|
Bilgi toplama kaynakları
aşağıdadır. Bu
kaynaklar
dışında birçok bilgi
toplama yöntemi de
bulunmaktadır.
O
Ders kitabı
O
Internet taraması
O
Okul kütüphanesi
Kaynakları
O
İldeki diğer kütüphane
Kaynakları
O
Üniversite kaynakları
O
Uzmanlarla veya
öğretmenlerle görüşme
O
Bilen kişilerle veya
yetkililerle görüşme
O
Gözlem yapma
O
Anket yapma
O
Deney yapma
O
Kanıt ve örnek Toplama
O
Röportaj yapma
O
Deneme-yanılma
O
Proje ile İlgili
kuruluşların kaynakları
O
Radyo ve tv programları,
haberler
O
Gazete, dergi ve süreli
yayınlardan bilgi
toplama
O
Beyin Fırtınası yaparak
bilgi toplama
O
Vaka
Çalışması
O
Simulasyon
VERİ TOPLAMA VE SORU
HAZIRLAMA TEKNİKLERİ
VERİ
Veri
çeşitli kaynaklardan
derlenebilen, üzerinde
inceleme yapılabilecek
her türlü bilgi olarak
tanımlanabilir.
Bilimsel araştırmalarda
kullanılan veriler
olgusal ve yargısal
olmak üzere iki grupta
toplanabilir.
Olgusal veri:
Olgulara (gerçeklere)
dayalı, kişisel yorum
gerektirmeyen ve değişme
olasılıkları zayıf
(zamana ve koşullara
bağlı olarak mümkün)
cinsiyet, yaş, boy gibi
nitelikleri belirleyen
bilgilerdir.
Yargısal veri:
İnsanların düşünce ve
tutumlarına dayalı
olarak oluşan ve gelişen
karar niteliğindeki
bilgilerdir. Olgusal
verilerin dışındaki tüm
veriler yargısaldır.
Veri toplama bir
anlamda olgular hakkında
gözlemde bulunma
demektir. Araştırmacının
asıl amacı olguları
tanıtmak ve bunlar
arasındaki ilişkiyi
ortaya koymaktır.
Veriler olguların
göstergesidir. O yüzden
de araştırmanın adeta
temelini oluştururlar.
Veri toplama teknikleri
beş kategoride
sınıflandırılabilir:
A- Yazılı Kaynaklar
(kitap, dergi,
istatistik sonuçları,
raporlar...)
B- Gözlem (Olayları
doğal gözlem, pasif
gözlem, aktif gözlem.
Grubun içine girince
(aktif) objektif
olunmaz)
C- İçerik Çözümlemesi
D- Görüşme (Mülakat)
E- Soru Kağıdı Anket
Belirtmek gerekir ki
bir araştırma yukarıdaki
tekniklerden birisine
ağırlıklı olarak
dayandırılmış olabilir.
Örneğin yalnız anket
çalışmalarına, gözlem
veya yazılı kaynaklara
dayalı araştırmalar
gibi. Ancak daha yaygın
olanı bunların
hepsinin veya birkaçının
birlikte
kullanılmasıdır.
Özellikle yazılı kaynak
derlemesi olmadan
sırf görüşme, anket veya
içerik çözümlemesine
dayalı olarak bir
araştırma yapılması
ender bir uygulamadır.
VERİ TOPLAMA YÖNTEMLERİ
Bir araştırmada, konu ve
yöntem belirlendikten
sonra sıra veri
toplamaya gelir.
Gerçekte kullanılacak
veriler büyük ölçüde
araştırmanın yöntemine
bağlıdır. Örneğin deney
ve gerçek alan
araştırmalarında veri
elde etme, yöntemin bir
parçasıdır. Oysa tanıtma
ve istatistik yöntemini
kullanan araştırmalarda
ayrıca bir veri toplama
faaliyetine gerek vardır
ki burada yapılan
açıklamalar daha çok bu
ikinci tip içindir.
Bir araştırma veri
olmadan yürütülemez.
Veri, araştırmayı sonuca
götürmeye yarayan her
türlü bilgi, belge kayıt
veya istatistiklerdir.
