|
SENARYO TEMELLİ EĞİTİM
Günümüz Türkiyesi
okullarında ders işleme
konusundaki en önemli
sorun, bir bütün olması
gereken derslerin aşırı
parçalanmışlığıdır.
Yaşam içinde aritmetik,
geometri, fizik, kimya,
toplumbilim ve dil gibi
dallar ayrı ayrı değil,
birbirinin içine geçmiş
biçimde yani bir bütün
olarak bulunurlar.
Eğitimin amacı-çoğu
zaman unutulup,
sınavlara hazırlanmak
sanılsa da- çocuk veya
gençlerin bu gün ya da
yarınki yaşamlarına
hazırlamak, o yaşam
sahneleri içinde
karşılaşabileceği
sorunlara "hazırlamak "
değil midir?
Bunun iyi
yapılabilmesi, öncelikle
o yaşam bölümlerinin,
dershane denilen "yapay
yaşam platosu"
içinde aslına uygun
biçimde
canlandırılmasına
bağlıdır. Yani aynen bir
film gibi !
Dershane denilen yer
aslında bir "mekan
deformasyonu"
yaratır. Gerçek yaşam
öyle bir yerde geçmez.
Ders süreleri bir
"zaman deformasyonu "
yaratır. Nihayet,
gerçek hayat bir kişinin
öğretmenliği altında
geçmez. Bu da ayrı bir
deformasyon nedenidir.
Bu üç ayrı şekil
değişikliğine
(deformasyon) uğrayan
"ders", üstüne
üstlük bir de parçalara
ayrılır. Aritmetik, dil,
yabancı dil, spor gibi.
Bu kadar deforme olmuş,
gerçeğinden bu denli
kopmuş bir yaşamı ancak
yüksek soyutlama
becerisi kazanmış
erişkinler-o da hepsi
değil- yapabilir. Çocuk
ve gençler yapamaz.
Çünkü soyutlayabilme
becerisi ancak yıllar
boyunca kazanılabilir.
Örneğin bir kağıt
üzerine ya da
karatahtaya çizilen ve
"şu dörtgen bir
otomobil olsa"
soyutlaması, bir
erişkine tam bir
otomobil hatırlatırken
çocuk, o dörtgenin
otomobil olmadığını
düşünür. İşte,
çocuklarımızın derslerde
bir türlü
öğrenemeyişlerinin ve
böylece büyüyünce sadece
"birşeylerin kendini
değil adını bilen"
insanlar haline
gelmesinin nedeni budur.
Buna "açı ortay
teoremi DENİLİR"," bunun
ADI Newton çekim
yasasıdır",
"Anadolu daki göllerin
ADLARI.....dır","bu
savaşa........DENİLİR"
gibisinden öğretilerin
hemen hiçbir eğitsel
değerinin olmadığını,
bunların yalnız
sınavlardaki başarı için
gerekli olduğu
unutulmamalı, daha da
önemlisi ÖĞRENCİ ve
VELİ'ye unutturulmamalı,
sürekli
hatırlatılmalıdır.
Öğrenci Merkezli
Eğitim ya da diğer
adlarıyla "Projeye
Dayalı Öğrenme ",
"Senaryoya Dayalı
Öğrenme ", "Aktif
Öğrenme" denilen
eğitimin, (öğretme) ye
dayalı geleneksel
eğitimden başlıca
farklarından birisi
"senaryo " denilen
kavramdır. Bu kavram,
burada açıklanan
parçalanmışlığı bir
ölçüde de olsa gidermek,
böylece derslerle gerçek
yaşamı birbirine
yaklaştırmak amacını
taşımaktadır.
Hemen herkes bu sözcükle
"film senaryosu"nu
hatırlar. Bir film
senaryosu, mümkün
olabildiğince gerçeğe
yakın bir şekilde
hayatın bir bölümünü
tarif etmeyi, o bölüm
içinde "ilginç",
"komik" ya da
"acı"
bir olay ya da olaylar
dizisini anlatmaya
çalışır.
Burada kullanılan
"mümkün olabildiğince"
deyiminin anlamı şudur:
Her senaryo mecburen
yaşamın o bölümünü biraz
deforme etmek
zorundadır. Örneğin bir
kişinin hayatını anlatan
bir senaryo bütün bir
yaşamıyaklaşık 1-2 saat
içine sığdırmak
zorundadır. Böylece bir
"zamansal
deformasyon" olur.
