İNANÇLARIM
Almanya’da yaşadığım ve ülkeme dönmek üzere karar verdiğim zamana dek fazla dinsel inançlarım
yoktu. Hatta ateist denebilecek kadar bile ileriye gider, zaman zaman çevremdekilerle
tartışırdım. Ancak bir gün geldi ki artık inançlı bir kişi olacak fikirlerim tamamen değişti.
1982 yılıydı. Almanya’da ailemin bir aylık izne gitmesiyle yalnız kalmıştım. Geçmişimi
sorguluyordum. Bir insanın ideal sayılabilecek kadar gereklilikleri yaparak yaşayabileceğine
inanmıştım.
Sabahtan akşama kadar okula gidiyor, öğleden sonraları bir çiçek seracısının yanında.
çalışıyordum. Üstelik okulum Dortmund’da, evimiz Lünen’deydi. Bu nedenle gece 10’da eve
gelebiliyordum.
Alman’ların yaşantılarını görmüştüm. Onların iyi yanlarını kendime örnek almaya karar
vermiştim. Temmuz ayı gelince benim işverenim Rolf Wank VW minibüsünü hazırlar, arkasına
karavanını takar, bir aylık konserve benzeri yiyeceklerini alır ve İspanya’ya giderdi.
Her yıl tekrarlandığı bu tatili beni çok beğenmiştim. Dönüşlerinde güneşten yanmış yüzleri ve
kuş gibi hafiflemiş görüntüleri dikkat çekerdi.
Onunla sık sık bu konuları konuşuyorduk: Kendisi hayatını planlamış gibiydi. Belli bir dönem
sonra kendini emekli edeceğini ve bu tür tatil yerilerine daha çok zaman ayıracaklarını
söylerdi. Gerçekte çok düzenli/planlı bir yaşantıları var Alman’ların.
İşte yalnız kaldığım o bir aylık dönemde bu gibi şeylerin muhasebesini yaptım. Çok kuralcı olan
bir yerdi Almanya. Bana gelmezdi. Özgür olmalıydım. 2 paket içtiğim sigarayı o ay bıraktım.
1981 sigarayla birlikte başka şeyleri de bırakmaya karar verdiğim yıldır.
Arabesk müziği, sigarayı, aşkı, arkadaşlığı, dostluğu ve birçok şeyi masaya yatırdım. Yepyeni
bir felsefe çıktı ortaya. İşta o benim hala kullandığım ve kendi yarattığım bir yaşam
biçimiydi. Benim felsefemdi. Mantığın ön planda olduğu bir felsefe. Saçmasapan, uçuk-kaçık
şeylerden uzak, ayakları yere basan bu felsefeyi hayata geçirmeme yardımı olduğu Allah
inancına kavuşmuştum. Bu şeylerin kazanılması için bir kişiye Allah’tan başka hiçbirşeyin
yardımcı olmayacağına inanmıştım. Ailem izin dönüşü sigarayı bıraktığıma inanamadı. Hatta
kimse inanamadı. Ama ben inanmıştım. 1981-2002’ye dek tek bir sigara içmedim. İnançlarım
sayesinde bu günkü halimi almıştım. Şükür etmeyi bilen, ancak olanla yetinmeyen, daha iyiyi
arayan, ailesini (eşini ve çocuklarımı kasteden ) seven bir kişiliğim olmuştu. Eşim olmadan
yolculuğa çıkmak istemiyordum. Modern yaşam tarzını benimsiyordum.
Tüm bunların tanrının izniyle gerçekleşebileceğine inanıyorum. Çok çalışmayı seviyorum.
Gezmeyi, seyahati, doğayı-denizi-dağları-avcılığı… Aşırı para hırsım yok; yeterince olması
kafi. “Şimdi” yaşamaya inanıyorum… arzularımı içinde olduğum zamanda olabildiğince
gerçekleştrmeyi… 70 yaşına dek çalışıp onmdan sonra yaşama felsefesine kesinlikle karşıyım.
İnsanın ne olacağı belli değil. Özellikle 2001- 2002 ekonomik kriz ortamında böyle bir
yolculuğu yapabildiğim için Allah’ıma şükrediyorum.
Bir kez daha hoşgeldiniz.