Matematik bir bilim
midir yoksa bir sanat dalı mıdır? Bir çok
matematikçi kendini sanatçı olarak görür. Onlara
göre matematik bir sezgi, gözlem gücü, yaratıcılık
ister ve ve matematik teoremlerinin estetik bir
yönü vardır. Matematiğin diğer sanat eserlerinden
en önemli farkı içerdiği kesinlik ve
evrenselliktir. İşte bu matematiğin bilim yüzüdür.
Peki bu durumda “matematikçi ölümsüz eserler
yaratan bir sanatçıdır.” Diyebilir miyiz?
Matematikçiler çok
çeşitli sorular üzerine kafa yorarlar. Ve bütün
matematikçilerin ortak amacı önünde duran problemi
çözmektir. Bunun için matematikçiler çok çeşitli
yöntemler denemişler, yeni teoremler bulmuş ve
kanıtlamışlardır. Sonuçta amaç problemi çözmek
olduğundan hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın,
problemi çözdükten sonra hangi yolun
kullanıldığının pek de önemi yok gibi görünür.
Ancak birde matematiğin estetik yönü vardır. Nasıl
güzel bir resimden, müzikten, heykelden söz
edebiliyorsak, güzel bir çözümden, teoremden,
ispattan da söz edebiliriz. Kısalık, kolayca
anlaşılabilir olmak, özgünlük bir teoremin
güzelliği için ilk akla gelen özelliklerdir.
Hemen hepimiz
ilkokul yada lise sıralarında, gördüğünüz bir
problemin çözümüne veya bir teorem kanıtına hayran
kalmış ve bu çözümü, kanıtı yapan kişiye bir saygı
duymuşuzdur. Hatta belki bu kişiyi biraz kıskanmış
ve belki biraz kızmışızdır bu kanıtı bizden önce
bulduğu için. İşte tam da bu kıskançlık ve sitemle
karışık hayranlık duygusudur insanları matematiğe
çeken.
Matematikle estetik
hakkında Amerika Matematik Derneği’nin eski
başkanlarından Lynn Steen şunları yazmıştır:
“sanat dünyasında
hiçbir benzeri olmayan bir nesnelliğe sahip olduğu
halde, yaratıcı matematiğin güdüsü ve standartı
bilimden çok bir sanata benzer. Matematiksel
teoremlerin sınıflandırılmasında estetik yargı hem
mantıktan hem de uygulanabilirliğinden üstün
tutulur. Matematiksel fikirler değerlendirilirken,
kesin doğru yada yararlı olmasından çok güzellik
ve zarafet önde gelir.”
Evet Steen’ninde
söylediği gibi birçok matematikçinin kaygısı
estetiktir. Bu yüzden diğer bilim adamlarından
daha çok yakın hissederler kendilerini sanata.
Ünlü bir matematikçi olan Weirstrass, “bir çeşit
şair olmayan bir matematikçi asla mükemmel bir
matematikçi olamaz.” demiştir.
Matematiğin diğer
sanat dallarından önemli bir yanı da, belirli bir
insan grubuna sesleniyor olmasıdır. Matematikte
sanata göre durum biraz farklıdır. İster üretici
konumunda ister inceleyen durumunda olun, sonuç
olarak önünüzde duran kanıtın her basamağını teker
teker anlamanız gerekiyor. Buda belli bir kültürü
ve matematiksel ilişkileri kavrayabilme yeteneği
ister.
İngiliz matematikçi
G.H.Hardy de matematikte estetiği vurgulayan
matematikçilerden biridir. Hardy’e göre tüm
yaratıcı uğraşlarda olduğu gibi matematikte
imgeler vardır. Matematikçinin yapı malzemesi
düşündür. Matematiğin kalıcı olmasının da nedeni
bu düşüncelerin yavaş eskimesinden kaynaklanır.
Ressam ve şair imgeleri gibi matematikçinin
imgeleri de güzel olmalıdır. Çirkin şeylere
matematikte yer olmadığını savunan Hardy, kalıcı
olmak istenen şeylerin ancak ve ancak güzel olması
gerektiğini vurgulamıştır. Bu kalıcılık için ilk
şarttır. Ona göre matematik güzel olduğu kadar
ciddi ve önemlide olmalıdır. Peki nedir teoremi
ciddi ve önemli kılan? Hardy bir teoremin
öneminin, uygulanmaya yönelik sonuçlarından değil,
kullanılan matematiksel düşüncelerin öneminden
kaynaklandığını söyler.
Matematik ve estetik
konusunda, Cahit Arf ın görüşleri de oldukça
yakındır diğer büyük matematikçilere. Arf için
matematik daha çok bir müziğe benzer. Ve şöyle
açıklar görüşlerini:
“müzik bazı birtakım
seslerin süper pozisyonu ve birbirlerini takip
eden müteşekkil cümlelerden ibaret diyebiliriz.
Fakat, böyle cümleler her zaman müzik olamaz.
Çoğunlukla kaotik gürültüler olurlar. Gürültü
olmaktan kurtulmaları için bunların bazı kurallar
üzerine oturtulmaları icap eder. Bunlara artık
gürültü denmese bile henüz müzikte denemez. Böyle
ses cümlelerinin müzik olması için mutlak olarak
estetik bir unsuru ihtiva etmeleri ile mümkündür.
Aynı şey şu şekilde matematik için doğrudur.
Sayılar ve geometrik şekillerin yardımı ile teşkil
edilen sillojizm zincirlerinin hepsine matematik
denemez. Böyle olması için ses cümlelerinde olduğu
gibi tarifi mümkün olmayan estetik bir unsur
içermelidir.”
Hatta Arf için matematiksel bir teoriyi anlamak
demek bildiğimiz anlamda teorinin içeriğini
anlamak demek değildir. Ona göre bir teoremi
anlamak, o teoremin içerdiği estetik unsuru sezmek
demektir.