|
|
İşbirliği Kurarak
Öğrenme |
|
İşbirliği kurarak
öğrenme,
çocukların ortak
bir amaç için
birlikte
çalışmaları ile
sağlanabilen bir
öğrenme
türüdür(Berk,1997).
İşbirliği
gerektiren ortak
çalışma sırasında
farklı yetenekte
olan çocukların
birbirlerine
yardımcı olarak
öğrendikleri
sayılısı, bu tür
öğrenmenin
temelini
oluşturur.
Çocukların
birbirleriyle
işbirliği kurarak,
problem çözmeye,
özgün bir yaratı
ortaya çıkarmaya
yada bilgi
toplamaya
çalıştıkları
işbirliği yolu ile
öğrenme, eğitici
drama
etkinliklerinde
sık yararlanılan
bir öğrenme,
yoludur.
|
|
|
|
|
İşbirliği kurma
sırasında, yardım
etme ve yardım
alma, içinde
bulunduğu grup
birliğinin
farkına varma
gibi önemli
denemeler yaşanır
(johnson ve
johnson,1987).Böylece,
gelecekte iş
yaşamında çok
önemli bir beceri
olarak çocukların
karşısına çıkacak
olan, belirli bir
çalışma için
başkalarıyla
birlikte, hem
kendi görüş ve
yeteneklerin
ortaya koyabilerek
hem de
başkalarının
katkılarını
destekleyerek ve
kabul ederek
çalışabilme
alışkanlığı
kazanılabilir.
|
|
|
|
|
İşbirliği
kurarak öğrenme
eğitici dramaya
çok iyi uyan bir
öğrenme türüdür.
Çünkü çocuklar
drama sırasında,
grupta birlikte
çalışırlar.
Öğretmen, ya büyük
gruptaki tüm çocuk
içindeki küçük
gruplara belirli
roller verir. Her
gruptaki çocuk,
içinde bulunduğu
gruptaki
akranlarına
karşı,ortaya
çıkacak oyun,
durum, öykü
canlandırma
konularında
sorumludur. |
İŞBİRLİĞİNE DAYALI
ÖĞRETİM
İşbirliğine dayalı
öğretim grup biçiminde
çalışma şeklidir. Bir
sınıfın öğrencilerini
gruplara ayırmakla, grup
çalışması yapılmış
sayılmaz. Burada "grup"
terimi yüzyüze temas
halinde bulunan bir çok
insanın birbirlerini
etkilediği ortam
anlamında
kullanılmaktadır (Abercrombie,
1970: 1-5). Eğer
sınıftaki öğrenci sayısı
her üyenin etkileşim
içerisinde bulunabilmesi
için gerekli ortamı
sağlayamayacak kadar
büyükse böyle bir sınıf
grup değildir. Grup
öğretiminde, öğretmen
dikkatin odak noktası
olmaktan kasıtlı olarak
geri durur ve üyeler
arasındaki etkileşimi
cesaretlendirme yönünde
gayret sarf eder (Richardson,
1967: 8-16). Grup
öğretiminde üyeler
arasındaki etkileşim
esastır. İşbirliğine
dayalı öğretim
teknikleri planlı bir
şekilde bu ilkeyi
gerçekleştirecek
etkinlikleri
içermektedir.
İşbirliğine dayalı
öğretimin en önemli
özelliği öğrencilerin
ortak bir amaç
doğrultusunda küçük
gruplar (takımlar)
halinde birbirinin
öğrenmesine yardım
ederek çalışmalarıdır
(Açıkgöz, l992: 3).
Sharan (1980)'ne göre
işbirliğine dayalı
öğretimde, takımların
araştırma veya
tartışmaların yapıldığı
konularla ilgili olarak
veriler toplaması,
bireysel olarak yapılan
çalışmaların
birleştirilerek grup
üretimine katkısının
sağlanması ve elde
edilen sonuçların
birlikte tartışılarak
yorumlanıp ürün halinde
ortaya çıkarılması söz
konusudur.
İşbirliğine dayalı
öğrenme tekniklerini
diğer öğrenme
tekniklerinden ayıran
başlıca özellikleri
Johnson ve Johnson
(1987) şöyle
sıralamışlardır;
1.Işbirliği
yaparak çalışmaları
beklenen gruplarda
üyeler arasında olumlu
dayanışma vardır.
Hedefler ve görevler
belirlenmiştir, böylece
öğrenciler grubun diğer
üyelerinin çalışmalarına
da dikkat gösterirler.
2.Işbirliği
içerisinde olan
gruplarda üyelerin kendi
üzerlerine aldıkları ve
bireysel olarak
yüklendikleri
sorumlulukları vardır.
Öğrenciler bu
sorumlulukları konusunda
takım olarak
değerlendirilmelerinin
yanında, tek tek
bireysel olarak
değerlendirilirler.
Böylece bütün üyeler,
takımda kime yardım ya
da destek verilmesi
gerektiğini öğrenirler.
Küçük gruplarda ise
öğrencilerin bireysel
sorumluluk ve
değerlendirilmeleri söz
konusu değildir.
3.Işbirliğine
dayalı öğretim
yönteminin esaslarına
göre oluşturulmuş
takımlarda takım üyeleri
yetenek, cinsiyet,
başarı ve kişisel
özellikleri açısından
heterojen olarak
belirlenirken;
geleneksel grupların
oluşturulmasında çoğu
zaman üyelerin bu
özelliklerine dikkat
edilmez.
4.Işbirliği
içinde olan gruplarda
bütün üyeler liderlik
görevini paylaşırlar,
Geleneksel gruplarda ise
lider öğretmen
tarafından seçilir ve
bütün gruptan sorumlu
olur.
5.Işbirliğine
dayalı olarak
oluşturulmuş
takımlardaki tüm üyeler
takımın öğrenme ve
başarısından
sorumludurlar. Her bir
üyenin grup üretimine
katkısı, başarısı veya
başarısızlığı takım ve
takımın içerisindeki tüm
bireyler tarafından
paylaşılmaktadır. Takım
üyelerinden kendilerine
verilmiş ödevi yerine
getirmek için
birbirlerine yardım
etmesi, yol göstermesi
ve destek olması
beklenmektedir.
6.Işbirliği
içindeki gruplarda
öğrencilerin amaçları
her üyenin öğrenmesini
en üst düzeye çıkarmak
ve üyeler arasında iyi
çalışma ilişkilerini
korumaktır.
7.Işbirliği
yaparak çalışan
gruplarda sosyal ve
kişiler arası
ilişkilerdeki beceriler
ve beraber çalışmanın
gereği öğrencilere
doğrudan
öğretilmektedir.
Geleneksel gruplarda
kişiler arası
ilişkilerde ve küçük
grup çalışmalarında
gerekli olan becerilerin
üyelerde var olduğu farz
edilir.
8.Işbirliğine
dayalı öğretim
yöntemlerinin
uygulandığı gruplarda
öğretmen gözlem yaparak
grupta işbirliği
içerisinde çalışırken
ortaya çıkan problemleri
analiz eder ve her gruba
görevlerini ne şekilde
yerine getirmeleri
konusunda rehber olur.
Geleneksel gruplarda
öğretmenin gözlem
yapması, yol göstermesi
çok enderdir.
