|
SUNUM VE / VEYA EYLEM
TİCARİ ŞİRKET KURMA
Biraz spesifik olan bu
sunum ve eylem kendi
dersimde kullandığım
şekliyle aşağıda aynen
aktarıyorum.
Ders: Ticaret bilgisi
>
> Üniteler: iş ve işletme, iş yönetimi, pazarlama
>
> Proje adı: "Size gerekli sermaye ve yetki verilirse
> bulunduğunuz ilde daha önce kurulmamış, üretim yapan
> bir şirketi (Fabrikayı) nasıl kurup, yönetirdiniz."
>
> Uygulama: 4 veya 5 kişilik gruplara ayrılan
> öğrenciler kendi aralarında (genel müdür, üretim , pazarlama,
> personel ve muhasebe müdürü olarak)görev dağılımı
> yaparlar.
>
> gerekli planlama işlemlerini yaptıktan sonra;
>
> Ön fizibilite raporu hazırlamak için bilgi
> toplarlar.
> Üretim yapacakları ürünü belirlerler ve o ürünle
> ilgili pazar araştırması yaparlar (genellikle
> anketlerle).
>
> Şirketi ve fabrikayı veya işletmeyi kurmak için
> fizibilite raporunu hazırlarlar.
>
> Fizibilite (yapılabilirlik) raporuna göre uygun
> bulunan işletmelerin kuruluş çalışmaları yapılıyor.
>
> A.Ş. veya Ltd. Şti. kurulması için gerekli
> çalışmalar (ana sözleşme hazırlama, gerekli izin beldeleri
> düzenleme v.b.)yapılacak.
>
> Öğrenciler Kendi görevleri ile ilgili
> sorumluluklarını yerine getirecek (örneğin: personel müdürü işçi
> alımı servisi ve hatta yemeğine kadar ilgilenecek.
> pazarlama müdürü özellikle reklam çalışmalarına ağırlık
> verecek. basılı ve görsel reklamalar gruplarca hazılanacak ,
> katalog, broşür, reklam filmi, mutlaka olacak.
> üretim> müdürü ürünün çeşitleri, gerekli makineler, yıllık
> üretim miktarı, kalite kontrol, örnek(prototip)
> oluşturma v.b. Genel müdür tüm yönetimsel işlerin
> organizasyonu ve koordinasyonundan sorumlu olup her
> türlü çalışmadan sorumlu olacak).
>
> Proje calışması yaklaşık 8 hafta (hafata 2 şer saat)
> sürede tamamlanacaktır.
>
> Proje sonunda öğrencilerin çalımaları bir rapor
> halinde sınıfa sunup gerekli etkileşim sağlanacak.
>
> Ayrıca istenirse çalışmalarla ilgili okulda bir
> sergi
> açılıp ilinizde bulunan iş adamları ve sanayi oda ve
> kuruluşları davet edilerek fikir alış verişinde
> bulunulabilir.
>
> Hazırlanan reklamlar veya şirketlerle ilgili bir Web
> sitesi yapılablir.
>
> öğrenciler Konu ile ilgili gerekli yardımı
> öğretmenin hazırladığı www.geocities.com/projetabanli
> adresinden alacaklardır.
UFKUMUZU AÇAN YAZILAR...
Ülkelerin kalkınmasında
sanayileşme en önemli
kriterlerden biridir.
Bugün de Türkiyenin
gelişmiş bir ülke
olması, sanayileşmede
izlenecek doğru
politikalardan
teknolojide yenilikçi
çalışma ve AR-GE'den
geçmekte, kaynakların
doğru ve etkin kullanımı
ile yatırımların ülke
boyutunda
gerçekleştirilmesiyle
mümkün görülmektedir.
Cumhuriyet öncesi ve
sonrası stratejiler ve
politikalarla
sanayileşme istenilen
düzeye çıkarılamamıştır.
tGümrük Birliği
Anlaşması sonrasında
sanayide ihracatın
ithalatı karşılama oranı
azalmış, Türkiye
ekonomisinin belli
mallardaki rekabet gücü,
AB karşısında önemli
ölçüde gerilemiştir.
Sanayide yapısal
dönüşümler
gerçekleştirilmeden
AB'ye geçişte yetersiz
kalınacağı
görülmektedir.
Korumacılık oranlarının
düşürülmesi, önemli
ihracat sektörü olan
tekstil - konfeksiyonda
bile krizin yaşanmasına
neden olmuş, atıl
kapasite ve artan
maliyetlerle bu sektörde
bunalım derinleşmiştir.
Tek taraflı anlaşmaların
Türkiye sanayine zarar
vereceği bir kez daha
ortaya çıkmıştır.
Küreselleşmenin ana
mantığı gereği,
sermayenin karlılığının
düştüğü coğrafi ve
sektörel alanları terk
etme politikası
Türkiye'de etkisini
göstermiştir. Çok uluslu
firmalar küresel
stratejileri adına
Türkiye'deki üretim
tesislerini kapatmışlar
veya ithalatçı konuma
geçmişlerdir. Bazı
sektörlerde ise evlilik
veya satınalma yolu ile
yoğunlaşmayı belirgin
hale getirmişlerdir
(Çimento, demir-çelik ve
medya gibi)
Teknolojinin hızla
geliştiği bu dönemde,
Türk sanayinin ayakta
kalabilmesi ve rekabet
gücünü arttırabilmesi,
yeni teknolojileri
kullanabilir ve
üretebilir hale
gelmesine bağlıdır.
