Ana Sayfaya Dön

KIŞ YAZILARI

Şiirler

Beyaz ipek gibi...

Kış bahçesi

Kardanadam

Dışarda kar

Makaleler

Kış mektubu

Kış

Kar yağar karın...

Kış depresyonu

Anılar

Hasan Dağı kış...

O kış gecelerinin...

Matterhorn

Küçük Ali

Kışın kokusu

Öyküler

Kırmızı arabanın...

Uzun bir kışın...

 

 

 

KIŞ KONULU WEB SAYFALARI

kayakrehberi

kayakci

artistikbuzpateni

kayakfederasyonu

kayakturkiye

KIŞ KONULU KİTAP TANITIMI

 

İRTİBAT

E-mail

Ziyaretçi defterine yaz

Ziyaretci defterini oku

Ziyaretci haritasına yaz (Türkiye)

Ziyaretci haritasına yaz (dünya ülkeleri)

Sign Guestbook

Read Guestbook

Guestmap  (all over the world)

 

 

 

 

 

 


Kar yağar karın üstüne
Çocukluğum, yoksul bir çevrede geçti. Her evde toz şeker bulunmazdı. Övünmesini seven bir arkadaşımızın, içine toz şeker serpiştirilmiş dürümünü yerken, “Şekersiz yiyemem. Anam beni böyle alıştırmış.” dediğini unutamam. O yıllar toz şeker bulamazdık, şimdi doktorlar şekerden uzak durmamızı öğütlüyorlar. Velhasıl ağız tadına hasret gideceğiz.
     “ ..... Çıktılar damlarını kürümeye, / Toprak damlarını / Konular komşular... / ‘Bre Hasan’ dedi Osman, / Bir hoş, keyflice; / ‘Şeker olsaydı yağan, yağan kar, / İnceden ince..’ / Bir acı gülümsemeydi Hasan’ın dudaklarında yayılan; / Ağzından püskürürken buhar, / Karşılık verdi üzgün, manidâr: / Hiç buralara yağar mıydı/ Şeker olsaydı kar!..”
     Konumuz.şu günlerde yurdumuzun büyük bir bölümünü örten kar. Cenab Şehabeddin’in kar musukisi, “Elhan-ı Şita”sını hatırlarsınız: “Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, /Eşini gâib eyleyen bir kuş gibi kar /Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar ...” Bu şiiri okurken gözlerimin önünde kar, bazen lâpa lâpa yağar, bazen şöyle bir savrulur, bazen bir tipi olur yüzüme çarpar. Kar musikisini en güzel anlatanlardan biri şüphesiz ki Yahya Kemal’dir:

     “Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu;
     Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu. ...”