9.Işbirliğine
dayalı olarak
oluşturulmuş gruplarda
öğretmenin esas rolü,
gruplardaki işbirliği ve
verimin artması için
takımların
oluşturulmasından, takım
ürünlerinin
değerlendirilmesine
kadar ki tüm aşamaların
planlanmasını
içermektedir.
Bir
grup çalışmasının
işbirliğine dayalı
öğrenme olabilmesi için
gruptaki öğrencilerden
her birinin hem kendisi,
hem de grup
arkadaşlarının
öğrenmelerini en üst
düzeyde sağlama isteği
ve faaliyetinin olması
gerekir. (Slavin, 1988:
31-33). Bir başka
deyişle işbirliğine
dayalı öğretim öyle
düzenlenir ki gruptaki
her üye kendi grubundaki
diğer arkadaşları
başarmadan kendisinin de
başaramayacağını bilir
ve diğer arkadaşlarının
da başarılı olması için
elinden gelen gayreti
sarfeder. Sonunda elde
edilen başarı gruptaki
tek tek tüm üyelerin
katkısıyla oluşmuş
grubun ve gruptaki
bireylerin başarısıdır.
Işbirliği gruplarında
bireyin amaçlarına
ulaşması diğer
arkadaşlarının da kendi
amaçlarına ulaşmasını
destekleyicidir.
İşbirliğine dayalı
olarak oluşturulmuş
gruplarda
öğrenme-öğretme süreci
rekabete ve bireyselliğe
dayalı öğretim
yöntemlerinden farklılık
gösterir. İşbirliğine
dayalı öğretimin daha
iyi anlaşılabilmesi için
rekabeta dayalı öğretim
ve bireysel öğretim
hakkında da kısa bilgi
vermekte fayda vardır.
Rekabete Dayalı Öğretim
:Rekabete dayalı öğretim
durumunda, işbirliğine
dayalı öğretimin tersine
bir grubun ya da kişinin
başarısı diğerinin
başarısızlığını
gerektirebilmektedir.
Dolayısıyla işbirliği
durumunda birbirini
destekleyen öğrenciler
yarışma durumunda
birbirlerini
engelleyebilirler. Bir
grup içerisinde rekabete
dayalı öğretim
yapılırken öğrencilerin
her biri ilgili durumda
sadece kendilerinin
başarılı olmalarını
isterler. Çünkü bu durum
yalnızca bir kişinin
başarılı olmasına fırsat
sağlamaktadır. Bu
nedenle gruptaki diğer
üyelerin başarısızlığı
her bir öğrenci
tarafından istenen bir
durumdur. Başarı
durumunda sevinen
genellikle bir kişi
vardır. Grubun büyük bir
çoğunluğu öğrenme
sonucundan memnun
değildir (Skon and
Johnson, 198l: 83-92).
Rekabete dayalı öğretim,
bireysel yarışma ve grup
yarışması olarak
düzenlenebilir.
Bireysel yarışmada
öğrenciler herhangi bir
etkileşimde bulunmadan
tek başına yarışırlar
bütün sınıfta yalnızca
bir kazanan vardır (Yager
and Johnson, l985:
60-63). Gruplararası
yarışma durumunda ise
öğrenciler önce küçük
gruplar halinde
işbirliği yaparak
çalışırlar ve diğer
gruplarla yarışmak üzere
hazırlanırlar.
Gruplardan birisi
kazanırken diğerleri
kaybetmektedir.
Dolayısıyla
öğrencilerinde bir kısmı
kazanırken kaybeden
gruplardaki öğrencilerde
başarısız sayılmaktadır.
Bireysel Öğretim : Bu
tür öğrenmede
öğrencilerin öğrenmesi
bireyseldir. Bir
öğrencinin öğrenmesi ile
diğer öğrencilerin
öğrenmesi ya da başarısı
arasında ilişki yoktur.
Öğrencilerin tümü
başarılı ya da başa-rısız
olabilir. Geleneksel
olarak sınıflarda
uygulanan öğrenme
bireyseldir. Öğrenciler
bir öğretmenin
liderliğinde öğrenirler.
Soruların yanıtlanması,
alıştırmaların ve
tekrarların yapılması,
örneklerin verilmesi vb.
etkinlikler bireysel
olarak gerçekleşti-rilir.
Yarışma ve işbirliği
olmadığı için
öğrencilerin
başarılarında
birbirlerini engelleme
ya da destekleme yoktur
(Açıkgöz, l992:5-6).
Öğrenciler okula belirli
oranda ailelerinin
rekabet beklentisinden
etkilenerek başlarlar.
Okullar da öğrencilerini
yüksek derecede
rekabetin var olduğu bir
dünyaya hazırlamayı
ciddi olarak üzerlerine
almışlardır. Bu durumun
bir neticesi olarak bir
çok ülkede bilhassa son
yarım asırlık bir
zamandır rekabet ve
bireysel çalışma
stratejileri üstün
gelmiştir. Bazı
öğretmenlerin rekabeti
azaltmak için ölçme ve
değerlendirmede norma
dayalı sistemi
kullanmayı bırakıp,
ölçüt dayanaklı sisteme
dönmeleri de etkili
olmamıştır (Şimşek,
1990: 187-202).
Yapılan araştırmalar
işbirliğine dayalı
öğretimin başta başarı
olmak üzere, bir çok
öğrenme ürünü üzerinde
rekabete dayalı ve
bireysel öğretime göre
çok daha olumlu
etkilerinin olduğunu
ortaya koymaktadır.
Özellikle işbirliğine
dayalı öğretimde olumlu
destekleyici faktörler
görülürken rekabete
dayalı öğretimde grup
gerilimlerinin fazla
olduğu ortaya konmuştur.
Gerilimin artmasıyla
birlikte öğrencilerin
gösterdikleri olumlu
davranışların bile
belirli bir süre sonra
sapma ve kararsızlık
gösterdiği
anlaşılmıştır. Bu
olumsuz durumlar
işbirlikli öğrenmede
görülmediği gibi
öğrencilerin takımın
hedefleri doğrultusunda
olumlu davranışlara
yöneldikleri tespit
edilmiştir (Haines and
McKeachie 1967:
387-395).
İşbirliğine Dayalı
Öğretimin Uygulanması
İşbirliğine dayalı
öğretim teknikleri
uygulama açısından
birbirlerinden farklılık
göstermektedir. Burada
ayrılıp birleşme
tekniğinin (Jigsaw)
uygulama aşamaları
anlatılacaktır.
Uygulama Aşamaları:
Takımların oluşturulması
Isınma Etkinlikleri
B.
Takımlarda konu ve görev
dağılımı yapılması
C.
Diğer gruplarla
etkileşim
D.
Takım içi Etkinlikler
E.
Değerlendirme
TAKIMLARIN OLUŞTURULMASI
İşbirliğine dayalı
öğretim en etkili olarak
2-6 kişiden oluşan
takımlarda gerçekleşir.
Takımların
oluşturulmasında temel
kural heterojen bir
yapının sağlanmasıdır.
Yani tüm takımlar
birbirlerine denk,
benzer başarı
düzeylerini yansıtan ve
tüm düzeydeki
öğrencileri içerecek
şekilde düzenlenmelidir.
