|
|
SUNUM VE / VEYA EYLEM
PANDOMİM veya DRAMA YAPMA
1-
PANDOMİM
Sözsüz ifade olarak
bilinen pandomim
çocukların çok
hoşlandıkları bir drama
etkinliğidir.
Yakın çevresindeki
olayları veya günlük
alışkanlıkların pandomim
ile ifadesi yanında bir
eşya, bir olay, bir öykü
de çocuklarla birlikte
uygulanacak pandomim
etkinlikleridir.
Pandomim sırasında müzik
çoğu kez gereklidir.
Müziğin ritmine göre
yürüme, koşma, sıçrama
hareketlerinin yanı sıra
çeşitli hayvan
taklitleri, çiçeklerin
açması, rüzgarın esmesi
gibi durumlarda müzik ve
ritim pandomime canlılık
kazandırır.
Eğitimde Drama
Uygulamaları
Dramada bir
organizasyon gereklidir.
Bu nedenle çocuklarla
drama etkinlikleri
yapılırken öncelikle göz
önüne alınması gereken
bazı koşullar vardır.
Daha sonra her tür
eğitim etkinliğinde
olduğu gibi beklenen
sonuçları elde etmek
için bu koşullar yerine
getirilerek, dramanın
uygulama basamakları
gerçekleştirilmelidir.
Bu bölümde eğitimde
drama sürecindeki
öğelere, dramanın
uygulama basamaklarına
ve yararlanılacak
kaynaklara yer
verilecektir.
A. Eğitimde Drama
Sürecindeki Öğeler
Drama süreci
birbirini tamamlayan
çeşitli öğelerden oluşan
ve bu öğelerin
aralarındaki ilişkileri
belirleyen bir bütündür.
Drama sürecindeki öğeler
şu şekilde
sıralanabilir:
-
Çalışma mekanı (çevre,
araç ve gereçler).
-
Oyun grubu
(katılımcılar).
-
Çalışmanın kendisi
(uygulama).
-
Drama lideri
(öğretmen).
1. Çalışma Mekanı
(Çevre, araç ve
gereçler)
Drama etkinliklerini
uygulamak için öncelikle
uygun bir çevre
olmalıdır. Çevre ya da
alan çok büyük olmak
zorunda değildir. Ancak
çocuklara yeterli bir
alan sağlanması
önemlidir. Özellikle
rahatlama ve
konsantrasyon
çalışmaları sırasında
çocukların birbirlerine
dokunmayacakları kadar
geniş bir alanın olması
gerekir. Ayrıca
ayakkabısız çalışmaların
yapılacağı, gürültüsüz,
güvenilir, sıcaklığı ve
aydınlatma koşulları
uygun, rahat bir ortam
olmalıdır.
Drama uygulanan
çevre, çocuğa her
ayrıntıyı hazır
sunmalıdır. Bu nedenle
drama yapılan yerde,
çocuğun zihinde
canlandırmasına olanak
verecek gerçek veya
gerçeğe benzeyen
nesnelerin bulunması ve
önceden
yerleştirilmeleri
gerekir.
Drama sürecinde
kullanılan araç, gereç
ya da materyallerin
diğer eğitim ortamlarına
göre farklı bir özelliği
vardır. Bu özellik araç,
gereç ya da materyalin
aslında farklı amaçlar
için kullanılması,
biçiminin değiştirilmesi
ya da birkaç nesnenin
birarada farklı işlevler
üstlenmesi biçiminde
açıklanabilir. Ancak
önemli olan aracın
katılımcının eline ve
kullanıma sunulmasıdır.
Araç, gereçler drama
çalışmalarında
güdülemede kullanıldığı
için çocuğun duyularına
hitap etmeli ve
devamlılığı sağlamak
için
yapılandırılmalıdır.
Dramada en sık
kullanılan araç teyp,
ses bantları ya da müzik
ileten diğer araçlardır.
Teybin yanı sıra resim,
fotoğraf, poster, yazı,
gösterim tahtası gibi
görsel araçlar, karton,
resim kağıdı, kukla,
renkli boya kalemleri,
oyuncak, süs eşyası,
kutu, vazo, eski
giysiler, ayakkabı gibi
bozuk gerçek eşyalar, ev
eşyaları, kitap, dergi,
gazete, afiş, broşür,
gazete ve dergilerden
kesilmiş haber, yazı,
duyuru, fotoğraf gibi
basılı materyaller,
slayt ya da tepegöz,
projektör gibi aygıtlar
önemli araç gereçlerdir.
Ayrıca dramada öncelikli
temel amaç katılımcı
olduğundan, dokunma,
koku ve tad alma
duyuları da çalışmalarda
uyarıcı araç olarak
kullanılabilir.
Drama uygulamasında
kullanılacak
araç-gereçlerin
çocukların
(katılımcıların)
ekonomik durumuna uygun,
kolay bulunabilen,
fiziksel olarak zarar
vermeyen, birçok amaç
için kullanılabilen,
hareket özgürlüğünü
kısıtlamayan, her an
ulaşılabilen nitelik
taşımasına dikkat
edilmelidir. Araç
gereçler cinsiyet farkı
gözetmeksizin
kullanılabilmeli ve
çocuklarla birlikte
oluşturulan araç sepeti,
sandığı ya da kutusunda
saklanmalıdır.
2. Oyun Grubu
(Katılımcılar)
Drama grup ile
yapılan bir çalışma
olup, drama grubu
bireylerden oluşur.
Bireylerin herbiri
farklı deneyim ve
özelliklere sahiptir. Bu
yüzden drama programında
dikkate alınması gereken
noktalardan biri de
katılımcılardır.
Gruptaki katılımcıların
yaşları, gelişim
seviyeleri,
cinsiyetleri, ilgi ve
ihtiyaçları dramanın
nasıl yönlendirileceğini
ve çalışmanın zamanını
etkiler.
Araştırmacılar,
çocukların okulöncesi
dönemden başlayarak
drama etkinliklerine
katılmaya hazır
olduklarını ortaya koyan
çalışmalar yapmışlardır.
Sembolik oyunun iki
yaşında başladığını
belirten çalışmalar,
dramada önemli olanın
mükemmel sonuç
olmadığını vurgulayarak,
her yaştaki çocuğun
yapabildiği kadarıyla
drama etkinliğine
katılmasını uygun
görmektedir. Hangi
etkinliğin, hangi yaşta
uygun olduğunun kesin
olarak belirlenmesinin
güç olması, bu konuda
ölçüt olarak çocukların
gelişimsel düzeylerinin
dikkate alınmasını
gerektirir. Çocukların
gerek oyuncu, gerekse
izleyici konumundayken,
konuya ilişkin önceki
deneyimlerini
hatırlayabilecekleri ve
yansıtabilecekleri bir
ortam içerisinde
olmaları gerekir. Bu
ortamda eleştiriler
yapabilmeleri, sosyal,
duygusal ve bilişsel
yönden bireysel
farklılıklarının farkına
varabilmeleri, duyuya
yönelik durumları
yorumlayabilmeleri,
dramanın alt
tekniklerini
kullanabilmeleri duyusal
ve heyecan verici
durumları
keşfedebilmeleri
sağlanır. Ayrıca
çocukların yaratıcı
hayal gücü ile ilgili
olarak nesne, çevre ve
kavramlara tepki
gösterebilmeleri, soyut
kavramları ifade
edebilir hale
dönüştürebilmeleri,
düşüncelerini, hislerini
hareketle ifade
edebilmeleri, bireysel
gözlem ve sosyal
etkileşimlerinde dili
kullanabilmeleri,
kendini ve farklı
karakterleri vurgulamada
seslerini
kullanabilmeleri
gerekir. Tüm bunların
yan sıra sorumluluk
sahibi olduklarını
gösterebilme, sosyal
disiplin gösterme,
kendinin farkında olma,
kendini keşfetme, benzer
ve farklı yönlerini
keşfetme, grup ortamında
bireylerle etkileşim
kurma, problem çözme,
doğaçlama, rolleri
üstlenme, oyun kurma ve
yazmaya yönelik
gelişimsel yeterlilikte
olmaları gerektiği de
dikkate alınmalıdır.
Görüldüğü gibi drama
etkinliğinde gruba
katılanların kronolojik
yaşı değil, herhangi bir
etkinliğe dikkatini
yoğunlaştırması, ilgi
göstermesi ve gerekli
hareketleri yapabilmesi
için isteklilik ve
gelişim seviyesi
önemlidir.
Drama grubunda
birlikte yaşama, üretme
ve paylaşma süreci
yaşandığından tüm
paylaşımlardan haz
alınması için gönüllülük
esası da dikkate
alınmalıdır. İyi bir
işbirliği ve iyi bir
grup ortamı yaratmak
için zamana karşı
yarışılmamalı ve acele
edilmemelidir. Bunun
için dramaya ayrılan
süre, aşağı yukarı ne
kadar zaman aldığı,
denemeler yolu ile
belirlenmelidir. İlk kez
drama yapılan grupta,
çalışmalara basitten
başlanmalı ve karmaşık
çalışmalara doğru
gidilmelidir. Sağlıklı
sonuçlar alabilmek için
grubun sayısı önceden
belirlenmelidir. Yaş ve
gelişim düzeyiyle
birlikte grubun
özellikleri dikkate
alınarak gruptaki çocuk
sayısına karar
verilmelidir. Sayı bu
niteliklere göre
değişmekle birlikte,
10-12 kişilik grupların
ideal olduğu
unutulmamalıdır.
Grubun
belirlenmesinden sonra
seçilecek etkinliklerde
çocukların görüşleri
dikkate alınmalıdır.
Çocuklar kendi
seçtikleri etkinliklere
daha iyi konsantre olur
ve kendi seçtikleri
etkinliklerden daha
fazla zevk alırlar.
Bunun yanısıra,
göz-önünde
bulundurulması gereken
noktalardan biri de,
herhangi bir rolü
oynarken başarısız olma
risk ve gerginliğini
çocuğa yaşatmamaktır. Bu
açıdan gerekli önlemler
alınmalıdır.
3. Çalışmanın
Kendisi (Uygulama)
Her drama
etkinliğinin belirli bir
yapısı ve düzeyi vardır.
Doğaçlama türü de dahil
olmak üzere dramada
belirlenen etkinliğin
bir başlama noktası,
geçtiği bir yer ve
oynanacak roller
bulunur. Başlangıç için
bu yolları gösteren bir
plan yapılması gerekir.
