|
Probleme
Dayalı Öğretme
Stratejisi Nedir?
Neredeyse
her gün bir çok problem
hayatımızı derinden
etkilemektedir. Böylesi
bir durumda isteğimiz
acilen problemin ortadan
kaldırılmasıdır. Fakat
bu istek yalnız başına
yeterli değildir.
Problemlerin çözümü
noktasında yetişme
şeklimiz ve bireysel
gelişimimiz son derece
önemlidir. (Torp,
1997:1) Problemler ile
ilgili bir takım anahtar
olayları tanımlamak,
gerekli bilgileri elde
etmek ve kendi
geliştirdiğimiz bir
takım yöntemler ile
probleme çözüm üretmek
gerekmektedir. (Saban,
2000:156)
Probleme
dayalı öğretim
stratejisi
öğrenme-öğretme
sürecinde yeni bir
paradigmayı temsil eder.
Bu stratejide öğrenci
karmaşık bir durum veya
olay ile karşı karşıya
bırakılır. Önemli olan
nokta öğrencilerin bu
sorunu sahiplenmeleri,
ondan sorumlu
olmalarıdır. Sorumluluk
ve sahiplenme tam olarak
gerçekleşmişse
öğrenciler geçerli bir
çözüme varmada tüm
yolları denerler.
Öğretmenin strateji
başlangıcında yapması
gereken ise problemin
gerçek hayattan
seçilmesine dikkat
etmektir. Torp ve
Sageye göre Problem
çözmeye dayalı öğrenme,
karmaşık ve gerçek hayat
problemlerinin
araştırılması ve çözümü
etrafında organize
edilmiş ve bireylerin
hem zihin hem de beceri
yönünden aktif
katılımlarını
gerektiren, tecrübeye
dayalı öğrenmeyi temsil
eder (Saban, 200:157)
Probleme
dayalı öğretim
stratejisi öğretimin
hedeflerinden, öğrenci
davranışına,
kullanılacak yöntem ve
teknikten, yapılacak
olan ölçme ve
değerlendirme
işlemlerine kadar
problemi merkeze alan
bir yaklaşımdır. Bu
nedenle böyle bir
yaklaşımda hedeflerin ve
davranışların öncelikli
olarak belirlenmesi
gerekmektedir. Bu
belirleme yapıldıktan
sonra problemi çözme
aşamasında kullanılacak
yöntem ve tekniklerin
tespit edilmesi
gerekecektir.
Probleme Dayalı Öğrenme
Tekniği
A.Yusuf Alan
http://people.a2000.nl/aalan/robotik/problem.html
"Nisbî mantık yardımıyla
hazırlanan sunî zekâ
programlarının, uzman
sistemlerde ve farazî
ortam uygulamalarında
kullanılmasına
başlanmıştır. Bu
çalışmaların simülasyon
ve animasyon
tekniklerine yeni bir
buud getireceği tahmin
edilmektedir."
Bu metni tekrarlaya
tekrarlaya ezberlemek
mümkündür, fakat anlamak
için ezberlemek yeterli
değildir. Yukarıdaki
metni, ancak, daha önce
"iletişim teknolojisi"
konusunda detaylı
araştırma yapmış
insanlar idrak
edebilirler, çünkü bu
insanların hafızalarında
mevzu hakkında "idrakî
bir yapı", yani bir
kavram çerçevesi, bir
semantik alan mevcuttur.
Metni okurken bu yapı,
çerçeve ve alanları
aktif hale getirirler,
başka bir ifadeyle
önceki bilgilerini
kullanırlar. Bu eski
bilgiler ne kadar fazla
olursa, yeni bir
mevzunun idraki de o
kadar kolay ve çabuk
olur.
Probleme dayalı öğrenme
tekniği, eskiden beri
medreselerimizde
kullanılan ve son birkaç
yıldır başta Hollanda
olmak üzere bazı batı
ülkelerinde yoğun
araştırmalarla
desteklenen bir öğrenim
tekniğidir. Bir
problemle karşılaşan
talebelerin tahsil
kabiliyetlerinin nasıl
geliştiğini, idraklerine
tesir eden unsurların
neler olduğunu tespit
etmeye çalışan psikolog,
pedagog ve
dilbilimcilerin bu
konuda edindikleri
tecrübeler gerçekten çok
ilgi çekicidir (Schmidt,
1993).
Öğrencilerin
anlayışlarına tesir eden
unsurları şu şekilde
sıralamak mümkündür:
1. Bir konu hakkında
insanların sahip olduğu
eski bilgiler,
kullanılabilecek yeni
bilgilerin tür ve
miktarını belirlemede en
önemli faktördür.
Yukarıda da
bahsettiğimiz gibi,
öğrencilerin mevcut
bilgi seviyeleri,
verilmesi düşünülen
malumatın idrakinde çok
mühim bir faktördür. O
halde farklı bilgi ve
tecrübelere sahip
oldukları için farklı
vukuf seviyelerinde
bulunan öğrencilere,
aynı materyalin takdim
edilmesi verimli
olmayacaktır.
2. Eski bilgilerin
zengin olması gerekli,
fakat yeterli değildir.
Yeni bilgilerin
anlaşılıp hatırlanması
için eski bilgilerin,
metindeki bazı ipuçları
yardımıyla aktif hale
getirilmesi de
gereklidir.