İnovasyon ve AR-GE bu
anlamda Türkiye
sanayinde önem
kazanmaktadır. GSMH'nın
en az % 1 - 1, 5'u AR-GE'ye
ayrılmalıdır.
Türkiye sanayi içinde
KOBİ'lerin önemli bir
yeri bulunmaktadır. Tüm
işyerlerinin % 97'sini
oluşturan KOBİ'ler
istihdamın % 52'sini,
sanayi gelirinin %
46'sını, katma değerin %
42'sini sağlamakta, buna
karşılık % 26 ihracatta
pay almakta, sanayiye
verilen kredilerin ise
ancak % 4'ünü
kullanmaktadırlar. Bu
dengesizlik içinde
bulunduğumuz krizde daha
da kötüleşmiş, KOBİ'ler
giderek ekonomik
yaşamdan çekilmeye
başlamışlardır. Bu
Türkiye sanayi için
tehlike sinyallerinin
belirginleşmesi
demektir. Yatırımlar
durmakta ve mevcut
sanayi işletmelerinden
verimli olanları çok
uluslu tekellerin eline
geçmektedir.
Küreselleşme "yeni
ekonomi" kavramını da
gündeme getirmektedir.
Yeni ekonomide, işçi
sendikalarına yer
olmadığı, hareket
kabiliyeti yüksek,
sermayenin sendikası
olmayan, emek haklarının
sınırlı, ücretlerin
düşük bulunduğu ülkeye
akacağı savunulmaktadır.
Dayanışma ve toplumsal
pazarlık gibi kavramlar
bu kimliğe yabancıdır.
Dolayısıyla
küreselleşmenin emeği
baskı altına alan bu
stratejisine karşı,
belirli ilkelere sahip
çıkılması gerekmektedir.
İstihdamın bir hak
olarak kabulü, çalışma
saatlerinin en aza
indirilmesi, çalışmanın
doğayı tahribinin en aza
indirilmesi, her türlü
ayrımcılığın ortadan
kaldırılması, sadece
fırsat eşitliğinin değil
eşitliğin kendisinin bir
değer olarak kabulü,
üretimin hem işçiler hem
de çevre hakkını
içerecek biçimde
maksimum demokratik
kontrolü, tüketimin
eğitim, sağlık, ulaşım
ve rekreasyonuda
içerecek biçimde
toplumsallaştırılması;
bu ilkelerin en
önemlileri olmaktadır.
Türkiye sanayinin
bugünkü yapısı
mühendislerin bilgi,
beceri ve teknik gelişme
düzeyini önemli ölçüde
etkilemekte ayrıca
ekonomik olarak bu
kesimin gücünü de
giderek düşürmektedir.
Yatırımların azalması,
mevcut tesislerin
teknolojilerini
yenileyememesi, AR-GE
çalışmalarının yeterli
olmaması, mühendisleri
bir teknisyen durumuna
düşürmektedir. Ayrıca
birçok işletmede
mühendis istihdamı da
azalmaktadır.
Mühendisler meslek dışı
alanlarda
çalıştırılmakta veya
üretiminde egemen olan
teknolojinin basit
kullanıcısı durumuna
düşürülmektedirler.
Sanayide yapısal
dönüşümler
gerçekleşmeden,
inovasyon (yenilikçi
buluşlar) politikaları
köklü olarak
uygulanmadan ve
mühendislik eğitimi
çağdaş düzeye
getirilmeden bu
konumlarının
değiştirilmesi mümkün
değildir.
Sanayide planlama
kavramı makro düzeyde
tamamen rafa
kaldırılmıştır.
Planların özendirici,
yönlendirici ve sektörel
bazda düzenleyici
olması, kalkınmayı
hızlandıracak ve sanayi
ile bütünleştirecek bir
düzeye eriştirecektir.
Bu da bir sanayi
politikası ve stratejisi
ile mümkün
görülmektedir. AB'ye
geçiş döneminde bu
politikalara her
zamankinden fazla
ihtiyaç bulunmaktadır.
İlgili tüm kuruluşlar
gibi TMMOB de üzerine
düşen görevi yapmaya
hazırdır.
Sanayide kadın emeği
özellikle bazı
sektörlerde (tekstil,
ilaç, plastik v.s)
önemli ölçüde
kullanılmaktadır. Ancak
kadınlar hem düşük ücret
almakta hem de daha uzun
süre
çalıştırılmaktadırlar.
Buna karşı mücadele
verilmesi zorunludur.
Ümraniye Sanayi
Bölgesinde yapılan alan
çalışması, önemli ölçüde
KOBİ'nin küreselleşmeden
etkilendiğini,
teknolojik yenilenme
içinde olmadığını,
geleneksel kalıpların
fazla değişmediğini,
krizin firmaları büyük
çapta sarstığını ve
AB'ye geçiş sürecine
hazır olmadıklarını
ortaya koymaktadır.
Sanayinin temel
sektörlerinden biri olan
Makina İmalat Sanayi
ayrıntılı bir biçimde
analiz edilmiştir. Dünya
ile kıyaslamada Türkiye
makina imalat sektörü
başlangıç aşamasındadır.
Dünya üretimi içindeki
payı % 1,2 civarındadır.
İhracatın ithalatı
karşılama oranı %
25'dir. Üretim küçük
işletmelerde yapılmakta,
sektör krizden en hızlı
etkilenen bir yapıda
olmaktadır. Spesifik
imalat makinaları
yapımına öncelik vermek
gerekmektedir. Özgün
tasarım, AR-GE ve
yenilikçi buluşlar, bu
sektörün gelişebilmesi
için zorunlu
faktörlerdir.
|