Heterojen ve
birbirlerine denk
takımlar oluştururken
sınıfta aşağıdaki
işlemleri
yapabilirsiniz:
1.Tüm öğrencileri daha
önceki dönemlerdeki
başarı düzeylerini
dikkate alarak başarı
sırasına koyunuz.
2.Bu listeyi dengeli bir
şekilde dörde bölünüz.
İlk bölümü "Pekiyi";
ikinci bölümü "İyi";
üçüncü bölümü "Orta" ve
son bölümü ise "Zayıf"
öğrenciler grubu olarak
belirleyiniz.
3.
Tüm bu bölümlerden birer
öğrenciyi oluşturulacak
takıma atayınız. Dengeli
bir dağılım sağlamak
için öğrencileri şu
şekilde seçebilirsiniz:
Birinci bölümün ilk
sırasındaki, dördüncü
bölümün son sırasındaki,
ikinci bölümün ilk
sırasındaki ve üçüncü
grubun son sırasındaki
öğrencileri aynı
takımlara atayınız. Aynı
işlemleri seçilen
öğrenciler çıkarıldıktan
sonra diğer takımlar
oluşturulurken yapınız.
ISINMA ETKİNLİKLERİ
Geleneksel öğretim
uygulamalarına alışmış
öğrencilerin işbirliği
içerisinde çalışmaları
başlangıçta birçok
soruna yol açabilir.
Öğrencileri birlikte
çalışmaya, ortak amaçlar
doğrultusunda gayret
sarfetmeye ve takımla
birlikte başarılı olmaya
yöneltmek için bir takım
ısınma etkinlikleri
uygulanabilir. Bu ısınma
etkinlikleri bir takım
oyun ve etkileşim
uygulamalarını
kapsamaktadır. Bu
amaçla; kümeye beyin
fırtınası yoluyla ad
verme, küme sloganı ve
hareketlerini belirleme,
kavram oyunları,
diyalektik ve
düşün-tartış-yaz-paylaş
gibi etkinliklerden
yararlanılabilir.
Öğretmen beyin fırtınası
yoluyla kümeye ad
bulurlar. Her öğrenci
bir ad önerir, önerilen
adın ne anlama geldiği
ve etki derecesi küme
üyeleri tarafından beyin
fırtınası yoluyla
tartışılır ve üyelerin
demokratik oylarıyla küm
adı belirlenir. Örneğin;
Çılgınlar, Yıldızlar,
Tasarımcılar v.b.
Öğrencilerin birlikte
düşünme, karar verme ve
hareket etme
alışkanlıklarını
kazanmak için öğretmen
tüm takımlara açık uçlu
yoruma dayalı bir soru
sorarak
düşün-tartış-yaz-paylaş
etkinliğini
uygulayabilir. Bu
sorunun dersle ilgili
olması gerekir. Örneğin
tarih dersinde öğretmen
Avrupadaki Rönesans ve
Reform hareketleri neden
Osmanlı Devletinde
ortaya çıkmamıştır?
şeklindeki bir soruyu
tüm takımlara
yönlendirebilir. Her
takım içerisinde
öğrenciler önce bireysel
olarak düşünürler.
Düşündüklerini bir
kağıda yazar. Takım
içerisinde yazılan her
görüş bir araya
getirilir. Takım üyeleri
ortaya çıkan görüşleri
tartışarak bir sonuca
gitmeye çalışırlar ve
takımlarının ortak
görüşünü yazarlar. Her
takımın ortaya çıkan
görüşü sözcüler
tarafından sınıfa
sunulur. Daha sonra
sınıfça tartışmalar
yapılabilir. Be uygulama
işbirliğini güçlendirir
ve takım çalışmalarına
bir ivme kazandırır.
TAKIMLARDA KONU VE GÖREV
DAĞILIMININ YAPILMASI
-Bu
aşamada takımdaki üye
sayısı kadar işlenen
konu ya da materyali alt
bölümlere ayırınız.
-Takım içerisindeki
öğrencilerin bu alt
bölümlerden birisini
almasını sağlayınız.
-Takım içerisinde lider,
raportör, yazıcı gibi
görevlerin demokratik
olarak paylaşılmasını
sağlayınız. Her oturumda
bu görevler öğrenciler
arasında dönüşümlü
olarak
değiştirilmelidir.
-Bu
işlemleri diğer tüm
takımlarda
gerçekleştiriniz.
DİĞER GRUPLARLA
ETKİLEŞİM
-Aynı alt bölümlerden
sorumlu olan tüm takım
üyelerinin bir araya
toplanmasını sağlayınız.
Örneğin takımlar dört
kişiden oluşuyorsa bir
konu bütünü dört alt
bölüme ayrılacağından
dolayı her alt bölümü
alan diğer takım üyeleri
bir araya getirilir. Bu
şekilde her takım
temsilcisi diğer takım
temsilcileriyle
etkileşime girecektir.
Bu etkileşimde her üye
diğer takımlardaki konu
arkadaşlarıyla sorumlu
oldukları içeriğe
çalışırlar.
-Bu
aşamada öğrencilerin
yapması gerekli
işlemlerle ilgili bilgi
ve yönergeler veriniz.
Öğrenciler çalıştıkları
konuyu takımlarına
döndüklerinde kendi
takım arkadaşlarına
etkili bir şekilde
sunabilmelerine
sağlayacak etkinlikler
seçilmelidir. Bunlardan
en etkilisi öğrencilere
kendi konuları ile
ilgili özetler
hazırlatmaktır.
Etkileşim grubundaki
öğrenciler özetleri
birlikte hazırlarlar.
Öğretmen bu aşamada
öğrencilere özetlemenin
nasıl
gerçekleştirileceğine
ilişkin bir ölçüt ve
işlem basamağına
uymalarını sağlamalıdır.
Etkileşim Grubu Özet
Yönergesi
*Konunuzu genel olarak
gözden geçiriniz
*Metin içerisindeki
önemli noktaları
belirleyiniz
*Önemsiz noktaları
çıkarınız
*Önemli noktalı
listeleyiniz
*Bu
listeleri tekrar ediniz
Etkileşim grubunda
birlikte aynı konuya
çalışan ve özetler
hazırlayan öğrenciler
kendi gruplarına
dönerler.
TAKIM İÇİ ETKİNLİKLER
Etkileşim gruplarında
kendi konusuna
derinlemesine çalışan
öğrenciler kendi
takımlarına dönerek
takım arkadaşlarına
konularını öğretmeye
çalışırlar. Burada
öğretim sırası olarak
konunun aşamalılığına
dikkat edilir.
*Takım içi konu
öğretimlerinin
etkililiğini ve diğer
tüm öğrencilerin
katılımını sağlamak için
dinleyici üyelerin
sorgulama yapmasını
sağlayınız. Bunun için
tüm takımlara dağıtılmak
üzere bir sorgulama
yönergesi hazırlayınız.
Sorgulama Yönergesi:
.......................burada
ne anlatılmak isteniyor?
.......................anlatılanlar
arasında ne gibi
benzerlikler var?
.......................bu
konular arasında ne gibi
farklılıklar var?
......................bu
konu ya da durumun
örnekleri var mı?
.....................bu
durum ya da konun ne
gibi sonuçları olabilir?