Hazırlanan planda bazı
noktalar gözönüne
alınmalıdır. Gözönüne
alınması gereken
noktalar şu şekilde
sıralanabilir:
-
Tema seçimi:
Çocukların ne
öğrenmesi isteniyor?
Örneğin; İşbirliği,
para.
-
Çevre düzenlemesi:
Öğrenme en iyi hangi
ortamda
gerçekleşebilir.
Örneğin; Müze,
süpermarket.
-
Çocukların rol seçimi:
Çocuklar kim olacak?
Çocuklar deneyim
kazandıkça değişik
roller seçebilirler.
Örneğin; Yolcu,
müşteri.
-
Öğretmenin rol seçimi:
Kim olacağım? Öğretmen
olarak kalıp, dramayı
dışarıdan mı
yönlendireceğim, yoksa
drama içinde yer
alacak mıyım?
-
Çerçevenin
belirlenmesi:
Bu dramadaki rollerin
hangi bakış açısından
ele alınacağını
belirler ve
konsantrasyonu
arttırır.
Örneğin; Makasını
kaybetmiş terziler.
-
Odak noktası seçimi:
Drama hakkında
çözülecek problem
nedir?
-
Eylem seçimi:
Çocuklar ne
yapacaklar?
Örneğin; Malları
raflara
yerleştirecekler.
-
Püf noktasının
belirlenmesi:
Başlangıçta çocuğun
konuya dikkatini
çekebilmek için ne
kullanılacağı
belirlenir. Bu işi
öğretmen yapabileceği
gibi, herhangi bir
mektup, herhangi bir
kumaş parçası,
herhangi bir resim
yapabilir.
Örneğin; Öğretmenin
Noel baba kıyafetiyle
sınıfa gelmesi.
Her drama
etkinliğinden sonra
etkinlik hakkında
konuşulmalıdır. Ayrıca
tüm drama
etkinliklerinde ödül ve
ceza yoluna
başvurulmamak, sözel
ödülün aralıklı
pekiştireç olarak
verilmesine özen
gösterilmelidir. Drama
çalışmalarının asla bir
oyuncu eğitimi olmadığı,
dolayısıyla çalışmaların
seyircilere oynanan bir
temsil olarak
hazırlanmaması gerektiği
göz önünde
bulundurulmalıdır.
Drama programında
dikkate alınacak
noktalar dramanın
hedeflerini
gerçekleştirirken,
başarılı bir uygulamanın
gerçekleşmesine neden
olacaktır.
4. Drama Lideri
(Öğretmen)
Drama
etkinliklerinden
beklenen yönde yarar
sağlanabilmesi, önemli
oranda öğretmenin
yaklaşımına,
davranışlarına bağlıdır.
Öğretmen yönetici,
yönlendirici ya da en
çok kullanılan haliyle
drama lideri, drama
çalışmalarında
katılımcılara rehberlik
eden kişidir. Drama
lideri drama sürecinin
temellerinden ve önemli
öğelerinden biridir.
Çünkü grup içinde
bireylerin bir yaşantıyı
ya da bir olayı kendi
deneyimlerini de işin
içine katarak, oynayarak
canlandırması ve
anlamlandırması liderin
hedefleri ve yöntemleri
ile belirlenir. Drama
sürecinde ilk komutu
veren, sunan,
değerlendiren ve yeniden
uygulayan kişi drama
lideridir. Drama
çalışmalarını planlayan,
uygulayan değerlendiren
kişi olan liderin,
eğitimde drama açısından
karakteristik olan
özelliği animatör bir
kişiliğe sahip
olmasıdır. Çocuğun
oyun oynama yetisini
koruyup geliştirecek
olan bu kişinin,
pedagojik formasyonu
olan bir kişi olması,
aynı zamanda ısınma
çalışmalarını, oynama,
doğaçlama ve oluşumları
gösteriye hazırlamayı,
danışma - görüşme ve
bilgi edinmeyi, oyun
grubunun alıştırmalarını
yürütmeyi ve en sonunda
bu tür çalışmaları
grupla birlikte
geliştirmeyi öğrenmiş
olması gereklidir. Bütün
bunların
gerçekleştirilebilmesi
için de liderin
nitelikli bir eğitim
donanımına sahip olması
gerekir. Ayrıca
çocuklarla çalışan bir
kimsenin çocuk gelişimi
ve eğitimi konusunda
bilgi sahibi olması da
gerekir.
Bununla birlikte
gelişim ve dramada eylem
ve hareket önemli
olduğundan,
etkinliklerde doğru ya
da yanlışın sözkonusu
olmaması nedeniyle
liderin sağlıklı ve
tutarlı bir kişiliğe
sahip olması beklenir.
Görüldüğü gibi, her yaş
için yürütülecek olan
drama etkinliklerinde
drama liderinin mesleki
formasyonu; eğitim,
psikoloji, gelişim
psikolojisi, tiyatro,
müzik, plastik sanatlar,
oyun ve tiyatro
pedagojisi gibi alanları
kapsamalıdır. Drama
lideri disiplinler arası
bir ilişkide kendini
yetiştirmeli, yaratıcı
nitelikler taşıyan,
değişmeye açık bir
kişiliğe sahip
olmalıdır.
Drama liderinin bir
öğretmen olarak da
öğretmen dayanışlarını
sergilemesi, ayrıca
diğer belirli kişilik
özelliklerini taşıması
gereklidir. Buna göre
drama öğretmeni
iletişime açık, istekli
ve hazır olmalıdır.
Lider, anında durumlara
çözüm getirici
yaklaşımlar bulabilen,
gerektiğinde hemen karar
verebilen, yetersiz
kaldığında hangi bilgi
kaynaklarına ulaşması
gerektiğini bilen,
kendini ve başkalarını
tanıyan, uygulamada
aktif olan bir kişidir.
Aynı zamanda lider iyi
bir dost, iyi bir sırdaş
iyi bir arkadaş
olmalıdır. Sabırlı,
tutarlı, hoşgörülü,
güler yüzlü, anlayışlı
olmalı grubun güvenini
kazanmalı ve drama
eliğine sahip olmalıdır.
Drama etiğine (ahlakı)
sahip olabilmek için
liderde bulunması
gereken nitelikler şu
şekilde sıralanabilir:
-
Öğretmenin kendi
değerleri olmalı,
-
Atölyede yaşananlar
orada kalmalı,
-
Lider demokratik,
insana saygılı olmalı
ve insana değer
vermeli,
-
Sürekli araştırmak ve
kendini geliştirmekle
sorumlu olmalı,
-
İyi bir dinleyici
olmalı,
-
Grubun durdurma,
değiştirme,
yönlendirme hakkına
saygı göstermeli,
-
Sempatik ve doğal
olmalı,
-
Dramaya katılanlarda
bir etik oluşturmaya
çalışmalı,
-
Grubu olumlu yönde
geliştirmeye,
birleştirmeye
çalışmalı,
-
Lider kendisinin de
gelişip öğrendiğinin
farkında olmalı,
-
Dramanın sınırlarını
bilmeli,
-
İşbirliği içinde
olmalı, dürüst bir
şekilde hareket
edebilmeli,
-
Dramaya katılanların
kendi yorumlarını,
yargılarım, değer ve
bakış açılarını
oluşturmalarına fırsat
tanımalıdır.
Drama lideri,
öğretmen davranışlarının
sergilemesi açısından
öncelikle etkinlikler
sırasında iyi bir
gözlemci olmalıdır.
Sınıfta ne olup
bittiğini bilimsel bir
yaklaşımla analiz
etmeli, görsel olarak
yakaladığı noktaları
yüksek sesli tahminlerle
çocuklara açıklamalıdır.
Öğretmen gözlemi
etkinlikler dışında
değil de kendiside
etkinliklere katılarak
yapmayı tercih
etmelidir. Sınıfta
olumlu bir hava
kurmalıdır. Her çocuğun
hislerinin ve
duygularının önemli
olduğunu kabul
etmelidir. Psikolojik
yönden serbest bir ortam
yaratmalıdır. Çocukların
fikirlerini ve
davranışlarını kabul
etmelidir. Çocukların
daha çok yaşantı
geçirmelerine izin
vermelidir. Yaşantı
ortamını, aktif öğrenme
ortamı olarak
düzenlemeli ve bu
süreçte çocuğun ilgi
istek ve yeteneklerini
gözönünde
bulundurmalıdır. Çocuğun
kendi içindeki
gelişimini esas
almalıdır. Çocuğa
öğrenmenin yollarını
göstererek öğrenme
eğitimi vermelidir.
Bütün bu sayılanlar
öğretmenin mesleki
donanımı ile ilgilidir.
Onun sahip olduğu meslek
bilgisi, yapacağı
çalışmaları ne şekilde
planlayacağı,
gerçekleştireceği ve
değerlendireceğini
etkiler. Mesleki
bilgisini
uygulayabilmesinde
faydalı durum ortaya
çıktığında önceki
planını bırakma yeteneği
ve istekliliğine,
esnekliğine sahip olma
etkinliğin başarıya
ulaşması açısından büyük
önem taşır. Dinlemenin
karşılıklı bir süreç
olduğu unutulmamalıdır.
Dinleme yeteneği ve
nitelikli uyarıcı
sorular sorma yeteneği
hedeflere ulaşma
açısından gereklidir.
Ancak öğretmenlik
mesleki bilgisine ilave
olarak eğitimde dramayı
kullanmayı planlayan bir
öğretmen, öncelikle
dramanın değerine
inanmalı ve kendine "Dramanın,
eğitimdeki önemine
inanıyor muyum?"
sorusunu sormalıdır.
Dramayı uygulamaya kesin
karar verdikten sonra
etkinliği organize
edebilmesi ve kontrol
altında tutabilmesi için
etkinlik sırasında neler
yapacağını net bir
şekilde kestiremese de,
organizasyon için şu
sorulan cevaplandırması
gerekir:
-
Gruplar nasıl
bölünecek?
-
Dramaya nasıl bir
giriş yapılacak?
-
Drama için malzeme ve
kostüm gerekli mi?
-
Yansıtma çalışmaları
(Örneğin;
hissettiklerini
resimleme gibi)
gerekli olacaksa,
uygun kaydetme
malzemeleri (kalemler,
boyalar, kağıt gibi)
kolayca temin
dilebilir mi?
-
Sınıfın alanı nasıl
kullanılacak?
-
Başka ne gibi
kaynaklar gerekir?