Veriler, bir anlamda
işlenmemiş kanıtlardır.
Bunların çeşitli
bilimsel yollarla
işlenip
değerlendirilmesi
sonucu, incelenen sonuca
cevap bulunmaya
çalışılır.
A- Yazılı Kaynaklar:
Konu hakkında diğer kişi
ve kurumlar tarafından
yazılmış, hazırlanmış ve
yaratılmış çeşitli yazı
belge, yapım veya
kalıntının toplanması ve
incelenmesidir.
Genellikle alan
araştırmalarına
başlamadan önce konuyla
ilgili daha önce
yapılmış olan
çalışmaların
kayıtlarından ve
derlenmiş bilgi
kaynaklarından
yararlanılır. Örneğin
yazılı kaynaklar
arasında konuyla ilgili
olmak koşulu ile her
türlü kitap, makale,
istatistik, gazete
yazısı, yasal belge,
tutanak, biyografi,
kişisel anı, mektup vs.
sayılabilir. Ancak
bunların yanında harita,
resim, fotoğraf ve
görüntü bandı gibi
görsel araçlarla teyp,
plak, kaset gibi işitsel
kaynaklar da önemli yer
tutarlar. Yazılı
kaynaklar da kendi
aralarında çeşitli
şekilde
gruplandırılabilir.
1- Kitaplar, dergiler,
çeşitli istatistiki
kaynaklar, resmi rapor
ve yazışmalar, kurum
kayıtları.
2- Vaka çalışmalarına
ilişkin kayıtlar.
3- Kişisel belgeler
4- Dolaylı belgeler;
araştırma konusuyla
doğrudan doğruya ilgili
olmasa bile dolaylı
olarak konuya ışık
tutabilecek belgeler
(rehber, yıllık,
ansiklopedi ve
sözlüklerle diğer teknik
belgeler).
Günümüzde
bilgisayarların
birbirine bağlanması ile
ulusal ve uluslararası
düzeyde bilgisayar
ağları oluşturulmuştur.
Bu da, bazı firmaların
belirli konularda
ayrıntılı bilgi
toplayarak bilgi
bankaları
oluşturmalarına olanak
vermiştir. Araştırmacı
bir ücret karşılığında
ya da bağlı bulunduğu
kuruluş aracılığıyla,
dünyanın neresinde
olursa olsun,
bilgisayardaki bu
bilgilere anında ulaşma
olanağına sahip
bulunmaktadır. Bu da
araştırıcıya yeni
ufuklar açmakta ve
geleneksel yöntemlerle
kaynak derlemenin
sınırlamalarını büyük
ölçüde ortadan
kaldırmaktadır.
B- Gözlem: Gözlem tekniği genellikle doğa ile uğraşan bilim
adamlarının
uyguladığı bir yöntem
olarak dikkat çekiyor.
Gözlem, doğal olay veya
davranışların
seçilmesi, kaydedilmesi
ve kurallaştırılmasına
yönelik sistematik bir
faaliyettir. Gözlemin
bilimsel bir nitelik
taşıması için veri
toplama işlemi
sistematik bir biçimde
yapılmalıdır. Elde
edilen bilgiler yine
sistematik olarak
toplanan başka verilerle
ilişkilendirilmeli ve
genel davranış
kalıplarına ulaşılması
öngörülmüş olmalıdır.
Gözlenen nesnenin,
olayın ve davranışın
doğal ortamında olması,
sonuçların daha nesnel
olmasını sağlamaktadır.
Ancak bu yöntem
toplumsal
bilimlerde pek fazla
kullanılmamaktadır.
Toplumsal olayların,
olguların
gözleminde gözleyenin
öznel bir takım
değerlendirmelerde
bulunması, araştırma
sonuçlarını belli
ölçülerde nesnellikten
uzaklaştırma tehlikesini
de beraberinde getirir.
Doğal ortam
araştırmalarının tipik
bir örneği olan gözlem,
olayların doğal oluşum
içinde izlenmesini esas
alır. Fakat gözlemin
sıradan bir faaliyet
olmaktan çıkıp bilimsel
bir nitelik
kazanabilmesi için bazı
koşullar gerekir.