-Bu
aşamada öğrencilere
takım arkadaşlarının
öğrenmelerinden sorumlu
oldukları ifade
edilmelidir.
DEĞERLENDİRME
Değerlendirme iki
aşamadan oluşmaktadır.
a.Takım içerisindeki
etkinliklerin
değerlendirilmesi
b.Bireysel değerlendirme
a.Takım içerisindeki
etkinliklerin
değerlendirilmesi
Takım içi çalışmaları
esnasında öğrencilerin
kendi konularını ve
görevlerini yerine
getirmede göstermiş
olduğu davranışların
değerlendirilmesini
öğrencilere yaptırınız.
Değerlendirmenin amacına
ulaşması için
öğrencilerle birlikte
bir değerlendirme
yönergesi hazırlayarak
takımlara dağıtınız.
Değerlendirme Yönergesi:
İyi
Orta
Kötü
1.Konuyu açık ve
anlaşılır biçimde
sunabilme
( )
( )
( )
2.Sunun akıcılığı
( )
( )
( )
3.Konuya hakim olma
( )
( )
( )
4.
Konun önemli noktalarını
saptayabilme
( )
( )
( )
5.
Sorulan sorulara
yanıtlar verebilme
( )
( )
( )
6.Konu içerisindeki
ilişkileri ifade
edebilme
( )
( )
( )
7.
Konun önemini
vurgulayabilme
( )
( )
( )
8.
Konu içerisindeki fikir
ve ifadeleri anlamlı ve
doğru bir şekilde
sunabilme
( )
( )
( )
Kendi takımı içerisinde
sunusunu tamamlayan
öğrenci takım
arkadaşları tarafından
bu yönergeye göre
değerlendirilir.
b.
Bireysel Değerlendirme:
Takım sunu ve
etkinliklerini
değerlendiren tüm grup
ve öğrenciler bireysel
olarak katılacakları bir
sınava tabi tutulurlar.
Sınavda takımların ele
aldıkları konularla
ilgili sorular sorulur.
Sınavda her bir
öğrencinin elde edeceği
puan kendi takımı lehine
yazılır. Böylelikle her
bir takımın puanı
belirlenmeye çalışılır.
Sınavda sorulan
soruların yanıtları
takımlar arasında
tartışmaya açılır ve
ders bitirilir.
İşbirliğine dayalı
öğretimde bireysel
başarıdan çok takım
başarısı ve ödülleri söz
konusudur. Öğretmen
değerlendirme
etkinliklerinden sonra
başarılı olan küme
isimlerini ve küme
üyelerini sınıf panosuna
asarak işbirliğini
pekiştirebilir. Bu
teknikte en başarılı
takım değil başarılı
takımlar vardır. Bu
nedenle bağıl ölçüt
değil, mutlak ölçüt
temele alınır. Örneğin
işbirliği
uygulamalarından önce
öğretmen değerlendirme
sonucu 7 ve üzerinde
ortalama alan takımlar
başarılı olacaktır
şeklinde başarı
standardını önceden
duyurmalıdır. Haftanın
en başarılı kümeleri
yanı sıra, işbirliğini
en iyi gerçekleştiren
yani haftanın en iyi
davranış kümeleri de
belirlenmelidir.
Unutulmalıdır ki
işbirliğine dayalı
öğretimin bilişsel
özellikler yanı sıra
duyuşsal özellik ve
davranışları da
kazandırma amacı vardır.
AKTİF ÖĞRENME
Orhan ERCAN*
Talim ve Terbiye Kurulu,
Egitim, Ögretim ve
Program Dairesi
Baskanligi
Ö ğretim programlarında
yapılan değişimlerle,
öğrencilerin öğrenmeye
etkin olarak
katılımlarını sağlayan,
öğrenme ortamına
getirdikleri ön
bilgilerini dikkate
alan, yaşam boyu
öğrenmeyi temel alan,
yaparak yaşayarak
öğrenmeye olanak tanıyan
bir öğretim anlayışının
ön plana çıktığı
görülmektedir.
Öğrenci merkezli
öğretimin adeta bir
slogan haline geldiği
günümüzde, gerçekte
öğrenci merkezli öğretim
ile öğrenmede öğretmenin
hiçbir rolünün olmadığı
düşünülmemelidir.
Tersine öğrenci merkezli
öğretim ile öğrenme
sürecinde hem
öğrenciler, hem de
öğretmenler daha etkin
bir rol oynamaktadırlar.
Aktif öğrenme düşüncesi
yeni değildir. Yüzyılın
başından beri çeşitli
araştırmacılar
tarafından zaman zaman
dile getirilmiştir.
Ancak özellikle son
yirmi, otuz yıl
içerisinde popüler bir
öğrenme alanı olmuştur.
Bunun başlıca nedenleri
arasında; öğrenme
anlayışında 1970lerden
sonra meydana gelen
değişimler, bilgi
çağında yaşıyor olmamız
nedeniyle yaşam boyu
öğrenmeye duyulan
gereksinim, geleneksel
öğrenimin yetersizliği
ve aktif öğrenmenin
diğer öğrenme
süreçlerine göre daha
yeterli oluşu
sayılabilir.
Aktif öğrenme,
öğrencilere öğrenme
prosesi üzerinde önemli
bir kontrol yetisi veren
öğrenme etkinlikleriyle
meşgul olmaları olarak
tarif edilebilir (Kyriacoy,
1999).
Bu katılımı
sağlayabilmek için
öğrenenlere okuma,
yazma, konuşma,
tartışma, geçmiş
yaşantılarla bağ kurma,
edindiği bilgileri
günlük yaşamda uygulama
ve problem çözme
işlemlerini kendi
kendine yapma imkânının
verilmesi gerekir.
Aktif Öğrenmede:
Yavaş öğrenen ve üstün
yetenekli öğrencilere
daha çok zaman ayrılır.
Öğrencilerin öz
denetim geliştirme
yolları iyileştirilir.
Farklı öğrenme
biçimleri için farklı
programlar oluşturulur.
Yaşam boyu öğrenme
sağlanır (Stern, 1997).
Öğrenciler, araştırma
çalışmalarında
kaynaklara kendileri
ulaşır, değişik
kaynaklardan bilgiye
ulaşmanın yollarını
öğrenirler.
Öğrencilerin elde
ettikleri bilgiyi
örgütlemelerine ve
sunmalarına imkân
sağlanır.
Öğrenciler, bireysel
ve grup projelerinde
sorumluluk alır ve bunu
paylaşırlar.
Öğrenciler, bilgileri
paylaşır, etkileşimde
bulunur ve ortak bilgi
üretimi için iş birliği
yaparlar.
Çeşitli deneysel
araştırmalar aktif
öğrenme yoluyla
öğrenmeyi ve düşünmeyi
öğrenmenin başarı düzeyi
düşük öğrencileri
etkilediğini ortaya
koymuştur. Okullarda
genellikle en iyi
öğrencilerin etkin
olması beklenmektedir.
Ancak aktif öğrenme bu
bakış açısını
değiştirmiştir.
Geleneksel eğitimde
baskın olan ezbercilik,
bu sistemde yerini merak
duyma, kuşku duyma,
deneyerek öğrenme,
araştırma ve uygulama
yapmaya bırakmıştır.