Bir film senaryosu,
temsil etmeye çalıştığı
yaşam bölümüne ne kadar
benziyorsa, onun
ayrıntılarını o denli
unutmamışsa o kadar "iyi
" dir.
Ama bir filmin "iyi"
olması için yalnız
senaryosunun "iyi"
olması yetmez. Aynı
zamanda o senaryonun
çeşitli bölümlerini
canlandıranlar da
(artistler) "rol"
lerini "iyi"
oynamalıdırlar.
Bir de, film platosu
(filmin çeşitli
sahnelerinin çekildiği
yerler) olabildiğince
aslına uygun olmalıdır.
Aşağıda, bir dersin
senaryo temelli olarak
işlenebilmesi için
gerekenler,
eğitimcilerin
kullanabilecekleri
ölçüde somutlaştırılarak
adımlar halinde
verilmektedir.
ADIM 1-
Eğitsel hedeflerinizi,
belirli - tekil -
açık biçimde
belirleyiniz! Ders
programlarındaki
(başlıklar), bu
halleriyle senaryo
üretmeye uygun
değillerdir. Bu
başlıklar kullanılarak
(eğitsel hedefler)
belirlenmelidir.
Çevresinde bir senaryo
örülmek istenilen
başlık(lar), önce
belirli -tekil - açık*
(eğitsel hedefler)
haline getirilmelidir.
Eğer bir konu, ucu açık,
hangi hedefe yönelik
olduğu belli olmayan
ifadeler biçiminde ele
alınır ve çevresine
senaryo örülmeye
çalışılırsa güçlükle
karşılaşılır ve bir
türlü bir senaryo fikri
üretilemez.
Örneğin (yeryüzü
şekilleri) gibi bir konu
başlığı, ilk bakışta
yeterli bir (eğitsel
hedef) sanılabilir. Ama
bu haliyle ancak
kendisinden
bahsedilebilir,
üzerinde
konuşulabilir, ama bir
öğrenme hedefi olamaz.
Çünkü tekil değildir ve
yeryüzü şekilleri ile
ilgili yüzlerce ayrı
öğrenme hedefi olabilir.
Bir eğitsel hedef,
varılmak istenilen nokta(lar)ı
belirtmelidir. Örneğin,
öğrencinin,
çeşitli yeryüzü
şekillerinin zaman
içindeki oluşumları
hakkında genel bilgi
sahibi olması
gibisinden bir hedef
basit ama belirli, tekil
ve açik'tır. Bu ifadeyi,
öğrencinin,
yeryüzü şekillerini
öğrenmesi gibi
açık uçlu bir ifadeden
ayıran netliğe özellikle
dikkat edilmelidir.
Birkaç örnek daha;
- Fiziki çevrenin
yaşamımız açısından önem
taşıyan özelliklerinin
farkına varılabilmesi
için, yeryüzü
şekillerinin
özelliklerinin
incelenmesi..
- Çevre kirlenmesi
olgusunun mekanizma-
sının anlaşılması
yoluyla, yeryüzü
şekillerinin bu olgu
üzerindeki etkilerinin
anlaşılması.. vb. Bu
noktada şöyle bir itiraz
akla gelebilir:Müfredat
ve ders programları konu
başlıkları biçimindedir.
Bunları eğitsel
hedeflere çevirmede her
öğretmen ayrıyorum
yapabilir. Bu durum
keyfiliğe yol açmaz mı?
Doğrudur ve gerçekten de
her öğretmen, içinde
bulunulan fizik ve
sosyal çevrenin
özelliklerine göre bu
başlıkları eğitsel
hedeflere çevirme
yorumunu yapmak
özgürlüğüne (ve ödevine)
sahiptir. Senaryo
üretimindeki özgürlük de
biraz buradan
gelmektedir..
ADIM 2-
(Eğitsel hedefler) in
neye yarayacağını çok
iyi anlayıp öğrencilere
açıklayınız!
(Eğitsel Hedefler) dar
konular olarak ele
alınıp anlaşılmaya ve
anlatılmaya çalışılırsa
bu güç olabilir.
