Şimdi, matematik
bölümünde bir fizikçinin
Albert Einstein'nın ne işi var diyebilirsiniz ama,
onu buraya alışımın özel bir nedeni var. Bu
nedende çoğunuzun tahmin edeceği gibi
Pisagor'dur.
Einstein sadece
mükemmel bir fizik dehası değil, aynı zamanda
gerçekten usta bir matematikçiydi. Ve en önemlisi,
bilime ve matematiğe
nasıl başladığıdır. Bunu ileride
anlatacağım. Ama bundan önce size Einstein ve onun
en önemli eseri olan görelilik kuramına ilişkin,
bir iki şey söylemek isterim.
Albert Einstein'nın
Özel Görelilik Kuramı'nı ortaya atmasından buyana
96 yıl geçti. Önceleri çoğu kişiye olsa olsa
paradoksal akıl yürütme oyunu gibi gelen bu kuram,
günümüzde artık fiziğin temellerinden biri haline
gelmiştir. Nasıl atom ve molekül kavramları
olmaksızın modern fiziği düşünmek imkansız ise,
görelilik kuramı olmaksızında bir fizik
düşünülemez. Bu kuramın açıkladığı bütün olayları
sıralamak güçtür. Akseleratörler, çekirdek
hesaplamaları gibi son derece doğru hesaplamalar
bu kurama dayanmaktadır.
Einstein'nın
hayatından bahsettikten sonra bu kuramdan da
ilerki sayılarda bahsedeceğim.
14 Mart 1879,
Württenberg, Almanya'da doğdu. 18 Nisan 1955'te
Princeton, New Jersey, ABD 'de öldü. Einstein,
insanlık tarihinin en yaratıcı zekalarından biri
olduğu daha sağlığındayken kabul edilen ABD'li
fizikçidir. 20.yy. başında geliştirdiği kuramıyla
ilk kez kütle ile yerçekiminin eşdeğerliğini
kanıtlamış, ayrıca uzay, zaman ve kütleçekimi
üzerine tümüyle yeni düşünme yolları önermiştir.
1921'de Nobel Fizik Ödülü'nü almıştır.
Abert Einstein,
pekde dindar olmayan yoksul bir yahudi çocuğudur.
Çocukluğunda içedönük, oyundan hoşlanmayan, geç
konuşmuş bir çocuktu. Annesi Pauline'nin isteği
üzerine altı yaşında keman dersleri almaya başladı.
Henüz küçük bir çocukken amcalarının etkisiyle
bilime ve matematiğe derin bir ilgi duymaya
başladı. Çok sonraları kaleme alacağı anılarında,
12 yaşına geldiğinde tanıştığı Pisagor teoreminin
kendisinde alışılmadık olayların açıklanmasına
yönelik bir eğilim yarattığını ve görünürdeki
karmaşıklığın altında mantıksal bir çözümün
yattığına ilişkin bir düşünceye yol açtığını
yazacaktı.
Münich'deki katolik
okulunun tek yahudi örencisi olarak ilköğrenimini
tamamladı. Einstein, o dönemde okullara egemen
olan aşırı disiplinli eğitim sistemine pek uyum
sağlayamadı. Daha sonra Luitpol Gymnasium lisesine
başladı. 1984'te babasının işleri bozulunca
Milano'ya göç etmek zorunda kaldılar. Ve bu
nedenle aslen benimsemediği okuluna bir süre ara
vermek zorunda kaldı. Ertesi yıl yüksek öğrenimi
için Zürih Teknik Üniversitesine başvurdu. Lise
diploması olmadığından sınava girmek zorunda kaldı
ve bu sınavda başarılı olamadı. Bunun üzerine,
Aarau'daki bir lisede diplomasını aldı. Ve sonunda
Zürih Teknik Üniversitesi'nin Fizik ve Matematik
öğretmenleri yetiştiren bölümüne girdi. 1900'de bu
okuldan mezun olduktan sonra, kısa bir süre
öğretmenlik yaptı. 1902'de Bern'deki patent
bürosuna üçüncü sınıf teknisyen olarak girdi. 21
yaşını doldurduktan sonra İsviçre vatandaşlığına
geçti ve okul arkadaşı olan Mileva Maric ile
evlendi.
Einstein bir yandan
kuramını geliştirirken, bir yandan da teknisyenlik
işini bırakıp üniversitede öğretim üyeliğine
başladı. 1909'da Zürih'de, 1910'da Prag Almanya
Üniversitesinde Profesörlük yaptı. Bu dönemdeki
çalışmalarıyla çağdaşlar arasında önde gelen bir
deha sayılmaya başlayan Einstein, 1913'te Berlin'e
yerleşti. Aynı yıl Prusya Bilimler Akademisinin
Üyeliğine seçildi ve Berlin Üniversitesi'ne
profesör olarak atandı. İsviçre'ye tatile gide eşi
ve çocuğu birden patlyan savaş yüzünden geri
dönemeyince bu durum bir kaç yıl sonra
boşanmalarıyla sonuçlandı.