Meselâ girişte
verdiğimiz metnin
"İletişim Teknolojisi"
gibi bir başlığı
olsaydı, metni
anlayanların sayısı
artacaktı. Gerçekten de
yapılan tecrübeler
neticesi, başlığın idrak
ve hatırlamayı iki kat
artırdığı tespit
edilmiştir (Bransford ve
Johnson, 1972). Demek ki
yeni bilgilerin
tahsilinde kuru bir
metin kâfi değildir.
Kavram çerçevelerini ve
semantik alanları aktive
edecek, yani mevzuyu
idrak etmek için zihni
hazır hale getirecek
başlık, özet, anahtar
kelimeler gibi unsurlara
da ihtiyaç vardır.
3. Bilgiler bir yapı
halindedir, yani bir
bütün halinde planlanıp
bina edilmiştir.
Bilgilerin zihinde bina
ediliş şekli, onların
verimli veya verimsiz
şekilde kullanılmasına
sebep olur.
Peki bu yapının mahiyeti
nedir? Psikologlara göre
zihindeki bilgiler
semantik bir ağda yer
alan hükümler ve
kaziyeler şeklindedir.
Aşağıdaki misaller tıp
sahasındaki hükümlere
aittir.
a. Bakteriler zehirli
maddeler üretirler.
BAKTERİLER
====(sebep---üretmek)====>
ZEHİRLİ MADDELER
b. Antikorlar zehirli
maddeleri zararsız hale
getirirler.
ANTİKORLAR
====(sebep---hale
getirmek)====> ZEHİRLİ
MADDE====>
ZARARSIZ---(sıfat)
Bu hüküm ve kaziyelerin
binlerce olduğu
düşünülürse, zihinde
elemanları birbiriyle
irtibat halinde olan
nasıl bir semantik ağın
oluştuğu hayal
edilebilir. Burada
enteresan bir husus
vardır: Bir insanın
zihnindeki semantik
alan, bir
başkasınınkiyle birebir
tekabül etmez. Bu yüzden
eşya ve hâdiselerin
idrak ve
değerlendirilmesinde
farklılıklar ortaya
çıkar. Hatta aynı
şeylere inanan insanlar
arasında bile, bu gerçek
sebebiyle, anlayış ve
inanç seviyesinde
farklılıklar mevcuttur.
Dünyayı anlamamız,
semantik alanlardaki
inkişafa bağlıdır. Bu
alanlar ne kadar sağlam
ve genişse idrakimizdeki
doğruluk ve derinlik de
o nisbette fazla olur.
Yalnız bir noktaya
dikkat edilmelidir:
Semantik ağ,
kitaplardaki bilgilerden
ibaret değildir.
Semantik ağlar bir
ferdin tecrübe, görüş ve
düşünceleriyle
oluşurlar. Bu yüzden
onları "mini inançlar"
şeklinde tarif etmek de
mümkündür.
Bir semantik ağdaki
mevcut bilgilerin
teferruatı, kavramlar
arasındaki ilişkilerin
sayısı ve bütün bunların
organize ediliş şekli, o
bilgilerle neler
yapılabileceğini
belirler. Öğrencilerin
zihinlerine
depoladıkları bilgilere
rağmen hayatta
karşılaştıkları "gerçek"
problemlerin üstesinden
gelememelerinin sebebi
budur. Yani mevcut
bilgileri kullanışlı bir
şekilde organize
etmemişlerdir. Zaten bu
bilgiler de ancak bir
probleme çözüm bulmak
zorunda kalındığında
veya tevdi edilen bir
vazifeyi yapmak
gerektiğinde zihinde
netleşip organize
edilmektedir.
4. Öğrenilen materyale
gösterilen ihtimam ne
kadar çok olursa
hafızaya nakşetme ve
hatırlama da o kadar
kolay olmaktadır.
Yabancı dil tahsilinde
yeni bir kelimeyi, eş
veya zıt manalı
kelimelerle birlikte
öğrenerek ya da birkaç
cümlelik bir metinde
kullanarak ezberlemek,
daha doğrusu inceden
inceye bu kelimeyi
işleyerek onu rahatlıkla
kullanabilecek bir hale
gelmek, "ihtimam
prensibi"ne misal olarak
gösterilebilir. Demek ki
ihtimam, kavramlar
arasındaki irtibatı
artırıp güçlendirerek
hafızaya yardımcı
olmaktadır.
5. Semantik ağların
bulunduğu uzun süreli
hafızadaki bilgileri
aktif ve kullanışlı hale
getirmek için, çalışılan
çevreye ait birtakım
ipuçları gereklidir.
Bu hususta yapılan
tecrübe şu şekildedir: (Godden
ve Baddeley, 1975).
Bir grup öğrenciye, bir
havuzun içinde, ikili
gruplardan oluşan bir
kelime listesi
verilmiştir. Aynı liste,
havuzun yanında bulunan
başka bir gruba daha
sunulmuştur. Daha sonra
her iki grubun yarısının
yeri birbiriyle
değiştirilmiştir.
Öğrencilerden kelimeleri
gruplar halinde
hatırlamaları
istendiğinde yerleri
değişmeyenlerin, yerleri
değişenlere göre daha
rahat hatırladıkları
görülmüştür. Demek ki
çalışılan çevrenin idrak
ve hatırlamada tesiri
vardır. Belki de bu
yüzden evde çalışan
öğrenciler, sınıfta
bildiklerini unutmuş
hale gelmektedir. Bu
meyanda, sınıflarında
etüt yapan yatılı
öğrencilerin daha
avantajlı oldukları
söylenebilir.
