Pipe     Pipe
  Zincir Zincir  
Banner
  Zincir   Zincir  
Mail Gönderin
Ana Sayfa
Dost Siteler
Motosikletlerim
Gezilerim
Avcılık Maceralarım
Resim Galerim
Ailem
İnançlarım
   
  Trabzon
  1986/ Trabzon/ Jawa Ali arkadaşlarla.
  Kuşadası
  1989/ Kuşadası/ Jawal Ali ve esi.
  Fuat
  Kıbrıs/ Yeşilırmak/ Jawa Ali, oğlu Davidson Fuat'la.
  Bayburt
  2001/ Bayburt/ Avda yemek molası/ Jawa Ali, babası ve ağabeyi ile.
İnançlarımı Okumak İçin Tıklayın
Panel 1   Panel 3
 
Bazen kadere karşı gelinmiyor!

Merhaba, ben Jawa Ali.

1956'da Trabzon'da gözlerimi dünyaya açtım ve ilk, orta, lise eğitimimi doğduğum kentte tamamladım. Üniversite için seçimim ise Ankara (A.D.M.M.A) Kimya bölümüydü. Son sınıfı okurken ailemin israrı üzerine onların yanına Almanya'ya gittim. Almancayı tam olarak bilmediğim için bir yandan hazırlık sınıfına devam etmek, diğer yandan da başka birçok işle ilgilenmek zorundaydım. Böylece 2.5 yıl geçti; askerlik zamanım gelmişti. Zorunlu olarak yeniden Türkeye'ye döndüm ve askerliğimi bitirdim.

Artık görevlerim tamamlanmıştı ve yeniden yarım bıraktığım eğitimime dönebilirdim. Bu nedenle yeniden Almanya'ya doğru yola çıkacakken ailem Türkiye'ya kesin dönüş yaptı ve Trabzon'a yerleştiler. Almanya benim için ulaşılamayacak kadar uzaktı artık.

Motosiklet üzerindeki başarım ve doyumsuz yaşamıma karşın kafam karmakarışıktı... düzgün getirisi olan bir işim yoktu; maddesel kısıntılar nedeniyle yolculuklarım çok güç koşullarda geçmekteydi. Yaşadığım kenti sevsem de sürekli yağışlı iklimi nedeniyle iş bulmak çok güçtü. (zaten malum; Karadeniz bölgesi boyunca iş bulmak genelde zordur). Düşlerimde yağışlı iklimi olmayan yerlerde yaşamak; örneğin Akdeniz ve Ege bölgelerine yerleşmek vardı. Güneşin sürekli parladığı, motorculuğun acı vermediği ve kolay iş bulabileceğim bir diyarı özlüyordum.

Bu süreçte karşıma Kıbrıs vatandaşı olan ve üniversiteli bir kız çıkmıştı (K.T.U). Hoşlandık birbirimizden, giderek çok iyi anlaştığımızı da gördük. İkimiz de motor sevgisini paylaşmaktaydık. Bu ortamda, böylesi bir kıza gönlüm bağlandı tabii.

Artık gezilere birlikte gidiyorduk. Onunla ilk gezimizi 1987 yılında BMW ile Ege ve Akdeniz'e yaptık.

1990 yılında eşimin memleketi olan Kıbrıs'a yerleşmeye karar verdik. Sıcağı ve güneşi yakalamıştım sonunda. Oysa ilk yüzleşmem tam şok yarattı üzerimde. Öylesine sade... belki de basit! Ama zamanla alışınca tadına varmaya başladım; çok iyi yanları vardı Kıbrıs'ın: Havaların hep güneşli olması bir avantajdı tabii; ama bir güzellik vardı ki bu yeni diyarda, çok az şey onunla yarışırdı: Benzin çok ucuzdu!

Özellikle Almanya'da yaşamış biri olarak Girne dışındaki yerler bana pek hoş gelmese de Girne tek başına yetti. Bu nedenle birsürü maceradan sonra Girne'de bir ev bulup yerleştik. Ama ne ev: Susuz, elektriksiz, sıvasız ve eşyasız!

