Alain
Finkielraut
İnsanın
bedelini ödediği özveri yoktur; kimse karşılıksız saçıp
savurmaz, el altından ve sembolik olarak ödüllendirici
olmayan cömertlik yoktur. Ve nihayet başkayı etkilemeye ve
ona sahip olmayı yönelik emperyalist isteği açığa çıkarmayan
sunu yoktur. Her bağış yağmacı niteliktedir ve bütün
davranışlarımız çıkar amacı güder. Mevcut haliyle
insan bağışta bulunmayan insandır.
Var olmak , kendine zincirlenme
, benliğin hiç durmadan kendine külfet olması , kendi
bataklığında batmasıdır. İnsan varlığın içine sıkıştırılmıştır.
Kendi
olma isteğinden ,kendini bulmaktan ,yabancı etkilerden arınmaktan
daha derin ve daha belirleyici olan belki de , kendinden kopmuş
olma ve kendine geri dönme kaderinden kurtulma hayalidir.
Bir sanat eseri ,her zaman bize
gördüğümüz şeyi daha önce görmemiş olduğumuzu öğretmelidir.
Yüz veya kaçak güzel . yüzü tam olarak tanımlayan şey ,
tanımlanamaz oluşu , en keskin sözlerimin veya en delici
bakışımın yüze tahsis ettiği yerde yüzün hiç bir
zaman tam anlamıyla durmaması halidir.
Mücadele
ile temiz sevgi ,felaketin şiddetli ile sevginin sağladığı
huzur arasında bir başka kaygı biçimi ve farklı bir karşılaşma
modeli için yer vardır.......
Hiç
şüphesiz ki aşkın gözü kördür. Ama bu tutku dolu
karanlık ,sanki hiç ışık yokmuş gibi olumsuz anlamda bir
kaygıyla karşılanmamalıdır. Güzelliğin ve niteliğin ötesinde
başkanın başkalığını oluşturan şeye ,onun yüzüne
ulaşmak için belki görmek şart değildir ama arzulamak ve
acı çekmek şarttır.
Aşık
; değersiz bir sanatçı , başarısı engellenmiş bir
ressam ,niteliksizliğe yenik düşmüş bir şairdir.
Sevmek, güzelliğe bağlılık
göstermek değil bir saplantı döneminde geçici bir süre için
kendi ölçütlerinden ve kendi despotizminden yoksun kalmaktır.
Sevilen yüze ,ancak yaklaşık olarak veya adet olduğu için
güzel denir; oysa değişken ,ele geçirilemez ve hareket
halindedir. Aşık , biçimin kusursuzluğuna övgü yağdırır;
ama öncelikle biçimdeki bulanıklığı ,yani uyuşmazlığı
sever. Sevilen yüz”kelimelere sığmayan bir ihtişam yada
anlatılamayan bir yapıt değil , ancak kuşatılamayan bir
varoluştur.”
Seni
seviyorum. Seni mi ?Hasletlerini mi?
Gülüşlerindeki pırıltıyı mı ? Hatlarının
zerafetini mi? Kırılganlığını mı ?
kişiliğini mi ? başarılarını mı yoksa sadece
varoluşundaki mucizevi gerçeği mi? “Asla kişiler
sevilmez , sevilen niteliklerdir” der Pascal. “Birini güzelliğinden
ötürü seven, onu gerçekten seviyor mudur? Aşk ne kişiye
yöneliktir ne de onun özelliklerine
.........................
Görünürdeki açının altında
gizli bir tat vardır. Yakınmak sana keyif verir ve yoksunluk
,bütünlüğün senin içinde büründüğü
biçimdir. Sana zarar veriyormuş gibi görünen şeyden
gizlice ,belki de farkına bile varmadan zevk alırsın.
Arzunu ancak büyük acılar çekerken gerçekleştirirsin.........
Toplumun
emrinde değilsek de onun tarafından programlaşmışızdır.
Topluma boyun eğmeye son verdikten sonra sistem tarafından
aldatılırız. O halde aşk nedir? Sakin sulardaki fırtına,
modernliğimize ters düşen çağdaşlık. Aşk insanı kör
ediyorsa, bu öncelikle o olmayan şeylere yönelik bir körlüktür.
Sevilen yüz bütün yüzleri tekeline alır.
