ESKİ AÇIK

Galatasaray-Liverpool maçındaydım dün. Uzun bir aradan sonra ilk defa maça gidebildim. Maçlara gidemiyor oluşumda zamansızlık sebebi ile biletlere ulaşamamam en büyük gerekçemdi. Karaborsadan hiç bilet almadım, almam da... Ama Biletix'İn hizmeti ayağıma getirmiş oluşu, dün maça gidişimi kolaylaştırdı.

Çok güzel ve yerinde düşünülmüş bir hizmet. Kredi kartı ile misler gibi alıyorsun biletini, hangi tribün istersen...

Liverpool maçında dikkatimi çeken bir diğer güzel olay merdivenlerde tek bir Allahın kulunun oturmuyor oluşu idi. Merdiven başına bir tek polis olayı aslanlar gibi çözebiliyormuş demek ki... Ne güzel bir görüntü, eski açık'tan yeni açık tribüne bakıyorsunuz, intizamı görüyorsunuz.

Çağdaşlık ne güzel bir şey, ama maalesef ben bugün çağdaş olmayanları anlatacağım...

Bilet'ten başlamak istiyorum. 15 gün kadar önce G.Saray-Malatyaspor maçına gitmek istedim. İş yerimin stada yakın oluşu sebebi ile maça kolaylıkla gidebileceğimi düşünmüştüm. Yanılmışım.

Maç gişesinden bilet almak, bir keyiftir. Çok olmasa da kuyruk beklersiniz, sabırsızlanırsınız, ama sonunda biletinizi alır stad merdivenlerinden çıkarsınız. Yemyeşil sahayı görür görmez ne güzel bir heyecan kaplar insanı.

Ama ne mümkün stad gişesinden bilet almak. Kapalı, açık ve numaralı tribünlerin gişeleri yanyana dizilmiş, aralarında 2 metre ya var ya yok. Binlerce insan altalta üstüste... Küçücük çocuklarının ellerinden tutup maça getiren babalar, sevgilisine sarılıp maça gelen delikanlılar nasıl bir rezil kalabalığın ortasında kalıyorlar anlatamam. Binlerce insanın bilet için tepiştiği yerde ön sıralar elbette ki karaborsacıların. Karaborsa kol geziyor. Bu yasak değil mi kardeşim. Sadece ben sivil polis olsam 30 tane karaborsacı yakalardım. Ama öyle bir gişe ortamı ki karaborsacılar ısmarlasa bu kadar olmazdı. Kime hizmet edilmiş, hayret...

Aslında eski açık tribünü gezseniz, bu gişe ortamına pek de şaşırmazsınız. İnsan tuvaletlerini görünce insanlığından utanıyor. Yıkıldı yıkılacak bir hali var zaten. Dış yüzünün sıvaları dökülmüş. Stadı terkettiğimiz kapıdan çıktığımızda çamurların içine dalıyorsunuz. Koltuklar, merdivenler, her yer pislik içinde...

Galatasaray Spor Kulübü'nün Mart ayında iş başına gelecek olan yeni yönetiminin ilk işi Galatasaray adına yakışır taş gibi bir stad olmalı. Ve yeni yapılacak stadyum kesinlikle Fenerbahçe Stadı gibi taksit taksit, gecekondu gibi değil, tamamen yıkılıp tamamen yapılmalı.

Kulüp bu stadyumdan sadece maç günleri değil her an çatır çatır para basabilmeli. Mecidiyeköy'ün göbeğinde, trilyonlar verseniz alamayacağınız bir stad yeri var Galatasaray'ın. Bunun kıymetini bilmesi lazım. Mesela muhteşem bir alışveriş merkezi, gece kulüpleri, sahayı gören stüdyo daireler, localar, restoranlar... Düşünsenize ne muhteşem, ne gurur verici olur. Bu taraftara neler layık aslında...

Türkiye'ye herşeyi öğreten Galatasaray, stadyumun nasıl olacağını da gösterebilmeli. Cansun ya da Canaydın'ın ilk işi bu olmalı...

Kısaca maça da değinmek istiyorum. Liverpool muhteşem bir takım, 50 metreden bile olsa attıkları her top pozisyon yaratabiliyor. G.Saray'da Mondragon, Bülent, Hasan ve Arif fevkalade top oynadılar. Niculescu klas bir gol attı ve antremansızlığına bağlı ağırlığına rağmen yetenekli bir oyuncu olduğu besbelli. En önemli özelliği pres yapıyor. Galatasaray, Niculescu'da ısrar ederse çok iyi bir santrafor kazanabilir.

27.02.2002
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1