Öğrenenler, bir ekip
içinde nasıl
çalışacağını,
yardımlaşmayı, işbölümü
yapmayı ve tartışarak
ortak görüş oluşturma
yollarını öğrenmiş
olurlar.
Aktif öğrenme dinlemekten
daha çok yapmak
ile ilgilidir.
Öğrenciler, okumalı,
yazmalı, tartışmalı veya
problemin çözümü ile
meşgul olmalıdırlar. En
önemlisi ise analiz,
sentez ve değerlendirme
vazifesini üstlendikleri
düşüncesi zihinlerinde
yer etmelidir (Bonwell
ve Eison, 1991).
Aktif Öğrenmede
Kullanılan Bazı
Yöntemler:
Bu modelin dayandığı
teori ve uygulamalar;
yapılandırıcılık,
problem-tabanlı öğrenme,
kaynak-tabanlı öğrenme,
keşfederek öğrenme,
yaratıcı drama,
soru-cevap, tartışma,
küçük grup çalışması,
bilgisayarla öğrenme ve
işbirliğine dayalı
öğrenme şeklinde
sıralanabilir (Kyriacou,
1999; Gülseçen, 2002).
Öğretmenler bilginin,
çocukların oluşumuna
aktif olarak katıldığı
bir süreç olmasından çok
çocuklara kendilerinin
verdiği bir şey olduğuna
inanırlarsa aktarma
yaklaşımını benimsemiş
olurlar. Bu yaklaşımdaki
öğretmenler sınıfın
önünde durur ve
çocuklara bilmeleri
gerekenleri anlatırlar.
Ancak öğretmenler
bilginin çocuklar
tarafından
oluşturulduğunu kabul
ederlerse, çocukların
bir kavramı öğrenmeleri
veya bir beceriyi
kazanmalarına yardımcı
olacak faaliyetlerle
meşgul olmalarını
sağlayan yollar
ararlar. Dahası,
bilginin sabit olduğuna
inanan bireyler yeni
bilgiler peşine düşmez,
varolan bilgiyi
sorgulamaz, kendi
yolunda ilerleyemez ve
bağımsız öğrenciler
olamazlar. Bilginin
göreceli niteliğinin
farkında olmak,
öğretmenleri yenilikçi
olmaya ve alternatif
öğrenme yolları aramaya
teşvik eder. (Pillay,
2001)
Aktif öğrenme
düşüncesinin
yayılmasındaki
gecikmenin nedeni
yüzyılın başından beri
psikoloji ve eğitim
bilimi alanlarında
davranışçılık
anlayışının egemen
olmasıydı. Davranışçılık
anlayışına göre öğrenme,
uyaran-tepki bağının
oluşması ve bu bağın
pekiştireçlerle
güçlendirilmesi süreci
olarak ele
alınmaktaydı. Bu
yaklaşımın en büyük
eksiği yalnızca
öğrencinin edimi
üzerinde durması, edimin
nedenleri, uyaran-tepki
bağı oluşurken olup
bitenler üzerinde
durulmamasıydı.
Davranışçılar öğrenmenin
gözlenemeyen kısmı ile
ilgilenmiyordu.
Öğrencinin anlayıp
anlamadığı da pek
dikkate alınmıyordu.
Buna göre, öğreticiler
öğrencinin neyi, ne
zaman ve nasıl
öğreneceğine karar verir
ve genellikle onların
sessiz, pasif durdukları
bir süreçte onlara
bildiklerini
aktarırlardı. Daha sonra
yapılan sınavlarda
öğrenciden kendisine
aktarılanları
tekrarlaması istenirdi.
Aktif Öğrenmenin Amacı:
Bilimsel düşünceyi
öğretmek
Bilgi kaynaklarına
ulaşmayı öğretmek
Problem çözme becerisi
kazandırmak
Neden-sonuç ilişkisi
kurmayı öğretmek
Kendilerini yenilemeyi
öğretmek
Toplumsal bilinç
kazandırmak
iletişim becerisi
kazandırmak
Akıl, bilgi, teknoloji
üretebilmeyi sağlamak
Yönetici ve girişimci
insan olmayı öğretmek
Sosyal becerileri
geliştirmek
Aktif öğrenme,
öğrencinin dikkatini
öğrenme faaliyetlerine
odaklayarak ve
kavramlarla konular
arasında ilişkiler
kurmak amacıyla bir
şeyler yaparak öğrenme
sürecini yürütmesini
gerektirir. Öğrencilerin
sınıf içi bilişsel ve
fiziksel aktif katılımı
teşvik edilmektedir.
Bunun anlamı,
öğretmenlere yeni bir
görevin yüklenmesidir ki
bu da rehber, yol
gösterici rolüdür.
Öğretmenin talimatlarını
azaltmasına rağmen bu
yöntem yine de
öğretmenin yükünü
hafifletmemektedir.
Üstelik tersine bir
durum söz konusudur.
Öğretmen, arzulanan
öğrenme sonuçlarına
ulaşmak için gerekli
faaliyetleri planlamaya
daha fazla zaman
harcamak zorundadır.
Aktif Öğrenme Metodunun
Ana Noktaları
Öğretmenler bilgiyi
inşa edilmiş bir varlık
olarak kavramlaştırmalı
ve görevlerinin sadece
inşa sürecini yürütmek
olduğunu, bilgi vermek
olmadığını bilmelidir.
Öğretim, öğrenme için
en uygun ortamı yaratmak
anlamına gelmelidir.
Öğretim, sınıf duvarları
ile
sınırlandırılmamalıdır.
Yeni öğretme/öğrenme
ortamında, tek bilgi
kaynağı öğretmen
olmayacaktır. Okul
faaliyetlerine velilerin
ve toplumun katılımı da
mümkün olacaktır.
Öğretmen bilginin tek
kaynağı değil, daha
ziyade yol gösterici
olmalıdır.
Çocukların topluluk
içinde daha iyi
öğrendikleri
bilinmektedir. Bu
nedenle, grup
çalışmaları, proje
takımları, sınıf
ilişkilerini sistematik
olarak çözümlemekte,
deneyimleri ve değerleri
incelemekte
kullanılmalıdır.
Öğrencilerin kişisel
tecrübelerle edindikleri
bilgiler en kolay
özümsenenlerdir. Bu
nedenle, çocuğun ön
bilgilerini anlamak ve
yeni ile eski bilgileri
bütünleştirmek
önemsenmelidir.
Öğrenciler bilişsel ve
fiziksel açıdan aktif
olarak öğrenime
katılmalıdır.
Öğretmenler
öğrencilerin düşünme,
mantık yürütme, karar
verme, yansıtma, anlam
çıkarma ve problem çözme
becerilerini teşvik
etmelidir. (Pillay,
2001)
Aktif Öğrenmede Öğretmen
Aktif öğrenmede
öğrencilerin, önemli
ölçüde sorumluluk
duygusu ve karar verme
yetileri gelişir.