Lider grupla
çalışmaya başlamadan
önce, bu sorular
doğrultusunda
hedeflerini, içeriğini,
yöntemlerini,
değerlendirmesini
planlamış, kullanacağı
malzemeyi sağlamış,
çalışma ortamını da
çalışma yapabilecek hale
getirmiş olmalıdır. Grup
dinamiğine giden yolda
katılımcıların tanışma
ve kaynaşmalarını
sağlayacak iletişim,
uyum, gözlem, etkileşim
çalışmalarını uygularken
haz alma ve eğlence
boyutunu gözardı etmemek
gerekir. Dramada
liderin amaçları şu
şekilde sıralanabilir:
-
Grubun etkileşim
sürecine katılmasını
sağlamalıdır.
-
Çocuğun dramada grup
bilincine ulaşması,
değer ve fikirlerine
yanıt verip,
geliştirmesi, bir rolü
benimseyip
oynayabilmesi, rolü ve
çeşitli durumları söz
ve devinimlerle
inceleyebilmesi için
deneme olanağı
sağlamalıdır.
-
Çocuğun gelecekte
kendi duygu ve
düşüncelerini seçip,
bunları drama ile
şekillendirip sunması
ve yaşam deneyimini
artırması için cesaret
vermelidir.
-
Lider, çocukların
sözlü ve yazılı dil
kullanım alanlarını
genişletmeli, etkili
bir dil kullanımına ve
gelişimine ilgi
göstermelidir.
-
Lider, çalışmalarda
çocukların
hoşnutluklarını ve
eleştirilerini
geliştirmede,
kendilerinin ve
başkalarının değerini
saptamada etkili ve
yardımcı olmalıdır.
Lider bu amaçlarını
gerçekleştirirken
etkinlik sırasında göz
önünde bulundurması
gereken bazı önemli
noktalara dikkat
etmelidir. Bunlar şu
şekilde sıralanabilir:
Öğrencinin
yaşantısına uygun olarak
oluşturulan drama
ortamında, çeşitli
araç-gereçlerin yapılıp
kullanılmasında
öğrencileri bağımsız
bırakmalı, ancak onlara
katılarak eksiklikleri
gidermeye çalışmalıdır.
Bazı etkinliklerde
kullanılması gereken
araç-gereç ve malzemeyi
çocuğun ulaşabileceği
bir yerde bulundurmalı,
araç gereçlerle çocuğa
deney ve keşif olanağı
sağlamalıdır.
Eleştirici olmalı,
ancak kısıtlayıcı
olmamalıdır.
Çocukların
yapabileceklerini
onların yerine
yapmamalı, öğrencilerin
başarı duygusunu
tatmalarına olanak
sağlamalıdır. Çocukların
tüm yeteneklerini
kullanmalarına zemin
hazırlamalı, liderlik
duygularını ortaya
çıkarılması için
rehberlik etmelidir.
Çocuk hata yapmaktan
korkuyorsa, çocuğun
hatasını ve kendisini
kabul ettirmeye yönelik
çalışmalar yapmalıdır.
Çocukların
duygularını ifade
etmesinde öğretmenin
davranışları ve tutumu
önemlidir. Çocukların
duygularını ifade
etmesinde öğretmenin iki
davranışı etkili olur.
Bunlardan birincisi
öğretmen kendi
duygularını çocuklarla
paylaşarak, gocuklara
model olmalı, ikincisi
ise çocuğun duygularını
bastırmak yerine kabul
edici tutum
göstermelidir. Böylece
çocuğun kendine güven
kazanması sağlanabilir.
Dramatik oyunlar
sırasında deneyim
arttıkça ortaya çıkan
dialog kargaşası ve
gürültüden öğretmen
endişelenmemelidir.
Gürültü öğrenme,
paylaşma, yaratıcılık,
gelişme ve heyecan
unsurlarını içeren bir
esastır. Problem çözmeye
yönelik olduğu sürece
kaygılanmaya gerek
yoktur.
Öğretmen gerek
etkinliğin
başlangıcında, gerekse
etkinlik sırasında ve
sonunda çocuklarla
iletişim kurmaya,
onların
anlayabilecekleri
sözcükleri kullanmaya
deneyimlerini paylaşmaya
özen göstermelidir.
Etkinliğe katılım
isteğe bağlı olmalı,
çocuk asla
zorlanmamalıdır.
Ancak kailim, sözcük
kullanımı ve
davranışlarla davet
edici, özendirici bir
tavırla
gerçek-eştirilmelidir.
Etkinliğe davet
ederken etkinliğin oyun
değil, drama olarak
adlandırılmasına özen
göstermelidir. Böyle
bir açıklama, etkinliği
çocuğun kendine özgü bir
çalışma olarak
algılamasına neden
olacaktır.
Öğretmen çalışma
konusunu
önerebileceğini, neyin
canlandırılacağını
söyleyebileceğini, ancak
nasıl yapılacağını tarif
etmemesi gerektiğini
unutmamalıdır.
Öğretmen dramada
müdahale edeceği yerleri
iyi bilmelidir. Bu
durumlar şu şekilde
sıralanabilir:
-
Etkinliğine başlamayı
bildirme,
-
Dramayı başlatma,
-
Sahneyi tanıtma,
rolleri dağıtma, uygun
malzemeyi yerleştirme,
-
Çocukların dağılıp
pasifleştiğini
hissettiğinde
toparlayıcı ve
harekete geçirici
sözel yönergeler
verme,
-
Etkinlik sırasında
etkinliğin oyun
tarzındaki sürecini
durdurup, gruba ya da
belli çocuklara soru
sorma,
-
Etkinliği sona
erdirme,
-
Etkinlik sonrası soru
sorma ve tartışmayı
başlatma,
-
Drama etkinliklerinden
çıkarılacak (varsa)
ders ve yargıları
özetleme,
-
Etkinlik sonrasında
yapılacak çalışmalara
çocukları yönlendirme,
-
Çocuklara yaptıkları
resim ve benzeri
çalışmalarla ilgili
soru sormadır.
Öğretmenin tüm bu
müdahale aşamalarında
yönerge verirken ses
tonuna, kısa ve net
açıklamalar yapmaya özen
göstermesi gerekir.
Öğretmen sözel anlatımı
güçlendirecek biçimde
tüm bedenini ve uygun
yüz ifadesini
kullanabilmelidir.
Etkinlikler ve
oturumlar arasında bir
geçiş ve devamlılık
yaratmaya özen
göstermelidir.
Öğretmen, dramada
müdahale ettiği
durumlardan biri olan
tartışma ve
değerlendirme
aşamalarında
katılımcıları teşvik
etmelidir. Tartışmada
açık uçlu soruların
olması gerektiği ve
soruların tek bir doğru
cevabı olmayacağını göz
önüne alarak,
eleştirilerin kişiye
değil role yapılması
gerektiğini
unutmamalıdır.
Son olarak öğretmen,
drama etkinliklerinin
asıl amacının çocukların
diğer insanları
anlaması, kendilerini
onların yerine koyması
olduğunu göz önünde
bulundurarak,
çocuklardan iyi bir
oyuncu olmasını
beklememelidir.
Dünyada yaşayan bütün
çocukların birbirlerini
daha iyi anlama ve
değerlendirmeleri için
başarılı bir drama
liderine ihtiyacı
bulunmaktadır.
B. Eğitimde Dramanın
Uygulama Basamakları
Dramada birbirinden
biçim olarak farklılaşan
ve her çalışmada bütün
olarak
alan üç aşama vardır.
Bunlar;
-
Isınma ve rahatlama
çalışmaları.
-
Oynama.
-
Rahatlama ve
değerlendirme
çalışmalarıdır.
1. Isınma ve Rahatlama Çalışmaları
Bir drama atölyesinde
ilk olarak yer verilen
çalışmalardır.. Bu
çalışmalarda grubu
oluşturan bireylerin
birbirleriyle
bütünleşmesine yönelik
alıştırmalara yer alır.
Katılımcılar,
birbirleriyle tanışır ve
etkileşim kurarlar.
Yaşayacakları yaşantılar
için hazırlıklı ve
istekli hale
getirilirler. Tanışma
ile başlayan güven
ısınmaya, uyum
sağlamaya, beş duyuyu
kullanmaya, gözlem
yetisini geliştir-e ve
bedenini ve beynini
duyumsamaya yönelik
çalışmalar bu aşamada
yer sınma çalışmaları
müzik ya da ritm
eşliğinde yürüme, koşma,
zıplama, çek-itme,
hayvan yürüyüşleri,
çeşitli zemin ve
zamanlarda yürüme,
gösterilen kete uygun
ritm tutma gibi
çalışmalardır.
Isınma çalışmalarında
bireyin kentle ilgili
bilişsel, duyuşsal ve
devinimsel özellikleri
incelemesi ve bu
incele-onucunda
karşısındaki bireyi de
bu açıdan görmesi
sözkonusudur. Bu
ısın-şamasının kuralları
kesin olarak
belirlenmiştir ve sadece
lider tarafından
yürütülmelidir. Güven
kazanma, uyum sağlama,
beş duyuyu kullanma,
gözlem ye-geliştirme,
bedenini ve beynini
duyumsama genel olarak
kaynaştırma ve
konsantrasyon
çalışmaları ile mümkün
olmaktadır.
a. Kaynaştırma Çalıştırmaları
Bu aşamada tüm grubun
birbiri ile kaynaşması
hedeflenir. Kaynaştırma
çalıştı grubun
rahatlaması ve
çalışmanın sağlıklı
başlayıp, devam etmesi
açısından son derece
önemlidir. Kaynaştırma
çalışmalarına isim
öğrenme ve tanışma ile
başlamak en uygun
çalışma şeklidir.
-
ÖRNEK l :
Katılımcılar, müzik
eşliğinde iç içe iki
daire halinde zıt
yönde yürürler.
Öğretmen (lider)
müziği durdurduğunda
her iki dairedeki
katılımcılar dururlar
ve bulundukları yönden
arkadaşlarına dönerek
birbirlerine
isimlerini söylerler.
Daha sonra hem ismini
söyler, hem el
sıkışırlar, daha sonra
birbirlerine
"nasılsınız?" diye
sorarlar.
