Şüphelenmekten
çekinmeyenlere....
yılmadan
inatla , ölümden korkmayarak sebepleri arayanlara..
can
verme veya bunu reddetme sorununu kendi kendine çözmeye çalışanlara....
bu
kitabi bir kadın , bütün kadınlara ithaf etmiştir..
Korkum
; başkalarından değil .. onlara hiç aldırmıyorum. Tanrıya inanamıyorum.
Acıdan da korkum yok . senden
, seni sonsuzluktan koparıp gövdeme katan tesadüften korkuyorum. Ya doğmak
istemezsen?
Ya bir gün
isyan edip,bana “Kime sordun beni doğururken ? Niçin doğurdun beni niçin?
“ diye kızarsan .
Hayata başkalarının bir dikkatsizliği
sonucu başlamışım. Fakat yinede , en acılı zamanımda bile , dünyaya
gelmeseydim üzülürdüm sanıyorum. ÇÜNKÜ HİÇ OLMAMAK KADAR KÖTÜSÜ
YOK.
Acı bizimle doğar, büyür ve alışırız ona ; uzuvlarımızın olması
gibi doğal bir haldir acı çekmek . gerçekte ölümde ürkütmüyor
beni.; çünkü öldüğüne göre , öncelikle doğmuş ,sonsuzluktan
kurtulmuştur insan . asıl ürktüğüm ise sonsuzluk , hiç olmamak ,
istemeden tesadüfen , dikkatsizlik nedeniyle bile olsa hiç gelmemmiş
olmak hayata.
Çoğu kadın niçin çocuk doğurmalı diye sorar kendine . Aç kalıp üşümek
, ihanete uğrayıp aşaşağılanmak için mi ?
yoksa bir savaşta yada hastalıktan ölmek için mi?
Doğmuş
olmak doğmamaktan daha iyidir. Ancak bunu sana nasıl anlatabilirim. ? Bu
seni başkası için değil seni kendim için doğurduğum manasına
gelmez mi? Ve cevabı senin için
ben verdim; dünyaya geleceksin....
Şu yer yüzü de belki bir yanlışlık sonucu ya da tesadüfen oluşmadı
mı?
Tohum
yaşamak isterimiydi, kimse sormuşumudur? Sence onun açlığını üşümesini,
acısını merak eden olmuşumudur?
Yürekli
ol bebek. Bir fidan tohumunun yeri delip filizlenmeye başlaması için yürekli
olması gerekmez mi sanıyorsun ? İncinmesi
için hafif bir esinti , kırılması için bir farenin ayak darbesi
yeterli .Yine de filizleniyor. İnatla dikiliyor ve
yeni
tohumlarını
saçmak için uzuyor. Sonra bir koru oluveriyor. Eğer bir gün kızarsan
bana “Beni niye doğurdun ?” diye
cevabım hazır; “Benden önce sonsuz zamandan bu yana ağaçların yaptığını
yaptım ve doğru olduğunu sandım.”
Hamile
kalmayan bir erkek bir kadını anlayabilir mi?
Mücadele
etmek ,zaferden daha mükemmel, seyahat,ulaşmaktan daha iyi; zaferi bir
tattın mı veya gitmek istediğin bir yere ulaştın mı , büyük bir boşluktan
başka bir şey kalmaz. Bu boşluğu
, amaçsızlığı mağlup edebilmen için tekrar başlamalı , yeni
hedefler bulmalısın?
Erkek
olursan ümit ederim hep hayal ettiğim gibi olursun. Güçsüzlere karşı
anlayışlı , zorbalara karşı kararlı ,yakınlarına karşı geniş gönüllü
, sana çıkarı için yaklaşanlara karşı sert...
Sana
diyeceğim şu bebek; erkeklik ,önünde fazladan bir uzantın olması
demek değildir. Bir birey olmaktır. Bir birey olmak , bence her şeyden
daha kıymetlidir?
“DAİMA
TETİKTE BEKLEYEN SİNSİ BİR HAYVANDIR KORKAKLIK.”
Daima
tetikte bekleyen sinsi bir hayvandır korkaklık. Herkese her an saldırır;
kendisini parçalamasına engel olan kişi ise pek yoktur. Tedbirli olmak
için kolaylık , hız için, hatta bazen
mantık için parçalanır insanlar. Kötü bir sürprizin beklentisinde
korkak olan insanlar ,kötü sürpriz yok olunca mücadeleci olurlar
aniden. Sen ise asla kötü sürprizlerden sakınmamalı , korkunu
yenmelisin. Doğmuş olmak , yeterince kötü bir sürpriz zaten , canlı
olduğuna pişman olma riski.
Galiba
büyük bir yalan bu sevgi denilen
, kişilerin düşüncelerini hayatı meselelerden koparıp , çok laf
etmelerine engel olmak için yaratılmış.
Birinin
bir başkasına , mesale bir dişinin bir erkeğe yada bir erkeğin bir dişiye
hissedebileceği o sır dolu
sevinç kadar insan hürriyetini tehlikeye atan bir başka şey yoktur
hayata.....başka bir şey , pranga ya da demir parmaklık bu derece zorlu
mahkumiyet içinde bırakmaz seni,...bu sevinç için kendini başka bir
insana tamamıyla adamaktan mutlaka sakınmalısın. Denizde yüzmeye çalışan
bir köpek gibi kıyıya varmaya gayret edersin boşu boşuna.