Sevişmek nedir? Tenlerin temasını
ve birbirine sarılmasını engelleyen bütün engeller
ortadan kalktığında bile sanki Başka kendini tamamen
veriyormuş gibi hala en yakın olanı aramaktır. Sevmek ; ne
içte ne dışta olan ,ne hapsedilmeye nede unutulmaya izin
veren bir yüzle ilişkiye girmektir... Aşık; şaşkınlık ve
konukseverlik içinde ,egemen bir varoluşun budalalığından
kaçıyormuş gibi, tutkusu yüzünden çiftte bir zayıflık
gösterir. BUDALILIK; hariçten okunan gazellerin yoldan çıkaramadığı
,hiç bir şekilde etkileyemediği kişinin sağlıklı bir şekilde
ilerleyişidir.
Dünya
bütünüyle birbirinin karşıtı olan güçlerin sahnelendiği
, bir tiyatrodur ve o bu çatışmada cehalete karşı
felsefeden yana ,boş inan ve doğmaya karşı akıldan yana
olur...
Herkesin şimdiki yaşamı üzerinde
geçmişin belirli bir ağırlığı vardır; hiç kimse kalıtsal
itkilerinden soy zincirlerinin kaderinden kaçamaz ve MİLLİYETÇİLİK
bu köleliğin yüceltilmiş keşfidir. Aile ,ırk, millete
ait olmaya çalışan bireyin kendini kaptırdığı bir baş
dönmesinden başka bir şey değildir bu.......Aydınlık bir
geleceğin aracıları ,insanlığın koşullandırma veya
yabancılaşma adı altında birbiriyle çatışan güçler
halinde dağılmasına üzülürler. Sınıfları ve yerel özerkleri
kaldırmaya çalışan kominizim , bir birlik vadinden başka
bir şey değildir. Günümüzde insanın özerkliği bir
uydurmadır; insan özgür değil ,kuşatılmış yerleştirilmiş
ve bir toprağa ait kılınılmıştır.
Dünyayı yöneten akıl mıdır,yoksa
akıl dışı karanlık güç; yani yaşayanların ruhlarında
atalarının gizemli varlığımıdır? İç güdü insanı
avucunun içine alır mı yoksa insanlar akılcı bir tarihin
kişisiz nesnesi olmaya mahkum mudur? Nereden konuşuyorsun?
Yani sen kendini ifade ettiğini zannederken ,senin içinde asıl
konuşan kimdir. Ya terör? Suyu cıkmış bir hümanizmdir.
İdeale karşı koyan asla gerçek değil
sistemdir. İnsanın aşağılık tutkularının sürekli
kurbanı olması insana dair hiç bir şey ifade etmezken
,topluma dair her şey ifade eder. İnsan ,duygu ahlakçılarının
duygulandırıcı şekilde anlattığı kalbi sevgiye susamış
barışsever bir varlık değildir. İnsanın yakınına duyduğu
sevgi insanın özünde yer almaz,1dönekliğin izlerini taşımadan
“kurtulamayacağı bir sorumluluk olarak ona dayatılmıştır.
Emir kipi ,başkasının dünyada ve mevcudiyetinin beni
mecbur ettiği sevgide ortaya çıkış kipidir. “sadece güçsüz
bir ben yakınını sevebilir” Dinamik değil de güçsüz,girişken
veya mutlu.
Düşünce , eğer barbarlığın
gizemini anlamak istiyorsa ,sevgi denen yıpranmış kelimeyle
anılan ve insanın yakınıyla kurduğu entrika bağlamında
ele alınmalıdır.
İyilik
nedir? Bir yüzün çağrısına “işte buradayım” yanıtını
vermektir:
İşte gözünüzün önündeyim,emirlerinize amade,köleniz
olarak buradayım” . Bu sizinle konuşan ses tarafından
sorgulandığınızı hissetmek, -mecbur,suçlanan ve
istenilen kimse olmak- ve bu ölçüsüz sorumluluğu kabul
etmek demektir.
Büyük
yıkımlara yol açmaksızın “sev ve istediğini yap anlamında
tek destekle kendini hayata atamazsın. İyi davranmak için
sakınmasız sevmek yeterli değildir. Bilincin karmaşık
olduğu durumlarda ,sevginin tek başına şaşmaz bir yol gösterici
olduğu doğru değildir. Düşüncesiz bir iyilikten daha
esnek bir şey yoktur; donuk bir bilgiye,değiştirilmez bir düşünceye
dayanan ve Başka
sorununu kesinlikle halletmiş gibi görünen bir iyilikten
daha terörist bir şey yoktur.