Halk dilinde
anlatılarak oluşan
sözlü edebiyat
ürünüdür. Bir
yazar tarafından
sonradan yazıya
geçirilmiştir.
Masallarda olaylar
tamamen hayal
ürünüdür. Yer ve
zaman belli
değildir.
Kahramanlar insan
üstü özellikler
gösterir. İyiler
hep iyi, kötüler
hep kötüdür.
İyiler
ödüllendirilir,
kötüler
cezalandırılır.
Masallarda
eğiticilik
esastır. Çoğu kez
evrensel konular
işlenir. Dünya
edebiyatında
Kelile ve Dimne,
Binbir Gece
Masalları ünlüdür.
Türk edebiyatında
Keloğlan en
tanınmış masal
kahramanıdır.
Eflatun Cem Güney
masallarımız
derlemiş ve bir
kitap halinde
yayımlamıştır.
Doğaüstü güçlere
yer veren veya
gerçekçi, destansı
veya alaylı bir
anlatı olan masal,
sözlü halk
edebiyatının en
eski biçimlerinden
biridir. Yerli,
yabancı veya
mahallî folklor
masallarından
yapılan sayısız
derlemeler masalın
günümüzde de büyük
bir ilgiyle
karşılandığını
gösterir.
Masalların kaynağı
oldukça
tartışmalıdır;
fakat gerçek olan
bir şey varsa o da
bazı masallarda
işlenen ana
konulara dünyanın
çok değişik
bölgelerinde
rastlandığıdır;
öyle ki bu
masalların tek bir
masal ailesine
dahil oldukları
ispat
edilebilmiştir.
Yazılı edebiyatın
başlangıcından
beri, masal bir
edebî çeşit haline
gelmek eğilimi
göstermiştir.
Başlangıçta bu
edebî çeşidin
kendine has
unsurlarından
biri,
olağanüstülük
niteliğiydi. Ama
bundan, masalın
özünün olağanüstü
niteliğe dayandığı
sonucunu
çıkarmamak
gerekir. Masala
kendine has
niteliğini veren,
daha çok, onu
hayal gücüyle
işleyen bir
anlatıcının
varlığıdır. Bu
bakımdan türe
örnek olarak
Binbir Gece
Masalları'nı
göstermek
mümkündür; ama
Odysseia'da
anlatılan
Odysseus'un
serüvenleri;
Chaucer'in
Cantorbery
Masalları ve
Boccacio'nun
Decameron'u da
masalın bu
tanımına uygun
düşer.
Nitekim,
Maupassant'ın bazı
hikâyelerini de,
yine aynı sebeple,
yani yazar
hikâyesini
kahramanının
ağzından ve onun
hatıraları
biçiminde
anlattığı için
masal çeşidinden
saymak yanlış
olmaz. Yazar
hikâyesini bir
kahramanın
ağzından
anlatmadığı zaman
hikâyenin ardında
yazarın kendisinin
varlığı sezilir ve
hikâyenin
anlatılışı da ona
göre değişir;
meselâ La
Fontaine'in
masallarının
ayrıcalığı, zaten
pek çoğu İtalyan
masalcılarından
alınmış olması
dolayısıyla,
konularından çok
yazarın anlatım
sanatıdır.
Kısaca söylemek
gerekirse, masalın
tarihî evrimini
belirlemek öteki
edebî türlerin
evrimini
belirlemekten daha
zordur. Gerçekten
de masalın
değişmez özelliği
sadece bir anlatı
olması ve içinde
uzun tasvirlere
de, psikolojik
tehlikelere de yer
verilmemesidir;
ayrıca tek bir
olaydan veya bazı
masallarda
görüldüğü gibi
birbirinden ayrı
olarak ele
alınabilecek bir
olaylar dizisinden
meydana geldiği
için öteki
edebiyat türlerine
göre kısa da
sayılabilir.
Öte yandan masalda
ilk özelliği alan
sözlü anlatı
tarzının tabiiliği
ve serbestliği
vardır, ifadenin
çocuksu olmasını
ilk masallara has
bir nitelik
saymamak gerekir;
çünkü çocuksu
olmasına rağmen
hiç de sunî
kaçmayan aynı
söyleyişi
Perrault'nun,
Grimm'in ve
Andersen'in
masallarında ve
bir yüzyıldan beri
bütün ülkelerin
edebiyatlarında
rastlanan çocuk
masallarında da
bulmak mümkündür.
Masalın bu temel
özellikleri,
meselâ romanın
geçiregelmiş
olduğu evrimlere
oranla, masal
türüne nispî bir
değişmezlik
kazandırmıştır.
Hiç şüphesiz
masalların
malzemesi
yüzyıllar boyunca
zenginleşmiş ve
özellikle konuları
edebiyatın
evrimiyle birlikte
gelişmiştir.
Meselâ Voltaire,
masalı felsefî
propagandaya
uyarlar. Zadig ve
Candide yazarı,
masal türünün
geleneksel
metotlarını kendi
amacı için
kullanırken,
hikâyenin okur
üstündeki etkisini
sağlayan çekicilik
unsurunu da
kaybetmemeğe
dikkat eder.
Romantik akım da,
fantastik
hikâyelerinde
masalın en eski
süslemelerinden
biri olan
tabiatüstü
unsurunu yeniden
değerlendirdi.