Karşılıksız vermek ve karşındakine sevgi uyandırmak diye tanımlanan
bu kıyı , gerçekte hiç olmadığından , dışlanır , aşağılanır,
hayal kırıklığına uğrarsın. Hiç bir şey olmasa bile , mutlaka
durduk yerde niçin suya atladığını düşünürsün; kendi benliğinden
memnuniyetsizlik , benliğinde olmayan bir
şeyi başka birinde bulabilme umudu. Tek başına olmak , içinin
daralması ,büyük bir sükunet paniği mi? Birine hükmedebilmek ,
birinin boyunduruğuna girmek mi? Bazıları tüm bunlara sevgi der işte........
Sevgi
bir dişinin bebeğini kucağına aldığı zaman , onun ne kadar tek başına
, ne kadar yardıma muhtaç , ne kadar çaresiz olduğunu hissettiğinde ,
bebeğine karşı duyduklarıdır.
Oldukça
tuhaf bir ikiliyiz biz. Senden olan her şey benle ilgili, bendekilerde
senle.. Sen rahatsızlanırsan , ben rahatsızlanırım, ben ölürsem
sende. Fakat seninle konuşarak anlaşamam , sende benimle konuşmazsın.
Belki de sınırsız bilgine rağmen suratımı bile bilmiyorsun. Ne yaşamı
ne de konuştuğum lisanı!........
bazıları
için bir erkekle bir dişinin işleyebileceği tek günahın sevişmek
olduğunu biliyor musun? Bu
kişilere göre çocuk yapmak istemeyenin cinsel yaşamı
da bitmeli. İyi de kimin Çinsel yaşamının
bitip bitmeyeceğine karar vermesi zor olacağından , en güzeli ,
her kez vazgeçsin bu eylemden ve
dünyayı bir yaşlılar cennetine dönüştürelim..
Ağlamak
kolay gülmek zor. Sende çabuk anlayacaksın bunu. Hayatla ilk tanışman
,delice ümitsizce bir haykırış olacak
ve öncelikle sadece ağlayabileceksin. Her şey üzecek seni. Işık,
aclık, kızgınlık.........
Şimdi
olduğun yerde ihtişamlı bir yalnızlığın var, tek tecrüben sensin.
Oysa biz dışarıdakiler çok fazlayız.
Milyonlarca milyarlarcayız. Tecrübelerimiz,
mutluluklarımız, kederlerimiz hep başkalarına bağlı. ....
Hayatta
en fazla tüketilen “sevgi” kelimesi kadar tüketilmiş bir kelimedir
“Hürriyet” de. Hürriyet adına paramparça doğranmaya , büyük acılar
çekmeye , hatta ölmeye razı gösteren insanları göreceksin. Ümit
ederim ki onlardan olursun ama , hürriyet adına acı çekmekte olduğun
zaman bile , aslında onun hiç
olmadığını ,ancak sen onu bulmaya çalıştığın zaman boyunca ve o
miktarda var olduğunu anlayacaksın. Bir rüya gibi; doğmadan önceki
hayatının hür, çünkü tek başına olduğun zamanın anısından doğmuş
bir düşünce gibi.
(?)Aile
kurumuna itimadım yok benim. Aile, kişileri daha iyi kontrol etmek,
onların kanunlara , mitlere bağlılıklarını daha iyi kullanabilmek için
bu dünyayı kuranların uydurduğu bir yalan. İsyanı gözü yemeyen bir
dizgenin düdüğüdür aile ve kutsallığı yalanın dikalasıdır.
Küstahların
kurallarının yalnızca bir tarafı iyidir; mücadele ederek canını
vererek karşı gelebilirsin onlara . iyilerin kurarlarından ise
kurtulmak mümkün değil, çünkü onlara karşı gelmenin soysuzluk olduğu
öğretilecek sana. Hangi sistemde ,ne durumda olursan ol,asla sıyrılamayacağın
bir kural var: Daima en kuvvetli olan ,en zalim olan ,en cimri olan galip
gelir.
Hayatta
herkes, diğerlerine kötülük yapar bebeğim. Bunu yapmazsan yenilirsin.
Mağlup olanların daha iyi kalpli olduğunu söyleyenlere
de aldırma .yenilenler ,saf dışı olanlardır ve saf olan,
mutlaka daha olacak diye bir şey yok..............
(?)
Erkekle dişi arasındaki sevgi dedikleri ,bir mevsimdir. Ve, bu mevsimin
başı nasıl çiçeklerin açma zamanı gibi , yeşillikler gösterirse ,
sonunda da , solma zamanı gibi bir sürü çürüyen yapraktan
ibarettir...
İnsanların
elelele tutuştukları , birbirlerine destek oldukları , birbirlerini
avuttukları bir toplu yaşamdır, hayat. Bitkiler bile birlikte olduklarında
daha iyi yetişirler , kuşlar sürülerle göç ederler, balıklar toplu
halde yüzerler. Yalnızlıktan ne yapabilirdik ki?
Bir
kadının başkalarından saygı görmesi için önce kendine saygı göstermesi
gerekir. Kendine inanırsa eğer, başkaları da inanabilir ona....
Kimi
kadınlar için hamilelik dokuz aylık bayramdır.....
Temiz
ve beyaz bir şey oldu mu , onu hemen artıklarıyla kirletecek birileri
mutlaka çıkar.....
“Hep
ileri gitmek , asla ulaşmamak istiyorum .” diyebilen biri mutlu kişidir.
“Mutlaka
ulaşmalıyım” diye diretirse , mutsuz
olur.
Acı
yaşamın bir parçasıdır. Acı olmadan insan olamazdık.!!
Hayatın
asıl parçası mutluluktur ve o vardır; mutluluğu kovalamaktır, gerçek
mutluluğu...