6. Öğrenme hususunda
motive olmuş bir
öğrencinin çalışma
süresi ve bu yüzden
başarısı artar.
İnsanlarda fıtrî bir
merak hissi vardır.
Onlardaki bu bilme
arzusunu canlandıracak
çalışmalar ilim
tahsilini
kolaylaştıracaktır.
Belli bir grup içinde
soru-cevap veya münazara
metoduyla belli bir
meseleyi mütalaa etmek,
bu merak hissini
uyandırabilir. Muhalif
fikirlerle yüz yüze
gelmek, insanı, kendi
fikirlerini ve bakış
açısını netleştirmeye,
bilgilerini daha
kullanışlı bir şekilde
tasnif etmeye zorlar (Lowry
ve Johnson, 1981).
İşte probleme dayalı
öğrenme tekniği de bir
rehber eşliğinde, belli
bir tartışma grubu
içinde, karşılaşılan
problemleri çözmeye
çalışmayı ve böylelikle
yeni şeyler öğrenmeyi
hedefler. Rehberin
öğrencilere temel
prensipleri göstererek
onları yönlendirmesiyle
tartışma başlar.
Öğrenciler mevcut bütün
bilgilerini aktif hale
getirerek onları
kulanmak zorunda
kalırlar. Grup
tartışması, mütalaa
edilen mevzuya
gösterilen ihtimamı da
artırır, zira mevzu
derinleştikçe tefekkür
edilen detaylar da
artacaktır. Tartışma,
yani müzakere, belli bir
problem üzerinde
yoğunlaşacağı için
çevreye ait ipuçlarının
(ele alınan spesifik
problemin) hafızaya
yardımı olacaktır.
Ayrıca bu tartışma,
öğrencilerdeki merak
hislerini de uyararak
dikkatlerini, araştırma
ve öğrenme arzularını da
artıracaktır. Neticede
öğrencilerin
zihinlerinde arzu edilen
semantik ağların
oluştuğu görülecektir.
Okuyan, okuduklarını
müzakere eden, merak
duyan ve yeni şeyler
öğrenme peşinde olan
mütecessis ruhlu
talebeler yetiştirmemiz
temennisiyle.
Kaynaklar:
Bransford, J. D.; M. K.
Johnson (1972). "Contextual
prerequisites for
understanding: some
investigations of
comprehension and recall",
Journal of Verbal
Learning and Verbal
Behavior 11, 717-26.
Godden, D. R.; A. D.
Baddeley (1975). "Context-dependent
memory in two natural
environments: on land
and underwater, British
Journal of Psychology,
66, 325-31.
Lowry, N.; D. W. Johnson
(1981). "Effects of
controversy on epistemic
curiosity, achievement
and attitudes", Journal
of Social Psychology,
115, 31-43.
Schmidt, H. G. (1993). "Foundations
of problem-based
learning: some
explanatory notes."
Medical Education, 27,
422-432.
İlköğretimde Problem
Çözme Öğretimi
Yrd.Doç.Dr. Murat
ALTUN (*)
GİRİŞ
Bu makalede problem
ve problem çözmenin ne
olduğu tanıtılmış daha
sonra problem türlerinin
ve problem çözmenin
doğası üzerinde
durulmuştur.
Problem ve Problem
Çözme:
Problem deyince,
çoğunlukla ilkokul
matematik ders
kitaplarından elde
edilen bir anlayışla
konu sonlarında verilen
dört işleme dayalı
matematik problemleri
akla gelmektedir (1).
"Aralarında 140 km
mesafe olan iki
bisikletli karşılıklı
yola çıkıyorlar.
Birincinin saatteki hızı
15 km dir ve iki
bisikletli 5 saat sonra
karşılaştıklarına göre
ikinci bisikletlinin
satteki hızı kaç km dir?"
örneğinde olduğu gibi.
Problem kavramı burada
sözü edilenden daha
geniş bir anlama
sahiptir ve problemin
matematikle ilgili
olması şart değildir.
Problem kavramıyla
ilgili verilen bir tanım
şöyledir.
Problem zor ya da
sonucu belirsiz bir
sorudur. Çözümü bir
araştırma veya tartışma
gerektirir. Kişi çözümü
bulma konusunda
hazırlıksız fakat
isteklidir (2)
Bu tanım problemin
üç temel özelliğini
ortaya koymaktadır.
Bunlar (1) Problemin
karşılaşan kişi için bir
güçlük olduğu, (2)
kişinin onu çözmeye
ihtiyaç duyduğu ve (3)
kişinin bu problemle
daha önce karşılaşmamış
olduğu, çözümle ilgili
bir hazırlığının
bulunmadığıdır. Bu
özellikle problem
kavramıyla ilgili bazı
sınırlamalar
getirmektedir. Bunlar,
birkez karşılaşılıp
çözüldükten sonra aynı
durumun problem
olmadığı, bazı kişiler
için problem olan bir
durumun diğer bazılarına
göre olmadığı, çözümün
aniden ortaya çıkmadığı
ve bir çaba
gerektirdiğidir.
