Taceddin KAYAOGLU
BAYBURT
MÜSLÜMAN DILENDIRMEZLER CEMIYETI
Anadolu'nun
kuzeydogusunda, bugünkü dogu karadeniz bölgesinin güneyinde ve
Çoruh nehri vadisinde sarp bir dag kütlesi üzerine kurulmus bulunan
Bayburt, çevresi ile beraber Türk'lerin Anadolu'da ilk olarak
yerlestikleri bölgelerdendir. Bilinebilen tarihi M.Ö. 3000-2500
yillarina kadar giden Bayburt'un kesin olarak Türk hakimiyetine
girisi Malazgirt zaferinden sonra olmustur. 1072'den 1202'ye kadar
bazen Saltuklular'in, bazen de Danismendliler'in hakimiyetinde
kalan sehir, 1202'de kesin olarak Saltuklular'in hakimiyetine
son veren Selçuklular'in eline geçmis ve asil gelismesi de bu
dönemde (Tugrul Sah ve Cihan Sah 1202-1230) olmustur. Daha sonralari
Ilhanlilar, Eretnaogullari ve uzun bir müddet Akkoyunlular'in
elinde kalan sehir ve çevresi 1501 yilinda Safevîler tarafindan
alinmistir. 13 yil Safevî hakimiyetinde kalan Bayburt'un Osmanlilarin
eline geçisi ise, Yavuz Sultan Selim'in Iran seferi sirasinda
gerçeklesmistir (1514). Ilhanlilar ve Selçuklular döneminde ekonomik
ve kültürel açidan önemli gelismeler kaydeden Bayburt, bu gelismesini
Osmanlilar zamaninda da sürdürmüstür. Ticaret, sanat, egitim ve
kültür tarihimizde mühim bir yeri olan Bayburt'ta XIX. yüzyila
kadar önemli bir olay cereyan etmemistir. XIX. ve XX. yüzyilda
meydana gelen Osmanli-Rus savaslari 1828-1829/1876-1877 (93 Harbi)
ve 1914-1918 (Birinci Cihan Harbi) , sehir üzerinde fevkalâde
kötü bir tesir icra etmis ve halki sedîd bir zulme maruz kalmistir.
1828-29, 1878 ve 1916'da Ruslar tarafindan isgal edilen Bayburt,
bu isgaller sirasinda büyük ölçüde tahrip edilmistir. Yakma, yikma
hadiselerine bir de Ermenilerin katliamlari eklenince sehir yasanmaz
bir hale gelmistir. Yapilan bu tahrip, yagma, iskence... ve zulümlerin
maddî zararlarinin yaninda manevî ve kültürel degerler de hedef
ittihaz edilmis ve neticede telafisi zor büyük bir hasar meydana
gelmistir. Maruz kalinan bu durumun Türk-Islâm medeniyetine ait
degerlerin saf bir biçimde yasandigi Bayburt halki üzerinde derin
bir tesir icra ettigi süphe götürmez bir gerçektir.
Asirlar boyu, "Veren el, alan elden üstündür" düstûrunu,
kendisine siar edinmis ve bunu bir yasama biçimi olarak telakki
etmis olan Bayburtlu, yoklugun ve açligin ne demek oldugunu çesitli
zamanlarda tecrübe etmis olsa bile, en acisini maruz kaldigi bu
isgaller sirasinda tatmis ve; "Allah'im sen hiç kimseyi açlikla
imtihan etme!.." sözünü adeta bir vird haline getirmisti.
Hiçbir kimsenin, hele onur ve gururuna düskün hiçbir Bayburtlu'nun
tasvip edemiyecegi bir davranis olun dilenciligin bu dönemde Bayburt
ve çevresinde de yayilmaga basladigini görmek, gelinen aci noktanin
hangi asamada oldugunu göstermesi açisindan mühimdir. Ayrica issizligi
veya diger baska hususlari bahane edinerek, insanlarin hiçbir
karsilik beklemeden sirf Allah rizasi için verme gibi güzel hasletlerini
sûistimâl edenlerin çikabilecegini de hatirdan çikarmamak gerekir.