-
ÖRNEK 2:
İsim Zinciri
Katılımcılar yan yana
ya da daire biçiminde
oturur. Biri adını
söyler. Onun solunda
oturan, ilk başlayanın
adını ve kendi adını
söyler. Onunda solunda
oturan ilk ikisinin
adlarını ve kendi
adını söyler. Böylece
en sondaki çocuk,
kendisinden önce gelen
tüm çocukların
isimlerini ve kendi
ismini söylemeye
çalışır.
b. Konsantrasyon Çalışmaları
Kaynaştırma
çalışmalarının sonunda
katılımcıların artık
birbirleriyle daha iyi
iletişim kurabilmeleri
beklenir. Konsantrasyon
çalışmalarının amacı
ise, grubun dikkatini
bir noktaya toplamak ve
drama etkinliğine
yönlendirmektir.
-
ÖRNEK
Üçgen Oyunu
Tüm grup üçe ayrılır.
Üçgenin tepesinde
olanlar grup başkanı
olarak seçilirler.
Üçgenin diğer üyeleri
en baştakinin yaptığı
izleyerek, tekrar
ederler. Burada önemli
olan grup başkanını
gözlerken ona dosdoğru
bakmak değil, tam
karşıya bakarken görüş
alanına dikkat ederek
yapılmasına özen
göstermektir. Başın
hep aynı yöne bakması
önemlidir.2.
2. Oynama (Esas Çalışma)
Belirlenmiş kurallar
içinde özgürce oyun
oynama ve bu oyunları
geliştirme
çalışmalarından oluşur.
Oyun, kişiliğin gelişimi
sürecinde diğer
insanlarla pay-aşarak,
onları taklit ederek
gerçekleştirilir. Sözü
edilen oyunlar bu temel
görüşen yola çıkarak
uygulama içinde yerini
alır. Yaratıcılık ve
imgeleme (hayal) bo-'utları
oyunlarla işin içine
girer. Bu aşamada
liderin (öğetmenin)
dikkat etmesi ;ereken
nokta oyunlarda
aşırılığa kaçmamak ve
katılımcıları gereğinden
fazla 'ormamaktır.
Çalışma grubunun
özelliklerine uygun
olarak oyunlar seçilir.
Oyun oluştur-na için
pandomim, rol oynama,
doğaçlama, öykü
oluşturma, dramatizasyon
gi-ıi etkinliklerden
biri veya bir kaçı
seçilerek uygulama
yapılır. Bu oyunlar kimi
aman sözcük dağarcığını,
duyuları ya da dikkati
geliştiren oyunlar, kimi
zamanla taklide dayalı
yarışma oyunları
olabilir.
a) Pandomim
Pandomim fikirlerin
sözcük olmadan ifade
edilmesidir. Oyuncunun
sözcük-îr olmadan
hareketlerle bir şeyi
anlatması ya da oynaması
şeklinde tammlana-ilir.
Gelişimin ilk yıllarında
pandomim sözcük
kullanmadan mimikler,
hareketler ullanılarak,
bazen de sesler ilave
edilerek basit bir
şekilde yapılır.
Çocuklar yaratıcı
dramayı çocuklara
tanıtmada ön
çalışmalardan biri olan
pandomimden çok
oşlanırlar. Böylece,
belirlenmiş bir olayı,
karakterlerin
hareketlerini ve durum-ırını
ifade edebilirler.
Anaokullarında bazı
temel (koşma, yürüme,
sekme gibi) hareketler
çocukları pandomime
hazırlar. Bu çalışmalar
müzik eşliğinde
çocuk-ıra daha hoş
gelir. Çünkü koşan
atların sesinin,
zıplayan kurbağanın
hareketi-in, yarışan
arabaların gürültüsünün
çıkarılmasında müzik
etkili olur.
Pandomim çalışmaları
uygulanırken, çocukların
gözlemlerinden ve
yaşadık-ırı
tecrübelerden
yararlanılmalı ve bu
tecrübeler gözönünde
bulundurulmalıdır.
Örneğin, deniz görmemiş
bir çocuğa, sandala
binme ve kürek çekme
taklidi yap-tırılamıyacağı
gibi, hiç kar görmemiş
bir çocuğa da karda
yürüme ya da kardan adam
yapma taklidi
yaptırılmamakdır.
Örneğin, hayvanat
bahçesine yapılan bir
gezinin ardından,
çocuklardan hayvanat
bahçesini ve buradaki
hayvanları gözlerinde
canlandırmaları
istenebilir. Daha sonra
çeşitli hayvanların
taklitleri yapılır.
Çocuklar önce bir fil
gibi yürürler, sonrada
filin hortumu ile
birşeyler yemesini
taklit ederler. Daha
sonra da arslanlarm
kafesi önünde durup,
arslanlar gibi
kükrerler. Çocuklar
pandomim ortamında
geçmiş yaşantılarını
hatırlamak için
dikkatlerini
yoğunlaştırırlar.
Okudukları veya
gördükleri bilgileri
anımsamaya çalışırlar ve
zihinsel olarak bunları
resimleyip,
şekillendirirler. Bu
beceriler hemen hemen
bütün öğrenme süreçleri
içinde gereklidir.
Pandomim etkinlikleri
sırasında yapılan
çalışmalarla öğrenme
süreçleri daha da
kuvvetlenir.
b) Rol Oynama
Rol oynama, imgelemeyle
(hayali olarak) ya da
açıkça, bir başkasının
veya başkalarının
işlevlerini yerine
kabullenmedir. Özgün
şekliyle G.H. Mead
tarafından kişinin ve
toplumun felsefi
çözümlemelerinde bir
araç olarak kullanılan
rol oynama, günümüzde
psiko-terapi, grup
dinamiği ve eğitimde
kullanılmaktadır.
Öğretim etkinliğini
doğrudan somut olgulara
dayamak ve öğrenme
konusuyla ilgili
olayların kendilerini
incelemek her zaman
mümkün değildir. Böyle
durumlarda
kullanılabilecek en
aktif öğretim
yöntemlerinden biri rol
oynama yöntemidir. Rol
oynama yöntemi; bir
düşünce, durum, problem
veya olayın bir grubun
tümü tarafından ya da
grup önünde gruptan
seçilen belirli üyelerce
dramatize edilmesine
dayanan bir öğretim
yöntemidir. Rol oynama
yönteminin esasını
dramatizasyon teşkil
eder. Böyle bir durumda
bir fikir, durum, sorun
ya da olay grup önünde
dramatize edilir.
Değişik gruplardaki
çocuklar için tavsiye
edilen drama
çalışmalarına
bakıldığında, dramatik
oyunda olayların ve
durumların
canlandırıldığı görülür.
Rol oy-lamada ise
oyundaki karakterlerin
özellikleri ve hisleri
canlandırılır. Doğaçlama
5e her iki yöntemin
karışımıdır. Rol oynama
etkinliklerine başlarken
çocukların 'basmakalıp,
yüzeysel karakterleri
oynamalarından çok,
farklı meslek
grupların-an ve bu
meslek grupları içinde
de görevleri farklı olan
insanlardan oluşmuş >plum
tanımları ve bu
kişilerin toplum
içindeki rollerini
kavramaları çok önemdir.
Rol oynamanın en kolay
yolu toplumdaki farklı
kişilerin mesleki
görevlenin oynandığı,
mesleki pandomimle
başlamaktır.
Rol oynama yöntemiyle
sadece öğrenme konusu
olan problem durumların
azümü değil, rol
oynayanların tüm sosyal,
kültürel, doğal
davranışlarını anla-lalarını
ve insan ilişkilerindeki
problemleri kavramaları
da sağlanmış olur.
Bu-anla birlikte günlük
yaşamın öğretim
ortamında
canlandırılması,
çocukların îrdeki
yaşamlarında
karşılaşacakları
sorunların çözümünde
etkili bir deneyim ;
yaşama hazır olmayı
sağlar.
Bu yöntem sayesinde,
örneğin, anne rolünü
oynayan çocuk, annesinin
davra-şlarını
anlayabilir. Şoför
rolünü oynarken bir
şoförün davranışlarını
anlayabi-\ Konunun
canlandırılmasında
oynayanların tüm vücut
hareketleriyle aktif
hale getirilmesi
gerekir. Bu aynı zamanda
hareketi de beraberinde
getirir.
Özellikle konuşmayı
gerektiren rol oynama
sırasında çocuk, ses
yüksekliği, aksiyon,
telaffuz gibi konuşulan
dilin unsurlarını ve
konuşma sırasını
bekleme, nleme,
başkasının sözünü
kesmeme gibi iletişim
unsurlarını doğrudan
doğru-çalışmış olur. Rol
oynamanın önemli bir
yararı da, o roldeki
kişiyle empati rabilmek
için gerekli olan,
kendini diğer kişinin
yerine koyabilme
becerisinin zanılmasıdır.
Rol oynamaya başlamanın
en kolay yolu, oyunun
lider (öğretmen)
tarafından şlatılmasıdır.
Daha sonra çocuklarla
bazı roller paylaşarak
dialog yaratılabilir. >1
oynamaya başlama ile
ilgili örnekler aşağıda
sunulmuştur:
Piaget rol oynamanın
çocuğun eğitimindeki
önemini vurgulamıştır.
Piaget'e göre kişisel
yaşantılarda karar verme
becerisinin gelişiminde,
tarihsel ve sosyal
konuları anlamada rol
oynama etkili bir
öğretim tekniğidir.
Piaget özellikle küçük
çocukların rol oynarken
hem nesnel, hem de
sosyal çevreyi
canlandırarak çok iyi
deneyimler kazandığını
ileri sürer.
-
ÖRNEK l :
Çocukların herbirine
sinirli bir postacı,
yorgun bir öğretmen,
kızgın bir otobüs
şoförü gibi
karakterler
verilebilir.
Uygulamalar sırasında
birkaç karakter
biraraya gelerek bir
olay yaratılabilir.
-
ÖRNEK 2:
Çocuklardan denizin
altında neler olduğuna
dair fikirler
geliştirmeleri
istenir. Bu etkinlik
için resimler,
posterler gerekebilir.
Bazı deniz hayvanları
tanımlandıktan sonra,
çocuklardan sırayla
istedikleri deniz
hayvanım seçmeleri ve
sonra da kendilerine
göre nasıl
canlandıracaklarına
karar vermeleri
istenir. Daha sonra
ikili - üçlü gruplar
oluşturularak bir oyun
içinde rol oynamaları
istenir.
c. Doğaçlama
İş alanı, terapi, eğitim
ve bireysel gelişim gibi
alanlarda geniş bir
kullanıma sahip olan
doğaçlama genel olarak
monotonluktan ve tek tip
olmaktan kurtulup,
aniden gelişen olaylar
karşısında yaratıcı
olmak şeklinde
tanımlanabilir. Yeni
tanışan iki insanın
birlikteliğinde
doğaçlama süreci çok iyi
gözlenebilir. Böyle bir
durumda hiçkimse bir
diğerinin daha sonra ne
söyleyeceğini ve nasıl
söyleyeceğini bilemez.
