Campanella
Güneş
ülkesi yazarın günü birinde gerçekleşeceğini düşündüğü
filozofça bir devlet tasarısıdır.
Yazar
,bütün kötülüklerin ve haksızlıkların kaynağı olarak
; insanın kendisinden
Başkasını
düşünmemesini ve dünya malının senin benim diye bölüşülmesinden
kaynaklandığını savunmaktadır.
“Ben
doğacak sabahların çan sesiyim ..”
“Dünyanın
bütün kitapları doyurmaz kafamın açlığını. Neler
neler okumadım ! Ama yinede kafamın açlığından ölüyorum.
Anlayışım artıkça , bilgim eksiliyor.”
“Toplum halinde birleşen
insanların amacı genel yarar olmalıdır. Özel çıkarları
kaldıralım, toplum yararından başka bir şey kalmaz
ortada. Bencil davranışlar , eninde sonunda , toplum güçlerinin
çatışmasına yol açar.”
“Kentin en büyük
yöneticisi bir baş
rahiptir. Dünya ve ahret işlerinin başı odur. Yetkisi
mutlaktır. Verdiği kararlar kesindir. Üç yardımcısı
bulunmaktadır; güç,
akıl ve sevgidir.”
“Yalancılık bu ülkede
vebadan da kötüdür. Bu sucun cezası , yargıçların uygun
görecekleri bir süre , ortak sofradan uzaklaştırmak ve kadınsız
bırakılmaktır.”
“ Bu ülkede yaşayanlara
göre , kendini yalnızca bir tek bilime adayıp yalnızca
kitaplarla yetinmiş bir kimse kafası tam gelişmemiş , beş
para etmez bir kimsedir. Dehanın özü, bütün bilimleri
kendine mal etmek ve derinlere inmektir.”
“Bütün
erdemlerin gelişmesi , beden yapısındaki mutlu dengeye bağlıdır.
Bu denge olmadan erdemli olamaz insan.
“Güneş
kentliler her insanın kendi evi , karısı çocuğu olmasını
, onları kendi çıkarlarına göre yetiştirmesine de doğal
karşılamıyorlar. Çiftleşmenin amacı ,tek tek insanların
değil, insan soyunun korunmasıdır. Ailelerin çocukları
keyif ve tutkularına göre yetiştirtmeleri devlet için
tehlike kaynağı oluşturabileceğinden çocukların yetiştirilmesini
devlet direk olarak yapar.”
“Gurur,onlarca kusurun
arasında en ürküncü olanıdır. Gurur taslayan kimse en
sert cezalara çarptırılır.”
“Gübreyle beslenen toprağı , Güneş Kentliler , güzelleşmek
için bedenlerini işletecek yerde düzgün süren, ama dünyaya
çelimsiz çocuklar getiren kadınlara benzetirler. Onun için
toprağı düz günlemektense , bir güzel sürmek daha
iyidir.”
“Tükürme,
kusma ayıp sayılır. Çünkü bu gibi durumlar, tembelliğin
, aylaklığın,oburluğun rezilce bir yaşayışın
belirtisidir.”
“Güneş
kentlilere göre , aşağı yaratıkları oluşturan iki
fiziksel öge vardır; biri erkek öğe GÜNEŞ öbürüde dişi
öğe DÜNYA. Hava,gökyüzünün saf olmayan kısmıdır. Ateş,
güneşten gelmiştir. Deniz dünyanın teri
ya da bağrında ki nesnelerin yanıp erimesinden oluşan
bir sıvıdır. Dünya kocaman bir hayvandır. İnsan onun bağrında
yaşar, tıpkı bizim karnımızda kutların yaşadığı
gibi. Ruhlar ise ölümsüzdür.
“Günahı
doğuran irade yokluğudur. Çünkü; iyilik yapmasını bilen
ve yapabilen kimsenin bunu istemesi gerekir. “
“Güneş
kentlilere göre, genel olarak yanlış ve tehlikeli olan her
şey, puta taparlığı diriltebilecek, özgürlüğü yok
edebilecek ya da
politik düzenin altını üstüne getirecek her şey sıkı sıkıya
yasaklanmalıdır.”
“Güneş kentlilere göre,
kadınlar yönettikleri bölgelere bolluk getiririler.”