Iste Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti de böyle felaketli
günlerde Kaza Kaymakami Tunali Hilmi Bey'in önderliginde kurulmustur.
Bayburt esrafinin da genis bir katilimiyla olusturulan Cemiyet'in
nizamnamesi 1913 (1329) yilinda yayinlanmistir. 12 maddeden mürekkep
bu nizamnamenin elimizde mevcut iki nüshasi bulunmaktadir. Bunlardan
biri Erzurum Ittihad Matbaasi'nda, digeri de Samsun'da Matbaa-i
Cemil'de basilmistir.
Faaliyetlerini "Dilendirmezler Ocagi" adiyla anilir
bir idare heyeti vasitasiyla yerine getiren Cemiyet'in maksadi;
"Issizligi bahane edinerek dilencilige girismis, yahut girisecek
olanlara is" bulmaktir (madde-2). "Is'in, islemenin
dostu, issizligin düsmani" olan Cemiyet'in azalari "Sâîler"
ve "Dilendirmezler" olmak üzere iki kisimdir (madde-9).
Sâîler Cemiyet'e giris ücreti olarak en azindan bir çeyrek mecidiye
(Sâîler sadakasi) verip yazilanlar, her nerede olursa olsun (Müslüman
dilenmez, dilendirilmez) emelini takip etmek ve ettirmek vaadinde
bulunanlardir. Dilendirmezler; "Nereli olursa olsun, Cemiyet'e
girerken bir çeyrek mecidiye (Dilendirmez sadakasi); hem girdiginin
ilk ayinda, hem de her senenin Mart'la, Eylül'ünde yarimsar mecidiye
(Aylar sadakasi) verenlerdir. Ayrica, "Dilendirmezler, gönüllerinde
(kati bir merhamet), ruhlarinda (Müslüman dilenmez, dilendirilmez)
emelini tasirlar...". Nizamname'nin en ilginç maddesi ise
10. maddedir: "Cemiyet, azasi 7 kisiye kadar inmis, bunlarin
da re'yleri birlesmis ise feshedilebilir. Yine o sart ile ki,
Cemiyet'in fesh kararini verenler; Cemiyet'in bütün varini alarak
Edirne'ye gidecekler, orada ömürlerinin sonuna kadar Islâm yoksullari
için çalisacaklardir".
Bayburt'un medâr-i iftihârlarindan sâir-i sehîr Zihnî'nin dilinde;
"Âsinâ-yi hakayik u mecâz", "Nesr ü tahsîlde Misr
u Hicâz", "Ahd-i gülsende sehr-i Sirâz", "Ilm
ü tefsirle hilkat-tirâz" ve "Belde-i sâirede azdan az"
olan Bayburt'un, dolayisiyla hiçbir memleket ve ahalisinin böyle
kötü bir duruma duçar olmamasi; insanimizin bugünlerde unutmaga
yüz tuttugu hasbîlik, dîgerkâmlik ve baskalari için yasama gibi
güzel hasletlerini kaybetmemesi; devlet ricalimizin bu mevzuda
gerekli bütün tedbirleri almasi temennisi ve ileride bu sahada
arastirma yapacak olanlara bir me'haz (kaynak) teskil etmesi açisindan
1913 yilinda sade bir üslûpla kaleme alinarak yayinlanan bu nizamnâmeyi
aynen asagiya aliyoruz.
Bayburt
Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti Nizamnâmesi
Madde-1: Bayburt'ta "Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti"
adiyla bir cemiyet kurulmustur.
Madde-2: Cemiyet kisaca söylemekle maksadini bildirmis, hatta
husûle gelmis olmak ümidini besleyerek ilan eder ki; Isin, islemenin
dostudur; issizligin, dilenciligin düsmanidir. Imdi issizligi
bahane edinerek dilencilige girismis, yahut girisecek olanlara
is bulmayi sadakanin en makbulü gibi tutar.
