CELÂLÎ (1850-1915)
Asıl adı Ahmet olan Celâlî 1850 yılında Bayburt'un
Tahsini (Ozansu) köyünde dünyaya gelir. Yoksulluk içinde yaşamla
hesaplaşmaya başlayan Celâlî maişetini köyünde çobanlık yaparak,
bağda bostanda çalışarak, çiftçilikle idame ettirir. Çobanlık
yaptığı günlerin birinde hayvanları zamanı gelmeden, vakit henüz
ikindiye doğru ilerlemeye başlamışken köye getirir. Aynı zamanda
da normal olmayan bir görüntü vermekte ve sürekli bir âşıkların
söylediği şeylere benze şeyler söylemektedir. Bu anormallik karşısında
heyecana kapılan ve telaşlanan babası köyün hocasına durumu bildirir.
Köyün hocası Celâlî'ye ilişilmemesini salık verir. Olay çevre
köylerde duyulur. O bir kaylule (öğle uykusu) vaktindeki kestirmesiyle
aşk elinin miftahını almış, himmet babından içeri girmiştir. Söz
bütün her şeyiyle bir penceresini de ona açmıştır. O "aşk
meyinden bâde" süzmüş Bayburt'ta Hakk ve Halk âşıklarına
söylenen tabirle "baba" olmuştur. Artık Celâli Baba
namıyla geniş kitlelerce duyulacak şiirlerindeki aşkınlık her
gönülde kendine göre bir anlam yüklenecektir.
Bir peri aşkından divâne oldum,
Çağladı göz yaşım akıyor hocam.
Erenler şâhından bir nâme aldım
Dilim ezber etmiş okuyor hocam
Pîr destinden nûş eyledim bu âbı
Anda açılmıştı aşkın kitâbı
Yegan yegan sor ki verem cevâbı
Bugün gam kervanım kalkıyor hocam.
İndim seyreyledim irem düzleri
Kudretinden sürmelenmiş gözleri
Oturmuş bir bölük hûri kızları
Ebrişimden halı dokuyor hoca
Bir yere cem olmuş Kırklar erenler
Her bakışta Arş u Kürsi görenler
Devâsız dertlere derman verenler
Her biri bir derse bakıyor hocam.
Yaktı Celâlî'yi bu aşkın nârı
Sağ başta durmuş Kırklar'ın pîri
İçlerinde gördüm Horasan eri
Hû çekende cânlar yakıyor hocam.
Bu mısrâ'larla yeni bir şair olarak kervana dahil olan Celâlî
Baba'nın, Sünür'deki medrese eğitimini tamamlamasıyla ümmîlik
vasfı sona erer. Bu köydeki hocası ise "Hacı Hoca" adıyla
anılan ilim irfân sahibi meşhûr bir zattır.
Celâlî Baba yaşamı boyunca sazı eline almamış, şiirlerini de irticalen
/ düşünmeden, birdenbire söylemiştir. Şiirlerinde beşerî arkaplan
yanında tasavvufî bir örgü de ziyâdesiyle dikkat çekmektedir.
Bazı şiirlerinde hanımı tarafı olan "Kerimoğulları"
ile aralarındaki anlaşmazlığın yansımaları görünmektedir. Celâli
bu şiirlerinde adı geçen kabilenin zulmünü ve yaptıklarını anlatır.
Celâlî Baba'nın kendisini koruyan zâtlara övgüler yağdırdığı şiirleri
de bulunmaktadır.
Şiirlerini kendine özgü bir yorumla okuyan ve etkili sesiyle başkalarına
sevdirense Mahmûd isimli bir cân dostudur.
Şiirlerinde etkilendiği zâtlara dâir açık işâretler bulmak mümkündür.
Halk şiirinin bir çok türünde şiiri bulunmaktadır.
1915 yılında Hakk ile vuslatı gerçekleşen Celâlî Baba'nın kabr-i
şerifi doğduğu köy olan Tahsini'(Ozansu)dedir.
Yaşamı ve şiirleri Selim HAŞLAK ve M.Kemal YANBEY tarafından hakkında
yazılan kitaplarla kayda geçirilmiştir.
Aşk'ın dükkanında hayat elinde
Şemseli kaputun yakasıyam ben
Hublar yığnağında dilber belinde
Bir altun kemerin tokasıyam ben
Beyler için Horasan'da halıyam
Lahur'un alıyam, Keşmir şalıyam
Dağıstan'da anka tüccar malıyam
Lâ-mekân şehrinin çuhasıyam ben
Bizi otağına okudu pirler
Muhabbet elinden dem çeken erler
Celâlî sakisin kadeh sun derler
Besbelli Mormaç'un sakasıyam ben