Problem çözme ise
problem kavramına bağlı
olarak "Ne yapılacağının
bilinmediği durumlarda
yapılacak olanı
bilmektir" şeklinde
tanımlanabilir. Bir
problemle karşılaşıldığı
zaman onun anlaşılması
çok önemlidir. Birey
anlayamadigi bir problem
için, çözüm öneremez,
herhangi bir strateji
tespit edip bunu
uygulamaya koyamaz. Bu
açıklamalara göre
problem çözme süreci;
"Net olarak tasarlanan
fakat hemen ulaşilamayan
bir hedefe varmak için
kontrollü etkinliklerle
araştırma yapmadir"
şeklinde açıklanabilir.
Problemlerin
Siniflandirilmasi
Problemlerin degişik
yaklaşimlarla
siniflandirilmalari
yapilabilir.
Ögretimindeki amaçlar
esas alinarak problemler
iki sinifa ayrilabilir.
Rutin ve rutin olmayan
problemler.
Rutin (Dört Işlem)
Problemler: Bunlar
matematik ders
kitaplarinda çokça yer
alan ve dört işlem
problemleri olarak
bilinen problemlerdir.
Yabanci literatürde word
problem ya da story
problem olarak
adlandirilirlar. Rutin
problemler bir ya da çok
işlemli olabilirler.
"Ali 212 sayfalık bir
kitabın birinci gün 30,
ikinci gün 42 sayfasını
okudu. Üçüncü gün
kitabın yarısına
geldiğine göre üçüncü
gün kaç sayfa
okumuştur?" bu türden
bir problemdir. Dört
işlem problemlerinin
ögretiminin amaci,
çocuklarin günlük
hayatta çok gerekli olan
işlem becerilerini
geliştirmeleri, problem
hikayesinde geçen
bilgileri matematik
eşitliklere aktarmayi
ögrenmeleri,
düşüncelerini şekillerle
anlatmalari, yazili ve
görsel yayinlari
anlamalari ve problem
çözmenin gerektirdigi
temel becerileri
kazanmalaridir.
Rutin Olmayan
(Gerçek) Problemler:
Rutin olmayan
problemlerin çözümleri
işlem becerilerinin
ötesinde, verileri
organize etme,
siniflandirma,
ilişkileri görme gibi
becerilere sahip olmayi
ve bir takim
aktiviteleri arka arkaya
yapmayi gerektirir (3).
Örnegin; "Bir adam bir
oyundan bir tilki, bir
ördek ve bir çuval mısır
kazanıyor. Bunlarla
birlikte bir nehrin bir
kıyısından öbür kıyısına
geçmek zorunda fakat,
bir kayık var ve çok
küçük. Adamla birlikte
bu kayık ancak birini
alabiliyor. Mısırı
geçirse tilki ördeği
yiyebilir, tilkiyi
geçirse ördek mısırı.
Hiçbir zayiyat olmadan
bunları karşıya nasıl
geçirebilir?" sorusu bu
türden bir problemdir.
Bu problemler ya gerçek
hayatta karşilaşilmiş ya
da karşilaşilabilecek
bir durumun
ifadesidirler. Bundan
ötürü bunlara gerçek
hayat problemleri de
denir.
Matematik, fizik ve
diger bazi derslerde
üzerinde çalişilan
formüllerin ve
genellemelerin herbiri
de bir gerçek hayat
problemi olarak ele
alinabilir. 1'den
itibaren n tane tek
sayının toplamı n2 dir.
Üçgenin alanı A=1/2 a. h
dir. Serbest düşen bir
cismin aldığı yol l=2
gt2 dir gibi. Çağdaş bir
öğretim, bu
genellemelerin veya
formüllerin problem
çözme yaklaşımı ile ele
alınmasını ve
öğrencilere
buldurulmasını
gerektirir. Rutin
olmayan problemleri
çözmeyi öğrenen
öğrenciler sayısal
ilişkileri ve sistematik
yapılan görme bakımından
gelişirler. Verilerden
hareket ederek
verilmeyen ya da
bilinmeyen kısımlar
hakkında tasarım ve
kestirimde
bulunabilirler.
Rutin olmayan
problemlerin,
çözümlerinin amacı ise
problem çözmenin
mantığını ve doğasını
kavrama, bir problemle
karşılaşıldığında uygun
stratejiyi seçme,
kullanma ve sonuçları
yorumlama yeteneklerini
geliştirmektir. Bu amaç
problem çözme
öğretiminin en temel
amacıdır.
İnsan ve toplum
hayatında, ne zaman ne
tür güçlüklerle
karşılaşılacağı ya da ne
tür ihtiyaçların
doğacağı önceden
bilinmediği için, çağdaş
eğitim kendi kendine
güçlüklerin üstesinden
gelebilen insanı
yetiştirmeyi
hedeflemektedir. Bu
bakımdan problem çözme
öğretimi önemlidir.
Eğitim öğretim
faaliyetlerinde problem
çözme sadece bir
matematik konusu olarak
ele alınıp sonra
terkedilmemeli, bütün
eğitimin odak noktası
olmasıdır. Yani
öğretimde problem çözme
yaklaşımı, en temel
yaklaşım olarak
benimsenmelidir.