Madde-3: Cemiyet her issize is bulmaga borçlu degildir. Yasça,
basça, saglamlikça, sanatça, isçilikçe ve her türlü yasayisça
göze çarpar bir halde güçlü bulunanlar, Cemiyet'e kat'iyyen siginamazlar.
Cemiyet yalniz bir hastalik, bir felâket, belki de bir talihsizlik
yüzünden düsmüs olanlara açiktir.
Madde-4: Cemiyet münâsip gördügü bir isi islemeyenden hemen elini
çeker. Eger o kimseyi dilencilikte görür ise hükûmet vasitasiyla
derhal cezalandirir.
Madde-5: Köylü dilenciler, dilenciliklerine köylerinde de asla
müsaade edilmemek, fakat köylüleri tarafindan hallerine göre geçinmeleri
temin edilmek üzere köylerine; kazali olmayan dilenciler ise Kazadan
disariya hükûmet vasitasiyla tard ettirilir.
Madde-6: Cemiyet, sehirli güçsüzlere nüfus basina on bes yasindan
asagi, yukari itibariyle yazin 40, 60; kisin 60, 80 parayi geçmemek
üzere gündelik verir. Güçsüz; hem kendisi, hem de nafakasi ser'an
üzerine vacip kisileri besleyemez olanlardir.
Nafakasi ser'an üzerine vacip kisileri besler olan bir güçsüze
bakmalari için Ser'iyye'ye müracaatla isini neticelendirmek de
Cemiyet'çe bir vazifedir. Cemiyet bu vazifelerini "Dilendirmezler
Ocagi" adiyla anilir bir idare heyeti marifetiyle görür.
Madde-7: "Dilendirmezler Ocagi" ihtiyaca göre umûmî
ictimalarda azaltilir, çogaltilir, fakat en azdan (5) azadan mürekkeptir:
Biri, birinci reis, biri de ikinci reisdir; Biri, baskâtip, biri
müfettis, biri de sandikkârdir. Öbürleri Ocak âzâsidirlar. Haftada
bir kere muntazaman baskâtipligin davetiyle de fevkalâde olarak
toplanirlar. Kararlarini ekseriyet, fakat (Güçsüz karari) mevcut
azasinin dörtte üç re'yiyle verirler. Bunun karari olmaksizin
bir akça sarf edilemez.
Reisler, Cemiyet'in de reisleridir. Birinci reis daima belde müftîsidir;
ikinci reisle beraber Cemiyet'in haricde mes'ulleridir.
Baskâtip muhaberatla hesâbin gayr-i kuyûdatdan; Müfettis, tahkîkatla
güçsüzlere müteallik tahavvülatdan; Sandikkâr, tahsîlatla hesâbatdan,
Cemiyet'in de dahilde mes'ulleridir.
Merci', vasita baskâtiplikdir.
Müracaat eden, bir yoksul ise baskâtiplikden bir (Hüviyet kâgidi)
alir; Müfettislige götürür.. Muamele, "Dilendirmezler Ocagi"
karariyla biter. Ocagin birinci reisden mâ'adâ azasi alti ay için
umûmî ictimalarda intihab olunurlar.
Madde-8: Umûmî ictimalar Agustos'la Subat'ta olmak üzere yilda
iki defa, reisligin ictima gününden on bes gün evvel, Kaza'daki
bütün Cemiyet azasina gönderilecek davetiyelerle vuku' bulur.
"Dilendirmezler Ocagi'nin üçte iki, yahut Cemiyet'in Kaza'daki
azasinin üçte biri tarafindan baskâtiplige verilecek mazbata üzerine
de fevkalâde olarak vâki' olur". Geçmis, gelecek alti aylik
isler, hesaplar, terakkîler hakkinda malumat alinir, görüsülür,
karar verilir, intihâplar yapilir.
Azadan fevkalâde bir sakirligi görülenlere mukabele vazifesi de
îfa olunur.
