Erdal
ATABEK
“ Herkesin kurt olmaya zorlandığı piyasa ekonomisinde
‘vurgun- vuranın, soygun –soyanın’ kuralının
geçerli olduğu bir ortamda kim güvenle çalışabilir.
‘Ya sömüreceksin- ya sömürüleceksin düzeninde çalışma
hayatına giren gençlere düşen pay sömürülmektir.
Onlara verilen mesajda hele sen şimdilik
sömürülmeye razı ol , sonradan sen başkalarını
sömürürsün değil mi?’
“İnsanlar arsındaki anlaşmazlıklarda bir
birini karşılıklı anlama eylemi
gerçekleşmezse o
beni anlısınca
başlayan çizgi beni
anlamıyor la biter.
Oysa doğru da yanlışta iki yanlı bir eylemdir de ondan.
“Geleneksel aile yapımızda çocuğu
yetiştirirken anne –babaya bağımlılığını sürekli
istenmesi nedeniyle ‘özgür düşünen kendi kararlarını
kendi verebilen ,sorumluluk alan’ insanlar yetiştiremiyoruz.
Bu biçimde de bağımlılıktan kurtulamıyorlar ve
kendilerinin yönetilmesini başkalarından bekliyorlar.
Toplumsal kurumlar sisteminde ailenin yerini alan devlet de
onları yöneten bir başka baba oluyor.”
“DEMOKRASİ ; kendi kendilerini yönetme bilinci olan
; bu bilinci kullanma isteği ve kararlılığı olan vatandaşların
kurup yaşatacağı bir rejimdir. Böyle vatandaşlar olmak
yerine ilerde birileri gelip bizi kurtarsın, ileride birileri
bizi yönetsin anlayışına
sahip insanların çoğunluğu oluşturduğu toplumlarda
özlenen yönetim biçimi OTOKRASI’dir.
Bu toplumlar sonuç olarak bir otoritenin
kendilerini yönetmesini beklerler. Böylece yönetimle
ilgili sorumluluktan kaçmış olurlar.”
“Demokrasi için insan yetiştirmek , kendi kararlarını
verebilen özerk kişilikli katılımcı, paylaşımcı , hoşgörülü
, üretici insan yetiştirmektir. Günümüzde gençler
gerçektende öğretilenden
farklı düşünme cesaretini gösterdikleri için
susturulmakta, isyankar sayılmaktadırlar. Gençlere sürekli
olarak itaat etme , söylenilenleri yapma isteği iletilmekte
böyle davranmaları ödüllendirilmektedir. Öylece katılımsız,
uydumdu ,üretmeyi yaratmayı sevmeyen insanlar yetiştirmekte
, onlarla övünmekteyiz.”
“Gençliğin üzeri bugün bir kabukla bağlanmıştır.
Bu kabukta nefes almak , yürümek, konuşmak ve halkımızın
özlediği geleceğin yollarlını aramak mümkün değildir.
Gençlik kışla disipliniyle yönetilmeye çalışılmaktadır.
Okuyan gençler okullarda padişahlık dönemlerinden kalan
boyun eğme ruhunun içine hap solmuştur.
Gençlik toplumun potansiyel suçlusu ilan edilmiş
herkes gençlere şüpheyle bakar olmuştur.”
“İleride
ülkeyi yönetecek olan gençler
ülke sorunlarının dışına sürülmüştür. Ülke
sorunlarına çözüm yolu aramak , tartışmak,
yöneticilerin insafına kalmıştır. Ülke sorunlarına
sahip çıkmayan gençlere , bayramlarda el öpmek , yönetici
ve ailesine itaat etmek , derslerine ineklemek , çay
partileri düzenlemek , lambada dansı yapmak görevi verilmiştir.
Böyle bir gençliğin Türkiye geleceğini yaratması
mümkün değildir.”
KUŞATILMIŞ
GENÇLİK SUSKUN GENÇLİK OLMAYI KABUL ETMİYOR;
Önyargılara
Doğrularla
Baskılara
Cesaretle
Sindirilmeye
Dirençle
Sevgisizliğe
Sevgiyle
Bağımlılığa
Özgürlükle
karşı çıkıyor ve
Gençlik Duvarları Yıkıyor.......