Samimi ve içten olmanın
yolu yapay
davranmamaktır. Bir
çocuğun tüm hareketleri,
davranışları ve düş
gücünü kullanarak oyun
oynaması da tipik bir
doğaçlamadır. Çocukların
yetişkin oluncaya kadar
geçirdikleri yaşam
oyununda önceden
belirlenmiş roller,
görevler, mekanlar,
olaylar, yani bir
senaryo yoktur. Bu
sebeple yaşamda sürekli
bir doğaçlama yapılır.
Beklenmedik bir olayla
karşılaşıldığında ne
yapılması veya nasıl
yapılması gerektiği
konusunda, çoğunlukla
pek uzun uzadıya
düşünmeden, doğrudan
olay yaşanmaya başlar ve
olayın bitiminde, nasıl
yaşandığının
değerlendirmesi yapılır.
İşte insanlar bunu
doğaçlama olarak
adlandırmadan yaşarlar.
Gündelik yaşamlarındaki
bu doğaçlama onların son
derece doğal
davranışlardır.
Doğaçlamanın birbirinden
kolayca ayırdedilebilir
nitelikte, belirli
evreleri yoktur.
Doğaçlama süreci yazarak
ya da kaydederek değil,
o anda zihinde canlananı
oynayarak yaşanır.
Bu çalışmalar sırasında,
önceden ayrıntılar
saptanmadığı için, süreç
özgün bir şekilde
gerçekleşir. Diğer bir
deyişle doğaçlamaların
ana kaynağı bireyin
kendi yaşantısıdır. Bu
nedenle, katılımcıların
kendilerini rahatça
ortaya koyabildikleri,
bireysel olarak keyif
alabildikleri bir
aşamadır.
Doğaçlama çalışmalarında
çocuklar yetişkinlere
göre daha fazla
zorlanırlar. Çalışmada
daha önceden
canlandırılacak durum
veya hikaye bilinse de,
çocuklar arasındaki
konuşma kolayca
gerçekleşmez. Bu yüzden
de doğaçlamayı uygulamak
çocuklara rol oynamaktan
daha zor gelir.
Başlangıçta en basit
hikayeler bile karışık
gelir. Bazen anlatılan
hikayenin bir bölümü
alınıp geliştirilebilir.
Ses efektleri,
materyaller, kostümler
de fikirlerin
oluşmasında ve hayal
gücünün yarılmasında
etkilidir. Ayrıca
maskeler ve kostümler
kullanılarak farklı
karakterler
yaratılabilir.
Doğaçlama çalışmalarında
diğer bütün aşamalarda
olduğu gibi, katılımcı
özellikleri gözönünde
tutularak, kimi zaman da
saptanan bir hedefe
doğru belli aşamalar
planlanarak yol alınır.
Konunun ya da temanın
seçilmesinde ölçüler,
gurubun daha önceden
geçirdiği yaşantılar ve
grubun ne amaçla bu
çalışmaya katıldığına
bağlı olarak değişir.
Ancak hangi ölçüt göz
önünde tutulursa
tutulsun, doğaçlamalar
hemen hemen her yaratıcı
drama çalışmasının
temelini oluşturur.
Doğaçlama oyun
gelişiminde bir araç
olarak yer alır. Amacı
oynayan kişinin deneyim
kazanmasıdır. Doğaçlama
yapan kişi çalışmasını
nasıl planlaması
gerektiğini, yaratıcı
olmayı ve olayları
geliştirmeyi, durumlar
yaratmayı öğrenir.
Bağımsız düşünebilme,
karar alabilme,
sorumluluk üstlenme,
işbirliğine girebilme,
sosyal duyarlılık
yaratma, sözel ve eylem
olarak daha iyi anlatım
kazandırmada yardımcı
olur. Doğaçlama yapmada
başarısız olmak diye bir
şey yoktur. Doğaçlama
aksine bireye tekrar
tekrar deneme fırsatı
verir. Doğaçlama yapan
kişi hatalarından yola
çıkarak yeni şeyler
öğrenir ve başka
oyuncuları da
gözlemleyerek doğruları
bulmaya çalışır.
Doğaçlamanın insanları
düşünme konusunda eğitme
işlevi de vardır.
Edinilmiş düşünce
alışkanlıklarının her
zaman sonuca ulaşmada
başarı getiremeyeceğini
göstererek, yeni düşünme
yolları kazandırır.
Böylece kişi farklı
durumlarda yeni
yönelişler üretir.
Drama çalışmalarının bu
aşamasında doğaçlamanın
çeşitli türlerinden
yararlanılabilir.
Bunların başlıca
bilinenleri, kişilerin
ve onların özgün
kimliklerini konu alan
karakter doğaçlamaları,
objelerin
kullanılmasından ya da
düşlenme-sinden
yararlanılarak
geliştirilen
doğaçlamalar, kendi
bedenini ya da
gruptakilerin bedenini
kullanarak bir nesne,
eşya, yapı, organizma,
araç oluşturma amacıyla
yapılan doğaçlamalar,
sonu veya tam ortası
verilen bir şiir, öykü,
masal ya da filmin
sonunu tamamlama ya da
bir kısmı gösterilen
portre, resim ya da
fotoğrafın bütününü
düşleme ile ilgili
doğaçlamalar, bir kentin
pazar yerini, okulunu
canlandırma gibi
insanlar arası
etkileşimin kolaylıkla
gözlenebileceği
ortamlara yönelik olan,
durumdan kaynaklanan
doğaçlamalardır.
-
ÖRNEK 1:
Durumlardan
kaynaklanan basit
doğaçlamalar
Çocuklar yarım ay
şeklinde sandalyelere
otururlar. Lider
(öğretmen) çocuklara
"sizler bir mahallede
yaşayan, bir grup
insansınız." diyerek,
çocukların ilgisini
yapılacak olan
doğaçlamaya çeker.
Lider "bu mahallede
çeşit çeşit lezzetli
dondurmalar satan bir
dondurmacı var. Bu
kişinin özelliği,
dükkanına gelen
mahalle sakinlerinin
özel hayatlarını ve
günlük yaşantılarını
detaylı bir şekilde
bilmesidir" diyerek,
çocukları, mahallede
yaşayan bir karakteri
seçmeleri ve bu
karakterlerle ilgili
olan özellikleri
düşünmeleri konusunda
yönlendirir. Kendiside
dondurmacı rolünü
oynar. Sonra
çocuklardan dondurmacı
ile konuşmalarını,
diğer katılımcılara
kim oldukları
konusunda (öğretmen,
tamirci, avukat,
doktor, satıcı vb.)
ipuçları vermelerini
ister. Daha sonra
meslekler konusunda
tartışılır.
-
ÖRNEK 2:
Lider içeriye Noel
Baba kıyafetinde girer
ve o günün yılbaşı
olduğunu hatırlatarak,
"Ben Noel Baba'yım.
Çocuklar evlerinde
benden oyuncak
bekliyorlar. Bana bu
konuda yardım edebilir
misiniz?" diye
çocuklara sorar. Daha
sonra katılımcılara,
onları bir gezintiye
çıkartmak istediğini
ve bu gezinti ile
çocuklara hangi
hediyeleri
alabilecekleri
konusunda bir karar
verebileceklerini
söyler. Daha sonra
lider ve çocuklar bir
ulaşım aracı bulmak
için düşünürler.
Herkes kendi istediği
bir ulaşım aracıyla
ülkeyi gezmeye başlar.
Ülkedeki çocukların
istedikleri oyuncaklar
belirlendikten sonra,
çocuklar hangi oyuncak
olacaklarına karar
verirler. Daha sonra
lider, oyuncak olan
çocukların ellerinden
tutarak ülkedeki diğer
çocuklara dağıtır.
-
ÖRNEK 3:
Objelerle oluşturulan
doğaçlamalar
Çocuklar daire
şeklinde yere
otururlar. Lider
dairenin ortasına
parlak ve süs-ü bir
hediye paketi koyar.
Ve içinde ne
olabileceğini
düşünmeleri için
çocukla-oa süre tanır.
Daha sonra çocukları
gruplara ayırır ve
birbirlerine bu
hediyenin lereden
geldiğini, nasıl
geldiğini
anlatmalarını ister.
Her grup hediye kutusu
lakkında bir hikaye
yaratır ve anlatır.
-
ÖRNEK 4:
Bedeni kullanarak
oluşturulan
doğaçlamalar
Lider gruptaki
katılımcılara kare,
dikdörtgen, üçgen ve
piramit olmaları
konusunda görevler
verir. Katılımcılar
hep birlikte bu
şekilde kendilerini
benzetmeye çalışırlar.
d. Oluşumlar
Isınma ve rahatlama
çalışmalarıyla başlayan,
oyunlarla sürdürülen,
doğaçlamalarla
geliştirilen drama
çalışmalarında artık
ulaşılması hedeflenen en
son aşamaya gelinmiştir.
Bu aşama oluşumlardır.
Oluşumlarla anlatılmak
istenen sürecin
özellikle önceden hiç
belirlenmemiş bir çıkış
noktasından
başlamasıdır. Bu süreçte
etkinliklerin nasıl
gelişeceği ve nereye
varılacağı önceden
belirlenemez.
Dramanın bu son uygulama
yöntemi katılımcıların
yaratıcılıklarının en
üst düzeyde
gözlenebildiği bir
süreçtir. Yine bu
aşamada yardımcı pek çok
araç - gereç ya da
materyalin kullanılması
ile farklı yaşantıların
geçirilmesi sözkonusu
olabilir.
3. Rahatlama ve Değerlendirme Çalışmaları
Rahatlamada hem
fiziksel, hem de
zihinsel rahatlama söz
konusudur. Eklem
yerlerinin rahat hareket
ettirilmesi, kasların
yumuşatılması ve
çocukların
sakinleştirilmesi
amacıyla etkinliklerin
sonunda kullanılır.
Rahatlamayı
kolaylaştırmak için
ortamda sakin bir müzik
ve sözel yönergeler
kullanılır. Burada amaç;
çocuğu rahatlatmak ve
olayın tamamlandığını
hissettirmektir.
