Bu yıl gezi hazırlıkları son safhasındaydı. Turan Almanya’dan yeni aldığı 1200cc. Honda
Goldwing ile Türkiye’ye gelecekti. Aldığı motor full grenaj ve çanta ekipmanı ile
muhteşemdi. İstanbul'da buluşup, Çanakkale’ye, aşağılara inmeyi planlıyorduk.
O günlerde cep telefonu olmaması haberleşmemizi zorlaştırıyordu.
Biz yol çıktığımızda, Turan da eşi ile Almanya’dan yola koyuldular. Yanlarında 200
Mercedes ile Sinan adlı arkadaşı da gelmekteydi. Maltepe’de Sinan’ların
evinde buluşacak olsak da ama motorum Samsun rampalarında arıza yaptı. Yatak
sardığı için sağ silindir çok ısınıyordu ve bu nedenle sesi de değişmişti. Tosya’ya
kadar 1. ve 2. vitesle gelebildik. Çoktan yolda olan Turan’larla haberleşemediğimiz
için geri de dönemiyorduk. Sonunda bir çözüm ürettik: Motorun çanta ve diğer bazı bölümlerini
sökerek otobüse yükledik ve ancak böylelikle İstanbul’a gittik.
Terminal’den Turan'ları aradığımız zaman onların Maltepe’ye geldiklerini öğrendik. Durumu
onlara anlattığımızda yanıma geldi. Birlikte otobüse yüklediğimiz parçaları yeniden motora
monte ederek tamircinin yolunu tutuk.
Yatakları, uzun uğraşlardan sonra tümüyle yenilenen ve Ordu’lu Mustafa’nın da yardım için
katkıda bulunduğu motorun tamir süresi tam 5 gün sürmüştü. Bu sürede İstanbul sokaklarını ancak
Turan’ın motoruyla arşınlayabiliyordum.
Bu arada İstanbul'da bulunan Çiğdem'in arkadaşı Nazan'ı ziyaret ettik. Kızı Işıl o yıllarda 2 yaşlarındaydı. Eşi Saim de yüzbaşıydı. Birlikte çok hoş vakit geçirdiğimiz de ekleyeyim.
Tamiri işi sona erince gezimiz iki motor ve bir arbayla başlayabildi. Bir ara birbirimizi
kaybedip, Çanakkale cıvarında yeniden buluşmamız dışında fazla sürpriz yaşamadık. Geceyi
geçirdiğimiz kampta Sinan iki çocuğu ile büyük bir çadır kurdu. Bizim çadırlar ise ikişer
kişilikti.
Ayvalık, Kuşadası derken indik Marmaris’e Datça yolu üzerinde Çubucak orman
kampingde yıllık tatilini yapan ağabeyim Erol ve ailesiyle buluştuk. Sohbet içinde gece
yarısının nasıl geldiğini fark etmedik bile.
Ağabeyim, Marmaris’den iki gün bizle beraber olduktan sonra ayrıldı. Biz ise Turan ve
Sinan’lar ile tatili sürdürdük. Birkaç gün sonra Sinan’lar da ayrıldığı için yolculuğa Turan
ile iki motor Alanya’ya dek devam ettik. Yollarda Olimpus mokamp gibi yerlerde
konaklayıp, Kaş gibi yerleri ziyaret ederek geçiriyorduk. Birkaç gün birlikte yolculuk
ettikten sonra Turan anne ve babamı görmek için bizden ayrılarak Trabzon yolunu tuttu. Biz ise
Çiğdem’le geziyi sürdürdük. Tam anımsayamasam da Kapadokya’dan geçerek Trabzon’a bir-iki
hafta sonra vardık. Kapadokya, yer altı şehirleri, kiliseleri, ilginç doğa manzaralarıyla
bambaşkaydı. Trabzon’da ise Turan’larla buluşarak kısa turlar gerçekleştirdikten sonra
açık bir havada Turan’ı Almanya’ya uğurladık. Bu anıları kamerayla tesbit etmiştik.