| Yıl |
Oku |
| 1984 |
 |
| 1984 |
 |
| 1985 |
 |
| 1986 |
 |
| 1987 |
 |
| 1988 |
 |
| 1989 |
 |
| 1990 |
 |
| 1991 |
 |
| 1992 |
 |
| 1993 |
 |
| 1994 |
Yapılmadı |
| 1995 |
 |
| 1996 |
 |
| 1997 |
 |
| 1998 |
 |
| 1999 |
 |
| 2000 |
 |
| 2001 |
 |
| 2002 |
 |
|
2000 Girne, iç Anadolu, Trabzon, Uzungöl, Bayburt (av) Gezisi
Davidson Fuat 4 yaşında idi ve gezi hazırlıklarımız devam ediyordu. Nihayet Ağustos başında start almıştık. Bu yeni sefer, kardeşim Turan'ın arabasıyla Kıbrıs'a yaptığı bir haftalık ziyaretten sonra iki araba ile devam ediyordu.
Zaman zaman İç Anadolu'nun yollarında iyileştirmeler yapılmış olsa da Samsun'a geldiğimizde değişen pek fazla birşey olmadığını fark etmiştik. Karadeniz'in hırçın kayalıkları üzerine inşa edilmiş dar ve virajlı yollarında ağır aksak ilerlerken burnumuza gelen yosun kokularıyla da özlem gideriyorduk.
Turan'ın hanımını Ordu'dan almasıyla yolculuğumuz devam etti. Fındık mevsimi olduğu için etrafta fındık toplayan insanları görebiliyorduk. Yol kenarlarına kurutulmak üzere yerlere serilmiş fındık grupları vardı. Her zamanki gibi aile bireylerinin yazlık evde toplandığı köyümüze uğradık.. Yeşilin her tonu ile derenin şırıltıları arasında, anayoldan içeriye doğru dağların serin gölgeleri arasından geçerek 3 km. boyunca gidilerek varılıyordu köyümüze.
Dağınık şekilde geçen bir yılın ardından bir yerde toplanıp özlem gidermek bütün aile bireylerini mutlu ediyordu. Kısacası neşeli geçiyordu yaz tatilimiz. Köyümüzün serin havası sıkıcı şehir havasından bunalan bizleri bağrına basıyordu adeta. Geceleri çok rahat uyuyabiliyorduk.
Hatta bazı geceler yorganla örtünüyordık. Kıbrıs'taki havaları düşündükçe köyümü daha da çok sevmeye başladım son zamanlarda. Yaylalarda alabalık yiyerek günlerimizi değerlendiriyorduk bazen.
Bu yıl av yolculuklarımıza bir yenisini ekleyerek bıldırcın avı için Erzincan'a (Tercan) gittik. Ekipte; avcıbaşı babam, ağabeyim Erol, amcam Yusuf ve amcaoğlu Şenol yüksek vardı. İki günlük Erzincan çıkarmasında, kırda yediğimiz bıldırcınlar ile o bölgeye mahsus bir çeşit balık kebabının da tadı hala damağımdadır.
Tercan bölgesi avcılarıyla birlikte gerçekleştirdiğimiz av turu güzel bir av macerası olarak anılarımızda yaşayacak. O yıllarda Yaşar Bedri ve bazı arkadaşlarımızın motorculuğa yeniden başlaması yeni bir dönemin başladığının habercisi gibiydi benim için. Bu arada henüz ekonomik sorunlarımı bertaraf etmiş olduğuma da henüz inanmıyordum.
Zaman bu işte bir ay da olsa bitiyordu.
Dönüş yolculuğu için hazırlıklar başlamıştı. Farklı bir güzergah izleyerek Akdenize doğru yola koyulmuştuk. Yollar yine bizi bağrına basıyordu, ucsuz bucaksızmış gibi uzayıp giden yolları aşarak Mersin'e varmıştık.
Amcakızı Nedime Gülseren Kahveci ve ailesine yaptığımız iki günlük ziyaret, bir akşamüstü Taşucu'na doğru hareket etmemizle noktalanıyordu. Gece 24 sularında bindiğimiz gemi normal şartlarda altı saatlik bir yolculukla varabiliyordu Girne'ye. O gece Fuat'ı uyuttuktan sonra bizde uyumaya çalıştık.
Sabah olduğunda varmış olmanın mutluluğuyla sevinerek uyandığımızda Çiğdem'in şaşkınlık dolu çığlığı ile dışarıya baktığımda henüz geminin hiç hareket etmeyip hala Taşucu'nda olduğumuzu gördüm. 8 saatlik bir rotarla yolculuk yeni başlıyordu. Bir TIR'ın yükleme esnasında denize sarkması ve kurtarma işlemleri nedeniyle ancak sabahın 8'de hareket edebilmiştik. Bu da ilginç anılarımızdan biri oldu bizim için. Güvertede bir yıl sonraki gezinin hayallerini kurarak bitirmiştik yine yolculuğu.
Merhaba Kıbrıs!
|