Drama çalışmasının
aşamalarının her birinin
ya da bir kaçının
ardından tartışma
açılması, "ne
yaşadınız?", "neler
hissettiniz?", "nerede
güçlük çektiniz?" gibi
soruların sorulması ve
katılımcıların
yanıtlaması drama
çalışmalarının önemli
aşamalarındandır. Bu
çalışmanın ardından
başkalarının davranış
biçimleri, duyguları,
düşünceleri, deneyimleri
ile ilgili bilgi sahibi
olmak bireyin kendi
yaşamına bilinçli bir
şekilde göz atması
açısından önemlidir.
Çalışmanın bu aşamasında
diğer bir amaç da
katılımcıları içinde
bulundukları ortamdan
kurtararak gerçeğe
döndürmektir. Böylece
birey yaşadığı süreci
daha iyi gözlem ve
analiz etme imkanı
bulabilecektir.
C. Eğitimde Dramada
Yararlanılabilecek
Kaynaklar
Eğitimde drama
çalışmalarında,
çocukların ilgisini
çekerek, onları teşvik
edebilecek ve kendi
eğlenceli oyunlarını
doğaçlamalarına yardımcı
olabilecek masal, öykü,
efsane, roman, şiir gibi
çeşitli kaynakları
kullanmak mümkündür.
Bunun yanında, günlük
hayatta karşılaşılan,
güncel olaylar ve
haberleri liderin
(öğretmen) drama
çalışmalarında
kullanabileceği diğer
kaynaklardır. Bu bölümde
eğitimde drama
çalışmalarında
kullanılabilecek
kaynaklar sırasıyla
örneklenerek
açıklanacaktır.
1. Masallar
Genellikle olağanüstü
kişilere, olaylara,
serüvenlere yer verilen
ve ağızdan ağıza,
kuşaktan kuşağa
anlatılarak geçen hayal
ürünü hikayelere masal
denir.Masallar çok
eskiden beri, çocukların
ilgisini çeken bir yazı
türü olup, gerek özgün,
gerekse çeviri
örnekleriyle edebiyatın
içinde yerini
almaktadır.
Masalı diğer yazı
türlerinden ayıran
sadece olağan üstü
olayların olması değil,
aynı zamanda olayın
geçtiği yer ve zamanın
da bilinmemesidir.
Masallarda genellikle
yer ve zaman, "uzak
ülkelerin birinde",
"yıllar önce ve "Kaf
dağının ötesinde"
şeklinde verilir.
Masalda olay
kahramanlarının
değişmez, belli
özellikleri vardır.
Prensler yakışıklı,
prensesler güzel, üvey
anneler kötü, ejderhalar
ve devler korkutucudur.
Masal konulan genellikle
padişah (kral), şehzade
(sultan, prens), fakir
kız veya delikanlı gibi
kahramanlar çerçevesinde
gelişir. Bazen de
özellikleriyle gerçek
insana benzemeyen
kişiler de bir masal
kahramanı olarak
karşımıza çıkabilir.
Bütün bu açıklamalarda
da görüldüğü gibi
olağanüstü özellikler
masala özgüdür. Ancak
küçük çocuklar bu
olaylar hakkında neden
ve nasıl sorularını
sormakta ve cevabını
bulmakta
zorlanmaktadırlar. Çünkü
somut işlemler
dönemindeki çocuklar,
tüm bu anlatılanları
gerçek olarak kabul
etmektedir. Çocuklar
ancak altı yaşından
sonra bu soruların
cevabının masala özgü
olduğunu düşünürler. Bu
nedenle altı yaştan önce
klasik masallar yerine,
masalımsı, özellikler
taşıyan, ancak kahraman
ve olaylarının çocuğun
somut düşünmesine uygun,
hayal gücü sınırlarının
dışına taşmayan masallar
olmasında fayda vardır.
Masallar, çocuğun hayal
gücünü zenginleştiren,
anadilini geliştiren,
dinleme alışkanlığı
kazandıran ve öğrenmeye
hazırlayan bir araç
olduğu için drama ile
ilişki içindedir.
Özellikle çocuklarla
yapılan drama
çalışmalarında doğaçlama
etkinliği için
masallardan
faydalanılabilir. Bir
drama liderinin
(öğretmenin) masalı
drama etkinliğinde nasıl
kullanacağına dair,
şöyle bir örnek
verilebilir:
-
ÖRNEK
Derekuşu ve
Çiçekler (Halk Masalı)
:
Bir varmış, bir
yokmuş. Bir yaz varmış
ama ne yazmış. Sıcak
mı sıcak. Güneş
çevreyi yakıyormuş.
Günlerdir bir damla
yağmur düşmemiş
toprağa. Bütün
çiçekler boyunlarını
bükmüşler. Susuzluktan
ölmek üzereymişler.
Kenarda bir dere
akıyormuş. Ama
çiçekler derenin
suyuna nasıl
ulaşsınlar? Çiçekler
ağustos böceğine
yalvarmışlar. "Bize
dereden biraz su taşı,
yoksa öleceğiz"
demişler. Ama böcek
yerinden kıpırdamamış
ve çiçeklere su
taşımamış. Kelebeğe
söylemişler. O da
güzel kanatlarını
göstererek "suya
yaklaşırsam kanatlarım
bozulur" demiş. Sonra
uçup gitmiş.
Çiçeklerin sesini
bizim derekuşu duymuş
ve onlara çok acımış.
Gagasıyla onlara
dereden damla damla su
taşımış. Böylece
çiçekler ölmekten
kurtulmuşlar. Ama
derekuşu son çiçeğe de
su getirdikten sonra,
yorgunluktan
çimenlerin üstüne
düşmüş. Orada uyuya
kalmış.
Derekuşu uyurken
yağmur başlamış.
Çiçekler çok
sevinmişler. Suya
kavuşmuşlar,
kurtulmuşlar ölmekten.
Ama içlerinden biri,
"şu derekuşu
olmasaydı, yağmur
yağana kadar hepimiz
çoktan solmuştuk. Bizi
asıl o kurtardı"
demiş.
Bütün çiçekler onu
haklı bulmuşlar ve
derekuşunu korumaya
karar vermişler.
Çiçekler eğilerek
yapraklarını uyuyan
derekuşunun üzerine
germişler. Böylece
derekuşu yağmurdan hiç
ıslanmamış. Rahat
rahat uyumuş. Ama
masal bu ya,
çiçeklerin renkleri
yağmurdan kuşun üstüne
akmış. Derekuşunu renk
renk boyamış.
Uyandığında öteki
kuşlar "Renkli kuş,
güzel kuş sen kimsin?"
diye sormuşlar. Çünkü
onu tanıyamamışlar.
Küçük derekuşu
şaşırmış. Derenin
kenarına uçup suya
bakmış. Suya bakınca
ne görsün? Renkli
renkli tüylerle
bezenmiş, güzel bir
kuş olmuş. Tabi
derekuşu buna çok
sevinmiş."
Lider masalı çocuklara
okuduktan sonra,
çocukların masalı
doğaçlama ile
canlandırmalarını
isteyebilir. Fakat amaç
masalı olduğu gibi
oynamak değil, masalı
bir çıkış noktası olarak
kabul edip, buna göre
yeni çözümler
oluşturabilmek
olmalıdır. Böyle bir
masal için maske, makyaj
ve kostüm kullanılması
uygun olur.
Lider masalın başını
okuduktan sonra, sırayla
kahramanları seçer.
Bunun için de küçük bir
oyun kullanabilir. Çünkü
gruptaki herkesin
derekuşu olma şansı
yoktur. Örneğin, adil
bir oyun olması
açısından sandalye
kapmaca oynanabilir ve
bu oyunun sonucunda
birinci olan kişi
derekuşu rolü için
seçilebilir. Grubun
diğer üyeleri de masal
kahramanları rollerini
üstlendikten sonra,
masal konusu doğaçlanır.
Masaldaki sonuçtan
farklı bir sonuca
ulaşılabilir. Bütün
masallar bu ve bunun
benzeri tekniklerle
dramatize edilebilir.
Masalımsı Hikayeler
(Fobi) : Çocuğun hayal
edebileceği olağanüstü
özelliklerle süslenmiş,
ancak çocuğun
yaşantısında
karşılaştığı olaylarla
işlenmiş masalımsı
hikayeler çocuklar için
oldukça ilgi çekicidir.
Masalımsı hikayelerde,
klasik masallardaki
olağanüstü kahramanlar,
sihir, büyü gibi
olağanüstü unsurlar
mevcut değildir. Canlı
ya da cansız
kahramanlar, yaşamdan
alınan olaylar, hayal
unsurları ile
süslenmiştir. Çocuğun bu
hayal unsurlarını
somutlaştırarak
kullanması ve düşünmesi
mümkündür. Örneğin,
hayvan kahramanlarının
okula gitmesi, dişini
fırçalaması, uzayda
arkadaş edinmesi,
bulutların arkadaşlığı,
çocuğun şemsiyesi ile
konuşması gibi olaylar
onlara daha ilgi çekici
gelmektedir.
Burada da yine masalımsı
hikayelerin dramatik
oyunda kullanılması
sözkonusudur.
Kullanılacak masalın
seslerle canlandırılması
da bir drama tekniğidir.
-
ÖRNEK
Küçük Tren
Evvel zaman içinde bir
küçük tren varmış, îki
istasyon arasında
gider gelirmiş.
(Çocukların dikkatini
çekmek için tren
kelimesi yüksek sesle
söylenir ve çocukların
hep beraber trenin
çalışma sesini
çıkarmaları için
beklenir). Küçük bir
lokomotifi olduğu için
tek bir vagonu varmış
ve yalnız posta
taşırmış. Bir gün
yükünü almış. Yola
koyulmuş, gidiyormuş.
Önüne büyük bir tren
çıkmış (çocukların
daha yüksek bir tren
çalışma sesi
çıkarmaları beklenir).
Büyük tren bozulmuş ve
içindeki yolcular
inmişler.
İstasyon şefi trendeki
öğrencilerin okula
yetişmesini
istiyormuş. "Şu küçük
treni öne alalım,
postayı boşaltalım,
sonra öğrenciler
binsin. Belki onları
taşıyabilir" demiş.
Hemen küçük treni öne
almışlar. Sonra peşine
iki vagon eklemişler.
Küçük tren buna çok
sevinmiş. Çocuklar
vagonlara doluşmuşlar.
Tren düdüğünü çalmış.
(Çocuklar ses
çıkarır).
