
O
KIŞ GECELERİNİN ÜRÜNÜ
Bundan iki yıl önce Yalıkavak' ta sadece köpeğimiz ile birlikte yalnız
bir üç ay geçirdim.
Rana'nın Ankara'da işleri vardı ben de köyde kalarak eve baktım.
Yazar takımını tek başına bir yerde bırakmayacaksın kardeşim.
Hem de onu bıraktığınız yerde 30-40 gün boyunca hiç aman vermeden
kelimenin tam anlamıyla bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktaysa..
Yazarın yapacağı tek iş kalıyor, o da kitap yazmak gayet tabii ki.
Gazeteciliğe başladığımdan bu yana üç kitabım yayımlandı ancak onlar daha
önce yayımlanmış gazete yazılarının toplanmasından ibaretti.
Öyle toplama yazılardan oluşan kitapları sevmiyorum ben ama o zamanki
yayıncım bu yazılara talep olduğunu düşündüğünden ben de buna uydum.
Şimdi ise oturup baştan sonra yazmış olduğum bir kitap yakında piyasaya
çıkacak ve de çok heyecanlıyım.
Gerçi gazeteciliğe başlamadan önce yazmış olduğum bir kitap daha vardı
ama bugün herhalde ben bile okusam anlamakta zorluk çekerdim.
Büyüme stratejileri ile ilgiliydi o. Yani anlayacağınız pek boş
zamanlarda eğlenmek için okunacak türde bir şey değildi.
* * *
Hatıralarımı yazdım bir anlamda. Ama sadece .1970'li yıllarda geçiyor
olan bitenler.
Ve sadece New York var şehir olarak.
Bir şehrin sübjektif biyografisiydi aklımda olan. Olaylar benim başımdan
geçiyordu, anılar tazeleniyordu
kitapta ama şehir her zaman baskındı. Kendi süzgecimden geçirerek şehri
anlatmaya çalıştım bir anlamda.
Başardığımı da sanıyorum. En azından insanı gülümseten bir kitap oldu,
buna inanıyorum.
New York' sevdikten sonra yıllar boyunca onu anlamaya da çalıştım.
Onlarca kitap okudum ben şehir hakkında. Defterler dolusu not da almışım.
İlginç bulduğum herşeyi yazmışım o defterlere.
Dolayısıyla kitap bir anlamda anılardan oluşurken,içinde şehirle ilgili
bana çok keyif veren bilgilerle de doldu.
* * *
New York'u çok sevmiştim ben.
Sonra uzunca bir zamanımı onu anlamaya ayırdım.
Anladığımı da sanıyorum sonunda.
Ama artık sevmiyorum o şehri.
Eskiden yaşadıklarımdan sonra şehir şimdiki haliyle bana yavan, tatsız, ruhsuz
geliyor.
Bu kitabı yazmaya girişirken kafamda iki bölümden oluşan bir kitap yazmak
vardı.
İlk önce eskiyi anlatacaktım, sonra da şimdikini. Bir anlamda 11 Eylül
öncesi ve sonrası diye de okuyabilirsiniz bu ayırımı.
11 Eylül şehrin panoramasını yerle bir ederken ruhunu da emip çıkarmış
durumda.
Kulelerin düşmesiyle birlikte New York bana hep iki beden küçülmüş gibi gelmeye
başladı o günden beri.
Alışamadım ben bu yeni şehre.
Tam anlamışken sevmemeye başladım.
Belki de keyfini tam daha iyi çıkarmak için donanmışken bunu fazla
arzulamıyorum artık.
Bu da herhalde minik boyutta olsa da bir trajedi olmalı, değil mi ama?
Serdar TURGUT
|