Örneğin, (rasyonel
sayılar) biçimindeki
bir başlığı şöyle bir
eğitsel hedefe
çevirdiğimizi
varsayalım:
öğrencinin,
rasyonel sayıların
günlük yaşantımızda
sağladığı kolaylıkların
bilincine vardırılması
yoluyla, bunlar üzerinde
yapılabilecek işlem
becerilerinin
hızlandırılması..
Ama, rasyonel
sayıların neye
yarayacağını bu şekilde
açıklamak yerine,
sayıların neye
yarayacağını açıklamak
daha kolay olabilir.
Ayrıca da, konu
başlıkları tek tek ele
alındığı takdirde, her
birinin çevresinde ayrı
ayrı senaryolar üretmek
ve bunları işlemek hem
zaman yetersizliği
yaratabilir, hem de
bütünün kavranmasına
engel olabilir. Bununla
beraber, tüme varım ya
da tümden gelim
yaklaşımlarının
hangisinin uygun
olacağına öğretmen
karar vermelidir.
DİKKAT !
Öğretmen, eğitsel
hedeflerin neye
yaradığının kendisince
anlaşılma yolunu,
öğrencilere açıklamakta
kullanamayabilir. Çünkü
öğrenciler, soyut
düşünceleri kavramakta
erişkinler kadar
başarılı
olamayabilirler.
ADIM 3-
(Eğitsel Hedefler)
çevresinde merak
uyandırmak için örnekler
bulunuz!
Çocukların ilgi alanları
bir balon gibidir. Bazı
çocukların balonları az,
bazılarınınki çok
şişiktir. İlgi balonu
daha çok şişik olanların
merakları da daha çok
olacağı için daha kolay
öğrenirler.
İşte
bu nedenle;
- Öğretmen, bir veli
toplantısı yaparak,
çocukların meraklarının
tahrik edilmesinin,
başarılarıyla ne denli
ilişkili olduğunu
velilere anlatmalıdır.
- Kendisi de mümkün olan
tüm yolları kullanarak
öğrencilerin meraklarını
harekete geçirmelidir.
Merak uyandırmak için,
bu amaçla yazılmış
kitaplar kadar, çeşitli
K-12 projelerini içeren
İNTERNET adresleri de
kullanılabilir.
DİKKAT !
Öğretmene ilgi çekici,
merak uyandırıcı gelen
olaylar öğrenciye
gelmeyebilir. Öğrenci
gözüyle değerlendirme
yapabilmek için her
öğretmen, öğrencilerin
ilgi alanlarını
öğrenmeye çalışmalıdır.
Bu amaçla, ilgi alanı
testleri ve problem
envanterleri
kullanılabilir.
ADIM 4-
Adım 1 uyarınca
belirlediğiniz (Eğitsel
Hedefler) çevresinde bir
(senaryo) düşününüz!
Üretilmek istenilen
senaryonun öğrencinin
ilgisini çekebilmesi
için, onlarla birlikte
geliştirilmesi önerilir.
Bir (eğitsel hedef)
çevresinde bir senaryo
üretmek için:
ADIM 4.1- Çevresi
doldurulacak bir senaryo
özü icat
ediniz. Bu, senaryonun
ana fikri olacaktır.
Film senaryolarının da
bu şekilde
oluşturulduğunu
hatırlayınız. Bunun için
yararlı bir ipucu,
(eğitsel hedef) ile
öğrencilerin ilgi ve/ya
problem alanlarını
birbirine bağlamaktır.
Örneğin, üçgenlerin
benzerliği ile ilgili
teoremlerin öğrenilmesi
şeklindeki bir (eğitsel
hedef) için, sınıfın en
kısa ve en uzun boylu
iki öğrencisinin
vücutlarına ait çeşitli
oranların, Leonardo Da
Vinci tarafından
tasarımlanıp explorer
uzay aracıyla uzayın
derinliklerine yollanan
insan resmindeki
oranlarla
karşılaştırılması ve
altın
oranlar
kavramının doğrulanmaya
çalışılması bir senaryo
özü olabilir.
Bir başka örnek;
yeryüzü
şekillerinin zaman
içindeki oluşumları
hakkında genel bilgi
edinilmesi
biçimindeki (eğitsel
hedef) ile, öğrencilerin
bir (ilgi alanı)nın
birbirine bağlanmasıdır.
