Ziyaretçi Defteri
Haberler
Sizden Gelenler
Bayburt Şiirleri
Link Ekle
Linkler
e-mail

Bayburt Hakkında

Bayburtun Köyleri
Ermeni Mezalimi
Ermeni Mezalimi-2
Coğrafi Konum
Ekonomi
Yemeklerimiz
Yeraltı Şehri
Nöbetçi Eczaneler

Belediyeler

Bayburt Bel.
Arpalı Bel.
AydıntepeBel.
Demirözü Bel.
Konursu Bel.
Gökçedere Bel.

Önemli Linkler

Telefon Rehberi
SSK Hiz. Dökümü
O.S.Y.M
M.E.B.
Vergi Numarası
Kimlik Numarası

 

YENİDEN YİNE…

 Editöre e mail Yolla

Henüz bir işe girişmenin  bir şeyler yapmanın heyecanını üzerimizden atamamışken ikinci bir yazıyla siz çok değerli hemşehrilerimizin karşısındayız yine.

            Eylül gibi hüznün, hicranının, kederin sarı ışığıyla iç içe olduğu bir ayda yayın hayatına başlayan (4 Eylül Çarşamba) ve yarı elektronik bir dergi hüviyetinden daha çok sözün ve değerlerin gücüne önem veren bir Bayburt sitesi olarak  ve şimdilik bazı imkânlardan yoksun olarak  devam etmekte kararlıyız yolculuğumuza. Bilemiyorum belki tedricî ve kümülatif bir formda ilerleyecek ve bir gün bir okula dönüşeceğiz. Bunu ancak zaman gösterebilir. İlk yazımızda da değindiğimiz gibi iddialı değiliz; ama iddialı olmadığımızı her söylediğimizde de o kavrama doğru bir adım daha attığımızın bilinciyleyiz. Hep adım atacak, hep sızacağız; çünkü her kemalin bir zevali var. Mükemmeliyeti bir zirve olarak düşünürsek zirvenin her yanının düşüşle kaplı olduğunu biliyoruz. Bundan dolayıdır ki hep ona yakın bir yerlerde durmaya çalışacağız.  Bu doğrultuda şairimiz   Dertli’de  kemal-zeval  ilişkisini

 

            İkbâle zevâl erse ne var sende kemâl var

            Mağrûr-ı kemâl olma ki ardınca zevâl var

sözlerle ne güzel serper mısralara:

Eylül gibi dedim. Yıllar önce bir arkadaşıma yazdığım dizeleri hatırlattı bana Eylül.

 

           Eylüller içimde gam çiçeği

           Eylüller ölümdür bana

           Bekle beni solan akşamlarda

           Geleceğim bir gün sana.” 

Hep bir ıstırap sancısıyla geçti Eylül’ümüz. Hep gam çiçeği, kaygu hisleri sardı benliğimizi. Çünki  “Acaba Bayburt’um için, hemşehrilerimiz için  bir şeyler yapabildik mi ?” nin muhasebesiyle yanıp tutuştuk hep. Bu solan akşamlardan yeni şeylerle yüreklerinize, düşüncelerinize nasıl yolculuk edebiliriz sabırsızlığıyla yaşadık bir ay boyu.

            Evet hepinizi en içten, en samimi en beklemediğiniz bir şekilde selamlıyor ve yüreğimizin el değmemiş köşelerinde sakladığımızı itiraf etmek istiyorum buradan. Gönderdiğiniz maillerin, ziyaretçi defterine yazdığınız görüşlerin her şeye karşın bize güç verdiğini söylemeden geçemeyeceğim.

            Sitemiz ilk çıktığı günden bugüne içerik açısından olsun görsel açıdan olsun bir çok değişikliğe uğradı bir ay içinde. Hem dahi bir ayı dolmadan oldu bu değişim.

            Görsel açıdan ana sayfayı bazı Bayburt resimleriyle güzelleştirmeye çalıştık. Bayburt Resimleri adı altında bir link attık. Gelecek sayılarda bu linki doldurmayı düşünüyoruz. Bunun yanında Bayburt Şiirleri linki, Bayburt ile ilgili kısa bilgilerin yer aldığı linkler yeni eklediğimiz linkler. İlerisinde link sayımızın artacağını buradan duyurmak istiyorum hemşehrilerime. Ayrıca “Sizden Gelenler” linkinden hemşehrimiz tarihçi-yazar Taceddin KAYAOĞLU’nun 1913 yılında kurulan “Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti” ile ilgili yaşadığımız şu günlerde daha bir önem arzeden çalışmasını hayranlık ve gururla okuyacağınızı umuyoruz.

            Yağmurla yıkanan bahçeleri, tarumar olmanın efkarını yaşayan bağları, ılık ve tatlı esintileri ve yüreği yakıp geçen  ve her biri bir mısra olan günleriyle geçiyorken güz doğrusu kilitlenmedik değil duygu seline. Hüznün, hicranın melodileri okunuyorken yalnız kuşların kanatlarında ve ağlıyorken çıplak  dallar, site için neler yapabiliriz derdiyleydik biz.  

            Küreselleşen dünyamızda yerel değerlerimizin küresel bir medya olan  Internet’te en ideal olarak  tebliğini ve temsilini yapmak düşüncesiyle olmak hüznün yanında  hep mutlu etti bizi. 

Küreselleşmeye yüklenecek  asıl  anlam önümüzdeki yıllarda  yerel olandan geçerek ve onu sentezleyerek şekilleneceği için, daha doğrusu inancımız bu istikamette olduğundan bize ait yerelliği paylaşıma açmak gibi bir hizmetin bilinciyle ve övgüye kaçmayan  bir edayla hoşnutluğu da yaşadık bir ay boyunca.

Henüz ikinci yazıya son verirken acziyetimiz sözü en iyi icra eden bestekârlarımız  karşısında, her şeyi bizce anlatamamak / anlatmamak gerçeğini salık verdi ki bizden bunu yapmaktan kaçınmadık. Bestekârlığının yanında hattat ve de şair olan Buhurizâde Mustafa Itrî’nin , ırak makamındaki ağır semaisine teslim ettik kendimizi. Sizin teveccühünüz ve alakanız karşısında söyleyeceğimiz söz ancak o bestekârın söylediği olabilirdi.

            Tuti-i mûcize-gûyem ne desem laf değil…  

           

Editör Yazıları

Mart Ayı

Kurban Bayramı

Şubat Ayı

Ocak Ayı

 www.senolbayburt.cjb.net

 

Hosted by www.Geocities.ws

1