Susanna
Tamaro
“Yürek bir randevu ya da bakışma yüzünden çarpan
yürek değil, insanoğlunun en derin bütünselliği, mantık
ve duygunun uyumlu bir biçimde birleştiği ve daha yüce bir
şeyin eriyip kaynaştığı o fiziksel yerin imgesiydi. O yürek
ki; tüm dinlerin, insanoğlunun en derin ve gerçek özü
olarak gösterdiği yürekti.”
“Arkadaşlık
yaşanacak en güzel duygulardan biridir, çünkü insana
zenginlik, heyecan ve suç ortaklığı tattırır. Ve ayrıca
tümüyle bedavadır. Bir anda birini görürsün birini seçersin,
bu arada bir tür içtenlik oluşur; sonrada yan yana yürünebilir,
aşılan yollar ayrı bile olsa , arkadaşlar birbirlerinden
uzak bile düşseler, birlikte gelişebilirler.”
“Yalnızlık;
insanın kendi kendiyle bir içtenlik yaşayabilmesi için
bulunabilecek en olağanüstü yoldur.”
“Kitaplar,
anlamaya ve allaşmaya yararlar, uzak mı uzak yerlerdeki
insanlar için bile ortak bir evren yaratırlar.”
“İNSANI
UZUN SÜRE GENÇ TUTAN KASLARIN DEĞİL, RUHUN GÜCÜDÜR.”
“Sabır,
bir tuğlaya; sadakat ise bir köke benzer. Sabır acelenin,
sadakat ise tüketimin panzehiridir. Bu iki duyguyu fiziksel
bir imge olarak düşünmek istersem sadece minik tuğlalar ya
da kökler geliyor aklıma. Dostluklar , tuğlalarla örülür
, kökler sayesinde gelişir.”
“Kötülük
bizim en derin doğamızın bir parçasıdır. Kötülük
kolaydır, sıradandır, kendiliğindendir; kötülük için
çaba harcamaya gerek yoktur, direnişte görmez. Kötülük
kestirme bir patika iken , iyilik aşılması gereken bir
yoldur. İyi insanlar yoktur, sadece bilinçli ve bu yolu
yürümeyi kabullenmiş insanlar vardır.”
“Yazı yazmayı
öğrenmeden önce, özet çıkarmayı öğrenmek gerekir.
Neden mi özet? Çünkü, özet süslemeli anlatımları ,
yavaşlayan noktaları çıkartıp ve sentezle öykünün özüne
varmayı öğretir. “
“
Bana kalırsa kültür önce okullarda başlar ve yirmi
yıldan fazla bir süredir okulların bireylere biçim verme görevinden
elini eteğini çektiği bir ülkede , hiç bir şekilde
yeniden Rönasans yaşanamaz. “
“ Arkadaşlık
karşılıklı bir armağan deneyimidir; gerçek dostlukta bir
çıkar ve amaç ilişkisi yoktur. Arkadaşlık; neşe ve çabanın,
sadakat ve özenin dinleme ve sessizliğin, uyumluluğun ve
paylaşımın temelleri üzerinde yükselir. Soylu ve bedava
bir duygudur, çünkü sevgiyi doğuran ilişkiler fiyatın
dilini bilmezler.”
“
Eğer,
yaşarken sevgi ve bilinç ektiysek,arkamızda da sevgi ve
bilinç büyüyecektir. Eğer mülkler ve kağıtlar bıraktıysak
, arkamızda büyüyenler avukatların çalışması olacaktır.
Ama eğer, hiçbir şey ekmediysek, arkamızdan boşluk ve yıkım
çok hızlı boy atacaktır.”
“Evlilik düşüncesine, aşkın esrik edici kanatları
üzerinde ulaşılır. Bunu izleyense toplumsal gösteri
zorunluluğudur: giysi, tören, davet, ev, balayı yolculuğu.
Ve böyle derken bir veya iki yıl geçip gider. Ve aşk ta yıllarla
birlikte uçar ve işte o zaman aldatılmış oldukları düşüncesi
çiftlerin aklına takılır. ‘Bu kadının değişik olduğunu
sanmıştım, bu erkeğin farklı olacağını düşünmüştüm,”
“Ne çok sağır
insan, ne çok kör insan yaşıyor çevremizde. Ne çok insan
yaşamak yerine rol yapıyor? Bunun en çok kendilerine
dokunduğunu göre göre neden böyle yapıyorlar? Çünkü
belki de yaşamın doluluğunu kabul etme, bunun kaynağı
olan esrarı kabul etmeden geçiyordur. Korku ; bilgisizlikten
doğar,. Yontucular, açıları bir topuzla vurarak kırarlar.
Uyuyan insanların karşısında da aynı şeyi yapmak ,
elleri çırpmak ve bağırmak gerekir.; ‘Uyanın. Yaşan
burada ,şu anda ve senin..... Kaçırmada yakala....”
“Gerçek
başarı, pek çok sayıda kavramlardan haberdar olmak değil,
bazı temel gerçekleri özümsemekte yatar. Biz kimiz? Görünürün
ardında ne var? Kötülük duygusu nedir? Ölüm duygusu
nedir? Kurtuluş nedir? Nereden gelir? Bunlar, hiçbir
bilgisayar hiçbir video oyunun, hiçbir dil kursunun asla yanıtlayamayacağı
sorulardır.”
“Masumluk;
gözleyen ama yargılamayan ve kendi içinde sevginin derin
zenginliğini barındıran
bir bakıştır..”
“Yaşam
, egemenliği elde tutmak için sürekli bir savaşımdır. Güçlü
olan başarır ; güçsüz, hasta ya da daha az zeki olansa
yenik düşmek zorundadır.”
“İdeolojik devrimlere asla inanmadım ama, gündelik
devrimlere yürekten inanıyorum. Gündelik devrim nedir
diyeceksin bana? Bu,
bir davranışımın bir başkasını incittiğini ya da bu
hor görülmüş dünyaya zarar verdiğini fark ettiğim an,
kendi yaşantımda uyguladığım değişikliktir.”
“Yürek
bizim güneşimizdir. Bizim küçük , kişisel güneşimiz. Yüreğimiz
sayesinde cevremizdekilere aydınlık ve sıcaklık taşırız.
Yüreğimiz sayesinde yaşamımız sevinç ve paylaşım
doludur. Yüreğin açılması bu çağın barbarlığına karşı
koyabilecek tek gerçek panzehirdir. Ve, geleceğin ıssız
bir çöl değil, bir umut ve oluşum çağı olması için
gerçekleştirilmesi gereken yürüyüş budur.”
Yaşamın,
manzara seyredilen bir teras değil bir yürüyüşün olduğunu
ve bu yürüyüşün bazı noktalarında yokuş tırmanmak
gerektiğinin bilincinde olmak gerekir.
Patikanın ansızın dikleşmesi durumunda gezintilerde
ki gibi iki şey yapılabilir; Ya artık dayanamıyorum denir
ve geri dönülür, ya da biraz dinlenip ilerlenir. Dönen
zaten tanıdığı yoldan bir kez daha geçer, ilerleyense henüz
tanımadığı bir şeylere doğru yürür. Öğrenmek, gelişmek,
oluşturmak her zaman çaba ister. Zaten şu minicik varoluşumuzun
özgünlüğünü ve yeri dolduramazlığını tanımlayan ne
öğrendiğimiz, nasıl geliştiğimiz ve neyi oluşturduğumuz
değil midir?