“Yıllar önce
Vermont’da bir yaz geçirmiştik. En kuzeyde, yeşil
dağlar ve ağaçlar ülkesindeydik. Evimizin önünden
geçen toprak yol bağımsızlık savaşından buyana hiç
değişmemişti. O kadar az kullanılıyordu ki, ne
zaman bir otomobil görünse, misafir geldiğini
anlıyorduk. Duyulan en yüksek ses, tepenin
arkasındaki inekten arada bir gelen “möö” sesiydi.
Şarabın tükenip mumların sonuna yaklaştığı, ay
ışığının kusursuz olduğu bir gece karıma, “sen
gördüğüm bütün kadınlardan daha güzelsin”
demiştim. Bunları söylerken doğrudan ona
bakıyordum, oda dönüp bana baktı. Şükürler olsun
ki o anda bir matematikçi gibi düşünmemişti. Öyle
yapsaydı, iltifatımın saçma olduğunu, hiç de doğru
olmadığını söylerdi. Çünkü sözlerim doğru olsaydı
şu sonuç çıkacaktı. Gördüğüm bütün kadınların
hepsinden daha güzel olmakla, aynı anda benim
sevgi dolu bakışlarımın hedefi olduğu için,
kendisinden de daha güzel olması gerekirdi ki bu
imkansız olurdu. Benim sözlerimi kesinliğin nesnel
ışığında değerlendirseydi onları anlamsız
bulurdu....”
Matematikçiler
aşıkların tersine, kesin olmamaktan nefret
ederler. Kesinlik matematikçinin kalite
damgasıdır.
Matematik hakkında
yazmakla, matematik yazmak arasında dağlar kadar
fark vardır. Matematikçiler deniz kızları gibi
yalnız birbirleri için şarkı söylerler. Sıradan
insanlar için değil. Yalnız burada sıradan
insanlar derken, diğerlerini küçümsediğimden değil
tabi ki. Bundan kastettiğim şey, matematiği
sıradan ve diğer şeyler için lazım olan bir araç
olarak görenlerdir benim sıradan insanlar
dediklerim.
Matematikçiler
matematik yapmaktan hoşlanırlar. Matematik
yapmaktan kastettikleri şey, matematiksel
araştırma yapmaktır. Matematiksel araştırma
yapmaktan kastettikleri şey ise yeni matematik
yaratmaktır. Yalnızca yaratmak. Matematikçiler
yaptıkları matematiği dergilerde yayımlarlar.
Ancak yaptıkları matematik hakkında yazmak değil,
matematiğin ta kendisini yazmaktır. Bu nedenle
matematik hakkında yazılmış çok az şey vardır.
Bunların yanı sıra
matematik hakkında mevcut literatürün çoğu
önemsizdir. Çünkü matematiği, veya onun
özelliklerini, ya da insanların neden onunla
uğraşmak istediklerini anlamayan kişilerce
yazılmıştır. Arada bir gerçek matematikçi
matematik hakkında bir kitap yazar. Ancak her
zaman, yaptığı bu işin kendisinin gerçek uğraşı
olmadığını bilmektedir.
G.H.Hardy adında
ünlü bir matematikçi, matematik hakkında bir kitap
yazmıştı. Ancak kendini o ölçüde huzursuz
hissetmişti ki, ilk olarak, kitabı yazmış
olmasından dolayı okuyucudan özür diliyordu. Hatta
kitaba “A Mathematician’s Apology” adını koymuştu.
Hardy ilk cümlesinde günahını itiraf eder ve şöyle
der:
“Profesyonel bir
matematikçinin, matematik hakkında yazmakta
olduğunu algılaması hüzün verici bir olgudur.
Matematikçinin işlevi bir şeyler ortaya koymak,
yeni teoremler ispatlamak, matematik bilimine
katkıda bulunmaktır. Kendisinin yada diğer
matematikçilerin ne yaptığını anlamak değil.
Açıklama,eleştirme, övgü ikinci sınıf beyinlerin
işidir.”
Ben matematik
hakkında yazıyorum. Bu ne ikinci sınıf beyin
olduğum için, ne işe yaramaz bir matematikçi
olduğum için, ne de çok iyi bir matematikçi
olduğum içindir. Matematik hakkında yazıyorum
çünkü, onu ayaklar altına alan ve küçümseyen
kişilere karşı bir şeylerde ben söylemek
istiyorum. Hepsi bu!
Hepimiz okul
matematiğinden çekmişizdir. Benim amacım,
matematiği bir ders olmaktan çıkarıp, insanların
ona korkarak bakmalarını engellemek... Bu naçizane
fikrimde ne kadar başarılı olurum bilemem... Ama
en azından sevdiğim işi yapıyorum Matematik
yapıyorum... Hemde sınanma derdi olmadan.....
Sizde biliyorsunuz ki gerçekten hayranlık
uyandıran şeyler, özgürce sınanma derdinin
olmadığı bir ortamda çalışan kişilerce yapılır.
Şunu söylemek
istiyorum ki insanlar matematiği yanlış
anlıyorlar. Dahası kendilerinin yanlış anladığı
yetmiyormuş gibi birde yanlış aktarıyorlar. Hatta
bazıları daha da ileri gidip nefret bile diyorlar
ondan...
Belki yazdığım bunca
şeyi bu değerli insanın değerli bir cümlesi bile
anlatmaya yeter... Gerçekten yakın tarihin en
büyük matematikçilerinden biri. Modern matematiğe
çok büyük katkısı olan, gerçek bir dehanın
sözü....
"Gerçekleştirdiklerimiz, önemsiz şeyler olabilir,
ama bunlarda bir kalıcılık niteliği vardır. Ve
kalıcı niteliği olan en basit bir şey meydana
getirmek, bir çok insanın başaramayacağı bir şeyi
gerçekleştirmektir." G.H.HARDY