“Bilginin
yaşama geçirilmesi beceri gerektirir. Becerinin sürekli kılınması
ise davranış değişikliğiyle mümkündür. Bilgi çağında
bilgili olmanın anlamı bilgiyi kullanabilmek , yani beceri
sahibi olabilmek ve bunu sürekli davranış biçimi haline
getirmektir.”
“Neden
öğreniyoruz;
©
İhtiyaçlarımızı
karşılamak için,
‘öğrenme etkinliğimiz öğrendiklerimizle , ihtiyaçlarımızı
ne ölçüde karşılayabildiğimizle bağlıdır.’
©
Etkinliğimizi
artırmak için;
©
Koşullara
daha iyi uyum sağlamak için;
©
Belirsizliği
yenmek ve tahmin yapabilmek için; ‘öğrenmek,
sadece bir konuda bilgi sahibi olma değil, aynı zamanda bu
bilgileri farklı durumlara yansıtabilme eylemidir.”
©
Rekabet
edebilmek için;
©
Başkalarına
karşı sorumluluğumuzu yerine getirebilmek için;
©
Potansiyelimizi
tümüyle kullanmak için;”
“Bilme
düzeyi iki ayrı gurupta incelenebilir;
1.
İhtiyaç düzeyi : Öğrenme
cabalarımıza başlamadan önce edineceğimiz bilgi ile ne
yapacağımızı düşünmek ve amacımıza uygun düzeyde
bilgi ve beceri kazanmak zorundayız.
2.
Etkenlik düzeyi: Nedir?
Neden? Sorularının cevaplanmasıyla ulaştığımız düzeylerdir.
2.1.
Malumat sahibi olma düzeyi (bilgilendirilme)
nedir?
2.2.
Anlama (bilme) düzeyi
neden?
2.3.
Bilgiyi kullanabilme (Beceri) düzeyi
Nasıl?
2.4.
Bilgiyi yansıtabilmek (bilgelik) düzeyi
“Bilgiyi
nasıl ve hangi düzeyde kullanacağımızı öncelikle amacımız
belirler. Bilgiyi uygulayabilmek ve yansıtabilmek için önce
analiz, sentez ve yaratıcılık gibi temel becerilere sahip
olmamız gerekir. Koşullara uygun bir yöntemle bu becerimizi
yaşama geçiririz Deneyim olmadan bilgiyi beceriye
dönüştüremeyiz. Bilgiyi iyi kullanabilmek için
ortaya çıkış nedeni ve dayandığı temelleri anlamak
zorundayız.
ÖĞRENME
SÜRECİ; En kısa zamanda elde ettiğimiz en basit
bilgileri bile belirli bir süreci tamamlayarak öğreniriz. Süreç
herhangi bir aşamada kesintiye uğrarsa, bilgimizde bu aşamaya
karşılık gelen bilme düzeyinde kalır. Adımları;
1.Gözlem
ve Algılama: Neden
öğrendiğimizi biliyorsak gözlem ve algılama etkinliğimiz
artar. Çünkü bize gelen uyarıların içinden aradıklarımızı
seçer ve amacımıza uygun bir biçimde algılarız. Özellikle
günümüzün ortamında seçici olmanın ve bunu doğru bir
şekilde yapmanın önemi büyüktür.
2.
Anlama ve Yorumlama: Bağlantı kurma, sonuç çıkarma ve
yorumlama aşamalarından oluşur. Gözlem ve algılarımızın
anlamlaştırılmasında en büyük etken birikimlerimiz ve düşünsel
modelimizdir. Mevcut bilgi ve birikimlerimizdeki zaaflarımız,
yeni konuları doğru biçimde öğrenmemizi de engeller.
3.
Uygulama ve Sınama: konuyu
anladığımıza inanırsak, sonuçları uygulamaya sokar veya
sınarız. Bunun, için sınav, başkalarının düşüncelerine
başvurma, deneme- yanılma
veya mantık süzgecinden geçirme gibi yöntemler
kullanırız. Konuyu yanlış değerlendirdiğimizi fark
edersek geriye döner ve yeniden yorumlamaya çalışırız.