Bunları şöyle
sıralayabiliriz:
-
Gözlem belirli bir
araştırma amacına hizmet
etmelidir.
-
Araştırmacı tarafından
önceden planlanmış bir
faaliyet olmalıdır.
-
Gözlem sonuçları
sistematik olarak
kaydedilmelidir.
-
Tutarlılık ve geçerlilik açısından gözlem sonuçları
kanıtlanabilmelidir.
Araştırmacı
gözlemlenecek olay ve
davranışları
belirledikten sonra ne
zaman ve ne şekilde
gözlem yapacağına karar
verecektir. Olaylar
belirli aralıklarla ya
da sürekli biçimde
gözlemlenebilirler.
Sürekli zaman gözlemleri
olayın gerçek oluşum
sıklığını ya da süresini
gösterir. Sürekli
gözlemin
olanaksız ya da gereksiz
bulunduğu durumlarda
hangi sıklıkta gözlem
yapılacağına
karar vermek gerekir. Bu
amaçla zaman örneklemesi
de yapılabilir.
Gözlem sonuçları kayda
geçirilmelidir. Bunun
içinde sonuçlar
ölçülebilir nitelikte
olmalıdır. Fakat bazen
sosyal olay veya
davranışları ölçmekte
önemli güçlükler
bulunabilir.
Araştırmacı, güvenilir
gözlemde bulunabilmek
için bu konuda
hazırlığını tamamlamış
olmalıdır. Eğer gözlemde
alet kullanma olanağı
varsa bundan da
yararlanılmalıdır.
Gözlem günlük, sıradan
olaylar üzerinde
yapılabileceği gibi en
karmaşık laboratuvar
deneylerini de kapsamına
alabilen bir tekniktir.
Bu nedenle hem basit,
hem de gelişmiş bir
teknik olarak
algılanabilir.
Basit ve sistematik
olmak üzere iki grupta
incelenir.
1- Basit Gözlem:
Standart bir tekniğe
dayanmayan,
tekrarlanması
rastlantılara bağlı olan
gözlemdir.
Basit gözlem;
a- Katılımlı,
b- Katılımsız
olmak üzere iki biçimde
gerçekleştirilir.
a- Katılımlı gözlem:
Bu gözlem biçiminde
gözlemci, herhangi bir
gözlem aracı kullanmadan
olaya doğrudan katılır.
Gözlemci olayın içinde
grubun bir üyesi gibi
yer aldığından gerçek
kimliğini gizlemek
durumundadır. Bu
tekniğin en olumlu yanı,
katılımcıların
gözleyenin gerçek
kimliğini bilmediğinden
daha doğal ve net
davranışlar
sergilemesidir. Gözlemci
için olumlu yanı ise
diğer tekniklerle elde
edemeyeceği bazı
bilgilere bu yöntemle
daha rahat
ulaşabilmesidir. Bu
yöntemin olumsuz yanları
hakkındaki
değerlendirmeler, şu
dört nokta üzerinde
yoğunlaşmaktadır.
1- Gözlemci, amacının
bilincinde olduğu için
olaya tam katılımı
mümkün olamaz.
2- Gözlemcinin olaylara
katılım ölçüsü, gözlenen
olaylar açısından
araştırmacının görüşünü
sınırlamaktadır.
3- Gözlemcinin grup
üyeleri ile bütünleşmesi
tarafsızlığını
yitirmesine neden
olmaktadır.
4- Aynı grup ve aynı
koşullarda farklı
gözlemcilerin katılımı
sonucu elde edilen
veriler ya da sonuçlar
belli ölçülerde öznel
bir takım yargıları da
içereceğinden ortak
sonuçların alınması
zordur.
b- Katılımsız gözlem:
Gözlemcinin gözlenen
olayın içerisinde
doğrudan bulunmadığı
gözlem türüdür.
Dışarıdan bakan
gözlemci, içeride olup
bitenleri gördüğü halde,
gözlenen kişinin veya
grubun bundan haberi
olamaz. Gözlemcinin
varlığı ile gözleneni
etkileme tehlikesi en
düşük düzeydedir.
