| Yıl |
Oku |
| 1984 |
 |
| 1984 |
 |
| 1985 |
 |
| 1986 |
 |
| 1987 |
 |
| 1988 |
 |
| 1989 |
 |
| 1990 |
 |
| 1991 |
 |
| 1992 |
 |
| 1993 |
 |
| 1994 |
Yapılmadı |
| 1995 |
 |
| 1996 |
 |
| 1997 |
 |
| 1998 |
 |
| 1999 |
 |
| 2000 |
 |
| 2001 |
 |
| 2002 |
 |
|
1998 Girne, İç Anadolu, Trabzon, Uzungöl, Bayburt (av) Gezisi
1998 yılı Haziran ayı, arabamız oldukça yıpranmış, motoruda zayıflamıştı. Bu nedenle onu satıp yenisini almak üzere Almanya'ya gitmeyi planlamış, pasaportlarımızı vb. hazırlamıştık. Geriye sadece vize alma işi kalmıştı. Alacağımız yeni arabayla Almanya'da bir süre gezmeyi, daha sonra da İtalya üzerinden geçerek gemi ile önce İzmir'e gitmeyi, ardından da Kıbrıs'a dönmeyi planlıyorduk. Tabii her zamanki gibi eşim ve oğlumuz Davidson Fuat ile birlikte.
Buraya kadar herşey güzeldi, oysa makuz talihimizi yenemedik ve vize alamadık! Bu nedenle
arabayı satmaktan vazgeçip rotamızı her zaman olduğu gibi Türkiye'ye çevirdik. Yani sonuçta yine Trabzon'un yolunu tutmuştuk. Kredi olarak aldığımız dört bin sterlinle beraber, birazda kızgın bir şekilde yola koyulduk.
Konya ve Ankara üzeri bir rota çizmiştik. Ankara'da başkent öğretmen evinde iki gün
kalarak eski arkadaşları ziyaret etme olanağını bulduk. Bir süre sonra Trabzon'a vardığımızda motorunun yenilenmesi içi arabayı bir haftalığına sanayi sitesinde bıraktık ve başka sorunları da
hallettik.
Genelde iyi geçiyordu günlerimiz. Tamir sonrasında av için tırmandığımız Zigana dağı artık zorlamıyordu arabamazın motorunu.
Yine de bu gezilerde hep birşeylerin aksikliğini hissetmişimdir. Arabanın altının alçak olması
nedeniyle her av dönüşünde ya eksozu kopuyor, ya da alt kısmında birşeyler bozuluyordu. Sanayi sitesi av dönüşü uğranılmadan geçilmeyecek bir yer haline gelmişti. Sözün özü, “salon tip” arabalarla ava gidilemiyeceği gerçeğini hissetmeye başlamıştım o günlerde. Peki ne olmalıydı bunun çözümü?
Sonunda çözümün bir JEEP'ten başka bir şey olamıyacağı gerçeği ile karşı karşıya kaldım. Zaten motorsuz kalarak geçirdiğim bunca zamana şimdide Jeep sıkıntısı eklenmişti. İki arada bir derede kaimışcasına karar vermeye çalışıyorduk eşim Çiğdem ile.
Av yolculuklarımıza başka serüvenleri de ekleyerek bu gezimizin de sonuna gelmiştik yavaş yavaş. Artık gitme zamanı dedikten sonra nihayet yollarla kucaklaşarak her zamanki gibi kavuştuk yavru vatanımıza.
Merhaba Kıbrıs.
|