..:: Anasayfaya
Dönüş ::..
PANİK ATAK
İnsanların yaşamlarını devam ettirmeleri,
tehlikeli durumlardan korunmaları açısından
anksiyete ve stres oldukça önemlidir. Anksiyete
kısaca kaygı veya bunaltı olarak tarif edilebilir.
Anksiyeteli kişi sıkıntılı ve heyecanlıdır, aniden
kötü bir haber alacak veya kötü bir şey olacakmış
gibi hissedebilir. Bu ruhsal belirtilere çarpıntı,
nefes darlığı, terleme, titreme gibi bedensel
belirtiler de eşlik edebilir.
Anksiyete normalde tehlikeli durumlarda kişinin
kendisini korumasına yardımcıdır ve belirli
hedeflere ulaşmak için zorlayıcı olmaktadır.
Tehlikenin algılanması ile döğüş ya da kaç ilkesi
uygulanır. Örneğin ısırmak amacıyla üzerine
koşarak gelen bir köpeği gören kişide ilk tepki
köpekten kaçmaktır. Köpeğin saldırısı
tehlikelidir, bu saldırıya duyarsız kalmak kişinin
yaralanmasına sebep olur. Bu tehlikeyi sezerek
korkmak kişinin kendisini koruma mekanizmalarını
harekete geçirmek açısından önemlidir. Benzer
şekilde sınava girme kaygısı sayesinde sınavlara
daha iyi hazırlanılır. İşinde başarısız olma
kaygısı olan kişiler işini daha dikkatli yaparlar.
Sağlıklı kişilerde korku ve kaygının nedeni
bellidir. Hastalık durumunda ise nedensiz korku ve
kaygı duyulur. Hastalık düzeyinde kaygı tek başına
olabilir ve bu anksiyete bozukluğu olarak
adlandırılır veya depresyon, alkol-madde
bağımlılığı, tiroid bezi hastalıkları gibi çeşitli
bedensel ve ruhsal hastalıklara eşlik edebilir.
Kişinin yaşamı boyunca anksiyete bozukluğu geçirme
oranı % 25 dolayındadır. Çoğu kişi bu hastalığı
doktora başvurmadan kendi başına atlatmaya
çalıştığı için psikiyatriye başvuranların sayısı
oldukça düşüktür.
Ansiyete bozuklukları çeşitlidir:
-
Panik bozukluğu
-
Yaygın anksiyete
bozukluğu
-
Sosyal fobi ve
diğer fobiler
-
Obsesif kompulsif
bozukluk
-
Travma sonrası
stres bozukluğu
1.PANİK BOZUKLUĞU (PANİK ATAK)
Anksiyete belirtileri ataklar halinde gelir.
Ataklar genelde 15-30 dakika kadar sürer.
Atakların sıklığı ve şiddeti tanı açısından
önemlidir. Panik atağın ne zaman geleceği bilinmez
ve bu da kişilerin kaygısını artıran sosyal
uyumunu bozan en önemli etmenlerden biridir.
Genelde gençlik döneminde ortaya çıkar. Gerçek
nedeni bilinememektedir, ancak sıklıkla stres
yaratan önemli yaşam olayları ile ilişkisi vardır
(okulu bitirmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak,
yeni bir işe başlamak, yakınını kaybetmek, ağır
hastalık geçirmek gibi).
Panik atağı sırasında aşağıdaki belirtilerden en
az dördü bir arada bulunmalıdır:
-
Çarpıntı
-
Terleme
-
Nefes darlığı,
boğuluyormuş gibi hissetme
-
Titreme
-
Baş dönmesi
-
Bulantı
-
Yaşadıklarının
gerçek olmadığı hissi
-
Ateş basması veya
üşüme hissi
-
Bedeni uyuşuyormuş
gibi hissetme
-
Göğüs ağrısı
-
Ölüm korkusu
-
Aklını yitirme
veya çıldırma korkusu
Panik ataklarda yukarıdaki belirtiler yanında
aşağıdaki özellikler de önemlidir:
-
Ataklar genelde
aniden ortaya çıkar, atak ortaya çıktığında bunu
durduracak bir yol yoktur.
-
Kaygının şiddeti
ile yaşanılan durum arasında genelde bağlantı
yoktur.
-
Atak genelde
birkaç dakikada geçer, ancak bazen daha uzun
süre devam eden ataklar olabilir.
Atakların sıklığı kişiye göre değişir, ayda bir
iki tane olabileceği gibi bazılarında hemen her
gün görülebilir veya sık tekrarlayan ataklardan
sonra uzun bir süre atak görülmeyebilir. Panik
ataklarının ortaya çıkışı belli bir nedene bağlı
olabilir veya nedensiz olarak kendiliğinden ortaya
çıkabilir. Sadece baş dönmesi ve çarpıntı
belirtileri ortaya çıkıyorsa sınırlı belirtileri
olan ataktan bahsedilir. Sınırlı belirtileri olan
ataklar iyileşme sürecinde olabileceği gibi ağır
atakların öncü belirtileri de olabilir. Panik
ataklar panik bozukluğunda görülmesinin yanında
fobiler ve travma sonrası stres bozukluğunda
olduğu gibi diğer anksiyete bozukluklarında da
görülebilir.
Ruhsal belirtilere bedensel belirtilerde eşlik
ettiği için hastalar genelde bedensel sorun
olduğunu düşünür ve öncelikle başka branştan
hekimlere başvururlar. Yaşadıklarının ruhsal bir
sorun olabileceğini akıllarına getirmezler veya
kabul etmek istemezler.
