İnsanın
bedelini ödediği özveri yoktur; kimse karşılıksız saçıp
savurmaz, el altından ve sembolik olarak ödüllendirici
olmayan cömertlik yoktur. Ve nihayet başkayı etkilemeye ve
ona sahip olmayı yönelik emperyalist isteği açığa çıkarmayan
sunu yoktur. Her bağış yağmacı niteliktedir ve bütün
davranışlarımız çıkar amacı güder. Mevcut haliyle
insan bağışta bulunmayan insandır.
Var
olmak , kendine zincirlenme , benliğin hiç durmadan kendine
külfet olması , kendi bataklığında batmasıdır. İnsan
varlığın içine sıkıştırılmıştır.
Kendi
olma isteğinden ,kendini bulmaktan ,yabancı etkilerden arınmaktan
daha derin ve daha belirleyici olan belki de , kendinden kopmuş
olma ve kendine geri dönme kaderinden kurtulma hayalidir.
Bir
sanat eseri ,her zaman bize gördüğümüz şeyi daha önce görmemiş
olduğumuzu öğretmelidir. Yüz veya kaçak güzel . yüzü
tam olarak tanımlayan şey , tanımlanamaz oluşu , en keskin
sözlerimin veya en delici bakışımın yüze tahsis ettiği
yerde yüzün hiç bir zaman tam anlamıyla durmaması
halidir.
Mücadele
ile temiz sevgi ,felaketin şiddetli ile sevginin sağladığı
huzur arasında bir başka kaygı biçimi ve farklı bir karşılaşma
modeli için yer vardır.......
Hiç
şüphesiz ki aşkın gözü kördür. Ama bu tutku dolu
karanlık ,sanki hiç ışık yokmuş gibi olumsuz anlamda bir
kaygıyla karşılanmamalıdır. Güzelliğin ve niteliğin ötesinde
başkanın başkalığını oluşturan şeye ,onun yüzüne
ulaşmak için belki görmek şart değildir ama arzulamak ve
acı çekmek şarttır.
Aşık
; değersiz bir sanatçı , başarısı engellenmiş bir
ressam ,niteliksizliğe yenik düşmüş bir şairdir.
Sevmek,
güzelliğe bağlılık göstermek değil bir saplantı döneminde
geçici bir süre için kendi ölçütlerinden ve kendi
despotizminden yoksun kalmaktır. Sevilen yüze ,ancak yaklaşık
olarak veya adet olduğu için güzel denir; oysa değişken
,ele geçirilemez ve hareket halindedir. Aşık , biçimin
kusursuzluğuna övgü yağdırır; ama öncelikle biçimdeki
bulanıklığı ,yani uyuşmazlığı sever. Sevilen yüz”kelimelere
sığmayan bir ihtişam yada anlatılamayan bir yapıt değil
, ancak kuşatılamayan bir varoluştur.”
Seni
seviyorum. Seni mi ?Hasletlerini mi?
Gülüşlerindeki pırıltıyı mı ? Hatlarının
zerafetini mi? Kırılganlığını mı ?
kişiliğini mi ? başarılarını mı yoksa sadece
varoluşundaki mucizevi gerçeği mi? “Asla kişiler
sevilmez , sevilen niteliklerdir” der Pascal. “Birini güzelliğinden
ötürü seven, onu gerçekten seviyor mudur? Aşk ne kişiye
yöneliktir ne de onun özelliklerine
.........................
Görünürdeki
açının altında gizli bir tat vardır. Yakınmak sana keyif
verir ve yoksunluk ,bütünlüğün senin içinde büründüğü
biçimdir. Sana zarar veriyormuş gibi görünen şeyden
gizlice ,belki de farkına bile varmadan zevk alırsın.
Arzunu ancak büyük acılar çekerken gerçekleştirirsin.........
Toplumun
emrinde değilsek de onun tarafından programlaşmışızdır.
Topluma boyun eğmeye son verdikten sonra sistem tarafından
aldatılırız. O halde aşk nedir? Sakin sulardaki fırtına,
modernliğimize ters düşen çağdaşlık. Aşk insanı kör
ediyorsa, bu öncelikle o olmayan şeylere yönelik bir körlüktür.
Sevilen yüz bütün yüzleri tekeline alır.