Küçük tren hareket
etmiş. Başlamış
çekmeye (çocuklarla
birlikte önce yavaş
yavaş, sonra
hızlanarak trenin çuf
çuf sesini
çıkarırlar). Çocuklar
yol boyunca sevinçle
el çırpmışlar, şarkı
söylemişler.
2. Hikayeler
Belirli bir zaman ve
yerde bir veya birkaç
kişinin başından geçen,
gerçeğe uygun bir olayı
anlatan veya birtakım
kimselerin
karakterlerini çizen ve
çoğu kez birkaç sayfa
tutan, kısa yazılar
"hikaye" olarak
tanımlanır.
Okulöncesi dönemdeki
çocuklar yaşamlarından
alınmış olayların
hareketli bir anlatımla
verildiği hikayeleri
zevkle dinlerler.
Hikayelerde gerçek
olayların ele alınması
nedeniyle çocuğun bilgi
kazanması ve toplumsal
beklentilerin
gerçekleştirilmesi
kolaylaşır. Yaşadığı
toplumun kültürel
yapısını öğrenmesine de
hikayeler yardımcı olur.
Hikayeler de kullanılan
farklı karakterler
çocuğun ;örüş açısını
genişletir, deneyim
kazandırır. Eğlendirici
özelliklerin, mutlu
olayların ele alınması
çocuğun hoş vakit
geçirmesine, mutlu
olmasına yardımcı olur.
Çocuklar bunlardan
dolayı hikaye
dinlemekten hoşlanırlar.
Çocuklara anlatılan bir
hikaye zaman zaman
dramatize ettirilebilir.
Dramatizasyon
çalışmalarında öğretmen
çocuklara yakın davranan
ve sözlü anlatımın
gelişmesinde rehber olan
kişidir. Öğretmen
hikayenin yorumlanması
sırasında, çocukların
oyuna kendilerinden bir
şeyler katmaları için
cesaretlendir. Bunun
için aynı hikaye birkaç
kez dramatize edilse
bile, birbirine benzemez
e her defasında yeni bir
oyun gibi canlı ve
tazedir.
Dramatizasyona uygun
hikaye kitabı seçerken
bazı noktalar göz önünde
bulundurulmalıdır. Çünkü
hikaye seçimi
dramatizasyonun başarıya
ulaşmasındaki ilk
basamaktır. Seçilen
hikayenin hem öğretmene,
hem de çocuğa hitap
etmesi, kolayca
oynanabilecek nitelikte,
dilinin anlaşılır olması
gerekmektedir. Hikaye
seçimi dramatizasyonun
ilk adımıdır. Daha sonra
hikaye dramatize edilir.
Dramatizasyon olay ve
durumların oynanmasıdır.
Hikaye ya okunur ya da
liderin kendi
kelimeleriyle anlatılır.
Hikaye anlatımında hangi
metot kullanılırsa
kullanılsın, üzerinde
durulması gereken nokta,
çocuğun hikayedeki
hareket ve
karakterlerinin
birbirleriyle
etkileşimini
anlamasıdır.
Dramatizasyona başlarken
"kimsenin daha önce
duymadığı yeni bir
hikaye oluşturacağız"
şeklinde bir açıklama
yapmak etkinliğe
başlamak için iyi bir
yoldur. Daha sonra
gruptaki çocuklar, daire
olarak yere otururlar.
Öğretmen hikayeyi
başlatır. Örneğin; "Bir
gün bir ülkedeki kral
uykudan kalkmış ve
aynaya bakmış. Bir de ne
görsün..." Liderin
(öğretmen) sağında
oturan çocuk, öyküye
kendisinden bir parça
ilave eder ve gruba
söyler. Örneğin "saçları
bembeyaz olmuş"... Daha
sonra kendine sıra gelen
diğer bir çocuk, öyküye
bir cümle daha der ve
çalışma böylece devam
eder. Oluşturulan hikaye
çocuklar tarafından
oynanır.
3. Efsaneler
Doğa üstü varlıkları,
hayali olayları konu
alan ve bir halkın
yaşadığı olayların ya da
o halkın aile düzeni ve
toplumsal ilişkilerini
temellendiren yapıların
anılarını
düşselleştirerek
yansıtan halk ya da
edebiyat anlatışına
efsane (mit)
denilmektedir.
Efsanelerin
içerikleriyle ve birçok
kuşak arasında yayılma
biçimleriyle önemli
toplumsal işlevleri
vardır. Ayrıca efsaneler
sık sık ayinlerle de
birleşirler. Örneğin,
Afrika'da belli bir yaş
sınırı için düzenlenen
geçiş ayininde, aşiretin
kurucusu olarak görülen
ilk insanın efsanesi
yinelenir.
-
ÖRNEK
Ar akne
Eski çağlardan birinde
Arakne adında çok iyi
dokuma yapan bir kız
yaşarmış. Arkadaşları
dışında kimse onun çok
iyi dokuma yaptığını
bilmezmiş. O ülkenin
bir de dokuma tanrısı
varmış ve tanrı kendi
dokumalarının dünyanın
en iyi dokumaları
olduğunu söylermiş.
Fakat Arakne kendi
dokumalarının da
tanrının dokumaları
kadar güzel olduğunu
düşünüyormuş. Arakne
çevresindekilere kendi
dokumalarının
tanrılarının
dokumalarında daha
güzel olduğunu
söylemeye başlamış.
Bir gün bu sözler
tanrının kulağına
gitmiş ve Arakne'yi
bulup onu
cezalandırmaya karar
vermiş. Tanrı
Arakne'yi bulmuş ve
ona, başkasının
kılığına girerek bu
düşüncesinin halen
devam edip etmediğini
sınamış. Arakne
ısrarla kendisinin
dokumalarının daha
güzel olduğunu iddia
etmiş. Bunun üzerine
tanrı onu ölümle
cezalandırmış. Halk ve
arkadaşları buna çok
üzülmüş ve tanrıya
gidip yalvarmışlar.
Tanrı düşünmüş,
taşınmış ve Arakne'yi
dünyaya bir örümcek
olarak tekrar
getirmiş. Bu yüzden de
örümcekler kendi
evlerini çok güzel
dokurlar.
Efsaneler öykü ve
hikaye de olduğu gibi
dramatizasyon ile
canlandırılabilir.
Bununla birlikte
efsanenin bir kısmı
okunup kalan kısmının
çocuklar tarafından
tamamlanarak
doğaçlanması
yapılabilir.
4. Romanlar
Daha çok insanların
serüvenlerini,
karakterlerini, düşünce
ve duygularını
ayrıntılarıyla, kendine
özgü bir biçimde anlatan
uzun düz yazılara
verilen isimdir.
Romanda anlatılanlar
hayali veya gerçek hayat
durumlarına dayanabilir.
Roman konuları,
-
Roman konuları,
-
Yakın çevre ile
ilgili,
-
Hayvanlarla ilgili,
-
Mizahi,
-
Serüven ile ilgili,
-
Duygusal konularla
ilgili,
-
Tarihi konularla
ilgili,
-
Gezi ile ilgili
olabilir.
Hikaye ve roman edebiyat
türü olarak birbirlerine
çok benzerler. Ancak
ha-bakımından farklıdır.
Yani romanlar sayfalara
yazılabilirken, hikaye
birkaç sayfadan oluşur.
Çocuklar romanlarda,
çeşitli konulara ilişkin
olarak çözülmesini
gerekli gördükleri
sorunların karşılığını,
olayların sebebini
açıklayan bilgileri ve
yorumları bulabilirler.
Romanlar çocuğun hayat
tecrübelerini
zenginleştirir, türlü
insan tipleri üzerinde
düşünmelerine imkan
sağlar. Geliştirmekte
oldukları değer
yargılarının daha
açıklık kazanmasına
yardımcı olur.
5. Şiirler
Şiirler hayal gücü,
duygusallık, uyum ve
ölçü gibi kendine özgü
anlatım biçimi olan
edebiyat türüdür. Çocuğa
güzellik, insanlık
duyguları kazındırır.
Şiirler ritm ve ahenk
sağladığından çocuklar
tarafından sevilir.
Kafiyeler, kelime
oyunları, çocuklardaki
ritm ihtiyacını besler.
Olayların, insanların,
cansız varlıkların
duygulu, renkli ve
etkili bir biçimde
ildiği şiirler her
dönemde olduğu gibi,
okulöncesi dönemdeki
çocukların da duygusal
ihtiyaçlarına cevap
verir ve onlara duygusal
zenginlik sağlar.
Şiirler zamanda çocuğa
düşünce zenginliği ve
esnekliği de kazandırır.
Çocukların şiirle
ilişkisi önce dinlemekle
başlar. Sonraları
kendileri okuyarak,
ezberleyerek bu ilişkiyi
sürdürürler. Şiirler
zevkli tekerlemelerle
başlayıp, ileri yaşlarda
estetik duygusunun
gelişmesine neden olur.
Çocukların sevdikleri
şiirler canlı,
hareketli, melodik,
vezin ve kafiyeli
şiirlerdir. Bu yüzden
öğretmen şiir seçerken,
çocuğun düşünme ve
olayları algılayış
biçimini, duygularını
ifade ediş biçimini,
sözcük dağarcığını,
dikkat süresi gibi
özelliklerini dikkate
almalıdır. Seçilen şiir
çocukta anlama ya da
söylemede güçlük
yaratacak olursa,
çocuğun şiire karşı
olumsuz tavır
geliştirmesi söz konusu
olabilir.
Şiirler okulöncesi
çocukların
anlayabileceği kadar
basit ve ilgi çekiciyse
hemen öğrenilip
ezberlenebilir. Bu tip
şiirlerin içine "parmak
oyunu" denilen tekerleme
türü şiirler de
girmektedir. Parmak
oyunları söylenirken,
parmak ve vücut
hareketlerinin de
yapılması drama ile
ilişkilendirilebileceğini
ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte parmak
oyunları oldukça yalın
bir dramatizasyon
türüdür. Okunan ve
dinlenen basit
durumların
eylemleştirilmesinde bu
tür seçilir.
Eylemleştirmenin tamamı
parmakla yapılır.
Öğretmen önce kendisi
yaparak çocukların
parmak hareketlerini
nasıl yapacaklarını
gösterir. Parmak
oyunları dra-manın diğer
türlerine bir geçiş
olarak da düşünülebilir.
Başka bir deyişle,
okulöncesi dönemdeki
çocuklarla yapılan
çalışmalardaki rahatlama
ve ısınma çalışmasında
bu teknik
kullanılabilir.