2- Sistematik gözlem:
Sistematik gözlemde
gözlenen olay veya
olguda
belirli bir kalıbın
gözlemci tarafından
gözönünde bulundurulması
söz konusudur.
Bu da verileri denetleme
olanağı ile basit
gözlemde doğabilecek
bazı sakıncaların
ortadan kalkmasını
sağlar. Bu türde, bir
uçta yapılanmamış ya da
açık - sonlu gözlemler,
diğer uçta ise nispeten
yapılanmış ve önceden
belirlenmiş yöntemler
yer alır. Birincide
araştırmacı ayrım
gözetmeden,
olabildiğince
araştırmanın tam bir
tanıtımını
vermeye çalışır. Diğeri
ise olayın sayımı,
dökümü ve
gruplandırılmasına
dayanan bir yöntemdir.
Dolayısıyla ikinci
yaklaşımda ne tür olay
veya davranışların
kaydedileceğine ve
gözlemin hangi sıklıkta
yapılacağına önceden
karar
verilmelidir.
En aşırı durumda gözlem,
olayla ilgili her şeyi
aynen ortaya koyar, yani
bir tür olayın gerçek
yansıması durumundadır.
Fakat buna ne olanak ne
de
gerek vardır. Gözlemde
temel ilke, olayı aynen
yinelemek değil, onu
özetlemek,
basitleştirmek ve
sistemleştirmektir.
C- İçerik Çözümlemesi:
Kitle iletişim
araçlarındaki gelişmeler
bu alandaki
araştırmaları da önemli
ölçüde etkilemektedir.
İçerik çözümlemeleri,
yazılı, görsel ve
işitsel alanlardaki
yayınların irdelenmesini
amaçlamaktadır ve
İletişim alanında
oldukça yoğun olarak
kullanılır. İçerik
çözümlemesi, bir mesajın
içindeki verilerden
yinelenebilir ve anlamlı
çıkarımlar yapabilen ve
güvenilir sonuçlar
vermesi beklenen bir
araştırma tekniğidir.
Amaca yönelik olarak
yapılan çözümlemenin üç
farklı uygulamasından
söz edilebilir.
1- Pragmatik (faydacı)
çözümleme: İletilerin
verildiği zamanlardaki
sıklığın sayılarak nasıl
bir etkisi olacağını
ortaya çıkarmak.
(Örneğin TVde
reklamların verilme
sıklığı)
2- Anlambilimsel
çözümleme: İletide ya da
içerik analizi yapılan
görsel, işitsel veya
yazısal olayların
metinlerindeki sözcük,
terim ve kavramların
yinelenme sayıları
ortaya çıkarılır.
3- İşaret aracı olarak
çözümleme: İletinin
içeriğinin özelliklerine
göre sıklığının
sayılması.
D- Görüşme (Mülakat-Interview):
Herhangi bir konuda
geniş bilgi edinilmek istendiğinde başvurulan bir yöntem olan görüşme
toplumbilimcilerin sık
sık başvurdukları bir
tekniktir. Görüşülen her
kişiye aynı sorular
yöneltilir. Yüz yüze bir
ilişkiye dayanması,
verilerin elde
edilmesinde açıklık ve
kesinlik kazandırır.
Konuyu daha fazla
aydınlatmak için yeni
sorular sorma olanağı
vardır. Bu bağlamda
görşülen kişinin fazla
sınırlandırılmadığı bir
yöntemdir. Alınan
yanıtlar, görüşmecinin
elindeki yönerge
doğrultusunda
değerlendirilir. Bununla
birlikte kendisiyle
görüşülen kişinin inanç,
düşünce ve yargıları
dolayısıyla sonuçlarda
bir sapma olasılığı
ortaya çıkabilir. Bir
araştırma tekniği olarak
görüşmeye daha önceden
hazırlanan bir soru
klavuzu ile başlamakta
yarar vardır.
E- Soru kağıdı - Anket: Toplumu ilgilendiren
konularda objektif bilgi
toplamak için kullanılır. Soru kağıdı, farklı şekillerde adlandırılabilir.
Bu
tanımlamalarda soru
kağıdının kullanım şekli
büyük ölçüde belirleyici
olmaktadır.