Problem Çözmenin
Doğası
Hayatta karşılaşılan
bir problemin çözümü
aşağıdaki döngüye uygun
olarak gerçekleşir. Önce
problemin matematik
ifadesi elde edilmekte
daha sonra problemin
matematiksel çözümü
yapılmakta son olarak bu
çözüm gerçek hayat için
yorumlanmaktadır.
Her gerçek hayat
problemi için bu döngü
geçerlidir. Bu döngü
basit bir problem
üzerinde şöyle
açıklanabilir (4).
* Gerçek hayat
problemi: Öğrenciler
pikniğe gidecek. Nasıl?
* Problemin
matematiksel anlatımı:
Okulun 102 öğrencisi ve
16 kişi taşıyabilecek
bir aracı var. Kaç sefer
yapmalıdır?
* Matematik
problemin çözümü
102:16=6,375
* Gerçek hayat
probleminin çözümü: Araç
7 sefer yapmalıdır.
Dört işlem
problemlerinin çoğu
"matematiksel olarak
ifade edilmiş"
şekilleriyle
verildiklerinden
yukaridaki döngüye tam
olarak uymazlar.
Döngünün ilk ve son
safhasi ihmal edilmiş
olur.
PROBLEM ÇÖZME
ÖGRETIMI
Bütün problemlerin
çözümünde kullanilan
belirli bir yol ya da
yöntem yoktur. Eger
böyle bir yöntem olsaydi
sorun kökünden
halledilirdi.
Çocuklar bir
problemle
karşilaştiklarinda çogu
kez kullanilacak bir
kural hatirlamaya
çalişirlar. Bu iyi bir
girişim degildir. Çünkü
problem çözmenin
kurallari yok, ancak
sistematigi vardir.
Ögretmenin temel görevi
ögrenciye problem
çözmeyle ilgili bu
sistematigi ve
stratejileri tanitmak ve
bunlari kullanabilmeyi
ögretmektir.
Rutin olan ve
olmayan problemlerin
çözümleri konusunda en
çok kabul gören süreç
George Polya (1887-1985)
tarafindan verilen dört
basamakli süreçtir. Bu
basamaklarin bilinmesi,
problem çözmeyi saglamaz,
ancak problem çözerken
bu dört basamaga uygun
çalişma biçimi çözümü
kolaylaştirir.
Bu basamaklar ve bu
basamaklarin
kapsamindaki başlica
etkinlikler şunlardir:
1) Problemin
Anlaşilmasi
(1) Neler
verilmiştir?
(2) Neler
istemektedir?
Eger ögrenci bu iki
soruya tam olarak cevap
verebiliyorsa problemi
anlamiş demektir.
Problemi anlamanin başka
göstergeleri de vardir.
Ögretmen bunlari
kullanmak suretiyle
ögrencilerin problemi
anlayip anlamadiklarinin
kontrol edebilir.
Bunlar;
(1) Ögrenci problemi
vurgu düzeyine uygun
okuyabiliyor mu?
(2) Problemde eksik
ya da fazla bilgi
varmidir?
(3) Problemden ne
tür bilgiler elde
edilmektedir?
(4) Problemdeki
olaylara ve ilişkilere
uygun şekil ya da
diyagram çizebiliyor mu?
(5) Problemi
parçalara (alt
problemlere)
ayirabiliyor mu?
2) Çözümle Ilgili
Stratejinin Seçilmesi
Problem anlaşidiktan
sonra sira çözümde
kullanilacak olan
stratejinin seçilmesine
gelir. Bu safhada
ögretmenin rolü, bazi
sorular yönelterek
ögrencilerin uygun
stratejileri seçmelerini
saglamaktir. Ancak
sorular ögrencilerin
bagimsiz düşünme
ortamini
zedelememelidir. Şu
sorular kullanilabilir.
(1) Bu problemde
neyin bulunmasi
isteniyor?
(2) Hangi bilgiler
verilmiştir? Neyi
biliyorsun, hatirla.
(3) Buna benzer,
daha önce başka bir
problem çözdün mü? Orada
ne yaptin, hatirla?
(4) Bu problemi
çözemiyorsan, buna
benzer daha basit bir
problem ifade edip
çözebilir misin?
(5) Tasarladigin
çözümde bütün bilgileri
kullanabiliyor musun?
(6) Bu problemin
cevabini tahmin
edebiliyor musun? Hangi
degerler arasindadir?
Buradaki sorularin
problemin anlaşilmasiyla
çok yakindan ilişkili
oldugu açiktir. Çünkü
uygun stratejinin
seçilmesi, problemi
anlamaya ve stratejileri
tanimaya baglidir. Bir
problemin çözümünde
bazen bir, bazen birkaç
strateji birlikte
kullanilir. Bazen de
ayni bir problemin
çözümüne farkli
stratejiler uygun
düşebilir. Bu
stratejilerin
başlicalari şunlardir:
1) Sistematik Liste
Yapma
2) Tahmin ve Kontrol
3) Diyagram Çizme
4) Baginti Bulma
(Veriler arasinda ilişki
arama)
5) Eşitlik Yazma
6) Tahmin Etme
7) Benzer Basit
Problemlerin Çözümünden
Faydalanma
8) Geriye Dogru
Çalişma
9) Elemine Etme
10) Tablo Yapma
11) Muhakeme Etme
3) Stratejinin
Uygulanmasi
Bu aşamada seçilen
strateji kullanilarak
problem çözülmeye
çalişilir. Çözülmez ise
problemin bir veya
ikinci adimina, anlamada
bir eksik olup
olmadigina bakilir. Yine
çözülmez ise strateji
degiştirilir. Gerekli
aritmetik işlemlerin
yapilmasi da bu safhada
yer alir.