Bilgimizi yaşama geçirme olanağı bulamamışsak öğrenme
süreci kesilir ve öğrendiklerimizi kolayca unuturuz.”
4.
Yansıtma: İlk üç aşamada edindiğimiz bilgileri birleştirerek
yeni alanlara yansıtırız. Bilgilerin özel bilgilere dönüştürülmesinde
asıl etken uygulama değil, yansıtma becerisidir.
“Düşünme ve öğrenmeyi birbirinden ayıramayız.
Düşünerek öğrenir, bildiklerimiz kadar düşünürüz. Düşünme
fonksiyonunu genel olarak dört boyutta inceleyebiliriz;
1.
Gözlem ve algılama
2.Bilgileri
saklama ve anımsama(bellek)
“Belleğimiz, işlevini
üç temel aşamada yerine getirir; iç veya dış uyarıcının
algılanması , depolanması ve geri kazanımı. Düşünme
etkinliğimiz bu üç aşamanın başarısına bağımlıdır.
Seçicidir”.
3.Bilgileri
analiz etme ve değerlendirme(mantık)
“Mantığımız,
kendi kendimize geliştirdiğimiz veya dışarıdan öğrendiğimiz
kural, yöntem veya modellerden oluşur. Kendi düşüncelerimizde
dahil olmak üzere, her türlü düşünce ve olayı bu
kurallar çerçevesinde değerlendirir, bir takım sonuçlar
çıkarırız.”
4.Gözde
canlandırma, geleceği görme, fikir üretme veya
değiştirme(yaratıcılık)
“Yaratıcılık;
mevcut kavramların aralarındaki ilişkilerden yeni kavramlar
üretmek şeklinde tanımlanabilir.
“Gerçek
dünyayı düşünsel dünyamıza ne kadar iyi yansıtabilirsek
o kadar kolay düşünürüz. Zihinde canlandırmayı yani
zihnimizde kelime ve semboller yerine resimlerle bunları
onaylayabilirsek daha kolay düşünür ve öğreniriz.”
BİR
NESNE ve OLAYI ALGILAMANIN EN KOLAY YOLU ONU ZİHİNDE
CANLANDIRMAKTIR. KULLANDIĞIMIZ KELİME, DEYİM veya DİĞER
SEMBOLLER BEYNİMİZDE NE KADAR NET KAVRAMLAR OLUŞTURUYORSA O
KADAR KOLAY DÜŞÜNÜR ve ÖĞRENİRİZ.
ÖĞRENMENİN
YÖNTEM ve ARAÇLARI
1.
Bilinçli Çabalarla Öğrenmek: Bilinçli
çabalarla öğrenirken, yani öğrenmek amacıyla çalışırken
, neyi,neden ve nasıl öğreneceğimizi bilir ve öğrendiklerimizi
test eder,başarımızı ölçebiliriz. Bir
eylemin başarısını amacı
ve yöntemi belirler.
Kendi kendimize öğrenirken aktif olmamız gerektiği ve
büyük ölçüde isteyerek öğrendiğimiz için, başkaları
yardımıyla öğrenmekten daha etkili sonuçlar alırız. Üstelik
kendimize uygun bir yöntem seçebilir , çalışmalarımızı
kapasitemize uygun bir hızda yürütebiliriz. (temel bilgi ve
becerilerimiz yeterli ise.)
2.
Dolaylı Yollardan Öğrenmek(Yaşamı Okumak):
Hangi
yöntem veya araçlarla kazanırsak kazanalım bilginin kaynağı
yaşamdır. Öğrendiklerimiz
çevremizdekilerin bize yaşamdan öğrendiklerini aktarmalarından
ibarettir. Yaşamdan öğrenmek diğer kaynaklara göre daha
etkilidir. Her şeyden önce yaşayarak öğrendiklerimiz ilk
elden bilgilerdir. Yaşadıklarımız bizi başkalarından öğrendiklerimize
göre daha yakından ilgilendirir ve etkiler. Eylemi
ancak şimdi ki zamanda yapabiliriz. Geçmişten sadece ders
almakla, geleceğe ise hazırlanmakla yetinmek zorundayız.