Prof.Dr. Birsen
GÖKÇEnin yaptığı
sınıflamada soru
kağıdı posta yoluyla ya
da topluluklara
dağıtılarak yapılan bir
uygulama olarak
tanımlanıyor. Posta ile
olması durumunda,
gönderilen soru
kağıtlarının tümünün
geri gelmemesi gibi bir
sakıncayı da beraberinde
getirir. Ancak bu
yöntemde soru kağıdını
yanıtlayan kişinin
doğrudan doğruya
yanıtları soru kağıdına
aktarması, daha sağlıklı
sonuçlar vermesi
açısından yararlıdır.
Anket, bilgi alınacak
kişilerin doğrudan
doğruya okuyup
cevaplandıracakları bir
soru listesinin
hazırlanması şeklinde
yapılan gözlemdir. En
çok uygulanan şekil
yukarıda da belirtildiği
gibi anket soru veya
listelerinin deneklere
postayla gönderilmesi,
cevapların da yine
postayla alınmasıdır.
Posta yoluyla uygulanan
ankette, soru
listelerine araştırmanın
amaçlarını, araştırmayı
yapan kişi ve
kuruluşları ve
cevaplamayla ilgili
özellik taşıyan diğer
noktaları açıklayan bir
de yazı eklemek gerekir.
Anket soruları postayla
gönderilebileceği gibi,
cevaplama bir anketçi
yardımıyla da
yapılabilir. İkincisinde
sorulara verilen
cevapları anketçinin
kendisi anket kağıdına
işaretler. Diğer bir yol
da denekleri bir araya
toplayarak veya toplu
olarak bulundukları bir
yerde anket uygulayarak
soruların doğrudan
cevaplandırılmasıdır.
Örneğin bir fabrikada
çalışan işçiler veya bir
kütüphanedeki
okuyucular üzerine
uygulanan anketler bu
türdendir.
Anket uygulamasında en
önemli noktalardan
birisi kuşkusuz anket
sorularının
hazırlanmasıdır. Anket
sorularının
düzenlenmesi, bilgi,
sabır, özen isteyen ve
ön araştırmayı
gerektiren bir işlemdir.
Sorular, herkes
tarafından aynı şekilde
anlaşılacak biçimde
kısa, açık ve kesin
olmalıdır. Görüşme
tekniğindeki gibi
soruların yeniden dile
getirilmemesi veya
tamamlayıcı soru
sorulamaması, anket
sorularının baştan
dikkatli bir şekilde
hazırlanmasını
gerektirir.
Sorular hazırlanmadan
önce çalışmanın kapsamı
ayrıntılı olarak
belirlenirse
bu farklı bölümleri soru
şekline dönüştürmek
oldukça kolaylaşır. Daha
açık bir deyişle, elde
edilmeye çalışılan her
bilgi ankette bir soru
şeklinde ifade
edilmelidir.
Anket sorularını
hazırlamada geçerli iki
ana ilke vardır.
Bunlardan birisi,
sorulacak her sorunun
araştırmanın ana konusu
veya hipotezi ile
doğrudan ilişkili
olması, ikincisi ise
soru cetvelinin bir iç
bütünlüğe sahip
bulunmasıdır. Bu
ilkelerden birincisi
ilgisiz soruların
sorulmamasını, ikincisi
birbirine benzer
soruların kendi
aralarında
gruplandırılmalarını ve
dolayısıyla soru
cetvellerinin mantıki
bir bütünlük
oluşturmasını ifade
eder.
Hazırlama tekniği
bakımından da anket
soruları iki türlü
olabilir: Kapalı-uçlu
sorular ve açık-uçlu
sorular. Eğer sorulan
soruya verilecek cevap
seçenekleri tam olarak
belirlenmişse, başka bir
deyişle, sorular
sistemleştirilmişse
bunlara kapalı-uçlu
sorular denir. İkinci
durumda deneğe, soruları
serbestçe cevaplama ve
cevapları kendi
ifadeleriyle dile
getirme olanağı verilmiş
olmaktadır.
Araştırmacının cevaplar
konusunda önceden bilgi
sahibi bulunmadığı, çok
değişik cevaplar alma
olasılığının söz konusu
olduğu veya
derinlemesine cevaplar
alınmak istendiği
durumlarda açık - uçlu
soru şekli tercih
edilmelidir.