Öğrenme sürecine
doğrudan katılan
öğrencilerdir. Ancak bu,
öğretmenin, öğrenme
sürecinde
sorumluluklarının
azaldığı, sınıfta
fonksiyonel olmaktan
çıktığı anlamına
gelmemelidir. Çünkü bir
kişinin bilmediği
konularda tamamen doğru
sonuca götürecek
kararları alması oldukça
zordur. Öğrencilerin bu
noktada, öğretmen
tarafından yapılacak bir
takım önerilere ve
yönlendirilmelere
gereksinimi vardır.
Öğretmen bunu,
öğrencinin öğrenmesiyle
ilgili kararlar için
seçenekler sunarak,
öğretimsel amaçlardan
sapıldığında önlem
alarak, öğrencilere
takıldıkları yerleri
açıklayarak yapar.
Öğrencilere öğrenme
süreciyle ilgili
fikirler verir. Öğrenmek
için ne yapması, nelere
dikkat etmesi
gerektiğini öğrencilere
öğretir. Öğrencilerin
dikkatini önemli
noktalara ve inceliklere
çeker.
Aktif Öğrenmede
Sınıf Düzeni
Aktif öğrenme
sınıflarında öğrenciler
sıralar halinde
hareketsiz oturmazlar.
Sınıf düzeni
değişkendir. Uygulanan
aktif öğrenme tekniğine
göre öğrencilerin;
kümeler, iç içe
halkalar, U, O ve V
harfleri şeklinde
oturmaları gerekebilir.
Bazen kimi öğrenciler
ayakta diğerleri
oturarak çalışabilir.
SONUÇ
Bütün bunlardan açıkça
görülmektedir ki, aktif
öğrenme ezberciliği
önlemekte; araştırmacı,
yaşam boyu öğrenen,
eleştirel düşünceye
sahip, üretken
bireylerin
yetiştirilmesini
sağlamaktadır (Silberman,
1996).
Elbette bütün bunların
gerçekleşmesinde
eğitimin tüm
paydaşlarının katkısı
gerekmektedir.
KAYNAKLAR:
1. Açıkgöz, K. Ü. Aktif
Öğrenme 2. Baskı
Eğitim Dünyası
Yayınları, zmir, 2003
2. Bonwell, Charles C.
Eison, James A.
Active Learning:
Creation Excitement in
the Classroom. Eric
Higher Education Reports.Eric_No:
ED340272,Washington DC,1991:1-4.
3. Donna S. Active
Teaching for Active
Learners. Academic
Search Premier. Volume
35, Issue 10. 1999.
4. Hannele N. Active
Learninga cultural
change needed in teacher
education and schools.
Teaching & Teacher
Education, Vol. 18,
Issue 7, sayfa 763.
2002.
5. Kyriacou C. Manower
B. And Newson G.
Active Learning of
Secondary School
Mathematics in Botswana.
Curriculum
20(2):125-130, 1999
6. Phillay, H. Aktif
Öğrenme ve Yaratıcı
Öğrenmeyi Anlamak
Milli Eğitim Bakanlığı,
31 Ocak 2001:1-3.
7. Tezbaşaran A. Özer Z.
Etkili Öğrenme:
Düşünen, Tartışan, Çözüm
Üreten Toplum çin
Hacettepe Üniversitesi
Eğitim Fakültesi, Ankara
EĞİTİMDE AKTİF KATILIM
Prof.Dr. Harun AVCI
Bir ülkenin en önemli
meselesi eğitimdir.
Çünkü yönetim sanatı
olarak ele alınan
politika; sınırlı ve kıt
kaynaklarla insanların
isteklerinin
karşılanmasına çözümler
getiren ekonomi; kişi,
kurum ve toplum
arasındaki ilişkileri
inceleyen toplum bilimi;
inanç, ideoloji ve değer
sistemleri ile eğitim
sistemi arasında yakın
bir ilişki vardır.
Eğitimin en büyük
açmazlarından birisi, bu
alanlarla ilgili
amaçlara ulaşmak için
"nasıl bir toplum" ve
"nasıl bir insan modeli"
sorularına çok farklı
cevaplar verilmesidir.
Bundan dolayı eğitimde,
"ne öğretilmeli" sorusu
öncelikli olarak önem
taşırken; "nasıl
öğretilmeli" sorusu da
eğitimin kalitesini yani
eğitimden beklenen
hedefe ulaşmayı doğrudan
etkilemektedir. Ne
öğretilmeli sorusunun
cevabı, ağırlıklı olarak
toplumun dünya görüşü,
inançları ve önem
verdiği değerlerin
izlerini taşır.
Bir eğitim kurumunda
nasıl öğretilmeli
sorusunun cevabı
gerçekten önemlidir. Ne
öğreteceğimizi ne kadar
iyi tespit edersek
edelim, öğrenci isteksiz
ve öğrenmeye karşı
hevesi yoksa öğrenme
gerçekleşmeyecektir.
Öğrencinin zekâ
kapasitesinin yüksek
olması bile bu sonucu
değiştirmeyecektir.
Hattâ, öğrenme isteği ve
hevesi olmayan zeki
öğrencilerin diğerlerine
göre daha başarısız
oldukları tespit
edilmiştir.
Türkiye'de ve yurt
dışında okul açılmasını
teşvik ederek sivil
organizasyonların
eğitime destek olmasını
sağlayan M.F. Gülen
Hocaefendi bir gazetede
yayınlanan sohbet
değerlendirmesinde şöyle
demektedir: "Eskiden
medreselerde hakaika,
tahlil ve terkibe kapalı
"hafız-ı Kur'ân"
yetişirdi, günümüzde de
okullarda sadece
"hafız-ı kimya",
"hafız-ı fizik" vs
yetişmekte. Ezbercilik
muhakemenin önünde, zekâ
doğmalara bağlı ve dumur
yaşamakta, buna karşılık
şablonculuk her yerde
önde gidiyor... İşte
böyle bir ortamda,
Einstein ruhlu insanlar
bile olsa o ayarda
dahiler yetişmeyeceği
açıktır. Çünkü zemin,
böyle insanların
yetişmesine müsait
değildir; kalıplar
önceden konmuş ve ona
uygun insanlar
yetiştiriliyor. Öyle ki
o şablonun dışına
çıkanlar asi sayılıyor.
Bu itibarla en başta, bu
yanlışlığın düzeltilmesi
gerekmektedir." Bu
ifadelerden de
anlaşıldığı gibi,
eğitimin kalitesini
arttırmak için yeni
yöntemler geliştirmek
durumundayız.
Eğitim sonunda öğrenme
eyleminin
gerçekleşebilmesi için
öğrencinin konuya
ilgisinin çekilmesi,
merak uyandırılması,
konunun zevkli ve
eğlenceli hâle
getirilmesi gibi çeşitli
yollarla motive edilmesi
gerekir. Öğrenme duygusu
tahrik edilen ve
uyarılan öğrenci, bilgi
edinmeye ve bilgisini
geliştirmeye değer
verir, bundan zevk alır,
öğrenmek için özel bir
dikkat ve çaba harcar,
öğrenmeyi diğer
etkinliklere yeğler.
Dünyanın pek çok
ülkesinde olduğu gibi
bizim eğitim
sistemimizde de yaygın
olan ders işleme şekli,
öğretmenin bilgiyi
seminer şeklinde
öğrenciye aktarmasıdır.
Temelde yazılanı ve
söyleneni aynen kabul
etmeye dayalı olan bu
sistemde öğrenci "pasif
alıcı" durumundadır.