     TRT'de metin yazarlığı yaptığım günlere dönebilsem de “kar”la ilgili bir program yazsaydım, Önce, ninemin anlattığı, gökyüzünde yaşayan kar kadınlarının, bohçalarında biriktirdikleri sulu pamukları boşaltınca karın yağdığı masalını, bir yere sıkıştırırdım. Haritayı karşıma alıp, Rumeli’den “Kar yağar alçaklara” adlı türküyle başlardım. İnerdim Kütahya’ya, “Kar mı yağdı Kütahya’nın başına” türküsünü eklerdim. Gelirdim İç Anadolu’ya, Kayseri Pınarbaşı Emayıl köyünden “Kar yağar burum burum”u da alırdım. Doğu Anadolu’nun kapısını Sivas’ta açar, eşlemeli türkülerin güzel bir örneği olan “Kar yağar bardan bardan”ı kadınlar ve erkekler korosuna karşılıklı söyletirdim. Trabzon Çaykara’ya çıkarak “Kar yağayi yağayi” yi kemençe eşliğinde söyletirken, Elazığ’a iner, “Karmı yağmış şu Harput’un Başına” türküsünü de peşine eklerdim. Elazığ’dan Diyarbakır’a geçer “Kar yağar karın üstüne”yi alırdım. Zaman olursa Bayburt’tan da “Kara Basma İz Olur”u eklerdim. Uzun havasız program olmaz. Neriman Altındağ Tüfekçi’yi konuk eder, ona da “Karlı dağlar karanlığın kalktı mı”yı söyletirdim. Bir aksilik olur diye “Pencereden kar geliyor, aman anam gurbet bana dar geliyor”u yedekte tutardım. Programın sonu hareketli olmalı, deyip; “Kar yağıyor yağıyor/ Mantomu giyeceğim”le yarım saatlik bir programı bitirdim.
     Kar ne kadar çok yağarsa yağsın, yaza kalmaz, diye bir atalar sözümüz vardır. Karın çok yağması bereket anlamındadır Anadolu’muzda. “Kar yılı, var yılı” sözü bunun için söylense gerek. Karlı günlerde, doğduğum yörede söylenen “Ben yanarım yavruma, yavrum da yanar yavrusuna” deyimini hatırlarım. Size öyküsünü anlatayım:
     Adam, evinin damındaki karları kürümekte, anası da oğlu üşür hastalanır diye kaygılanmaktadır. Birkaç kez, aşağıdan seslenir:
     “Oğul yeter artık. Üşüyüp hastalanacaksın.” Adam aldırmaz, damın başında oyalanır. Yaşlı kadın kundaktaki torununu kucakladığı gibi, getirip karların üzerine bırakır. Bunu gören adam: 
     “Ana, ne yapıyorsun? Delirdin mi” diye damdan inip yavrusuna koşar. İşte bunun için: “Ben yanarım yavruma. Yavrum da yanar yavrusuna” derler.
     Kar kürümek denilince, Behcet Necatigil’in kalbine kargışını anımsadım: “Fari kalbim, farı da / Kapına yığılacak karları / Kürüyeme!” 
     Çocukluğumuzda kar, yılın altı ayında birlikte olduğumuz, hayatımızın bir parçasıydı. Çocuklarımızda, okulların tatil olmasıyla, kartopu, düşmeler, kaymalar, kardan adamlarla oyun, bir sevinç kaynağı oldu. “Kömürden gözlerine / Değince bir genç kızın bakışı / Eridi yüreği / Kardan adamın” dizeleri, bir yabancı şairin ama kim olduğunu hatırlayamadım.
     Necati Cumalı’nın; “Gençtik âşıktık deliydik / Seviştikçe ağardı karanlıklar/ Bunca dağın karlarını erittik” dediği yıllara gitmek için neler vermezdim ki. O yıllarda, “Her yerde kar var” şarkısı moda olmuştu. “Tombe La Neige” şarkısının Türkçe versiyonunu Adamo, kendi aksanıyla bazı sözcükleri eğerek, yayarak söylüyordu. Bu onun için doğaldı. Ama Ajda Pekkan’dan tutun da Yeşim’e, Nilüfer’e kadar birçok sanatçının da onu taklit ederek sözcüklerimizi yamultarak söylemelerine içerlerdim.
     “... Serpil serpil duyuyorum / Bardaktan boşanırcasına / Kopmuş takvimlere inat, / Duygu duygu kanat kanat / Ellerime Kar yağıyor” diyor Feyzi Halıcı. Günümüz şairlerinden Ayten Mutlu, “ellerinden yağardı / en güzel yalanından dünyanın / bedenimde titreyen kar taneleri" diye başlıyor şiirine. 
     Kar taneleri, şairlerimize esin kaynağı, Gönül Halıcı’nın da şiir kitabına ad olmuş. Nazlı birer gelin gibi süzülürler yere. Göğün ve Güneş’in elçileri gibidirler. Her birinin ayrı bir geometrik şekli olduğu söylenir. Neşesini duyumsarız. Melankolik bir manzara oluverir. Herkese göre değil elbette. Kimine göre kar yağınca, trafik tıkanır. Uçak seferleri aksar. Belki İMKB’de seanslar iptal edilir. Birçok okul tatil edilir. Yetkililer, vatandaşları araçların zincirsiz trafiğe çıkmaması ve dona karşı su saatlerinin korunması konularında uyarırlar. Binlerce köy yolu ulaşıma kapanır. Vapur, İETT ve Halk Otobüslerinin seferleri durdurulur. Donarak, tipiye tutularak, çığ altında kalarak ölenlerin haberleri okunur. Belediyeler eleştiri odağı olur.
     Olumsuz yönlerine rağmen kar, İsmail Uyaroğlu’nun dediği gibi “ Ne yoksulları üşütmek / Ne çocukları sevindirmek için / Şairlere şiir / Yazdırmak için yağar / Beyaz bir esin perisi”dir. Siz de bu gözle bakabilirsiniz: 
     En güzel kar şiirlerinin birisi Ahmet Muhip Dranas’ındır. “Kardır yağan üstümüze geceden” dizesiyle başlar. Bin bir anıyı çağrıştırarak sürer:

     Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
     Uyandırmayın beni, uyanamam.
     Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, 
     Allah aşkına, gök, deniz aşkına
     Yağsın kar üstümüze buram buram...

     Bedirhan Gökçe’de beyazın çağrıştırdıkları içinde kar vardır: “ Kar da bembeyaz yağar, anamızın sütü de / Gelinlik de beyazdır, giydiğimiz kefen de, / Birinde ağlarız biz diğerinde güleriz, / Beyazdan ak beyazı, buyurun sıyırın işte...”
     Benim bir şiirimde türkülerdir karbeyaz olan: “Dostun tezgahında, sitemler dokur, / Vuslata yetirir, dualar okur / Anam sütü gibi tertemiz olur; / Ak-pak karbeyazdır türkülerimiz."
     Evet anılar: Pencerelerimizde beyazın en ak renkleri. Çocuklar, çığlık çığlığa, cıvıl cıvıl.. Bıyıkları beyaza kesmiş ak sakallı dedelerin paltolarının eteklerinden evlerin sofalarına dökülen yumuşacık kar taneleri. Anaların karla süpürdükleri halılar. Kat kat yorganla ısınmanın tadı. Öte yandan, acı  gerçek her zaman vardı. Titreyen çocuklar, kimsesiz kuşlardan daha iç burkucu. Morarmış parmaklarıyla çöplerden yakacak kağıt, plastik toplayan çocuklar.
     Kar’ın esin kaynağı olduğu yüzlerce şiir şöyle dursun, kardelen ya da karçiçekleri üzerine yazılmış şiirlerin bir antolojiyi dolduracak kadar çok olduğunu biliyor musunuz? Biliyorum yine mi nostalji diyeceksiniz. Siz, ağustos ayında, kar kuyularından getirilip satılan karın ve onun pekmezle yapılan helvasının tadından haberiniz var mı?

 

Ahmet ÖZDEMİR

 

Ana sayfa

 

 

 

Ruşen Ergün tarafından 29.12.2003 tarihinde yapıldı. Her hakkı saklıdır.

(created on 12.29.2003 by Rusen Ergun.All rights reserved)

 

 

 

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1