Demek oluyor ki hangi
ölçüde bir sistemleşmeye
gidileceği, ya da
cevaplamada ne ölçüde
serbest davranılacağı,
biraz da araştırmanın
özelliğine bağlı
olacaktır. Örneğin bilgi
ve sondaj soruları,
nitelikleri gereği açık
uçlu olmaktadır.
Sistemleştirilmiş
sorular ise düşünülen
cevapların önceden
belirlenip seçenekler
şeklinde sunulduğu
sorulardır. Araştırmanın
özelliğine göre bir
ankette her iki türden
de soru yer alabilir.
SORU HAZIRLAMA
TEKNİKLERİ
Soruların konuyla ilgili
olması, soru
sıralamasının kullanıma
elverişli olması
gerekir. Her şeyden önce
sorunun amacı
bilinmelidir. Hangi
konuda, ne için, ne tür
soru sorulacaktır.
Soruları içeriklerine
veya yapı biçimlerine
göre sınıflandırmak
mümkündür. İçeriklerine
Göre Sorular: 4 grupta
toplanır.
- Olgusal Sorular:
Doğum yeri, yaş, öğrenim
durumu gibi gözlenebilen
ve kolaylıkla kontrol
edilebilen kişisel
özellikleri belirleyen
sorulardır.
- Davranış
Soruları: Kişilerin
davranışlarına, kişisel
ve toplumsal
etkinliklerine ilişkin
soruları kapsar. Okuma,
eğlence, tüketim gibi
bireysel alışkanlıklarla
aile ve çevre ile
ilişkileri belirleyen
bilgilere bu tür
sorularla ulaşılır.
Kontrolü kolaydır.
- Tutum ve Görüş
Soruları: Soyut
konuları içerir. Duygu,
düşünce, inançlar
çerçevesinde oluşan,
kişinin kendi dünyasına
ait özellikleri ve
beklentileri yansıtır.
Bu soruları hem
hazırlamak hem de onlara
cevap almak zordur.
Sınanması da zordur.
- Bilgi Soruları:
Kişinin bilgi düzeyi ile
ilgilidir. Neyi ne
ölçüde bildiğini
belirleyen sorulardır.
Bazen bu sorular eleme
sorusu niteliğini
taşırlar. Kişinin
belirli bir konuda
bilgisinin olup
olmadığının
belirlenmesi, o konuda
sorulara devam edilip
edilmeyeceğini gösterir.
Amacına Göre Sorular:
-
Eleme Sorusu:
Kişinin sorulacak konuyu
bilip bilmediğinin araştırılması
amacına yöneliktir.
-
Sondaj Sorusu:
Kişinin davranış, tutum
ve görüşlerinin kökenine
iner, neden ve
niçinlerini araştırır.
-
Sınama Soruları:
Daha önceki cevapları
alınan soruların doğru
olup olmadığını açığa
çıkartmak amacıyla
sorulur.
SORU TİPLERİ
Yapı ve Biçimlerine
Göre Sorular:
- Sistemleştirilmiş
Sorular: Sistemli
sorular, kesin ve somut
cevaplara yönelik olarak
kapalı ve açık olmak
üzere iki biçimde
formüle
edilebilir. Bu ikisinin
önemli özelliği
soruların önceden kesin
olarak hazırlanmasıdır.
Kapalı uçlu sorulara
örnek; Evet-hayır,
doğru-yanlış.
- Seçmeli Sorular:
Seçenek sayısı ikiden
fazladır.
Örnek: Öğrenim durumunuz
nasıl?
( ) okur-yazar değil
( )
okula gitmemiş
okur-yazar
( ) okuldan ayrılmış
( ) ilk
okulu bitirmiş
Açık uçlu sorular,
önceden cevabı
kestirilemeyecek ve çok
değişik
cevaplar alma ihtimali
yüksek olan durumlarda
ya da kişinin
yönlendirilmemesi
istenen durumlarda
kullanılır. Pratik
güçlükleri olan soru
biçimidir. Cevaplayana,
ayrıntıya, boğulma,
zaman kaybı gibi
riskleri vardır.
