..:: Anasayfaya
Dönüş ::..
Grup Psikoterapisi
ve Psikodrama
Psikodrama grup psikoterapisi J.L.Moreno’nun
temellerini attığı Grup Psikoterapisi, Sosyometri
ve Psikodrama üçlemesinin bugün dünyada en yaygın
olarak kullanılan felsefe kuram ve teknikler
bütünüdür.
Sosyometri toplulukların iç dinamiklerinini anlama
ve araştırma yöntemi olarak varlığını sürdürürken
psikodrama içinde de kullanım alanları
bulmaktadır.Freud’un son dönemlerine yetişen
Moreno onu insanı kısıtlı bir laboratuarın içine
sokmakla eleştirir ve kendisinin bizzat onların
yaşamına katılarak, gözleyerek ,yaşayarak ve
yaşarken düzelterek önemli bir farklılık
getirdiğini söyler. Moreno’nun grup psikoterapisi
bir süre sonra psikanalistleri etkilemiş ve
psikanalitik grup psikoterapisi gelişmeye
başlamıştır. Daha sonra bu oluşum grup analizi
olarak adlandırılmıştır. Psikodramadan etkilenen
Geştalt terapistleri de, eylem metodlarını
kullanmaya başlamışlardır. Kullandıkları en önemli
teknik olan “boş sandalye” tekniğini psikodramadan
almışlardır. Moreno’nun psikodramasından çok sonra
iletişim grupları ve Rogerian grup terapisi
gelişmiştir. Moreno’nun yaptığı gerçek bir
devrimdir.
Gerçeğin aksiyonla yeniden keşfedilmesi olan
psikodrama kaynağını insandaki üç önemli temel
özellikten alır.Bunlar : Eylem ,yaratıcılık ve
spontanlıktır.
İnsan eyleme dönük bir varlıktır.Hareketsiz bir
yaşamdan söz etmek mümkün değildir.Bu eylem
ihtiyacının doyurulabilmesi eylemin yeterli ve
uygun olmasına bağlıdır ,bu ise insanın
yaratıcılığı ve bu yaratıcılığın sergilemesine
olanak tanıyan spontanlığı sayesinde
gerçekleştirilir. Spontanlık yeni ya da eski
durumlara kişinin yeni ve uygun tepkiler verebilme
halidir. Spontanlık ve yaratıcılık arasındaki
ilişki Moreno’nun şu benzetmesinde anlamını bulur
: "Eğer kişi spontan ise ve yaratıcı değilse, bu
samuray kılıcı taşıyan bir köylüye benzer; kılıcı
kullanmasını bilmediği için kendini bile
kesebilir. Eğer kişi yaratıcı ama spontan değilse,
bu kılıcı olmayan bir samuray savaşçısına benzer;
kılıç olmadığı zaman bildikleri bir işine
yaramaz".
Psikodrama insanın yaratıcılığının ve
spontanlığının sınırlarını yakalamasını ve
ulaşılan bu noktada eylem ihtiyacını
karşılamasının hedefler.Psikodrama grup
psikoterapileri içinde belkide uygulama alanı en
gelişmiş olan grup psikoterapisidir.Tedaviden
eğitime,endüstri psikolojisinden tiyatroya uzanan
geniş bir yelpaze içinde kendine kendine uygulama
alanları bulur.Doğası gereği hızlıdır.Birçok
önemli çalışmanın bir kaç saatin içine sığdığına
tanık olunur.İnsanın üç temel ilişki kurma biçimi
olan empati ,tele ve tranferans, tüm ilişkilerde
varlığını gösterir. Psikodrama sağlıksız ilişki
kurma biçimi olan transferansların çözümlenmesini
buna karşılık olarak sağlıklı ilişki kurma
biçimleri olan tele ve empatinin geliştirilmesini
hedefler.Bütün bunları gerçekleştirirken sayısız
ısınma tekniklerinden ve yardımcı tekniklerden ve
vazgeçilmez olan üç temel teknikten yaralanır. Bu
üç temel teknik : Eşleme, rol değiştirme ve ayna
teknikleridir.
Eşleme tekniği en güçlü psikodrama tekniğidir,
bunu rol değiştirme ve ayna teknikleri izler.Baş
oyuncu olan protagonist rol değiştime sayesinde
empatiyi gerçek anlamı ile birlikte yaşamaya
başlar ve tele ilişkilerinin gelişimini beslemeye
başlar.Başkalarını anlamak istiyorsanız rol
değiştirmelisiniz. Psikodrama sahnesinde kişi
hayata alması mümkün olmayan rolleri dahi alabilir
,yaşayabilir ve oynayabilir. Bir psikodrama
oturumu üç bölümden oluşur. Bunlar : Üzerine
çalışılacak olan konunun belirlendiği ısınma
aşaması, konunun çalışıldığı oyun aşaması, ve
ortaya çıkan ürünün son şeklinin verildiği görüşme
aşaması. Bir psikodrama oturumu her uygulaması
içinde bu aşamaları içermek zorundadır.
Psikodrama, Uluslararası Grup Psikoterapileri
Derneği şemsiyesi altında, dünyadaki
örgütlenmesini sürdürmektedir.Her iki yılda bir
dünya psikodrama kongresi farklı
ülkelerde düzenlenir.
