UMUT-SUZLUK...

Umutsuzluk feci bir şey arkadaş...

Koyu gri bir Şubat sabahı, tükürür gibi yağarken kar suratına, rüzgar ağzını burnunu gözlerini yakarken, sabahın 7:30'unda Kartal'dan Maslak'a üç otobüsle iş görüşmesine gelmek gibi bir şey... İnsanı yaşamaktan bezdiren…

Çok sevdiğin bir dostunun yeni döşediği -kendi- evini gezdikten sonra, asla böyle bir eve, böyle eşyalara, böyle banyolara sahip olamayacağın için, saklayıp yüzünü gecenin karanlığına, dönüş yolunda arabada sessizce ağlatan bir şey... İnsanı kendinden utandıran...

Sevmesen de öyle hayatı ve hatta kınasan da öyle yaşayanları, atıp tutsan da sık sık ülkedeki gelir adaletsizliğinden, uçurumlardan, yiyecek ekmek bulamayan insanlardan... Gazetede gördüğün o ışıltılı yere şöyle bir giyinip süslenip gidemeyeceğini, es kaza gitsen bile kaç para tutacak diye keyfini getiremeyeceğini, ya da gidip yurtdışında beyaz kumsallı bir adaya canının çektiğini yapamayacağını bilmek, bunu bildiğin için üzülmek, üzüldüğün için kendine çok kızmak gibi bir şey umutsuzluk. İnsanı ışıklardan tiksindiren...

Çocuğunun büyümüş halini gözünde canlandıramamak gibi bir şey. Ya da küçük kardeşinin evlendiği günü. Kendi yaşlılık halini düşünememek gibi. Yaşlanıp da çook yaşlı annen ve babanla bir bayram günü yemeğini asla hayal edememek gibi bir şey. İnsanı ölümden korkutan...

10 yıl sonrasını düşünmeye korkmak, 1 yıl sonrasını düşünmeye korkmak, yaz sonunu düşünmeye korkmak gibi... Yarınsızlık, çocuksuzluk, susuzluk gibi... Yalnızlık gibi...

Hep saatin alarmıyla uyanmak gibi bir şey bu umutsuzluk... Güzel bir bahar sabahı da olsa, günaydınım narçiçeğim diye seslenmemesi kimsenin sana, ve asla seslenilmeyeceğini bilmek gibi. Beyaz tavanlara bakmak nefes almadan...

En mutlu olduğun anda bile, aslında hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını, geleceğin hep geçmişe özlem olacağını taa içinde hissetmek, yüreğinde bir daralmayla...

Dedim ya feci bir şey bu umutsuzluk arkadaş... Lanet bir şey...

28.07.2006
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1