1993 senesinde Kıbrıs Yenierenköy'de evlendim. Hem de bir köy düğününde!.. Düğün pistinde üç tur attıktan sonra başlayan düğün, gece yarısını geçtikten sonra bitti. Oysa bizim önümüzde Girne'ye dek almamız gereken 130 km.lik yol vardı. Eve ancak sabaha karşı varabildik. Bu arada düğünümde beni yalnız bırakmayan ağabeyim Erol'a ve ailesine minnet borçluyum.

Sonunda kendimce bazı şeyleri "ciddiye almanın" zamanı geldiğini düşünmeye başladım. Evli biriydim artık. Öte yandan ekonomik açıdan da zayıf düşmüş, işsizlikten bıkmıştım. Mutlaka birşeyler yapma zorunluluğunu hissediyordum. Böylece benim için çok önemli bir karar aldım: Motorumu satıp iş kuracaktım.

O yıl motorumu sattım; artık motorsuzdum. Diğer yandan da -borçlanarak da olsa- bir iş kurmuş olmam beni mutlu ediyordu. Sonunda aynı yıl (1993) eşim de öğretmenliğe başladı; artık ikimizin de bir işi vardı. Yine de bu değişim yaşamımın bir sayfasını kapatmıştı.

Oğlum Davidson Fuat 1996 yılında dünyaya geldi.
2001 Mayıs'ında ise Harley Tan doğdu.

Oğullarımı birer gezgin olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Onlarla her yıl bir gezi muhakkak yapıyorum. Yaşları çok küçük olduğu için bu önemli bir davranış kanımca... ya da bir diğer deyişle iyi bir "alıştırma süreci".

Bu arada benim için önemli olan bir hobimden öz etmeden geçemeyeceğim: Avcılıktan (oysa ne yazık ki 2002 Nisan ayında bize avcılığı öğreten babamız avcıbaşı Hurşit Yüksek'ı kaybettik). İlerki sayfalarda avcılık maceralarımı bulabilirsiniz.

Zaman içinde 1995-1996 yıllarında geçirdiğim iki ameliyatın izleri giderek belirmeye koyuldu. Bu durum benim iş yaşamından bunalmama neden oluyordu. Kollarımdaki romatizmal ağrılar (ki romatizma her gezginin yakın arkadaşıdır) giderek arttı. Ben de sonunda emekli olmaya karar verdim!

Gerçekte bu kararı vermem güç olmadı; çünkü iş yaşamında belirli bir noktaya geldiğime inanıyorum. Bundan böyle tek arzum geçmişteki yaşamıma geri dönmek: Motorlu uzun yollara; motosikletli maceralara... Ancak biliyorum ki koşullar eskisinden çok farklı: Yaşlılık, rahatsızlıklarım, çocuklar... Özellikle de çocuklar!

Çocuklarla motorcu gezginlik nasıl bir araya gelecek? Hala bir formül arıyorum. Aklıma yatan tek çözüm Trabzon'a arbayla giderek çocukları halalarına bırakmak ve motoruma atlayarak Türkiye turuna çıkmak. Bu nedenle Trabzon'da bırakmak üzere bir motor almak istiyorum. Tercihim BMW 1100GS. Birde Girne'de gezmek için bir chopper sahibi olmayı arzulyorum. Bunun markası önemli değil. 2002 kışından başlayarak bu konu üzerine yoğunlaşacağım; ama ne demişler?.. Kısmet.

Şimdilerde motorlu günlerime dönmenin heyecanını duymaya başladım, ama tabiidir ki geçen yıllar nedeniyle koşullar biraz daha farklı. Örneğin gözlerimde görme bozukluğu başladı. Yaşlandık herhalde! Yine de kararlıyım geri dönmeye. Hemen ekleyeyim; çevremde bu eski sevdamı daha bir körükleyen etkenler de var: Trabzon'daki arkadaşlarımızın motorculuğa dönmesi; bu konudaki yayınlardan/dergilerden/yazılardan etkilenmem ve içimdeki o bitmek bilmez macera tutkusu!

Sonuç olarak diyorum ki:

Motorculuğa "kemale ermiş" bir motorcu olarak geri dönmekteyim!!!

Bir kez daha hoşgeldiniz.
 
Panel 6   Panel 8

Tasarım: Web Strateji Bu site en iyi MSIE 5.0 ve 800 x 600 pixel çözünürlükte görünür.

Hosted by www.Geocities.ws

1