Deniz Altınay
İstanbul Psikodrama Enstitüsü Başkanı
Psikoterapi ve Psikoterapist
Freud'un geliştirerek kuramsallaştırdığı
psikanalizi ve daha sonra gelişen çeşitli
psikolojik kuramları; Jung analitik psikoterapisi,
Gestalt yaklaşımları, davranışçı psikoterapiler,
Cognitiv psikoterapi, varoluşçu psikoterapi,
psikodinamik yaklaşımlardan herhangi birisini
kullanan ya da hepsini kullanabilen ( Epileptik
yaklaşım ) bir " konuşma tedavisi " yöntemidir.
Psikoterapi uygulayan kişi ise psikoterapist
olarak isimlendirilir.
Psikoterapistler üniversitelerin psikoloji,
psikolojik danışmanlık, yüksek hemşirelik veya tıp
fakültelerinden mezun olduktan sonra, master veya
klinik doktora yapmakta ve üzerine hangi kuramı
seçtilerse ( Örneğin varoluşçu, Cognitif, aile ve
çift terapisi, çocuk terapisi gibi ) o alanda
eğitim alırlar. Daha sonra süpervizyon
çalışmalarına katılarak co-terapist daha sonra da
terapist olabilmektedirler. Türkiye'de
psikoterapist eğitimi uzun, zor ve masraflıdır.
Avrupa ve Amerika'nın bazı eyaletlerinde
psikoterapist olmak için tıp veya psikoloji mezunu
olmak gerekmemektedir. Yetkili kurumlarınca
psikoterapist eğitimi alarak sınavlarında başarılı
olmuş bireyler psikoterapist olabilmektedirler.
Mesleki indirgemecilik, psikoterapist olmak
isteyen bireyler için söz konusu değildir.
Psikiyatrist, tıp fakültesini bitirdikten sonra 4
yıl psikiyatri ihtisası yapmış kişilerdir.
Hastalarına ilaç tedavisi yapabilirler.
Psikoterapi ile ilgileniyorlarsa bu alanda eğitim
görüp ilaç ve psikoterapi yöntemleri kullanarak
hastalarıyla çalışırlar.
PSİKOTERAPİ NEDİR ?
Psikoterapi bir sanat dalıdır. Psikoterapist hangi
kuramla çalışırsa çalışsın amaç hep aynıdır;
bireyin kendini mutlu hissetmesini, yaşamından
hoşnut olmasını sağlamak.
Kişinin birey olması, bireysel kalma içgüdüsü ile,
topluma ait olma çizgisinde kendine bir yer
ararken karşılaştığı güçlükler, farklı duygu ve
düşüncelerin çatışması, kişilerarası ilişkilerde
yaşanan güçlükler, bireylerde “Nevroz” adı verilen
psikolojik rahatsızlıkları oluşturur.
Bütün canlıların genetik bir kodlaması vardır.
Örneğin kavak ağacı bir kavak ağacı tohumundan,
çimen ise çimen tohumundan yetişir. Hayvanlarda,
örneğin bir kedi, kedi olarak doğar, büyür ve
gelişir. Kavak ağacına, çimene ve kediye kimse
müdahale etmez ve kendilerini gerçekleştirirler.
Japonların “Bonzai” isimli ağaçları, belli
aralıklarla belli bir biçimde budanarak küçültülen
meşe, çınar ve benzeri ağaçlara insanın müdahalesi
ile oluşur. Koskocaman çınar ağacı olabilecek bir
filiz, budanıp küçültülerek hareketli bir hale
getirilebilmektedir.
Ancak bir finodan av köpeği olması istenirse, bu
ne kadar mümkün olabilir ? Hayvan hem fino olmanın
özelliklerini kaybedecek, hem de av köpeği
olamayacaktır.
İnsan canlısına gelince, bir bebek doğar ve çocuk
olduğunda önce ailesinin, okulunun ve toplumun
ondan beklentileri başlar. Piyano çalmak
isteyebilir ama matematik çalışmalıdır. Balerin
olmak isteyebilir am ailesi buna izin
vermeyebilir. Çocuk ailesine aittir. Anne ve
babasının beklentilerine boyun eğmezse, onların
sevgisini kaybedeceğini düşünerek, kendi
tercihlerinden vazgeçer. Yapmak istediklerini
bastırır. İşte bu bastırılan isteklerin ilerki
yaşamda daha fazla çoğalmasıyla, bireyden aile ve
toplumun bekledikleriyle, bireyin yapmak
istedikleri, arzuları arasında bir çatışma çıkar.
Freud bu duruma “Nevrozlar” adını vermiştir.
Burada felsefi sorular gündeme gelir. Birey “Ben
kimim ? Ne yapıyorum ? Nasıl davranmalıyım ? Nasıl
davranıyorum ?” sorularını sormaya başlayabilir.
Çok basit görülen bir soru “Ben ne istiyorum ?”
sorusunu birey tanımlamak üzere düşündüğünde
“İçinde olduğu durum” “Olmasını istediği durum”
arasındaki çatışmalar, amaçlar, idealler ve
hayaller belirlenebilir. İşte Psikoterapi budur.
Bireyin yaşamını daha ileriye götürebilmesi, “Ben
kimim ve ne istiyorum ? Nasıl davranmalıyım ? Ne
kadar bireysel kalabilmeli ve ne kadar topluma
uygun davranmalıyım ?” sorularına yanıt bulduğu
bir ortamdır. Yaşamını kendisi için
anlamlandırmak, kendini gerçekleştirmek
serüveninde terapistiyle birlikte çıktığı bir
yolculuktur.
Sonraki Sayfa >>>