Marmaris... hem de hiç lastik patlatmadan! Orada da kamp atarak 1 hafta kaldık.
Burada güzergah anlatmaya biraz ara verip ilginç bir olaydan söz edeyim: Zeus tapınağını
gezerken Ahmet sütunlardan birine tuvaletini yapmaya girişti; ama aniden çıkıp gelen tapınak bekçisinin hışmına uğramaktan da kurtulamadı.
Tartışmaya başladılar. Bekçi “Kardeşim, burası tapınak, buraya su dökülür mü?
Burası dünyanın sekizinci harikası olarak kabul ediliyor” diye çıkışınca Ahmet Karadeniz'li
aksanıyla ne dese beğenirsiniz: “Ben zaten dünyanın harikalarından başka heryere su
dökmem!” Olay ise bu sırada bir grup turistin gelmesiyle yatıştı ama o günden bu yana
Ahmet de Zeus lakabıyla anıldı.
Zeus Ahmet Marmaris’ten otobüsle ayrıldı. Ben ise birkaç gün daha kalıp Tekirdağ yönüne doğru
yola koyuldum. Tekirdağ’da birsüre kaldıktan sonra Trabzon’a doğru asfalta çıktım. Bazen yağmur,
bazen güneş altında…
Giresun yakınlarında Yeniyol mevkiinde ise hala unutmadığım bir olay yaşadım: Gece saat
02.00 sularında -o tarihte çok ıssız olan- Yeniyol’a gelmiştim. Yalnızdım… farlarım da iyi
göstermiyordu çevreyi. Aklımdan birsürü tekinsiz “şeyler” geçiyordu.
Tam bu sırada karşıma birdenbire bir adam belirdi. Yola enine taşlar sıralamış ve bir
ölçüde kapatmıştı. Her bir taşın arası 40-50 cm.di. Bağırarak üzerime gelmeye başladı ve
elindeki jant kapağına benzettiğim şeyi bana fırlattı. Kafamı eğdim, ama kaçamadım, attığı
şey kaska vurdu. Hemen dengemi bulup uzaklaşmaya çalışsam da arkamdan koşuyor ve “dur,
dur” diye bağırıyordu.
Şoke olmuştum. Hiç beklemediğim bir anda yaşadığım bu olay sonucu epey korkmuştum. Vitesi
küçültüp gaza bastım adamı geçmiştim ama karşımda bu kez de taşları gördüm. Tüm dikkatimi
toplayarak 2 taşın arasından geçmeye çalıştım; arka tekerlek taşa vurdu ve motoru kötü
bir biçimde sarstı. Adam ise hala arkamdan koşuyor ve elindekileri bana fırlatıyordu.
Ara sıra arkama bakarak uzaklaştım oradan ama yol hala ıssız ve karanlıktı. (Şimdilerde o yol
tesis, konut ile dolu ve aydınlık). İlerde ışıkları görene kadar bildiğim bütün duaları
okuduğumu söylememe sanırım gerek yok!
Birkaç gün etkisinde kaldığım bu olayı arkadaşlara anlattığımda ise gülmeye başlıyorlar ve
halüsilasyon gördüğümü öne sürüyorlardı. Acaba? Hala bu olayı çözemedim ama bana göre
düpedüz gerçekti.
Bir süre sonra kardeşim Turan Almanya’dan Suzuki CSX 750 ile geldi. Trabzon
bölgesindeki kısa turlarımızdan sonra Tekirdağ’a beraber bir yolculuk yaptık.
Turan uzun yolların adamıydı ama gezginlik ruhuyla hareket etmediği için çok kısa sürede
ulaşmak istiyordu gideceği yere. Örneğin Trabzon’dan Tekirdağ’a gece de dahil 1 günde
ulaştık! Bolu’da servis lokantasında çorba molası verdiğimiz sırada uyuyakalmışım.
Sabah 05.00 civarı gözlerimi açtığımda hava aydınlanmıştı. Turan ise hiç uyumamıştı.
Ben daha sonra Trabzon’a otobüs ile döndüm.