Böyle bir ilgi alanı,
çocuk ve gençlerin
gezme, enerji harcama,
yeni şeyler görme
arzuları olabilir. Bu
ikisini birbirine
bağlayan bir öz ise,
birbirinden farklı
yollarla (yürüyerek,
uçaktan gözleyerek,
yüksek bir tepeden
bakarak, harita üzerinde
çalışarak, uydu
fotoğrafı üzerinde
çalışarak) incelenecek
yeryüzü şekillerinin
incelenmesi ve bunların
nasıl oluştukları
hakkında birer teori
geliştirmelerinin
istenmesi olabilir.
ADIM 4.2-
Bu özün çevresini,
onunla uyumlu olabilecek
şekilde doldurunuz!
Yukarıdaki senaryo
özü, o haliyle epey
basit görünüşlüdür.
Çevresi, gerçek yaşama
ilişkin sahnelerle
dolduruldukça,
öğrencilerce daha
sevimli bulunacaktır.
Örneğin, her proje
grubunun, ayrı bir
gözlem yoluna kendisinin
karar vermesi, bunun
hazırlıklarını yapması,
fotoğraf çekmesi, diğer
gruplarla bir rekabet
içine girmesi,
teorisinin sağlam olması
için kaynak araştırması
gibi noktalar,
senaryonun çekiciliğini
artıracaktır.
ADIM 5-
Böylece hazırlanan
senaryo uyarınca,
PROJE TANIMLAMA FORMU
mutlaka
ve eksiksiz olarak
doldurulmalı ve tüm
öğrencilere
dağıtılmalıdır.
ADIM 6-
Öğretmen, kenarda duran,
öğrencilerin öğrenme
süreçlerine karışmayan
kişi değildir. Tam
aksine, onların
ilerleyişlerini,
hızlarını, yönlerini her
an kontrol altında tutan
ve gerekirse müdahale
eden kişidir.
DİKKAT !
HAZIRLANAN SENARYONUN
UYGUN OLMADIĞI
ANLAŞILIRSA DERHAL
DEĞİŞTİRiLMELİ, AMA BU
DA ÖĞRENCİLERİN
KATILIMIYLA
YAPILMALIDIR.
Eğitsel
Hedef No 2: Yukarıda
gösterilen çeşitli sayı
sistemlernii kullanarak
hesap yapabilme ve
böylece de yaşamı
kolaylaştırma
becerisinin kazanılması
(Burada, sanal sayılar
gibi bir sistemin de var
olduğu, bunun gibi
tanımlanabilecek başka
sayı sistemlerinin de
var olabileceği, hatta
herkesin kendisine göre
bir sayı sistemi
tanımlayabileceği fikri
verilecektir.
Ama üzerinde ağırlıkla
durulacak eğitsel hedef,
günlük yaşamda daha
sıklıkla kullanılan sayı
sistemleridir. Bunlar,
yukarıdaki çizimde A=
Çok Ağırlıklı,
B=Ağırlıklıca, C=Yalnız
kültür için gibi bir
işaretlemeyle
gösterilmiştir)..
Adım 2- EH'in neye
yarayacağının öğretmen
tarafından çok iyi
anlaşılması için
notlar..!
Bugün kullandığımız sayı
sistemlerine insanlık
çok uzun bir sürede
varabilmiştir. İki Macar
asılzadesi arasında
yapılan daha büyük
sayıyı kim biliyor?
konulu iddialaşmada
birisinin 3 deyip,
diğerinin yarım saat
düşündükten sonra sen
kazandın! diyerek pes
etmesi, bu insanların
zeki olmadıklarından
değil, sayı
sistemlerinin gelişmemiş
olduğundan ve biraz da
bilginin yayılmasının
son derece yavaş
olmasından
kaynaklanmıştır.
Matbaanın 1455'de
icadından sonra, bir
kişinin bildiğinin ucuz
ve hızlı olarak
çoğaltımı ve dağıtımı
mümkün olabilmiştir.
Bilginin serbestçe
yayılması, denilebilir
ki gerçek bir milattır!
Çoğu insan, sayılarla
pek ilgisi olmadan da
yaşayabilmekte, gündelik
işlerini
görebilmektedir. Peki o
halde, sayı sistemlerini
öğrenmek niçin gereksin?