Pasif alıcı durumunda
öğrencinin genelde
yapacağı şey, bilgiyi
hafızasına kaydetmek,
yani ezberlemektir.
Ezberlemenin öğrenme ile
sonuçlanması düşük bir
ihtimal olarak kabul
edilmektedir. Öğrenmenin
olabilmesi için, pasif
alıcı durumundaki
öğrencinin "aktif
katılımcı" durumuna
getirilmesi gerekir. Bu
şekildeki bir eğitim
sistemi "aktif eğitim"
olarak
adlandırılmaktadır.
Bugün bazı eğitim
kurumlarında "aktif
eğitim" yöntemi
uygulanmaktadır. Bu
yöntem, öğrenciye
düşünmeyi, öğrenmeyi,
sorgulamayı, bilgi
kaynaklarına ulaşmayı,
sebep-sonuç arasında
ilişki kurmayı öğreten
bir yöntem olarak kabul
edilmektedir. Günümüzde
bilgi çok hızlı artmakta
ve yenilenmektedir.
Bilgi kaynağı olarak
kitap yeterli
gelmemektedir.
Geleneksel eğitimde,
özellikle çoktan seçmeli
test tekniğine göre
yetişen öğrenci, parça
hâlindeki bilgiyi
birleştirememekte ve bu
nedenle meslek
hayatında, kişiliğinin
gelişmesinde ve bilgiye
dayalı dünya görüşünün
oluşmasında okuduğu
bilgiyi
kullanamamaktadır.
Bunlar gibi olumsuz
sebeplerden dolayı,
bilginin öğrenciye
konferans tarzında
aktarılması, bilginin
ezberlenmesi ve
öğrenmenin test
tekniğiyle
değerlendirilmesine
dayanan geleneksel
eğitim yöntemi yerine
aktif eğitim tercih
edilmeye başlanmıştır.
Böylece, birey ve
toplumların düşünmeyi,
iş birliği yapmayı,
proje üretmeyi, geniş
pencereden bakmayı ve
doğrunun
değişebileceğini kabul
ederek sorgulamayı
öğrenmesi
hedeflenmektedir.
Aktif eğitim ne
değildir? Bazı
öğretmenler belli
konuları bir öğrenci
veya öğrenci grubuna
vermekte ve o konuyu
sınıfa öğrenci
anlatmaktadır. Bu aktif
eğitim değildir. Diğer
yandan aktif eğitim
öğretmenin önemini
azaltmaz, aksine daha da
artırır. Bu yöntem
geleneksel yöntemin
tamamen ortadan
kaldırılması anlamına da
gelmez, gerektiğinde o
yola da başvurulur.
Aktif eğitim için
öğrencinin bir yetişme
süreci geçirmesi
gerekmez. Ancak
öğretmenin belli bir
konuyu işlerken
öğrencinin nasıl aktif
katılım sağlayacağı
hususunda önceden
hazırlık yapması
gerekir.
Aktif eğitim çeşitli
elemanlardan oluşur ve
konuya göre bunların
bazıları birleştirilerek
birlikte kullanılırlar.
Aktif eğitimin
merkezinde öğrenci
vardır. Bu sistemde
öğretmen ders konusunu
anlatmaz, o daha ziyade
yönlendirici, yol
gösterici, öğrenme
ortamını hazırlayıcı,
öğrencilerin rahatça
danışabileceği bir
rehber olarak eğitim ve
öğretimin yolunda
gitmesini sağlar.
Öğrenci pasif durumda
değil, katılımcıdır.
Konu bir soru, bir
problem, bir olay olarak
ortaya konur veya
alternatif tezler ileri
sürülür. Öğrenci
bunlarla ilgili
kaynakları da
inceleyerek konu
üzerinde düşünür ve
fikir üretir. Tartışma
ortamında kendi
düşüncelerini ortaya
koyar ve onları savunur.
Karşıt fikirler gündeme
geldiğinde, kendi
eksikliğini tamamlamak
için daha fazla bilgi
edinme ve mantık yolu
ile cevap arama hevesi
uyanır. Ortaya atılan
soru veya alternatif
tezler, yeni bilginin
öğrencinin mevcut
önbilgisine eklenmesini
ve mantık bağının
kurulmasını
kolaylaştırır.
Özellikle, tarih,
sosyoloji, felsefe,
ekonomi, insan
ilişkileri ve toplum
yönetimi gibi sosyal
konular soru sorup
tartışarak işlenmeye son
derece uygundur. İnsanı
yücelten tutum ve
davranışlar, toplumu
ayakta tutan değerler
okulda tartışılarak ve
yaşanarak daha iyi
öğrenilir ve
benimsenirler. Çünkü bu
konularda öğrencinin bir
önbilgisi vardır ve pek
çok öğrenci fikir
üretebilecek, karşıt
fikri tartışabilecek ve
kendi görüşünü
savunabilecek
potansiyele sahiptir.
Bilginin tanımı ve bilgi
kaynaklarının ne olduğu,
ailenin toplum
düzenindeki önemi,
yönetim şekilleri gibi
konular hakkında her
öğrenci bir fikre
sahiptir. Bu konuların
tartışmalı olarak
işlenmesi konuya ilgi
çekilmesini sağlayacak
ve düşünme faaliyetini
hızlandıracaktır.
Böylece konu değişik
açılardan ele alınıp
tartışılacak ve daha
rahat benimsenecektir.
Eğer öğrencinin sınıfta
aktif katılımı
sağlanırsa, ona ifade
özgürlüğü verilmiş olur
ve böylece hür düşünce
gelişir. Öğrenciler fen
bilimlerini, örneğin bir
biyolojiyi de bu
yöntemle daha iyi
öğrenebilir.
Burada öğrencilerin
aklına takılan her
soruyu çekinmeden
sorabilmesine ve
düşüncelerini
açıklayabilmesine imkân
verilmesi son derece
önemlidir. Bundan dolayı
öğrenci öğretmene soru
sormaktan korkmamalıdır.
Soru sormak öğrenmenin
ve düşünmenin
başlangıcıdır. Soru iki
amaçla sorulur; ya iyice
emin olmadığı bir konuda
bilgisini doğrulamak
veya doğrusu ne ise onu
öğrenmek ya da belli bir
bilgi zemini üzerinde
daha yüksek, daha doğru
bilgiler elde etmek
için. Her iki hâlde de
soru bilgiye götürür.
Mevlana, Mesnevi adlı
eserinde "soru, bilginin
yarısıdır" demektedir. O
nedenle, öğrencinin soru
sorması, mümkün olduğu
kadar teşvik
edilmelidir.
Öğrenci, aktif konumuyla
hayatta kendisine hep
lâzım olacak olan soru
sorma, cevap verme,
topluluk içinde
tartışma, belli bilgiler
üzerine kendi
düşüncesini kurabilme
becerilerini kazanır.
Aktif eğitim ekip
çalışmasına önem verir.
Öğrenciler, küçük takım
veya ekipler kurup bir
grubun üyesi
olduklarında, bireysel
durumdaki öğrenmelerine
göre daha iyi
öğrenirler. Çünkü, grup
üyesi bir öğrenci, ait
olma ve güç kazanma gibi
bir duyguya sahip olur.