-
Sistemleştirilmemiş
Sorular: Bu tip
sorular tarama
niteliğindeki
araştırmalarda
kullanılmaz. Konuşmayı
yönlendiren kişilere
ihtiyaç vardır.
Fonksiyonlarına göre 3
grupta toplanırlar:
- Dolaylı Sorular
-
Tekrarlanan Sorular
- Dolaysız
Sorular
Dolaylı sorular;
sohbet tarzı sorulardır.
Tekrarlanan sorular
derinlemesine bir
mülakattır. Neden, nasıl
sorularıyla cevaplar
açıklanır. Dolaysız
sorular daha daraltılmış
bir alanda fikirleri
öğrenmek için
kullanılır.
>> Soru kağıdı ve
görüşme çizelgesindeki
soruların
hazırlanmasında
dikkat edilecek
noktalar:
Çok seçenekli ve
derecelendirilmiş
sorular:
3 dereceli örnek:
Çocuk dayakla terbiye
edilmeli.
( ) Katılıyorum
( ) Tarafsızım
( ) Karşıyım
Aşağıdaki öz açısından
kendini nasıl
görüyorsun?
( ) Gelecekle ilgili
korkularım var.
( ) Kendime hiçbir
konuda güvenmiyorum.
( ) Kendimi her zaman
yalnız hissediyorum.
( ) İnsanlardan nefret
ediyorum.(bazen - hiçbir
zaman)
( ) Hiç kimsenin beni
anlamadığı kanısındayım.
Bu tür sorularda genelde
neler kullanırız?
Evet, çok iyi, fazla,
güç, doğru, bazen, orta,
eşit, aşağı yukarı,
kuşkulu, hayır, çok
kötü, az, kolay, yanlış.
Dört dereceli ve
tartılı soru tiplerine
örnek:
Çocuğunuzun okuldan
kaçması sizce ne derece
önemlidir?
( ) Çok önemli
( ) Oldukça
önemli
( ) Önemli değil
(
) Hiç önemli değil
Beş dereceli soru
tipine örnek:
Kendinizle ilgili
konularda karar verirken
başkalarına danışır
mısınız?
( ) Her zaman ( )
Bazen ( )
Hiçbir zaman
( ) çoğunlukla ( )
Nadiren
Dikkat Edilmesi Gereken
Noktalar:
·
Sorular sade olmalı, cümleler uzun olmamalı, eğitim
düzeyine uygun bir dil
kullanılmalı, bu
bağlamda yöresel
terimler kullanılmamalı,
sorular cevap vereni
herhangi bir şekilde
etkilememeli, soruların
kapsamı tek konuya
yönelik olmalı.
·
Sorduğumuz soruların
arkasından kontrol edici
sorular sorulmalı.
·
Birbiriyle ilgili
sorular aynı grupta
olmamalı, önce kişinin
değişmez özellikleri
öğrenilmeli, kişiye
kısaca araştırmanın
konusu, amacı
anlatılmalı.
·
Olumlu ilişkiler
kurulmalı, nazik
olunmalı, kişinin yüzüne
bakılmalı, asık suratlı
görünmekten kaçınılmalı,
kendinden emin, dostça,
rahat bir tavır
takınmalı. Araştırmayı
bitirdikten sonra
teşekkür etmeli.
·
Cevaplar açık ve kesin
değilse sorularla açmak
gerekir. Bunu
karşımızdaki dene#287;e yardımda bulunmadan yapmalıyız. Bilmiyorum,
Fikrim yok diyenleri
zorlamamak gerekir.
Üçüncü bir şahsın araya
girmesi sakıncalıdır.
Bir önceki cevap kontrol
edilerek diğer
araştırmalara
geçilmelidir.
KAYNAKÇA:
Bilimsel Araştırma ve Yazma El Kitabı,
Prof.Dr. Halil SEYİDOĞLU,
İstanbul-1995
Sosyal Bilimlerde
Araştırma Yöntemleri
(İstanbul Üniversitesi
İletişim Fak. Yüksek
Lisans Ders Notları),
Doç.Dr. Suat GEZGİN,
İstanbul-1994
|