Bu soru ancak eğitimin
genel amaçlarının
hatırlanmasıyla
yanıtlanabilir: Eğitimin
bir amacı da yaşamı
kolaylaştıracak
bilgi-beceri-tutum-davranışlar
edinmektir. Kişinin hem
kendi hem de çevresi
için!
Sayı sistemleri, yaşamı
kolaylaştırmanın bir
aracıdır. Örneğin, nasıl
ki çarpma denilen işlem
ardışık toplama ise ve
ben çarpma bilmeden de
yaşarım, çarpma
gerektiği zaman toplama
yaparım diyen bir ikişi
bunu ancak daha fazla
zaman harcayarak
yaparsa, sayı
sistemlerini bilmeyen
bir kişi de işlerini
daha güçlükle görür,
hatta bazen hiç göremez.
Sayı sistemlerini ne
derinlikte bilmek
gerektiğinin ölçüsü,
kişinin yaşamını ne
denli kolaylaştırmak
istediğine bağlıdır.
Eğer kişinin yapmayı
arzu ettiği birşeyler
var ve onlar için zamana
ve enerjiye ihtiyacı
varsa, o takdirde zaman
ve enerjisini başka
yerlere harcamak
istemez. Yok eğer böyle
değil de kişi amaçsız
ise, bu durumda ne sayı
sistemlerinin ne de
diğer becerilerin onun
için pek yararı yoktur.
Bu gerekçelere bir de
meslek sahibi olmak
durumu eklenirse,
sayıların ne denli
önemli olacağı
anlaşılır. Bununla
beraber bu, öğrenci
tarafından tam takdir
edilemeyebilir. Bunun
için daha çok -ve
öğrencilerin ilgi
alanlarına yönelik-
gerekçeler bulunmalıdır.
Hangi yaşta olursa olsun
insanlar ömürlerinin
kısalmasından korkarlar
ve aksine ömürlerini
uzatabilecek şeylere
ilgi duyarlar. Burada da
bu özellikten
yararlanılabilir.
Bir kaba tahminle, 70
yaşına kadar yaşıyan,
ortalama olarak her gün
10 adet çarpma yapan ve
bunları, çarpmayı
bilmediği için ardışık
toplamalarla yaparak
yaklaşık 10 dakika
kaybeden bir kişi,
yaşamında yaklaşık
olarak 9 yıl kaybetmiş
olacaktır. Bu, onulmaz
bir hastalığa yakalanıp
9 yıl önce ölmesiyle
eşdeğerdir.
Sayı sistemlerini
yeterince bilmemeye
gelince: Örneğin,
kesirleri bilmediği için
bütün işini tam
sayılarla yapmak zorunda
kalan bir kişinin,
hiçbir paylaştırma işini
yapamayacağı, kendi
hissesine düşen hiçbir
şeyi kontrol
edemeyeceğini
düşünebilirsiniz.
Ya da, negatif sayıları
bilmeyen bir kişi,
hiçbir cebrik ifadeyi
yazamaz, cebir denilen
yararlı düşünme ve sorun
çözme aletinden
yararlanamaz.
Sayı sistemini tam
anlamış bir kişi, mevcut
sayı sistemleriyle de
sınırlı kalmak zorunda
değildir. Örneğin, 10
tabanı yerine 16
tabanına göre bir sayı
sistemi kabul edebilir
ve o sayı sisteminde,
poplama denilen bir
işlem tarif edebilir.
Toplama işlemi nasıl ki
+ işaretiyle
gösteriliyorsa,
poplama işlemi de
mesela " işaretiyle
gösterilebilir ve
solundaki sayının
yarısını kesip
sağındakine ekleme
anlamını taşıyabilir.
Böylece;
2 + 3 = 5 iken
2 " 3 = 4 olur.
Bu, kişinin kendi sayı
sistemini kendisinin
yaratması demektir.
Kişi, sayılarla
böylesine oynama
ustalığına eriştiği anda
büyük bir özgürlüğe
erişir. Bu yaşamın
kolaylaşması, ömrün
uzaması değil midir?
Ama bütün bunların
dışında, gerek
öğrencinin harçlığını
nasıl harcayacağını
planlaması, gerekse
arkadaşıyla birlikte bir
geziye çıkabilmeyi
planlayıp
gerçekleştirebilmesi
gibi son derece pratik
amaçlarla da sayı
sistemlerine hakim
olması gerekir.
