| Yıl |
Oku |
| 1984 |
 |
| 1984 |
 |
| 1985 |
 |
| 1986 |
 |
| 1987 |
 |
| 1988 |
 |
| 1989 |
 |
| 1990 |
 |
| 1991 |
 |
| 1992 |
 |
| 1993 |
 |
| 1994 |
Yapılmadı |
| 1995 |
 |
| 1996 |
 |
| 1997 |
 |
| 1998 |
 |
| 1999 |
 |
| 2000 |
 |
| 2001 |
 |
| 2002 |
 |
|
1996 Girne, iç Anadolu, Trabzon, Uzungöl, Bayburt (av) Gezisi
28 Haziran'da (Davidson) Fuat'ın döğumuyla yeni bir dönem başlıyordu. Artık bir çocuğumuz vardı ve geziye araba ile gitmek zorundaydık, hemde yanımızda henüz birbuçuk ayını doldurmamış bir bebekle!
Birçok kişi bu işe “olmaz” dese de Ağustos ayı başında henüz 40 günlük bir bebekle çıkmıştık yine yollara.
Bu gezide bizi en çok endişelendiren şey Fuat'ın yollarda hastalanıp bizi zora sokması olasılığıydı. Ama korkularımız hiçbirzaman gerçekleşmedi.
Bu kez Ankara üzerinden Trabzon'a gitmeyi planladık. Nitekim gezimizin Trabzon ayağı yine rutin şeylerle yaşandı. Çevreye yapacağımız gezileri av fasılları izledi. Bir arkadaşımızın Kıbrıs'tan gelerek Trabzon'da bizi ziyaret etmesiyle bir hafta sürecek Artvin ve Rize gezisi gerçekleştirdik. Artvin'deki Ayder yaylaları ile kaplıcalarını gezdik. Uzungöl'de bir gece kalarak meşhur Trabzon tereyağında kızartılmış alabalığın tadına baktık. Maçka'da bulunan Meryemana manastırını'da
kapsayan Karadeniz turumuza Davidson Fuat bebeğimiz de renk katıyordu.
Hırçın karadeniz dağlarından süzülerek şelaleler oluşturan ve gürül gürül boşa akan dereleri gören Kıbrıs'lı arkadaşım ile eşi hayranlıkla izliyordu manzarayı! Yeşilin böylesini hiç görmemişlerdi tabii ki. O sıralarda Kıbrıs'taki havaları düşündükçe doğanın ne kadar cömert olduğunu bir kez daha anlıyorduk. Özellikle arkadaşım İsmet Güçlüsoy ve eşi Suzan
O yıl avda (Bayburt'da) amcaoğlu Fuat Yüksek ile oğlu Sinan'ın kötü bir biçimde vurularak yaralanmasıyla sonuçlanan bir av kazası da geçirmiştik. Benim bu güne kadar yaşadığım tek ve en kötü av kazasıydı. Acemi bir avcının geriye doğru havalanan bir bıldırcına aniden dönerek ateş etmesiyle orada bulunan Fuat ve oğlu Sinan'ın vurulmalarıyla noktalanan ve hastahanede bir dizi saçma çıkarma operasyonlarını izleyen bir av günüydü bu. Avı yarıda keserek geri döndük. Şu anda yaklaşık 20'şer tane saçma ile barışık durumda yaşayan Fuat ve oğlu uzun süre avı olayını protesto edercesine avlara katılmadılar.
Ama biz durur muyuz? Bir hafta sonra yine avdaydık tabi ki! Ancak bu sefer ekipte değişiklikler yaparak. Özetleyecek olursam yine hareketli ve maceralı bir gezi yaşamıştık.
Taşucu'ndan Girne'ye doğru yol aldığımız geminin güvertesinde oğlumuz Fuat'la birlikte tüm bu yaşadıklarımızı yad ederken gelecek yılın gezi planlarının da hayallerini kuruyorduk.
Ne yazık ki o günlere ait herhangi bir not tutmamışım. Ancak ve Bu nedenle -yaşadıklarımız sanal olarak canlandırmaya çalıştığımız bu süreçte- sadece olayları kamera filmlerini seyrederken anımsıyorum.
|