Ziyaretçi Defteri
Haberler
Sizden Gelenler
Bayburt Şiirleri
Link Ekle
Linkler
e-mail

Bayburt Hakkında

Bayburtun Köyleri
Ermeni Mezalimi
Ermeni Mezalimi-2
Coğrafi Konum
Ekonomi
Yemeklerimiz
Yeraltı Şehri
Nöbetçi Eczaneler

Belediyeler

Bayburt Bel.
Arpalı Bel.
AydıntepeBel.
Demirözü Bel.
Konursu Bel.
Gökçedere Bel.

Önemli Linkler

Telefon Rehberi
SSK Hiz. Dökümü
O.S.Y.M
M.E.B.
Vergi Numarası
Kimlik Numarası

 

 Editöre e mail Yolla

…daha bir şen olabilirsin ey yüce kentim
daha bir gülebilirsin

1989'da il olma mutluluğunu yaşamıştın. Şimdiyse söz âlemin açılıyor dünyâya…
Tarihî bir geçmiş göz önüne alındığında asırlardan beri bir çok medeniyetin önemli bir yurdu olmuştun. Nedîm'ce bir söyleşiyle bir sengine / taşına bugünün bir çok yeni semti senin için fedâ olmalıydı. Sen görünenden öte yönü de olan bir beldeydin. Âşıklar, velîler, şâirler yatağıydın. Biz bir Bayburtlu olarak bunun farkındaydık; ama bir şeyler yapamamanın inkisârıyla iki büklüm olmuştuk.
İlk gençlik yıllarımızı hep Zihnî'nin, İrşâdî Baba'nın, Ağlar Baba'nın, Celâlî'nin, Hicrânî'nin… şiirleriyle süslemiştik; süslemiştik çünkü büyüklerimizden bunları dinlemiştik.
Tüm bunlara karşın Bayburtlu bu söz cevherlerini tam olarak tanımıyorduk. Bilgi çağını yaşamanın verdiği ilhamla kendimizi söz ustalarımıza borçlu hissettik. Bir site hazırlayacak böylece hem Bayburtlu Halk Edebiyatı şairlerimizi kitlelere tanıtmış olacak hem de bir şehre mensûbiyet düşüncesinin gerektirdiği mes'uliyet esası etrafında bir vefâ borcunu ifâ için ilk adımları atacaktık.
Yaz aylarının sıcağında herkes tatil yapmak için değişik yerlere giderken biz Bayburt'un söz ülkesine yolculuğu seçerek bunu yerine getirecektik. Söz iklimine bir kentin girerken biraz heyecanlı ve de bir şeyler yapacağımıza inandığımızdan dolayı sevinçliydik.
Gücümüzün yettiğince, uykusuz kalacağımız geceleri hesâp etmeden, bize özge fedakârlığımızla yola çıktık.
Amacımız kutsaldı; buna inanıyorduk. Elimizde doğru dürüst bir kaynağımız olmadığı gibi bir çok şairimizin hayatına dâir de kaynaklarda iler tutar pek fazla bir şey bulunmuyordu. Biz buna karşın gerektiğinde şairlerimizin hayatını yeniden yazdık. Bir kısmının geniş hayatını ise şu an elimizdeki imkânsızlıklardan dolayı sonraya erteledik.
Şairlerin şiirlerini yazarken sanki Ağlar Baba'nın "Muhabbethâneye siz safâ geldiz" dediğini ve ona eşlik eden Celâlî'nin "Gülümün gülşeni sen sefa geldin" dizesiyle bu niyetimizde bize şevk verdiğini duyarak daha bir gayretle ve samimiyetle sarıldık bu gönül sultanlarının sözlerine.
Samimiydik. Şairlerimizi sırf genç nesillerin istifâdesine sunabilmek, onların kendi kültürel miraslarına sâhip çıkma güdülerini uyandırmak için bir çağrı türküsü olur ümîdiyle soyunduk bu işe.
Sahih iletişimin belirtilerinin bütün kesimlerce ne olduğunun tam belirli olmadığı ve geçmişe ait değerlerin yozlaştığı bir ortamda biz Zihnî'yi, Ağlar Baba'yı tarihe gömmek istemiyorduk.
"Yedi"nin öteden beri süregelen mânâ âlemine hasr edilimş bir yeri olmasından dolayı şiir linklerini yedi ile sınırlı tuttuk. Siteyi ziyâret eden kardeşlerimizin 7. linki tıkladıklarında şâirlerin diğer şiirlerine ulaşabilmeleri mümkün.
Her şey nihâyetine erip de siteye isim vermeye sıra gelince doğrusu biraz zorlandık. Önerilen birkaç isimden "şenolbayburt" hoşumuza gideni olduğundan onda karar kıldık.
Zirâ Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenen ve notalanan "Bayburt Dağlarında Tabakam Kaldı" isimli Bayburt türkümüzde de bu söz geçmekteydi.

Bayburt dağlarında tabakam kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı
Bayburt dağlarında kunduram kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

Bayburt dağlarında mendilim kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı
Bayburt dağlarında tabancam kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

Bunun yanında "sen ol" sözcükleri değişik çağrışımlar getiriyordu bize doğasından. Bundan şehrin, yeniden şiirin gür akan ırmağı olması fısıltısını anlıyorduk. Bu cevherin bu topraklarda var olduğunu öğrenmiştik. Şaire ve de şiire olan sevginin bir diriliş başlatacağını ve bunun zamanla sözün yeni ve güçlü iksiriyle daha güzel günleri getireceğini umuyorduk.
90'lı yıllarda şiirin yeniden keşfedilmeye başlanması ve müziğin eğitimden ve sanattan öte yapılmasındaki artış, sözün bitişinden dolayı eski müzik eserlerinin revaç bulması bir arayışı da beraberinde getirmişti. Bu arayış pusulasını yeni ve bâkir bir alan olan şiire yöneltmeye başlamıştı.
Zamanla oluşan aymazlığın referansları bir gün kurumaya başlayacak ve seçkin bir sanat olan şiir eskideki tahtına bir kez daha kurulacaktı. Rûhumuzu derinden saran muştulardı bunlar.
Her ne olursa olsun biz eskide bir yerlerde kalan bu rûhun ve şiir gücünün ışıktan bir sütün gibi göğe yükselişinin, gerçekleşmesi zor olmayan ümidiyle donattık kendimizi.
Elden geldiğince dâr-ı fenâya irtihâl etmiş şâirlerimizin şiirlerine yer vermeyi uygun bulduk. Bu belki tam olmasa da subjektif olabilmemiz için gerekliydi. Buna reğmen ileride yaşayan şâirlerimize de yer vermeyi düşünüyoruz.
İstediğimiz düzeyde bir mükemmeliyete doğaldır ki ulaşabildiğimizi iddia etmiyoruz; ama zamanla bunun gerçekleşeceğine olan inancımız da kavî.
Affola eğer sürç-i lisân etti isek…
Söze muvakkaten hitâm verirken o mutlak ve mükemmel söz sâhibinin inâyetine ve daha güzel şeyleri görmeye, düşünmeye ve yapmaya da inanıyoruz.

Şiirle kanatlansın rûhlarınız
Şen olasınız…

 

Editör Yazıları

Kurban Bayramı

Şubat Ayı

Ocak Ayı

 www.senolbayburt.cjb.net

 

Hosted by www.Geocities.ws

1