| Yıl |
Oku |
| 1984 |
 |
| 1984 |
 |
| 1985 |
 |
| 1986 |
 |
| 1987 |
 |
| 1988 |
 |
| 1989 |
 |
| 1990 |
 |
| 1991 |
 |
| 1992 |
 |
| 1993 |
 |
| 1994 |
Yapılmadı |
| 1995 |
 |
| 1996 |
 |
| 1997 |
 |
| 1998 |
 |
| 1999 |
 |
| 2000 |
 |
| 2001 |
 |
| 2002 |
 |
|
1995 Girne, Akdeniz, Ege, Marmara, Trabzon, iç Anadolu; Bayburt (av) Gezisi
Girne limanında başlayan ve aynı limanda biten 1995 yılı gezisi ilk arabalı gezi olma özelliğini taşır. Bu nedenle motorsuz yapacağımız bu farklı yolculuk değişik duygular yaşamamıza neden olmuştur. Doğaldır ki yaşayacağımız anların motorla geçirdiğimiz günlerdeki kadar zevkli olmayacağını biliyorduk. Ancak şartlar böyle gerektirdiği için yapılacak birşey de yoktu; çünkü
eşimin 1993 yılının Eylül ayında öğretmenlik mesleğine adım atmasıyla başlayan yeni bir döneme girmiştik. Aynı yılın Temmuz ayında BMW R.60-5 ile çıktığımız geziyi, motorumuzun Bodrum yakınlarında arızalanmasıyla yarıda bırakarak Trabzon'a dönmüş ve gezgin ruhumuzu tam manasıyla doyuramadığımız bir sezon geçirmiştik.
Bir süre sonra Kıbrıs'a geri geldiğimizde eşim Çiğdem Eylül'de görevine başlamıştı. Motorun satışı ile ilgili olarak Dursun Ahıskalıoğlu'na da bir vekalet bırakmıştım. Motorun satış haberi geldiğinde ilk kez hissettim ki, artık motorsuzdum. Bundan böyle “motorsuz motorculuğu” oynayacaktım uzun bir süre!
O yıllarda doğru dürüst bir işim olmadığı için de ekonomik açıdan çok zorluklar çekiyorduk. Bir iş bulmalıydım? Ama ne ? Öyle bir iş bulmalıydım ki gezilerimizi aksatacak bir iş olmamalıydı. Ayrıca beni özgür bırakacak ve rahat bir iş de olmalıydı. Sözün özü, istediğim zaman istediğim yere gidebilmeliydim.
Üç yıllık araştırmalarımız böyle bir işin ancak taxi işletmeciliği olabileceni işaret etti. Motorun parasıyla birlikte bütün birikimlerimizi toparlayarak durağı bir otele (Mare Monte Hotel) ait olan bir taxi satın aldık. Paramız, 200 Dizel Mercedes arabanın ancak yarısına yetti; istenilen fiyatın kalan kısmını borçlandık.
1994 yılı, yaz sezonunu çalışarak geçirdiğim sıkı bir yıl oldu. Hayatımda ilk defa böylesine bir borca girmiştim. Ancak inançlarım ve kararlılığım sayesinde bir sezonu feda ederek başarmıştım.
1995 yılına geldiğimizde yapacağımız gezinin planlarını oluşturmaya başlamıştık bile. Artık iş yerimi sırtımda taşıyordum. Kepenk açma veya kapama derdi de yoktu. Özgür bir işim vardı yani. Bir gezgin için biçilmiş kaftandı bu iş. Tabi eşimin mesleğide buna olanak sağlıyordu. Böylece yaz tatilimizdehayallerimizi gerçekleştirebilecektik.
Nihayet; 1995 yılının 20 Temmuz'unda, Girne limanında arabamızın gemiye yerleştirilmesiyle, yaklaşık 9000 km. sürecek bir geziyi başlattık. Gerçi motorla çıktığımız gezilerdeki heyecanı bulamıyorduk; ama bir yıl ara verdiğimiz gezi maceramız yineden başlıyordu.
Akdeniz'i ve Ege'yi karış karış dolaşarak Çanakkale'den Trakya bölgesine geçtik. Tabii ki Tekirdağ'da bulunan amcamı ve Çorlu'daki ağabeyimi de ziyaret etme imkanımız oldu. İstanbul'a geldiğimizde ise araba ile yolculuk yapmanın motora oranla ne kadar zor olduğunu bir kez daha yaşayarak anlamıştık. Öte yandan kalabalık bir şehirde gezmek, o şehri iyi bilmeyen biri için oldukça da zordu.
Çiğdem'in Doktorluk yapan bir akrabasını ziyaret için gittiğimiz Kartal semtinden geriye (Zeytinburnu'na) dönmek için çıktığımız otobanda bir türlü karşı yola geçemeyerek kendimizi Düzce'de bulmamız bunu kanıtlıyordu. Bu aksilik nedeniyle birkaç gün daha kalmayı arzuladığımız İstanbul'u istemiyerek terk etmek zorunda kaldık. Zaten ne demişler; “yolcu yolunda gerek”! Oysa eğer motorla olsaydık geriye dönebilecektik.
İstanbul’dan çıktıktan sonra Trabzon'da çevre illere kısa kısa turlar yaparak zamanı değerlendirdik. Bu arada av zamanı geldiğinden Bayburt Av partilerini de gerçekleştirmeye başladık. Yaklaşık 1,5 ay süren ilk arabalı gezimizi bir hayli heyecanlı macera yaşadıktan sonra Eylül'de okulların açılması ile birlikte Girne limanında noktaladık.
Bu araba ile 1996, 1997 ve 1998 yıllarında da benzer geziler yaptık.
|