-
ÖRNEK l :
İki ev
Tepede iki ev var (iki
el yumruk yapılır, öne
uzatılır). Bu evde
Ayşe oturur (Bir
yumruk öne uzatılır,
baş parmak çıkarılır).
Bu evde Ali oturur
(Diğer el yumruk
yapılır, öne uzatılır
ve baş parmak
çıkarılır). Bir gün
Ayşe evinden çıktı.
(Baş parmak
gösterilir). Tepeye
tırmandı, tepeden
aşağı indi. (El
yukarı, aşağı hareket
ettirilir). Fakat
kimseleri göremedi.
Ayşe evine girdi.
Kapısını kapattı. (Baş
parmak avuç içine
saklanır). Ertesi gün
Ali evinden çıktı.
(Yukarıdaki sözler ve
aynı hareketler
tekrarlanır). Bir
başka gün Ayşe ile Ali
evlerinden çıktılar
(İki elin baş
parmaklan kaldırılır).
Tepeye tırmandılar,
birbirlerini gördüler.
Ayşe Ali'ye "Günaydın
nasılsın?" dedi (baş
parmaklar hareket
ettirilir). Sonra el e
tutuştular ve okula
gittiler (İki baş
parmak birleştirilir).
Yaratıcı dramada şiir
çalışmaları bireyin
imgelem gücünü
geliştirmedeki önemli
anahtarlardan biridir.
İmgelem gücünü
geliştirmeye yönelik
şiir çalışmaları
genellikle daha büyük
yaştaki gruplarla
uygulanan bir tekniktir.
Bu sayede rey, düş
gücünü de harekete
geçirir. Şiir
çalışmaları aynı zamanda
bireyin sözcük
dağarcığını da
geliştirir. Bireyin
kelime hazinesine yeni
sözcükler katar. Günlük
dili eskimiş
sözcüklerden arındırır.
İletişimsel becerileri
artırır. Şiir okuyucusu
ve dinleyicisi olarak
bireyi geliştirir.
-
ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört gruba
ayrılır. Her grup için
kendilerine verilen
şiirlerin okun-ısı
sağlanır. Şiirlerin
okunması bitince,
gruptan bu şiiri
canlandırmaları ister.
Canlandırdıkları
şiirler için her
gruba, tek sözcükten
oluşan bir başlık
bulmaları söylenir.
Gruplar tarafından
bulunan başlıklardan
yola çıkarak her
öğrencinin kendi
şiirini yazması
istenebilir. Seçilen
sözcüklere ve
belirlenen satırlara
üç satır örnek olarak
verilebilir.
"Çocuktum, güzellik,
doğa,
Yaşam, sevgi,
bekleyiş,
Bahar, mutluluk, aşk"
Bu sözcüklerden ve
belirlenen satırlardan
sonra yazılan şiire
Sare Ünal'ın yazdığı
örnek verilebilir.
Çocukluğum doğada
güzelliklerle geçti,
Bekleyiş dolu sevgili
yaşam,
Aşk mutluluktur,
baharsa sevgi.
Öğrencilerin kendi
şiirlerini yazmaları
için belli bir süre
verilir. Daha sonra
isteyenlerin kendi
şiirlerini gruba
okumaları sağlanır.
6. Güncel Olaylar
Kitle iletişim araçları,
bireylerin dış dünya ile
ilişki kurmalarını,
bilim ve teknikteki
gelişmeleri
izlemelerini, çok
uzaklarda meydana gelen
toplumsal, kültürel ve
politik olaylardan,
çağdaş sorunlardan
haberdar olmalarını
sağlar. Drama sürecinde
kitle iletişim araçlarım
düşsel olarak
yararlanmak çocuklar
için zengin yaşantılar
sağlar. Diğer taraftan
bu araçlar hakkındaki
olumsuz algılamaların
düzeltilmesi ya da
varolan düşüncelerin
analiz edilmesi
konusunda yeni fırsatlar
oluşturur. Birey bu
süreci yaşarken, mevcut
resim, fotoğraf, gazete
kupürleri gibi
malzemeleri farklı
biçimlerde değişik
amaçlar için kullanır.
Bu çalışmalar içinde
öğrenir.
-
ÖRNEK l:
Öğrencilerin
sırtlarına kitle
iletişim araçları
yoluyla tanınan
siyasetçi, sporcu,
sanatçı, gazeteci,
öykü yazarı, sunucu,
şak gibi kişilerin
resimleri bantla
yapıştırılır. Oyunun
her öğrencinin kendi
sırtındaki resmin kime
ait olduğunu buluncaya
kadar sürdürüleceği
söylenir. Resmin kim
olduğunu bulmada
önemli olan kural,
yanıtı evet ve hayır
olan değişik soruları,
istediği arkadaşlarına
sormaktır. "Türk
müyüm, yaşıyor muyum?,
kadın mıyım?, son
kitabım ödül aldı mı?"
gibi sorular
sorulabilir.
-
ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört eşit
gruba ayrılır. Her
gruba, gazete ve
dergilerden kesilmiş
çeşitli renklerde ve
büyüklüklerdeki
resimler verilir.
Gruplardan bu
resimleri çeşitli
biçimlerde sıralayarak
ya da gruplayarak
televizyon programları
oluşturmaları istenir.
Bunu yaparken
görüntünün arkasındaki
seslerin kendileri
olacağı, programın
türüne göre
konuşmacıların bu
resimleri
kullanacakları
anlatılır. Her grubun
bulunduğu alanın bir
televizyon stüdyosu
olduğu hatırlatılır.
Çocuklara kendi
televizyon haberlerini
oluşturmaları için
gereken süre verilir.
Öğrencilerin
hazırladıkları sonra
dört ayrı televizyon
kanalının programlan
ırayla izlenir ve
alkışlanır. Daha sonra,
her öğrenciden izlediği
televizyon programları
ile ilgili eleştiri,
öneri ve dileklerini
yazmaları istenir. Daha
sonra bu eleştiri ve
öneriler okunur. Bir
sonraki aşamada da
mektubu yazan kişilere
nasıl ir cevap
verileceği konusunda
tartışılır. Grubun
kararına uygun olan
cevap azılır. Bu
aşamaların tümünde her
gruba canlandırmalar
için belli bir süre
verir.
kAYNAK: www.elma.net.tr
|
Eğitici
drama, çocuklara
yaşayarak öğrenme
olanağı sunar.
Drama etkinliği
sırasında
çocuklara, grup
içinde bazı
olayları,
kavramları,
durumları
yaşayabilecekleri
koşullar sunarlar.
Drama etkinliği,
katılanların
içinde
yaşadıkları bir
süreçtir.
|
|
Dışarıdan pasif olarak izledikleri
durumlar değildir.
Canlandırılan,
farklı roller
oynanan herhangi
bir olay, konu ya
da nesne gerçek
olmasa da yaşanan
etkinliğin kendisi
gerçek bir
yaşantıdır. Başka
bir değişle
çocuğun gerçekten
içinde yer aldığı
bir durumdur.
Yaşayarak
öğrenmenin kalıcı
davranışlara yol
açan etkili bir
öğrenme sağladığı
kabul
edilmektedir.
|
|
Özellikle son yıllarda yapılan
yeni araştırmalar,
çocuğun çok
boyutlu yaşantılar
yolu ile
öğrenebildiğini
göstermiştir. Söz
konusu boyutlar,
duyusal,
kinestetik,
uzaysal,
sözel,mantıksal,
kişisel ve kişiler
arası
yaşantılardan
oluşmaktadır. Bu
boyutlara
bakıldığında,
yalnızca kişisel
düzeyde,
hatırlamaya
dayanan (yani
ezberlenen)
bilgileri
amaçlayan değil,
kişisel ve kişiler
arası yaşantıları
da amaçlayan
eğitim
tekniklerinin
önemsendiği
anlaşılır. Öğrenme
için gerekli
görülen boyutların
işlevsel
olabilmesi için,
gerçek yaşantılara
yada gerçek
yaşantılara benzer
olanakların
sağlandığı oyun ve
drama gibi
tekniklere ihtiyaç
duyulduğu açıktır. |
|
Sunum ve eylem önerileri
1. Gazete çıkarma.
2. Dergi çıkarma.
3. Tv programı yapma.
4. Anket çalışması
yapma.
5. Kitap yazma.
6. Sunum hazırlama(power
point vb...)
7. Seminer veya
konferans verme.
8. Şirket kurma.
9. Tartışma veya
münazara düzenleme.
10. Pano hazırlama.
11.
Şiir
yazma,şarkı söyleme
12.
Pandomim
yapma.
13.
Heykel
yapma.
14.
Dans
grubu ile proje
hazırlama.
15.
Resim
yapma.
16.
Bir meslek dalını yapma.
17.
Turist
rehberliği yapma.
18.
Ebru
sanatı yapma
19.
Standup
program yapma
20.
Fıkra
yazma ve anlatma
21.
Kompozisyon yazma
22.
Rapor
hazırlama
23.
Sportif
faaliyetler yapma
24.
Opera
düzenleme
25.
Hacıvat_karagöz
oyunu hazırlama
26.
Orta
oyunu düzenleme
27.
Maket
yapma çalışması
28.
Bilgi
yarışması düzenleme
29. Bulmaca
yapma
30. Afiş
çalışması yapma
31. Kampanya
düzenlenme
32. Oyun
bulma ve oynama
33. Gezi
düzenleme
34. Gözlem
yapma
35. Deney
yapma
36. İnceleme
yapma
37. Çizgi
film yapma
38. Müzikal
yapma
39. Fotoğrafçılık
yapma
40. Hikaye
yazmak
41. Turist
rehberliği yapma
42. Bir
ürünü yapıp onun
ticaretini yapmak
43. Kısa
sinema filmi yapma
44. Kısa
reklam filmi yapma
45. Klip
yapma.
46. Radyo
programı
47. Tiyatro
hazırlama
48.
İnternette
Web site açma
49. Tepegöz
ile ders sunumu yapma
50. Animasyon
hazırlama.
51. Belgesel
filmi yapma
52. Radyo
Tiyatrosu yapma
53.
Masal
yazma.
54. Roman
yazma
55. Okul gazetesi
hazırlama
56. Reklam ve
propaganda y.
57. Bilgisayar
programı yapma
58.
Sergi
veya fuar düzenleme
59. Radyo programı
yapma.
60. Arama
Toplantısı düzenleme
61. Seramik veya Keramik
çalışması yapma.
DİĞERLERİ
|