Madde-9: Aza: "Sâîler, Dilendirmezler" adiyla iki koldur:
Saîler: Cemiyet'e duhûliye olarak en azdan bir çeyrek mecidiye
"Sâîler sadakasi" verip yazilanlar, her nerede olur
ise olsun "Müslüman dilenmez, dilendirilmez" emelini
takip etmek, ettirmek vaadinde bulunanlardir, Kazada mukim Bayburt
kazalilar bu kisma yazilamazlar.
Dilendirilmezler: Nereli olursa olsun, Cemiyet'e girerken en azdan
bir çeyrek mecidiye (Dilendirmezler sadakasi); hem girdiginin
ilk ayinda, hem de her senenin Mart'la, Eylül'ünde en azdan yarimsar
mecidiye "Aylar sadakasi" verenlerdir. Sadakasini zamaninda
vermeyen istifasini vermis sayilir. Cemiyet'e yine girebilirse
de yine dilendirmezler sadakasi (duhûliye sadakasi) verecekdir.
Koldan kola geçen de en az(in)dan bir çeyrek mecidiye verir.
Dilendirmezler, gönüllerinde "Kati bir merhamet", ruhlarinda
da "Müslüman dilenmez, dilendirilmez" emelini tasirlar...
Kim ki rast geldigine sadaka vermekden kendisini alamaz; der'akab
za'finin keffâreti olmak, yani acidigi kimseyi düskünlükten mutlak
surette kurtarmak emeliyle, vazifesiyle hükûmete, yahut Cemiyet'e
haber verir. Vermezse ikinci bir keffâret karsisinda bulunarak
Cemiyet sandigina hemen bir yillik zekâtini, sadakasini yatiracaktir.
Madde-10: Cemiyet, azasi yedi kisiye kadar inmis, bunlarin da
re'yleri birlesmis ise feshedilebilir. Yine o sart ile ki fesh
kararini verenler, Cemiyet'in bütün varini alarak Edirne'ye gidecekler,
orada ömürlerinin sonuna kadar Islâm yoksullari için çalisacaklardir.
Madde-11: Bu nizamnâme Cemiyet azasinin Kaza'da mevcut üçte iki
re'yiyle tadil edilebilir.
Madde-12: Cemiyet'in mührü, nizamnâmesi, kendisi, hükûmetçe taninmistir.
Sene 25 mübarek Ramazan sene 331/15 Agustos sene 329 (1913)
Kaza Kaymakami Tunali Hilmi Bey'in Daveti Üzerine
Cemiyeti Kuran Temel Aza
Topçu yüzbasisi Mahmut, tabibi Rifat, baytari Osman, mülâzimi
Ahmet Efendiler, Posta müdürü Nuri Efendi, Eytam Müdürü Fahri
Efendi, Sihhiye baytari Abdurrahman Efendi, Rüsdiye Müdürü Ali
Fehmi Efendi, A'sar Kâtibi Yakup Efendi, Evkaf memuru Fehmi Efendi,
Mütekaid kolagasi Es'ad Efendi, Düyûn-i Umûmiye memuru Hamdi Efendi,
Mal müdürü Rifki Ekrem Efendi, Müfredat kâtibi Sabri Efendi, Orman
memuru Hakki Efendi, Erzincan'da muallim Bayburtlu Mahmut Kemal
Efendi, Dava vekili Serif, Tevfik, Ziya Efendiler, Tüccardan Durak
Efendi, Hocaogullari Haci Mahmut ve Mehmet Efendiler, Debbag esnafindan
Sükrü Efendi, Otelci Muhyiddin Efendi, Bakkal Hasan Efendi, Çakiroglu
Nâzim, Pamukçuoglu Haci Yusuf Efendi, Erzurumlu Tevfik Efendi,
Tuzcuzâde Samil Efendi, Keskinoglu Hamdi Efendi, Debbag Ibrahim
Aga, Bilal Çavus, Haci Bey.
Taceddin
Kayaoğlu
Araştırmacı
Yazar-Tarihçi