4. Çözümün
Degerlendirilmesi
Bu son aşamada elde
edilen sonuçlarin dogru
ve anlamli olup
olmadigina bakilir.
Bunun için elde edilen
sonuç tahmin edilenle
karşilaştirilir veya
işlemlerin saglamalari
yapilir. Sonuçlarin
anlamli olup olmadigi
ise çikan cevabin gerçek
hayata uygunlugunun
kontrol edilmesiyle
anlaşilir. Benzer bir
problemle karşilaşilirsa
onun nasil çözülecegi
tartişilir. Başka bir
çözüm yolunun olup
olmadigi araştirilir.
Kullanilan stratejinin
neden seçildigi
açiklanir.
Problemin çözümüne
uygun bir başka strateji
var ise, bu
stratejilerden
hangisinin daha iyi
oldugu tartişilir.
Problemdeki verilenler
ve istenenler
degiştirilerek, böyle
durumlarda elde edilen
problemin nasil
çözülecegi üzerinde
durulur. Bu basamaktaki
etkinlikler; o problemi
çözmekten daha çok genel
anlamda problem çözme
gücünü geliştirmeye
yöneliktir.
Dört işlem
problemlerinin
çözümleri, bu dört
basamagin esasli bir
uygulamasi olmayip daha
çok, onlarin
uygulanmasinda gerekli
olan temel becerilerin
kazandirilmasiyla
ilgilidirler. Çocuklar
ilkokul yillarinda bu
rutin problemlerle daha
çok meşgul edilmeli,
zaman içinde artarak
gerçek problemlerle
yüzyüze getirilmelidir.
Bu zamanlama aşagidaki
gibi bir şema ile
gösterilebilir.
Şekil 2: Ilkögretimde
problem türlerinin
yeralişi
Bu düşünceyle,
burada problem çözme
ögretimini iki ayri
başlik altinda ele
alinmasinda yarar vardir.
Dört Işlem
Problemlerinin Çözümünün
Ögretimi
Dört işlem
problemleri bir çözüm
bekleme, ögrenilen
bilginin yeniden
düzenlenmesi, ne
yapilacagina ögrencinin
karar vermesi bakimindan
gerçek hayat
problemlerine benzerler.
Bir çeşit onlarin
minyatürü gibidirler.
Dolayisiyla çözümlerinde
izlenen yol da hemen
hemen aynidir. Çocuklar
ilkokula yeni
başladiklarinda bu tür
problemlerle karşilaşir
ve bunlarin çözümünü
ögrenirken problem
çözmeyle ilgili verileni
isteneni yazma, şekil
çizme, işlemleri yapma,
saglama yapma, sonuçlari
listeleme, benzer roblemler
yazma gibi temel
becerileri kazanirlar.
Bazi matematik
kitaplari hatali bir
tutumla sadece tek dogru
cevabi olan dört işlem
problemleri içerirler.
Konular arasindaki
ilişkileri, problemlerin
karşilaşilabilen
çeşitliligini, yorumlama
ve uygulamayi gözardi
edip sadece işlem
becerilerini
geliştirmeyi amaçlarlar.
Gerçek hayatla pek
ilgileri yoktur. Bu
bakimdan ders kitaplari
hazirlanirken veya ders
hazirliklari yapilirken
tek dogru cevabi olan
sorularin yanisira
aşagidaki tür sorulara
da yer verilmesi
gerekir.
* Çözümsüz (çözümü
olmayan),
* Birden çok çözümü
olan,
* Eksik ya da fazla
bilgi içeren,
* Bir formülün
uygulanmasini
gerektiren,
* Sayisal veri
içermeyen,
* Şekil ya da çizim
yapmayi gerektiren,
* Gerçek hayatin bir
uygulamasini konu
edinen,
* Veri toplamayi ve
ders dişinda araştirma
yapmayi gerektiren,
* Tablo ve
grafiklerin yorumunu
gerektiren problemlere
yer verilmelidir.
Ayrica bir problemin
çözümünün arkasindan
verilerin degişmesi
hâlinde çözümün nasil
olacagi ögrencilerle
tartişilmalidir(5).
Ögrencilerin gerek
zihinden gerek yazili
problem çözmede ihtiyaç
duyduklari en temel
beceri işlem yapmadir.
Yazili işlem yapma, sayi
sisteminin ve basamak
kavraminin, zihinden
işlem yapma ise işlem
kolayliklarinin iyi
bilinmesine baglidir.
Işlem kolayliklarinin
herbiri işlemlerin
özelliklerinin bir
sonucu olup, çogu
ögrenci bu özellikleri
bilmese de, işlem
kolayliklarini sezgisel
olarak kavrayabilir.
Özellikle ilkögretimin
ilk yillarinda problem
çözmede zihinden işlem
yapmaya sik başvurulur.
Zihinden işlem yapmada
sayilarin 10 ile
ilişkileri önemlidir ve
bunun kavranmasi,
ögrencilerde zihinden
işlem yapmanin egilimini
artirir. Zihinden
problem çözmenin en
etkili araçlarindan biri
boş sayi dogrusudur.
