoğraflar derledi, belgeseller yedekledi, şiirlerini toparladı. Şimdi hepsinin elinde günlerce yetecek anma malzemesi var. Dinleyin, izleyin vaktiniz yettiği kadar. Anlatmak istediklerini değil anlamanız gerekenleri süzebilmenizi dilerim.
Benim Karaoğlan hikâyem; anne ve babamın, elinde fötr şapkası olan tombul bir adamın resmini evdeki vitrine yapıştırması ve karşı komşumuzla küsmesiyle başladı. Babamın komşu kızından istediği Günaydın gazetesini parmak uçlarıyla tutarak, kendi elindeki Tercüman gazetesine sıkı sıkı sarılarak kapımızın önünden geçmesiyle.
Bir süre sonra Fatmanım teyzeden Karaoğlan hikâyeleri dinlemeye, mavi gömlekli ve kasketli bu "tanıdık" adamı yeni gelen televizyonumuzda da görmeye başladım.
Çok sonra bu adamı diğer "politikacılardan" ayıran bir şeyler hissettim. Evet bazen pasifti. Sanki bağırsa da sesi yeterince çıkmayacaktı. Diğerlerinde görmeye alışık olduğumuz hamasi bir karizma değildi onunki. İpek böceğinin munisliğinde ve işini iyi bilen ama sanki çevresindekilere gereğinden fazla güvenen tavrı çok sonra çekti dikkatimi. Olması gerekeni yapıyor ama olması gerekenin çok dışında işleyen bir düzen içinde yaşıyordu.
Sonra büyüdüm... Oy kullandığım zamanlarda hep bir ak güvercinin bağrına bastım evet'imi... İktidar olsun olmasın "sana katılıyorum, seni destekliyorum" demekti benim için. O'nun bu ülke tarafından her seçildiğinde "hizmet eden" unvanıyla orada olacağını bildiğimden. Şimdikiler gibi "hükümran ve terbiyesiz" tavırlar sergilemeyeceğinden.
Hatalarıyla sevaplarıyla pılısını pırtısını toplayıp gitti işte. Uzunca bir yaşamda, belki vaktinde çekilebilseydi kenara (yada aşık olduğu kadının hırsına kurban olmasaydı adı) başka türlü yad edilecekti şimdi.
Annemlerden gizli eve getirdiğim Cumhuriyet gazetesinden kesilmiş sanki bizim mahallenin kahvesinde oturup insanlarla sohbet eden halini gösteren resminin kupürü kitabımın arasında hala... Rahat uyu Bülent amca...
*Edip Cansever (Ben Ruhi Bey Nasılsım)
|