Meslek sahibi olmaya
gelince; örneğin sanal
sayı sistemini bilmezse
bazı mühendislik
dallarını unutması
gerekir. Ama, hangi işi
yapacak olursa olsun, en
azından tam ve kesirli
sayı sistemlerini bilmek
gerekir.
Adım 3- EH'in neye
yarayacağının
öğrencilere açıklanması
için notlar..
Yukarıdaki uzunca
açıklamalar içinden
öğrencinin ikna edilmesi
için gerekçeler
bulunabilir. Ama en iyi
yollardan birisi, eğer
-mesela- negatif sayılar
ya da bayağı kesirler
veya ondalık kesirler
olmasaydı sizin
açınızdan ne olurdu?
gibisinden bir tartışma
açıp, bu konudaki
bilincin gelişmesine
yardımcı olmaktır.
Verilebilecek yanıtlar
arasında çok yaratıcı
olanların bulunacağından
kuşku yoktur.
Benzer şekilde bir
provakasyon, öyle bir
sayı sistemi olurmu ki,
o sayılarla pişbirikteki
puanlar daha kolay
hesaplanabilsin? gibi
de olabilir. Böylece
öğrenciler, sayı
sistemlerinin
tasarımlanabilir,
ihtiyaca göre zaman
içinde evrimleşmiş
olduğunu anlasınlar.
Sayı sistemlerinin
nelere yarayacağı
konusunda ilginç
örnekler şu kitapta
vardır:
Innumeracy, Mathematical
Illeteracy and its
Consequences, John Allen
Paulos, Penguin Books,
1990
Kitap, sayı bilmezliğin
çok merak çekici
öykülerini anlatmakta
olup, Sayısızlık
adıyla Türkçeye
çevrilmiş olup 1997
sonuna kadar piyasada
olacağı beklenmektedir.
Adım
4-
EH çevresinde merak
uyandırmak için
örnekler..
Bugün kullandığımız sayı
sistemlerine insanlığın
çok uzun bir sürede
varabildiğine
değinilmişti. İlk sayı
sistemleri hakkında
geniş bilgi, aşağıdaki
kitapta var. İngilizce
olarak ya da kısmen
çevrilmesi sağlanarak
kullanılabilir:
Pi in the Sky, John D.
Barrow, Penguin Books,
1993
İnsanların tarih boyunca
ne tuhaf sayı
sistemleriyle yaşadığını
görmek gerçekten de
ilginç. Örneğin Güney
Amerika
Kızılderililerinin sayma
sistemleri şöyle imiş:
1 Bir 7 el-iki 15 üç-el
2 İki 8 el-üç 16
üç-el-bir
3 Üç 9 el-dört
...............
4 Dört 10 iki-el 20
dört-el
5 el 11 iki-el-bir
6 el-bir ............
Sayılar kadar, onlarla
ilgili mantık
işlemlerinde de tarihte
ilginç gelişmeler
olmuştur. Geleneksel
olur-olmaz (o-1, ya da
doğru-yanlış) mantık
sistemine göre daha
karmaşık ve yedi adımlı
bir mantık sistemini
eski Hindistanda
Jain'ler kullanmıştır.
Şöyle ki;
1. Olabilir
2. Olmayabilir
3. Olabilir,
fakat değildir
4. Belirsiz
olabilir
5. Olabilir
fakat belirsizdir
6. Olmayabilir
fakat belirsizdir
7. Olabilir ve
olmayabilir ve aynı
zamanda belirsizdir..
Anılan son kitapta
öğrencilerin merakını
uyarabilecek çok sayıda
örnek vardır. Ayrıca şu
kaynakta da çok ilginç
başlıklar bulunacaktır;
Super Schools of 21st
Century, James J. Asher,
Sky Oaks Productions,
1996 (Beyaz Nokta
Vakfı'ndan temin
edilebilir)
Adım 5-
EH içeren bir senaryo
tanımlanır.
Bu, öğrencilerle
birlikte yapılmalıdır.
Bununla birlikte,
gerektiğinde
öğrencilerin ufkunu
açabilmek, onlara yol
gösterebilmek,
yaratıcılıklarını
harekete geçirebilmek
için şöyle bir senaryo
düşünülebilir.
