AÇ/TOK

Azrail'in fazla mesai yaptığı bir dönemdeyiz. Belki de her zamanki mesaisi ama biz basına yansıyan yüzünden takip ettiğimiz kadarıyla ilgilendiğimizden, gözümüze “çok” geliyor. Gidenlerin arkasından düşündüğüm tek şey aç mı tok mu oldukları. Ekmek zeytin'le giderilebilecek açlıklardan bahsetmiyorum (o bahse girersem insanlığımdan utanıyorum.).

Hayatın kendine ait kısmını bitiren insanlar “bir şeyler bırakabilen, başkalarına faydası olan hasıl-ı kelam doyuran ve ‘doyan' insanlardan” ise güle oynaya gidiyorlarmış gibi geliyor. Evet “her ölüm erken ölümdür”, “ateş düştüğü yeri yakar” ama en azından yaşayarak yaşlanmış, yaşlanmasa bile ”yaşamış” olmaları ile yetinebiliyorum. Geride bıraktıkları okunacak, seyredilecek, anılacak ve anlaşılacak şeyler olanlar “varlıklarını kazıyarak” gitmiş oluyorlar.

Bir de oksijen ve karbondioksit çemberinde kalmış etler var. Onların cesede dönüşmesi ile yürümesi arasında pek fazla fark olmuyor gibi geliyor. En azından bir çocuğu güldürememiş, iki güzel laf edip bir dostu teselli etmemiş, hayatını para kazanıp harcamaya; paylaşmadan, vermeden, yaşatmadan yaşamaya vakfetmiş insanlar için “Allah'ın rahmet etmesini dilemek” bile lütuf geliyor.

Ne mutlu yaşayarak ölenlere.

Aç ölen çocukları, aç bırakarak öldürenlerin yakasına da aynı süratte ve hak ettikleri rezillikle yapışsın AZRAİL.

31.07.2006
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1