Aşagida "48 sayfa olan
bir hikayenin 26
sayfasını okudum.
Okuyacak kaç sayfa daha
var?" probleminin
zihinden çözümünde boş
sayi dogrusunun
kullanimina iki örnek
verilmiştir.
Şekil 3: Zihinden
problem çözmede boş sayi
dogrusunun kullanimi
Özetle zihinden
işlem yapma ve problem
çözme, kagit kalem
kullanmadan işlem
yapmanin ötesinde
birşeydir ve bir teknigi
vardir.
Ilkögretim Matematik
Programi (s.28),
çocuklarin iyi bir
problem çözücü olmasi
için, problem çözerken
aşagidaki adimlara
uymalarinin uygun
olacagini ve bu
davranişlardaki
eksikliklerin
giderilmesi gerektigini
belirtmiştir.
Bunlar sirasiyla
aşagidaki gibidir.
1- Problemde verilen
ve istenenleri söyleme,
yazma,
2- Problemi özet
olarak yazma,
3- Probleme uygun
şema ya da şekil çizme,
4- Problemin
çözümünde başvuracak
işlem ya da işlemleri
sebepleri ile birlikte
sirasiyla söyleme yazma,
5- Işlem sonuçlarini
ve problemin sonucunu
tahmin edip söyleme
yazma,
6-Işlemleri yapma,
sonucu söyleme, yazma
7-Problemin
çözümünün dogru yapilip
yapilmadigini, yanliş
yapilmiş ise yanlişini
belirterek söyleme
yazma,
8-Problemin
çözümünü, varsa degişik
yolla yapma ve sonucu
söyleme yazma,
9- Ögrenilen
bilgileri kullanabilecek
şekilde bir problem
söyleme yazma,
Bu davranişlar dört
işlem problemleriyle
ilgilidir ve yukarida
verilen genel
açiklamalarla birlikte
ele alinmasi halinde
problem çözme
ögretiminin daha etkili
olmasi beklenir.
Gerçek Hayat
Problemlerinin
Çözümlerinin Ögretimi
Bu tür problemler
hayatta karşilaşilan
veya karşilaşma
olasiligi bulunan
problemlerdir. Bunlarin
çözümleri Polya'nın
verdiği dört aşamanın
tam bir uygulamasıdır.
İlköğretimde çocukların
yaş ve sınıf düzeylerine
göre bu tür problemlerle
karşılaştırılmaları
onların problem çözmeden
beklenen amaçlara
ulaşmasına önemli
katkılar sağlar,
bağımsız düşünebilme
güçlerini ve
yaratıcılıklarını
geliştirir. Problemlerin
üzerinde, 3-4 kişilik
gruplar halinde birlikte
düşünülmesi ve
tartışılması düşüncenin
devinimi ve öğrencilerin
birbirlerinin
eksiklerini gidermeleri
bakımından önemlidir.
Aşağıda gerçek hayat
problemlerinin
çözümlerinde kullanılan
stratejilerin herbirinin
öğretiminin
açıklanmasının bu
yazının kapsamını
genişleteceği
düşüncesiyle sadece iki
örnek verilmiştir.
(1) Sistematik Liste
Yapma Stratejisi
Bazı problemlerin
çözümü bir işle ilgili
mümkün olan bütün
hallerin bilinmesini
gerektirir. Böyle
durumlarda çözüme
ulaşmak için verilerin
veya bulguların,
dikkatli seçilmiş bir
yöntemle listesini
yapmak gerekir.
Aşağıda bu strateji
ve bu stratejinin sınıf
içinde nasıl
öğretileceğini gösteren
bir etkinlik
sunulmaktadır.
Etkinlik: Sistematik
liste yapma stratejisini
tanıma ve problem
çözmede kullanma.
Grup: 3-4 kişi
Problem: "Şekildeki
atiş tahtasina üç atiş
yapan bir kimse kaç
degişik toplam puandan
birini almiş olur?"
probleminin grupta
çözülmesi, sonra çözümün
aşagidaki çözümle
karşilaştirilmasi.
* Problemin
anlaşilmasi
Atiş levhasindaki
puanlar biliniyor. Bir
kişi arka arkaya 5,5,5
veya 10,5,1 vs. gibi bir
puan serisi elde
edecektir. Problemde kaç
degişik toplam puandan
birisinin alinmiş oldugu
istenmektedir.
* Stratejinin seçimi
ve kullanimi: Liste
yapma. Atiş yapan en az
3 (1+1+1), en çok 30
(10+10+10) puan alir.
Yapilacak liste bu
aralikta alinabilecek
tüm puanlari
göstermelidir. Liste
yapmada üçü de ayni
olan, sonra ikisi ayni
olan, daha sonra üçü de
farkli olan atişlar
şeklinde bir sira
izlenebilir. Aşagidaki
çözümde bu yaklaşim ile
bir liste yapilmiştir.
* Çözümün
degerlendirilmesi:
Böyle bir problemin
çözümünde en önemli
nokta siralamaya nereden
başlanacagini iyi
kestirmektir.
Eger dördüncü bir
puan söz konusu olsaydi
kaç satirli bir liste
oluşurdu?
Bu problemi
çözmeseydiniz, iki puan
içeren bir benzer
problemden
yararlanabilirmiydiniz?