Sınıf, 3er kişilik
gruplara ayrılır. Her
proje grubundan,
kendileri için birer
yaşam biçimi seçmeleri
istenir. Bir grup vahşi
doğada yaşıyan bir
kabile, birisi borsada
oynayan brokerler, bir
diğeri başka bir işle
uğraşan gruplar..Gruplar
böylece ne kadar
karmaşık işlerle
uğraşacaklarına da
kendileri karar vermiş
olurlar. Bu, doğal bir
sınıflandırma sağlar.
İngiliz Kolombiyasındaki
Kızılderililerin ise,
her ayrı şeyin sayısı
ayrı bir isim
kullandıkları ortaya
çıkarılmış. Şöyle ki;
Sayı
Sözel
Düz
Yuvarlak
İnsanlar
Uzun Ölçüler
Sayma
cisimler
cisimler
cisimler
kanolar
|
1
2
.
.
9 |
gyak
t'epqat
.......
.......
ketemak |
gak
t'epqat
........
........
ketemac |
g'rel
goupel
.........
.........
ketemac |
k'al
t'epgadal
........
........
ketemacal |
k'awutskan
gaopskan
........
........
ketemaetscan |
k'amaet
g'apeeltk
........
.......
ketemack |
Proje gruplarından,
nihai adımda kendi yaşam
biçimlerini en
kolaylaştıran sayı
sistemini ve aritmetik
işlemleri
tasarlamalarına yönelik
olarak şunlar istenir;
1. Grupların kendileri
için seçtikleri yaşam
biçimleri uyarınca,
sayılarla ilgili ne gibi
ihtiyaçları olduğunu
saptamaları ,
(avladıkları hayvanları
saymak, bunları kabile
üyeleri arasında pay
etmek, borsadaki hisse
senetlerindeki artışları
yüzde olarak ifade
etmek, uzun mesafelere
ait ölçüleri ifade etmek
gibi)
Grupların, verilecek
referans kitaplardan
yararlanarak, geçmişte
ne gibi sayı tipleri
olduğunu incelemeleri
istenir. Bunlardan
ilginç bulduklarını
rapor halinde bilgisayar
kullanarak yazmaları ve
diğer gruplara da
dağıtmaları istenir.
Bugün kullanılmakta
bulunan sayı sistemleri
hakkında araştırma
yapmaları istenir
(örneğin iki tabanına
göre sayı sistemiyle
sayıların nasıl ifade
edildiğini bulmaları
istenir).
2. Yukarıdaki
incelemelerden sonra,
kendi işlerine en yakın
bir sayma sistemi
tanımlamaları,
(örneğin kabile yaşamını
seçen grubun, büyük
sayılarla işi olmadığına
göre küçük tabanlı bir
sayı sistemini, borsada
oynayanların ondalık
kesirleri de içeren bir
sayı sistemini, uzay
araştırmalarıyla ilgili
yaşam biçimini
seçenlerin ise mesela
100 tabanını seçmeleri
özendirilir)
3. Sayı sistemlerine 4
işlemi uygulamaları,
-
Yaşam biçimleri
içinde sık
tekrarladıkları
hesaplama
işlemlerini tesbit
edip, bunlara göre
ilave bir aritmetik
işlem tanımlamaları
(örneğin, kabile
yaşamını seçenlerin, av
eti dağıtımını yaş ile
orantılı yaptıklarını
varsayarak;
bir
kişiye
=
(kişinin yaşı)
(????İŞLEMİ) (toplam
av eti
düşen av eti miktarı)
gibisinden bir ilave
işlem türü icat etmeleri
istenir)
5. Bu yaşam biçimleri
içinde, en başta verilen
sayı şeması uyarınca ne
gibi kolaylıklar
geldiğinin tartışılması,
hangisinin ne işe
yarayacağı, hangisinin
gereksiz göründüğünü
incelemeleri istenir.
6. Öğrencilerin
ihtiyaçlarını dikkate
alarak, bu
çalışmalarından oluşan
deneyimlerine dayanarak
özel bir sayı sistemi
yapıp yapamayacaklarını
tartışmaları ve
gerekirse, toplu bir
beyin fırtınası
yapmaları istenir. Salı,
18 Mart 1997
Kaynak: www.geocities.com/laleormani
|