Fransa'da bu
yeniden
değerlendirmenin
öncülerinden biri
Ch. Nodier
olmuştur. Flaubert
ise romanlarında
pekiştirdiği nesir
sanatını Üç
Masal'ında
uyguladı. Türk
edebiyatında
Tanzimat'tan sonra
yazılan ilk roman
ve hikâyelerde
masal unsurları
geniş ölçüde
kullanıldı. Ahmed
Midhat Efendi,
Sabahattin Ali
(Sırça Köşk), Aziz
Nesin (Büyükler
İçin Masallar)
gibi yazarlar yeni
Türk edebiyatında
çağdaş meseleleri
ele alırken masal
unsurlarını
kullandılar.
Biçimi ve evrimi
bakımından masalı
romandan ayırmak
kolay olduğu
halde, masal ile
hikâye arasında
kesin bir sınır
çizmek hayli
zordur.
Başlangıçta hikâye
diye, masallara
göre daha gerçekçi
konuları işleyen
anlatılara
denirdi; fakat
zamanla bir
anlatının, masal
mı hikâye mi
olduğunu ayırt
etmek yazarlarının
bile içinden kolay
kolay
çıkamadıkları bir
mesele halini
aldı. Bu
karışıklığa rağmen
denilebilir ki
hikâye, tabiatüstü
unsurlara yer
vermediği oranda
ve ölçüde masaldan
farklıdır; öte
yandan tekniği de
masalınkine
benzemez; hikâye
aslında romanın
kısasıdır ve
özellikle
günümüzde
anlatanın
damgasını taşıyan
masalın
esnekliğine karşı
bir dereceye kadar
nesnellik ölçüleri
içinde gelişir.
Milletlerarası
Masal Kataloğu'nda
masallar şu ana
çeşitlere
ayrılmıştır:
1. Hayvan
Masalları:
bu çeşit
masallarda
hayvanlar
genellikle kılık
değiştirmiş insan
niteliğindedir.
Bir düşünceye güç
kazandırmak, ibret
dersi vermek,
örnek göstermek
amacıyla
anlatılır. Asıl
masallardan daha
kısa olur,
başlangıç
tekerlemeleri
yoktur. Türk
hayvan masalları
da genellikle
başka ülkelerdeki
benzerleriyle aynı
kaynaklara
dayanır. (Bey ile
Horoz, Keloğlan
ile Eşeği
masalları v.b.).
Bunların bazıları
eski dinî
inançların
kalıntılarıdır.
(Hayvanlarla
Süleyman peygamber
veya Nuh peygamber
arasında cereyan
eden olayları konu
edinmiş masallar);
2. Asıl
Masallar:
a) olağanüstü
masallar. Asıl
masalların, yani
masal denince ilk
akla gelen
masalların yer
aldığı bu
bölümdeki
masallarda peri,
cin, dev anası
gibi tabiatüstü
varlıklara
rastlanır.
Hayvanlar, hayvan
masallarında
olduğu gibi, insan
rolünde değil,
tabiat dışı
varlıklar
seklindedir.
Olaylar da,
kişiler gibi
olağanüstüdür
(Rüzgâr Dev, Tık
Tık Kabacık
masallarında
olduğu gibi);
b) gerçekçi
masallar. Kişiler,
hayvanlar,
olağanüstü
masallarınkinden
çok farklı
değildir.
Şehzadeler,
sultanlar,
padişahlar,
bezirganlar,
hocalar, kadılar,
yoksul ailelerin
genellikle en
küçük kız veya
oğulları Türk
masallarının bu
çeşidinin ana
kişileridir. Bamsı
Beyrek Masalı,
Akıllı Terzi Kızı
v.b.);
3. güldürücü
fıkralar,
nükteli hikâyeler,
yalanlamalar
(Bekri Mustafa,
İncili Çavuş,
bektaşi, yörük,
uşak-efendi,
asker-subay,
ana-baba, karıkoca
fıkraları ve
hikâyeleri);
4. zincirlemeli
masallar.
Çoğunun kişileri
insan ve
hayvanlardır.
Küçük çocukların
severek
dinledikleri ve
kendi aralarında
en çok
anlattıklarıdır
(Keloğlan, Sırça
Köşk masalları
v.b.).
Türk geleneği en
masalımsı
anlatıları bile
gerçeğe
yaklaştırma
eğilimindedir,
masalda olağanüstü
unsurlar, akıl
dışı nitelikte
değildir.
Masalların başında
yer alan
tekerlemeler,
masalın konusunun
gerçekten ayrılan
yanlarına dikkati
çekecek
niteliktedir.
Masallar sözlü
halk edebiyatı
türleri içinde
ülkeden ülkeye,
çağdan çağa en çok
yayılan
yaratmalardır.
Türkiye masalları
hem Anadolu'nun
eski kültür
geleneklerini, hem
de eski Türk masal
geleneğini devam
ettirmektedir.
Türkiye masalları,
Pertev Naili
Boratav, Eflâtun,
Cem Güney gibi
yazarlar
tarafından
derlenip
incelendi.
Masallarda olaylar
tamamen hayal
ürünüdür. Yer ve
zaman belli
değildir.
Kahramanlar insan
üstü özellikler
gösterir. İyiler
hep iyi, kötüler
hep kötüdür.
İyiler
ödüllendirilir,
kötüler
cezalandırılır.
Masallarda
eğiticilik
esastır. Çoğu kez
evrensel konular
işlenir. Dünya
edebiyatında
Kelile ve Dimne,
Binbir Gece
Masalları ünlüdür.
Türk edebiyatında
Keloğlan en
tanınmış masal
kahramanıdır.
Eflatun Cem Güney
masallarımız
derlemiş ve bir
kitap halinde
yayımlamıştır.
Kaynak:
www.turkcebilgi.com
(Yukarıdaki
bağlantılara
girmek için önce
bu web sitesine
gitmeniz gerekir.) |