Böyle bir problem
yaziniz? sorularinin
tartişilmasi.
(2) Diyagram Çizme
Stratejisi
Bir problemle ilgili
olarak verilerin
arasindaki ilişkileri
gösteren temsili şemaya
diyagram denir. Diyagram
çizme çözümü görmeyi
kolaylaştirir. Aşagida
bu strateji ve bu
stratejinin sinif içinde
nasil ögretilecegini
gösteren bir etkinlik
verilmiştir.
Etkinlik: Diyagram
çizme stratejisini
tanima ve problem
çözmede kullanma.
Grup: 3-4 kişi
Problem: "Bir pasta
5 bıçak hareketi ile en
çok kaç parçaya
ayrılır?" probleminin
grupta çözülmesi ve
çözümün aşagidaki
çözümle
karşilaştirilmasi.
* Problemin
anlaşilmasi:
Bir pasta 5 biçak
hareketiyle kesilecek.
Parçalarin ayni
büyüklükte olmasi söz
konusu degil. En çok kaç
parça elde edilebilecegi
sorulmaktadir.
* Stratejinin seçimi
ve kullanimi: Diyagram
çizme. Bir pasta şemasi
ve bir, iki biçak kesimi
ile elde edilen parça
sayilarinin bulunmasi
çözümü kolaylaştirir.
Parça sayisinin en çok
olabilmesi için her
kesimin digerlerini
kesmesi gerekir.
Yukaridaki tabloda
biçak kesim sayilarinin
artmasina bagli olarak
parça sayilarinin her
seferinde bir önceki
artişa göre 1 daha fazla
arttigi gözlenmektedir.
5. kesim ile en fazla
15+5=16 parça elde
edilecektir.
* Çözümün
degerlendirilmesi
Bu problemde kesim
sayisi 5 yerine 10 veya
daha fazla olsa, parça
sayilari arasindaki
yukaridaki ilişki
görülebildigi takdirde
çözüm kolaydir. Kesrin
sayisinin en çok olmasi
ayni noktadan ikiden çok
kesimin geçmemesi ile
elde edilmektedir.
Not: Bu problemde
birkaç strateji birlikte
kullanilmiştir. Diyagram
çizme yaninda parça
sayilari arasindaki
ilişki görüldügü ve
bundan yararlanildigi
için baginti bulma, 5
biçak yerine, 1,2 ve 3
biçak kesimleri ile
ilgili problemler
çözüldügü için küçük
örneklerden yararlanma
stratejileri
kullanilmiştir. Yani bu
çözüm üç stratejinin
kullanimina örnek
oluşturmaktadir (6).
SONUÇ VE ÖNERILER
Ilkögretimde problem
çözme ile ilgili
çalişmalarin dört işlem
problemlerinin yanisira
gerçek hayat
problemlerini konu
edinmesi, bati
ülkelerinde de çok eski
degildir. Bu çalişmalar
son 20-30 yilin
çalişmalaridir ve bu
konudaki literatür
oldukça gelişmiştir.
Artik gelişmiş ülkelerde
matematik ögretiminin
odak noktasi problem
çözme ögretimidir ve
problem çözme ögretimi
dört işlem
problemlerinin yanisira
veri analizi, çözüm
stratejilerini tanima ve
kullanma, araştirma
yapma, grupla çalişma
etkinliklerini de içeren
gerçek hayat
problemlerinin çözümüne
çokça yer vermektedir.
Tahminde bulunma, veri
toplama, ölçme ve
hesaplama becerileri
gibi problem çözmeye
katki veren çalişmalar
önemsenmektedir.
Matematik evrensel
oldugu için ögretimi de
evrenseldir. Bu yüzden,
ülkemizde problem çözme
ögretiminin bu çalişmada
önerilen biçimiyle
uygulanmasinda herhangi
bir güçlük söz konusu
degildir. Türkiye'de
öğretmen yetiştirme
programları ilköğretim
öğretmenleri bu
çalışmaları tanıma ve
uygulamaya, daha fazla
geç kalmadan geçmeli,
deneysel araştırmalarla
her sınıf ve yaş
düzeyine uygun problem
çözme yaklaşımları
ortaya konmalı ve
öğretim programları buna
göre yeniden gözden
geçirilmelidir.
(*) Uludağ Üniversitesi,
Eğitim Fakültesi,
İlköğretim Bölümü.
(1)Heddens JamesW. adl
William R.Speer, Today's
Mathematics Merril
Publishing Co. 1997.
(2) Van De Walle John
A., Elementary School
Mathematics, Virginia
Commenralth Universitl,
Longman, 1994.
(3)Souviney,Randall J.,
Learning to Teach
Mathematichs, Merril
Publishing Company,
1989, s.66.
(4)Kennedy Leonard M.
and StevenTipps, Guiding
Children's Learning of
Mathematics Wadsworth pb.
Co, Belmount, CA; 1991,
s.126.
(5)Billstein Rich and
Sholomo Libeskind, Johny
W. Loft, A Problem
Solving Approaht to
Mathematics
ForElementary School
Teachers, The Benjamin
Cummings Publishing
Company. Inc. 1990.
(6)Murat Altun,
Matematik Öğretimi,Alfa
Yayıncılık, 1997, s.135.
Problem tabanlı eğitim
ile ilgili doyayı
indirmek için
tıklayınız.
|