Dr. Şükrü NİŞANCI
ŞEHİRLERDEN BİR ŞEHİR
Bir kırlangıç hüznüyle
vadilerini aşıp
Kader bir şans tanısa, başımı sana kordum
Hasret hasret yayılan dağlarında dolaşıp
Tüllenen akşamında ebedi kaybolurdum
Gözlerimin azalan ışığında harlanır
Granada, İstanbul ve Kandahar Bayburdum
Saklar koynunda üryan gizemini
Babil’in
Kah bir hüzzam şarkıyı mırıldanır Çoruh’um.
Kahrına düşmüş gibi bir sürü ebabilin
Senden öte durdukça, zahar yanacak ruhum
Manendin olmayacak sisli katran
şehirler.
Bir tek gökte Süreyya sana ayar Bayburdum.
Kaç bin yıllık sevdanın yücelttiği
ey şehir.
Serin Türkülerinle kendimi buldum ama
Yıllar yılı geçtikçe; içim başka depreşir
Ve her akşam turnalar kanat çırpar rüyama
İğne iğne kalbime hasreti
batan yurdum.
İçimde eski sızı, bir özge yar Bayburdum
Yaşanmadık bir ömrün
hayaliyle oralı
Gam ortağı zihniyle nicedir dertleşirim
Takatimin üstünde bazen gönlüm yaralı
Dedem Korkut’la bazen şen çocuklar gibiyim.
Tezatlarından yaman cilve fışkıran
yurdum.
Bin tutkudan süzülen bir yadigar Bayburdum
Zamanın ötesine al beni, götür
beni
Yalnız seni gördüğüm seni bulduğum yere
“Giydir çarıklarımı” duya duya cemreni
Uçur kaleden beni ait olduğum yere
İhramınla güzelsin gayrıdan
saklan yurdum
Ben efkarlı kalayım, sen gizemkar Bayburdum.