Sevişmek
nedir? Tenlerin temasını ve birbirine sarılmasını
engelleyen bütün engeller ortadan kalktığında bile sanki
Başka kendini tamamen veriyormuş gibi hala en yakın olanı
aramaktır. Sevmek ; ne içte ne dışta olan ,ne hapsedilmeye
nede unutulmaya izin veren bir
yüzle ilişkiye girmektir... Aşık; şaşkınlık ve
konukseverlik içinde ,egemen bir varoluşun budalalığından
kaçıyormuş gibi, tutkusu yüzünden çiftte bir zayıflık
gösterir. BUDALILIK; hariçten okunan gazellerin yoldan çıkaramadığı
,hiç bir şekilde etkileyemediği kişinin sağlıklı bir şekilde
ilerleyişidir.
Dünya
bütünüyle birbirinin karşıtı olan güçlerin sahnelendiği
, bir tiyatrodur ve o bu çatışmada cehalete karşı
felsefeden yana ,boş inan ve doğmaya karşı akıldan yana
olur...
Herkesin
şimdiki yaşamı üzerinde geçmişin belirli bir ağırlığı
vardır; hiç kimse kalıtsal itkilerinden soy zincirlerinin
kaderinden kaçamaz ve MİLLİYETÇİLİK bu köleliğin yüceltilmiş
keşfidir. Aile ,ırk, millete ait olmaya çalışan bireyin
kendini kaptırdığı bir baş dönmesinden başka bir şey
değildir bu.......Aydınlık bir geleceğin aracıları
,insanlığın koşullandırma veya yabancılaşma adı altında
birbiriyle çatışan güçler halinde dağılmasına üzülürler.
Sınıfları ve yerel özerkleri kaldırmaya çalışan
kominizim , bir birlik vadinden başka bir şey değildir. Günümüzde
insanın özerkliği bir uydurmadır; insan özgür değil ,kuşatılmış
yerleştirilmiş ve bir toprağa ait kılınılmıştır.
Dünyayı
yöneten akıl mıdır,yoksa akıl dışı karanlık güç;
yani yaşayanların ruhlarında atalarının gizemli varlığımıdır?
İç güdü insanı avucunun içine alır mı yoksa insanlar
akılcı bir tarihin kişisiz nesnesi olmaya mahkum mudur?
Nereden konuşuyorsun? Yani sen kendini ifade ettiğini
zannederken ,senin içinde asıl konuşan kimdir. Ya terör?
Suyu cıkmış bir hümanizmdir.
İdeale
karşı koyan asla gerçek değil sistemdir. İnsanın aşağılık
tutkularının sürekli kurbanı olması insana dair hiç bir
şey ifade etmezken ,topluma dair her şey ifade eder. İnsan
,duygu ahlakçılarının duygulandırıcı şekilde anlattığı
kalbi sevgiye susamış barışsever bir varlık değildir. İnsanın
yakınına duyduğu sevgi insanın özünde yer almaz,1dönekliğin
izlerini taşımadan “kurtulamayacağı bir sorumluluk
olarak ona dayatılmıştır. Emir kipi ,başkasının dünyada
ve mevcudiyetinin beni mecbur ettiği sevgide ortaya çıkış
kipidir. “sadece güçsüz bir ben yakınını sevebilir”
Dinamik değil de güçsüz,girişken veya mutlu.
Düşünce
, eğer barbarlığın gizemini anlamak istiyorsa ,sevgi denen
yıpranmış kelimeyle anılan ve insanın yakınıyla kurduğu
entrika bağlamında ele alınmalıdır.
İyilik
nedir? Bir yüzün çağrısına “işte buradayım” yanıtını
vermektir:
İşte gözünüzün önündeyim,emirlerinize amade,köleniz
olarak buradayım” . Bu sizinle konuşan ses tarafından
sorgulandığınızı hissetmek, -mecbur,suçlanan ve
istenilen kimse olmak- ve bu ölçüsüz sorumluluğu kabul
etmek demektir.
Büyük
yıkımlara yol açmaksızın “sev ve istediğini yap anlamında
tek destekle kendini hayata atamazsın. İyi davranmak için
sakınmasız sevmek yeterli değildir. Bilincin karmaşık
olduğu durumlarda ,sevginin tek başına şaşmaz bir yol gösterici
olduğu doğru değildir. Düşüncesiz bir iyilikten daha
esnek bir şey yoktur; donuk bir bilgiye,değiştirilmez bir düşünceye
dayanan
ve Başka sorununu kesinlikle halletmiş gibi görünen
bir iyilikten daha terörist bir şey yoktur.