|

Kırmızı Arabanın Eksik Tekeri
Sobanın
arkasındaki mindere sinmiş elindeki bir ‘tekeri’ eksik kırmızı
arabayı izliyordu.Evdekilerin hiç de umurlarında olmadığını düşündü. ‘Olsun’
dedi içinden, akşama nasıl olsa kuru köfte yiyecekti.Yutkundu.Çabucak
akşam olsaydı.
Kardan
adam...
Dışarıda
çok soğuk bir hava ve minicik minicik yağan bir kar vardı.Oysa Hayat
Bilgisi kitabındaki yılbaşı ile ilgili bölümde kar lapa lapa
yağıyordu.Evde nine, dede, anne, baba ve iki çocuk güzel bir sofranın
etrafında oturuyorlardı o resimde. ‘Yılbaşında tombala oynanır’
demişti öğretmenleri.Sonra parmak kaldırıp sırayla yılbaşında ne
yapacaklarını anlattılar.Resim dersinde kartonlar üzerine pamuktan kardan
adam yapıp altına ‘iyi yıllar’ yazdılar parlak elişi kağıdı
ile...Eve getirdi, annesine gösterdi ama annesi her zamanki gibi hiç bakmadan
‘çok güzel olmuş, aferin’ dedi.Kardan adamlı kart masanın üstünde
kalakaldı.
Sobanın
arkasında yüzündeki ateşten mutlu olarak oturmaya devam etti.Sonra
cebindeki misketleri saydı cebinden çıkarmadan.Sıra arkadaşı Mert ‘yılbaşında
bana babam raylı tren alacak’ demişti. ‘Odanın her tarafını
kaplıyor raylar.Etrafına ağaçlar, inekler, insanlar koyuyoruz küçük
küçük.Elektrikli treni çalıştırıyorsun kendiliğinden gidiyor.Babam
söz verdi alacak’.
Bana da
hediye almışlar mıdır acaba? Diye düşündü.Akşam yılbaşını babasının
daireden arkadaşları ile kutlayacaklardı.Ziya amcanın müdür olma
ihtimali vardı.Onun için ‘Aman iyi ağırlayalım’ diyordu
babası.Bütün bu hazırlık onlar içindi.Belki onlar geldikleri için hediye
de alınmıştır diye sevindi birden.Salondaki kitaplığın çekmecelerini
karıştırdı, yatak odasındaki dolapların içlerine baktı, yorganların
arasını, yatağın altını kontrol etti ama bir şey bulamadı.Yatak odası
soğuktu.Üşüdü.Tekrar sobanın arkasına oturdu.
Babası ve
annesi börek patatesli mi olsun yoksa peynirli mi diyerek kavga etmeye
başladılar.Annesi ‘Yaaa bir kere rahat bırak beni!Bu evin hanımı
benim, peynirli yapacağım’ diyordu.Babası ise ‘Hayır
efendim, Ziya patatesli sever, patatesli yapacaksın’
diyordu.Bağrışları yükselmeye başladı. ‘Babam şimdi yere bir şey
atacak’ dedi çocuk içinden.Babası yere bir bardak fırlattı. ‘Annem,
Allah belanı versin diyecek’ dedi, annesi haykırdı. ‘Allah belanı
versin’... ‘Babam şimdi anneme vuracak’ dedi, babası
annesine vurdu...Küçük çocuk kulaklarını tıkayıp şarkı söyledi
içinden.Bine kadar saydı.Sonra...
Portmantodaki
paketler...
Sonra
akşam oldu.Ziya beyler geldiler.Annesi ve babası hiçbir şey yokmuş
gibi; sanki babası annesinin
hiç saçını çekmemiş gibi birbirlerine sarılarak oturdular koltuğa.Yemek
masasına geçildi.Yemekler çok beğenildi.Sofrada börek yoktu.Annesi
ayakkabılığın üzerinden bir torba indirdi.İçinden paketler çıktı.Çocuğun
kalbi çarptı.Ziya beyle karısına hediyelerini verdi annesi.Ziya beyin
karısı ‘Hay Allah biz düşünemedik’ dedi.
Küçük
çocuk annesine bakakaldı.Gündüz masanın üzerinde kalakalan pamuktan
yapılmış kardan adam gibi.Kardan adam erimemişti ama küçük bir çocuk yeni
bir yıla erimiş bir kalple girdi.Kuru köfte de yemedi.Kimsenin umrunda
değildi zaten.Kırmızı arabanın eksik tekeri gibiydi...
İclal
AYDIN
|