Albert
Camus
“Yoksulluk büyüdüğüm
zaman kentlerimizin korkunç dış mahallerinde karşılaştığım
şu göksüz, umutsuz yaşamla birleşince, en son ve en başkaldıran
adaletsizlik en son noktasına gelmiş demektir. Gerçekten de
bu insanların sefaletin ve çirkinliğin çifte alçaltmasından
sıyrılmaları için her şeyi yapmak gerekir.”
“Varlık
fazlalığı başlar başlamaz, yok olan özgürlüğün
cimrisiyim.”
“İnsan
özdeyişleri kendi yaratılışının çukurlarını
doldurmak için benimser. Bende, sözünü ettiğim acımanın
adı daha çok ilgisizliktir.”
“Yüreğimin
derinliğinde, ancak en yoksul yaşamlar ya da aklın en büyük
serüvenleri karşısında alçalmış bulurum kendimi. Bunların
ikisi arasında, güldüren bir toplum bulunuyor bugün.”
“YAŞAMA UMUTSUZLUĞU
YOKSA YAŞAMA AŞKI DA YOKTUR.”
“VE ADALETİ KENDİ YAŞAMINDA
BİLE EGEMEN KILAMAYAN BİR KİŞİ ADALETTEN DEM VURABİLİR
Mİ?”
“EVET, HER ŞEY BASİT .
İNSANLAR KARIŞTIRIYOR ONLARI.”
“Bana
kucak açan birisi olsaydı , çocuklar gibi ağlayabilirdim.”
“Benimsenmesi, tanınması
gereken sınırlar vardır, yaratırsa böyle yaratır insan.
Ama sevmenin sınırı yoktur ve ben her şeyi
kucaklayabildikten sonra , iyi sarılamasam da ne çıkar.”
“Bir insan çevresine
dalmış , bir başkası mezarını kazıyor, nasıl ayırmalı
onları? İnsanları ve saçmalıklarını? Büyük yüreklilik
, ölüme olduğu gibi ışığa da gözlerini kırpmadan
bakabilmektir. “
Ne
olursa olsun, haklı olduğumdan kuşkuluyum. Ama bana öyküsünü
anlattıkları şu kadını düşünürsem, önemli olan bu değildir.
Ölmek üzereydi, kızı da mezarına götüreceği
giysilerini o daha canlıyken giydirdi üzerine. Gerçektende
bu işin eller ayaklar katılaşmadan daha kolay olduğu anlaşılıyor.
Ama ne ivecen insanlar arasında yaşıyoruz, ne de olsa
tuhaf..