Yaşadıklarımızı
kavramlar arasındaki ilişkilerden yararlanarak sınıflandırır
ve belleğimize alırız. Beynimizde kurduğumuz ilişkiler ağı
ne kadar geniş ve net ise o kadar güçlü bir belleğe
sahibiz demektir.
“Neden
? sorusunu sormadığımız veya doğru yanıtlamadığımız
sürece, sorunlarımıza kalıcı çözümler geliştiremeyiz
ve çabalarımız tepki vermek veya belirtileri gidermekten başak
işe yaramaz.”
“İyi
değerlendirebilirsek her sorun
güçlü bir öğrenme aracıdır.”
“Sorunlarımıza
çözüm bulamazsak bir süre sonra ya onları kanıksar ve başkalarına
yüklemeye başlarız. Öte yandan çözdüğümüz her sorun
birikimimizi artırır, yaşamı öğretir.”
“
Eğitimin amacı; çözümü öğretmek değil , çözüm
bulma becerisini geliştirmektir.
“Beceriler
istek ve çabayla gelişir. Sorunların çözümü için ilk
adım sorumluluğumuzu kabul etmemiz ve çaba harçamaya razı
olmamızdır. Sadece şikayet ederek , başkalarını suçlayarak
veya çözümü kurtarıcılardan bekleyerek sorunlarımızdan
kurtulamayız.”
“Sorunu
bir süreç olarak ele alarak önce onu tanımlamalı,
nedenini bulmalı ve çözümü üretip uygulayarak sonucun değerlendirmesini
yapmalıyız. Bu aşamalarda da öğrenme gerçekleşecektir.”
“Deneyimlerimizi
başka alanlara yansıtabildiğimiz , yani onları bilgiye dönüştürebildiğimiz
ölçüde öğreniriz.”
“Eğer
gelecekten ne istediğimizle ilgili net bir görüşümüz,
yani olumlu bir vizyonumuz varsa yaşamdan daha iyi öğreniriz.
Vizyon uzun bir gelecekte ulaşmak istediğimiz durumu tanımlar.
“Belirli
ölçülerde öğretmen yardımı gerekse bile öğrenme süreci
kişiseldir. Gerçek anlamda öğretme diye bir şey yoktur.
Kişi kendisi öğrenir, öğretmen sadece ona yardımcı
olabilir.”
“Tutum
ve davranışlarımızın kaynağı
bir ihtiyacın karşılanması dır. Gerek dürtülerimiz
gerekse bilinçli davranışlarımız, doğrudan ve dolaylı
olarak, fiziksel,sosyal veya duygusal bir ihtiyacımızı karşılamaya
yöneliktir. Öğrenmek
için çaba harcayabilmemiz için öğrendiklerimizin belirli
ihtiyaçlarımızı karşılayacağına ve yaşamımızı
kolaylaştıracağına inanmamız gerekir. Davranışlarımızı
belirleyen ikinci faktör ise başarı
dır. Yani, çabalarımız başarılı olduğunda ihtiyacımızın
karşılanacağını , başarısız olursa bir bedel ödeyeceğimizi
bilirsek çaba gösteririz.
“Eğitim
sistemi belki de toplumumuzun en çok üzerinde konuştuğu
ama hiçbir ilerleme kaydedemediği sorundur. Bu sistemin amaçlarını
dört ana dalda toplayabiliriz;
1.
Toplumsal yaşamın gerektirdiği temel bilgileri
vermek,(içkili araba kullanmanın yanlışlığı türünde
bilgiler)
2.
Düşünsel potansiyeli geliştirmek, yani öğrenmeyi
öğretmek; (İçkili araba kullanmanın yanlışlığını düşünebilmesini
sağlamak)
3.Toplum
olarak birlikte yaşamanın gerektirdiği davranış biçimlerini
geliştirmek, (kendisi için olmasa bile başkaları için içkili
araba kullanılması gerektiği bilincini vermek.)