Panik atakları genelde tehlikeli değildir, ancak
kişi kontrolünü yitirdiği duygusuna kapıldığı için
tedirgindir. Tedavi edilmediği taktirde ciddi
sonuçlar doğurabilir. Panik atağı geçirmiş
kişilerin en büyük korkusu aynı şeyi tekrar
yaşamaktır. Bu nedenle panik yaratan durumdan uzak
durmaya çalışırlar sonuçta fobiler ortaya
çıkabilir. Bunların içinde en önemlisi
agorafobidir (açık alan korkusu). Kişiler dışarıya
çıktığında panik yaşayacağı korkusu ile evde
kalmayı tercih eder ve bir süre sonra hiç sokağa
çıkamaz olabilir. Bu durumda yaşam kalitesi düşer,
sosyal aktiviteler ve hobiler için harcanan zaman
azalır, kişi kendisini hasta ve diğer kişilere
bağımlı hissetmeye başlar, yalnız başına evde
duramaz veya sokağa çıkamaz, çalışamaz veya işine
gidemez duruma gelebilir. Hastalar panik ataklar
sırasında sıklıkla acil servislere başvururlar.
Zamanla depresyon, alkol-madde bağımlılığı ve
intihar görülebilir.
Aslında bütün bunların olmaması için bir an önce
doktora başvurmak önemlidir. Sonuçta panik
bozukluğu uygun ilaç tedavisi ile kolayca tedavi
edilebilen bir rahatsızlıktır.
PANİK ATAKLARI NEDEN OLUR?
Gerçek neden bilinememektedir. Neden olan
faktörler kısaca biyopsikososyal olarak ifade
edilebilir. Bu konuda çeşitli teoriler vardır.
Bazı araştırmacılar beynin temporal lobunun işlev
bozukluğu veya hastalığın öğrenme yolu ile
geliştirilmiş olduğunu ileri sürmektedir. Bazı
araştırmalarda ise beyinde nörotransmitter
(haberci) dediğimiz maddelerin düzenlenmesi ve
işlevlerinde bozukluk olduğu öne sürülmektedir.
Stresli yaşam olayları panik atakların ortaya
çıkışını tetiklemektedir. Yakın dönemde kayıp
yaşamış veya yakınlarından, işinden veya bulunduğu
çevreden ayrılmış kişilerde yaşamlarındaki bu
değişikliklerle panik ataklarının başlangıcı
arasında ilişki olduğu gösterilmiştir.
Araştırmacılara göre stresli yaşam olayı kişinin
direncini düşürmekte ve bu dönem hastalığın ortaya
çıkışını kolaylaştırmaktadır.
Ailesel yatkınlık vardır. Panik hastalarının
yakınlarında panik ataklar ve depresyon gibi başka
ruhsal bozukluklar sıktır. Hastalık genelde 25
yaşından önce başlar. Kadınlarda erkeklere göre
iki kat daha fazladır. Çocuklarda da
görülebilmektedir.
Kafeinli gıdalar ve kokain gibi uyarıcılar atağı
ortaya çıkarmaktadır.
Panik ataklar panik bozukluğunda olduğu gibi tek
başına ortaya çıkabildiği gibi kalp hastalıkları,
solunum yolu ve endokrin hastalıklar gibi çeşitli
bedensel hastalıklara da eşlik edebilir veya alkol
madde bağımlılığı ile birlikte görülebilir.
PANİK BOZUKLUĞU VE PANİK ATAKLAR NASIL TEDAVİ
EDİLİR?
Yapılan araştırmalar panik atak geçiren kişilerin
psikiyatriye başvurmadan önce ortalama 10 ayrı
doktora başvurduğunu göstermiştir. Bu hastaların
panik atağı geçirdiği genelde anlaşılamamakta ve
bu nedenle yanlış tanı ve tedavi sık olmaktadır.
Panik ataklar sıklıkla kalp krizi ile
karıştırılmaktadır. Bu hastalar atak sırasında
sıklıkla “kalp krizi geçiriyorum” kaygısı ile acil
servise başvururlar. Aynı şekilde ataklar kalp
hastalığı ile karıştırılıp buna yönelik tedavi
başlanabilmektedir.
Bu nedenle doğru tanı konması önemlidir. Doğru
tanı koyabilmek için ayrıntılı fizik muayene,
ruhsal muayene yapılmalı, nörolojik, endokrin,
kalp ve solunum sistemi hastalıkları
araştırılmalıdır. Bedensel bir hastalığın ortaya
çıkması panik atak olmadığını göstermez. Bazı
bedensel hastalıklara panik ataklar da eşlik
ediyor olabilir. Bu durumda yine panik atakları
önlemeye yönelik tedavi başlanmalıdır.
Panik bozukluğunun en uygun tedavisi ilaç
kullanımının yanında bilişsel ve davranışçı terapi
tekniklerinin kullanılmasıdır. Gevşeme
egzersizlerinin de hastaya öğretilmesi faydalı
olabilir. Panik atakları sırasında ilaç
kullanımının pek faydası olmaz. Uygun doz ve uygun
süre ilaç kullanımı ile atakların tekrarlaması
önlenir. Yine diğer terapi yöntemlerinde amaç
atakların tekrarını önlemektir.
Panik atağını uyaran gıdalardan uzak durulması,
uyku ve yeme alışkanlıklarının düzenlenmesi
atakları önlemeye yardımcıdır.