1921 yılında "fotoeektrik
etki ve kuramsal fizik" alanındaki çalışmalarıyla
Nobel Fizik Ödülü'nü aldığını öğrendi. Ününü büyük
oranda borçlu olduğu Görelelik kuramı ödül
gerekçesinde yer almamıştı. Bunun üzerine Einstein
bundan sonraki çalışmalarını elektomagnetizma ve
kütleçekimi arasındaki ilişkilerin araştırılması
üzerine yoğunlaştırdı. Ne var ki birleşik alan
kuramına ilişkin bu çalışmaları başarısızlıkla
sonuçlandı.
1931 yılında konuk
profesör olarak bulunduğu Oxford Üniversitesinde
bilimsel çalışmalarının yanı sıra, pasifist
görüşlerinin yayılması içinde etkinlik gösterdi.
Bu dönmde Avusturya'lı psikiyatris Sigmund Freud
ile insan doğasındaki yıkıcılık; Hintli gizemci
şair Rabindranad ile de gerçeğin doğası üzerine
sık sık mektuplaştı.
1933 yılında New
Jersey deki Princeton Üniversitesin'de kurulan
Yüksek Araştırma Enstitüsü'nde görev aldı ve
yaşamının sonuna değin burada çalıştı. 1939 da
Alman araştırmacıların uranyum atomunu
parçaladıklarını öğrenen Einstein, denetimli
zincirleme tepkimenin, gelecekte dev bir bomba
yapımına yol açabileceğini sezerek, ABD başkanı
Roosvelt’e bildirdi. 1945 de Hiroşimaya atılan bu
korkunç bombanın ismi Atom Bombası idi. Ve Albert
Einstein bu yeni silahın kullanılmasını engellemek
için var gücüyle çalıştı. Son yıllarında bir yanda
birleşik alan kuramını, diğer yandan da uluslar
arası barışa yönelik girişimlerini sürdürdü.
Einstein, 1905 de “
Durağan bir sıvı içerisindeki parçacıklarının
moleküler kinetik kuramı çereçevesindeki
hareketleri üzerine” başlıklı makelesi, Brown
hareketleri üzerineydi ve yine Einstein
çalışmaları sonucunda, Brown hareketi yapan bir
parçacığın kat edeceği uzaklığın, bu aradaki
zamanın kareköküyle ters orantılı olduğunu
belirledi ve birim hacimdeki sıvı molekülleri
sayısının hesaplanabileceğini gösterdi.
Einstein yine, 1905
de Annalen der Physik’de yayımlanan “Bir cismin
eylemsizliği, enerji içeriğine bağlımıdır?”
başlıklı makalesi, özel görelilik kuramına düştüğü
matematiksel bir dipnot özelliği taşıyordu. Bu
yazısında, bir cismin kütlesi ile enerjisinin
eşdeğerli olduğunu ve bu enerjinin, cismin kütlesi
ve ışık hızının karesinin çarpımına eşit olduğunu
belirtiyordu. Buna göre bir cismin hızı arttıkça
kütlesinin artmasının nedeni, o cismin kazandığı
kinetik enerjiydi. Her enerjinin kütlesi vardı ve
kütle yada madde bir enerji biçimiydi. Bu nedenle
kütle ve enerji, aynı şeyin iki değişik biçimde
ortaya çıkışını simgeleyen eşdeğerli bir kavramdı.
Einstein’nın Annalen
der Physik’te yayımladığı 5 makale dışındaki
başlıca önemli yapıtları şunlardır:
1906, Brown Hareketi
Kuramı üzerine.
1906, Işık Salımı ve
Soğurumu Kuramı Üzerine
1907, Işınımın
Planck Kuramı
1916, Genel
Görelilik Kuramının Temel İlkeleri
1913, Bir Kütle
Çekimi Kuramı ve Genelleştirilmiş Görelilik
Kuramına Bir Gönderme
1917, Işınımın
Kuvantum Kuramı
1924, Tek Atomlu
İdeal Gazların Kuvantum Kuramı
1920, İzafiyet
Teorisi
1938, Fiziğin Evrimi
Sevgili okurlarım, bunlardan bence en önemlisi ve
gerçekte fizik dünyasını en çok sarsmış olanı olan
ve 1920 de geliştirmiş olduğu Özel İzafiyet
Teorisini, ilerki sayılarda kapsamlı bir şekilde
anlatacağım....
Şimdilik bu sayıya size Einstein’nın bir sözüyle
bitirmek isterim...
“Ne hazin bir çağda yaşıyoruz ki, Önyargıyı yok
etmek, atomu parçalamaktan daha zor...”