| |
|
|
(B)ÖNYARGI
Önyargı gerçekten tehlikeli bir şey. Zaman zaman bunu kafama dank eder biçimde anlasam/yaşasam da, kısa sürede unutup tekrar aynı yanılgıya düşmüyor değilim.
Son örneği bir konserde yaşadım. Kız arkadaşlarla kakara kikiri yaparız, maksat eğlence olsun diye gittiğim Tarkan konserinden hafif ağzı açık bir hayranlıkla döndüm. Sesini beğensem de hiçbir zaman hayran statüsünde olmadığım, daha çok “bazı şarkıları güzel ama olmasa da hiç aklıma gelmez”, “mega starmış, pöh, amma da abartıyorlar” kıvamında yaklaştığım Tarkan'ın gerçekten de megastar her ne demekse ondan olduğunu konserinde anladım. 3 saat boyunca - ne zaman nasıl ezberlediğime şaşırarak - her şarkısına eşlik edip, bir 3 saat daha olsa kalacağımı hayretle fark edip, bu önyargı denen kırmızı parlak yılanın tehlikesinden korktum.
Zira masumane bir şarkıcı önyargısı pekala hayatımı etkileyecek daha önemli bir önyargı şeklinde kendini gösterebilir. İyi okumamış, güzel giyinmemiş, şurada doğmuş, oradaki evlerde oturmuş. Şunlarla bunlarla düşüp kalkmış. Kesin kötü. Kesin yobaz. Kesin dinsiz. Kesin cahil. Kesin gitsin hepsini.
Bir örnek daha: Bazen körlemesine saldırgan bulsam da Emin Çölaşan'ın İ. Melih Gökçek hakkındaki yazılarını genelde keyifle, ufak bir sırıtışla okurum. Kuğulu parka tecavüz gündeme geldiğinde o tanıdık önyargı bulutunun içinden “Tüh ne hale getirdiler başkenti” benzeri cümleler savurduğumu hatırlıyorum. Ama Ankara'ya yolum düştüğünde, kafamı o buluttan çıkarıp da geniş ve yeni yolları, pırıl pırıl aydınlatılmış alt geçitleri, piknik yapılacak tertemiz yerleri, yemyeşil parkları gördüğümde “Bir dakika” dedim. Bu adamın bana ters görüşleri, olası karanlık gelecek hayalleri, hiç ısınamadığım gülümsemesi bana aynı adamın iyi işler de yapabileceği gerçeğini unutturmamalı.
Hele annelerle ilgili önyargı! Haşa sümme haşa! Annelerle ilgili değil ön, herhangi bir cepheden herhangi bir yargıda bulunmayı tamamen reddederim. Annelerin insan değil de doğaüstü varlıklar olması gerektiğine yönelik önyargının bir an önce yayından kaldırılması gerekiyor bence. Vay bir anne nasıl öyle uyur da bebeğin sesini duymaz, vay çocuk evdeyken gezmeye mi gidilirmiş, aman vicdansız nasıl gönderdin oğlunu başka şehre, bre sulu göz ne ağlarsın durduk yere... diyen gafilleri de sağduyuya… ya da anne olmaya davet ederim.
Arada sırada kafayı sağa sola sallayalım, o bulutu dağıtalım.
|
|
|