Ait olma ve güç kazanma
duygusu, insanın
yaratılışında olan ve
tatmin edilmesi gereken
bir duygudur. Grup
çalışması bu ihtiyacı
karşılamaya da
yaradığından, öğrenme
daha zevkli hâle gelir.
Ayrıca öğrenci grup
içinde kendini önemli
biri olarak hisseder ve
önemini hissettirmeye
çalışır. Sporda,
müzikte, tiyatroda
zevkle daha çok çalışıp
başarı elde etmenin
önemli bir nedeni, takım
olarak birlikte çalışma
ve birbirlerine yardım
etme gereğine
inanılmasıdır. Öğretmen
de sınıfı gruplara
ayırarak takım çalışması
yaptırabilir. Sınıfta
6-7' li gruplar
oluşturulduktan sonra,
konu ve onunla ilgili
materyal gruplara
dağıtılır. Önce her
öğrenci konu ile ilgili
sorulara bireysel olarak
10-15 dakika gibi bir
sürede cevap bulmaya
çalışır ve bunu kâğıda
yazar. Sonra grup
üyeleri yine 10-15
dakikalık bir süre
içerisinde bireysel
cevapları tartışarak
birleştirir ve ortak
cevaplarını bir kâğıda
yazarlar. Bu kâğıtlar
sınıfın değişik
yerlerine asılır ve her
birey dolaşarak bunları
okur. Daha sonra grup
sözcüleri cevaplarını
kısaca sunar ve
öğretmenin de
katılımıyla cevaplar
tartışılır.
Grup çalışmasından ortak
akıl doğar, sinerjik
enerji açığa çıkar.
Dünyanın büyük bir beyin
hâline geldiği
günümüzde, bunun bir
parçası hâline
gelebilme, grup
çalışmasıyla
öğrenilebilir. Grup
çalışması aynı zamanda
toplumsal bilinç
kazandırır. Bilgiyi
paylaşma ve ortak akıl
üretme becerisini
kazanan birey "sadece
ben kazanayım", "hepsi
benim olsun" gibi
olumsuz tutumlar yerine
"hep beraber kazanalım",
"kazandığımızı
paylaşalım", "hepimizin
olsun" gibi olumlu
tutumlar edinmeye
başlar.
Bugün bazı okullar
internet aracılığıyla,
sınıf duvarlarını aşıp
çeşitli illerdeki, hattâ
çeşitli ülkelerdeki
öğretmen ve öğrencilerle
buluşarak işbirliğine
dayalı öğrenme, proje
tabanlı öğrenme gibi
ortak öğrenme metotları
geliştirmeye
çalışmaktadırlar. Mill"
Eğitim Bakanlığı ve
Dünya Bankası'nın ortak
çalışmalarıyla yürütülen
"Gelişim İçin Dünya
Bağlantıları =World
Links For Development"
projesi çerçevesinde
proje tabanlı ve
işbirliğine dayalı
öğrenme yöntemleri
uygulanmaya
başlanmıştır.
Aktif eğitim proje
tabanlı ve problem
çözmeye dayalı öğrenime
önem verir. Her ders,
öğrencinin kısa sürede
veya uzun dönemde
karşılaşacağı bir
problemle
ilişkilendirilebilir.
Örneğin, hemen hemen her
kişi iyi bir mektup ve
iyi bir dilekçe yazma,
bir isteğini veya bir
şikâyetini bir medya
kurumuna yazılı olarak
iletme, günlük tutma
gibi çeşitli amaçlar
için düzgün yazı yazma
ihtiyacı duyar. Bunlar
aslında, her bir
öğrencinin çözmesi
gereken problemleridir.
Dilbilgisi dersi,
problem çözmeye yönelik
işlenirse, öğrenme daha
kolay gerçekleşebilir.
Bunun için öğretmen
teorik olarak vermek
istediklerini kısaca
seminer şeklinde
verdikten veya grup
çalışmasıyla konuyu
işledikten sonra,
öğrenciden kendisinin
kaleme alacağı mektup,
günlük gibi bir yazıda
bu bilgileri
kullanmasını ister. Bu
bir ev ödevi şeklinde de
olabilir. Daha sonra,
sınıfta 5-6'şar kişilik
gruplar oluşturulur ve
her grup kendi
üyelerinin ödevlerini
değerlendirir. Daha çok
ve daha dikkatli
çalışmayı teşvik etmek
ve özendirmek için önce
her gruptaki en iyi ödev
seçilir ve sınıf
panosuna asılır. Sonra
bunlar arasından da en
iyisinin seçimi her
gruptan bir üyenin
katılmasıyla
yapılabilir. Dilbilgisi
dersinin bu şekilde
işlenmesiyle, öğrenciler
ileride karşılaşacağı
bir problemi çözmeye
yardım edecek bilgi ve
beceriyi birbirlerine
yardım ederek ve
yarışarak kazanırlar.
Proje tabanlı öğrenme de
hem sosyal bilimler hem
de fen bilimlerindeki
çeşitli konulara
uygulanabilen aktif bir
yöntemdir. Öğrencilere
tükenmekte olan hayvan
nesillerinin korunması,
hayvanat bahçesi
kurulması, erozyonun
önlenmesi, çeşitli
atıkların geri dönüşümü,
kültürler ve dinler
arası diyalog, halk
hikâyeleri projesi gibi
projeler verilebilir. Bu
yöntemde de öğrenciler
proje çalışmalarını grup
hâlinde yürütür.
Projenin yürütülmesi
için hangi verilerin
toplanması gerektiği,
ilgili kaynaklar
incelenerek öğrenciler
tarafından belirlenir ve
öğretmenle tartışılır.
Bu verilerden
bulunabilecek olanları
öğrenci kendisi bulur,
temin edilmesi güç
olanlar ise öğrenciye
hazır olarak verilir. Bu
veriler gerçek olmayan,
türetilmiş veriler de
olabilir. Bu verilere
göre öğrenciler grup
hâlinde aşama aşama
projeyi tamamlarken, her
aşamayı sınıfta
tartışırlar. Bu sayede
her grup projesinin
hatalı ve eksik
yönlerini tanıma fırsatı
bulur. Bu yöntem,
öğrencinin çeşitli
kaynaklardan konu
hakkında bilgi
toplamasını ve bu
bilgileri
bütünleştirmesini
öğrettiği gibi proje
hazırlama ve tamamlama
becerisi de kazandırır.
Sonuç olarak, sadece
fiziği, kimyayı,
biyolojiyi, tarihi vs
ezberleyen değil, o
bilgileri sentezleyip
yeni terkipler yapan,
onları hayata uygulayan,
grup çalışmasıyla güç
oluşturan, iletişim
becerileri olan, sürekli
öğrenen, öğrendiğini
değerlendiren insanlar
yetiştirmek için
okullardaki mevcut
eğitim sisteminin ciddi
şekilde sorgulanması
gerekmektedir. Tek tip
insan yetiştirmek için
oluşturulan kalıplar
yırtılmalı, öğrencinin
eğitime katılımı
sağlanmalı ve ekstrem
fikirlere özgürlük
tanınmalıdır ki topyekün
gelişme olsun ve dâhiler
ortaya çıksın.
|